Berzah Halkından Olmak
Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. (Mü'minûn Suresi 99-101)
İslam dininde ise “ölümle başlayıp yeniden diriltilmeye (el-ba‘su bade’l mevt) kadar sürecek olan ara dönem, dünya ile âhiret arasında, kabirdeki hayatı da kapsayan âlem manasında kullanılır.
Ölüm, insanın berzah alemine geçişidir
Berzah âlemine bir yönüyle kabir âlemi denilebilirse de aralarında şöyle bir fark vardır: Kabir, cesedin gömüldüğü yer iken, berzah ruhun gönderildiği mekân, intikal ettiği âlemdir.
Bizler, berzaha göçmüş insanları kendi âlemlerinde ziyaret edemediğimizden buna alamet olmak üzere kabirlerini ziyaret etmekteyiz. Bununla birlikte o ruhların belli zamanlarda (Cuma, Arefe günleri gibi) kabirleriyle ilgileri ve ziyaretçilerini bizzat görmeleri de söz konusudur. Berzah alemindeki ruhun, cesedin (kemiklerin) bulunduğu kabir ile bir çeşit bağlantısı vardır.
Bir gün Efendimiz’in önünden bir cenâze geçmişti. Efendimiz, etrafındaki ashâbına -cenâzeyi kastederek-:
“–Rahata ermiş ya da kendisinden kurtulunmuş!” buyurdular. Bunu anlamayan bazı kimseler:
“–Ey Allâh’ın Elçisi, «rahata ermiş ya da kendisinden kurtulunmuş» ifâdesinden kastınız nedir?” diye sordular. Allah Resûlü
“–Mü’min bir kul, (vefâtıyla) dünyanın meşakkatinden ve sıkıntılarından (kurtulup) Allâh’ın rahmetine kavuşarak rahatlar. Fâcir (yani günahkâr ve fitneci) bir kul(un ölümü sebebiyle de) insanlar, beldeler, bitkiler ve hayvanlar (onun şerrinden kurtularak) rahata ererler.” buyurdu. (Buhârî, Rikāk, 42)