İzmir Dağları...
Şimdi İzmir’in üstünde duruluyor zaman,
Körfezin aynasında kırılan yabancı bir ışık.
İzmir Dağları’nın yamacında esen rüzgar,
Tanımadığım bir hikayeyi fısıldıyor kulaklarıma.
Yorulmuşum kendimi anlatmaktan,
Hep aynı kapıyı çalan mısralardan,
Zeytin gölgesinden, tanıdık her sesten.
Bir boşluk istiyorum şimdi,
Kordon boyunda denize dökülen tüm o eski kelimeler gibi,
Sessizce kaybolup gitmek...
İsimsiz, cisimsiz, sadece bir esinti.
Dağın zirvesinde çiğdemler açarken,
Ben o nadasın en derin, en ıssız yerindeyim.
Yeni bir dil gerek bana,
Henüz hiç kimsenin kurmadığı o cümleyi bulmak için.
İzmir dağlarından bir yel savrulur,
Kadehler buz tutmuş narla durulur.
Eski her ne varsa yanar kavrulur,
İçilen buz gibi taze bir gurbettir.
İmbatla karışır o keskin koku,
Yüreğin pasını silecek doku.
Dilersen bu gece sessizlik oku,
Ruhu baştan kuran bin bir hikmettir.
Kordon’da akşamın rengi değişir,
Zihin kendiyle gurbette tanışır.
Söz biter, hakikat göze ilişir,
Zamana sığmayan bir tek sükunettir.
Mühürler söküldü, kapandı defter,
Gayri ne bir müjde ne haber bekler.
Gülay her heceyi rüzgara ekler,
Gönlü hür bırakan büyük devlettir...
Gülay Karagöz
Berlin
(
İzmir Dağları... başlıklı yazı
gulay--karagoz tarafından
27.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.