ikinci gün kepez[1] götürülür
erkekler davul-zurna eşliğinde
bir oğlan çocuğunun başında kepez,
oğlan yağız bir at üstünde
başka bir koldan kadınlar görülür
damadın hediyeleri, öndekilerin başları üstünde
bir-kaç pullu-tülbentli sini[2] içinde
kalabalığın en önünde Kahküllü Hesne
onunla atbaşı[3] eli defli Yandan Helime,
ve birkaç kişi daha vardır
kalabalık kız evine dayanır
öndeki kadınlar koro halinde
“-Gıcılar gavak gıcılar
işte geldi kınacılar”.
diğer koldan geler erkekler ana girişi tutar
kız evinde bekleşenler
epeydir çömüdenler[4]
“hoş geldiniz, safalar getirdiniz” diye ayağa kalkar
gelenleri karşılarlar..
tokalaşıp kolundan tutulup ısrarla
baş köşeye yerleştirilir oğlan babası
yanıbaşlarında oğlan tarafının ekabir takımından olanlar
çelen[5] diplerine sıralanmış dinelenler[6]
çalıya yaslananlar, taşa oturanlar, çömelenler
sa(ğ)dıç tarafından sürüklenir iki dünür meydana
davul eşliğinde zeybek, köroğlu, sallama
dolanırlar, karşı karşıya gelirler ya da yan yana
kısa keserler, sonra iki kişi daha
Kara(ha)çanın Ali(ih)sanın köygöçtüsü[7],
takkasını yan geyip “Arap oyununda” yalellisi[8]
“kaleden kaleye şahin uçurdum,
ah ile vah ile ömür geçirdim”
Göpleğin Amad’ın Candarması, Zeybeği,
Dervişin Selattin’in “Gongilli”si
“ardıç arasında biten budaklar
hani gelin adadığın adaklar”
önce oğlan tarafına tutulur tepsi
tepsi içinde ciğara, lokum-bisküi
en büyük oğlan babasının bahşişini
dağıtılan cığaradan kulak arkası alır kimi
kimi iki Hasgül Püskeviti[9] arasında bir lokumla hanımbudu[10]
ardından Ala Mehmedin ceketle oyunu
ve Tokmacıklı Dudukoğlu’nun
takkasıyla güreşi
mubarek başından çıkan yağırlı takka değilde
izbandut biri,
iri-kıyım, atik ve zeki
yedi-düvele meydan okuyan
üstelik Dudukoğlunu hakir gören
bir başpehlivan
“-pesdah!” derler,
peşrev atarlar,
başta açılan meydan
hayretler içinde,
daraldıkça daralır
zaptedebilen zapdetsin pürdikkat kesilir çocuklar
Dudukoğlu, paça-kasnak,
derken takka çift dalar
ardına dolanıp, bastırır
belinden sımsıkı kavrayıp
takkanın soluğunu keser,
ama paçayı öyle bir kaptırır ki
adam pes etmez,
takka bırakmaz,
yoğun tezahüratlar eşliğinde
Dudukoğlu teşvik edilir edilmesine de
ne çare ses-soluk, mecali kalmaz ikisinin de
oyun içinde oyun, pehlivanlar tutulur
Dudukoğlu terler,
takkanın iflahı kesilir
ama sonunda Dudukoğlu,
ani bir manevrayla ters dalıp
kündeye getirir
takkaya “-pes” dedirtir
toz-toprak içinde ve yorgundur pehlivanlar
öylece yerde kala-kalır takka
diğeride yorgun ama onurlu
ve çılgınca alkışlanır
o ufak-tefek Dudukoğlu
sanki yedi düvele nam saldılar
Dudukoğlu kalktı, takkası yerde sereserpe
sol dizi üzerinde
sağ eli sağ dizine
sonra eli en yukarıya uzandı
ardından gözleri de
bir müddet öylece durdu
mağrurdu..
alkışlandı… alkışlandı
Tokmacıklı
Dudukoğlu
eğildi, takkasını kavrayıp,
tozunu aldı dizine çarpıp
başına tac etti, yendiği pehlivanı
sonra da, önceki yerini aldı
gözler başpehlivanda kaldı..
o aldırmadı..
[1] kepez: duvak, gelinbaşı, hotoz
[2] sini: büyük tepsi
[3] atbaşı: başa baş, eşit, aynı hizada, yan yana
[4] çömütmek: çömelerek belli bir noktayı uzun zaman gözlemek
[5] çelen: çalı pardı, çalı duvarla çevriklenen yer,
[6] dinelmek: dikilmek, ayakta durmak
[7] köy göçtü: uzunca bir ipin ucuna sıkılaştırarak sertleştirilmiş ve ağırlaştırılmış bez ya da çul ebe tarafından oyundakilere vurularak oynanan köy meydanı oyunu
[8] Arap Oyunu; adamlarca çömelip, zıplayarak ilerlenen, bu arada ritme uyarak bir sağa bir sola ellerin uzatıldığı, şapkaların ters giyilerek oynanan bir oyun
[9] bisküi
[10] hanımbudu: iki bisküi arasında lokum /kösme