Yankısız Boşluğun Eşiğinde
Gök kubbenin altındaki o sessiz devinimde,
Adımlarımız sadece toprağa değil,
Kendi içimizdeki uçurumlara basıyor.
Bir ağacın kök salma telaşı kadar gerçek,
Bir bulutun dağılma ihtimali kadar uçucuyuz aslında.
Soruyor insan kendine:
"Nereden başlar bu beyaz ışığın yolculuğu?"
Belki de cevabı, dokuz kez çarpılan kalbin ritminde saklıdır,
Veya bir dağın tepesinde parlayan o saf beyaz nurun içinde...
Bizler, görünenle görünmeyenin arasındaki o ince çizgide,
Hem mülteciyiz hem de ev sahibi.
Zaman;
Bazen akıp giden bir nehir, bazen donmuş bir mermer parçası.
Geçmişin tozlu sandıklarından çıkan kelimeler,
Geleceğin henüz yazılmamış destanlarına köprü kurar.
Her nefes, bir öncekinin mirasıdır,
Her selam, ruhun bir başka ruhla kadim bir sözleşmesi.
Varlık dediğin ne ki?
Bir rüyanın içinde uyanık kalma çabası mı,
Yoksa koca bir evrenin tek bir zerreye sığışma mucizesi mi?
Kumpir kokulu hatıralar ile gökyüzünün sonsuzluğu arasında,
Bir kuşun kanadında taşınan o ilahi hikmet,
Bize "bir" olmanın, "biz" olmanın şarkısını fısıldar.
Eğilip bakınca suyun aynasına,
Gördüğün sadece tenin değil,
Bin yıllık bir göçün, bir bekleyişin, bir duanın yansımasıdır.
Işığın farklı tonları olsa da;
Kimisi kirli, kimisi parlak,
Hakikat daima o en saf beyazın içinde gizlenir.
Ve biz, bu uçsuz bucaksız sahnede,
Kelimeleri inci gibi dizenler,
Aslında sadece kendimizi okuyoruz kainatın kitabında.
Çünkü her son bir başlangıçtır,
Ve her şiir, sonsuzluğa bırakılmış bir vasiyettir.
Zerrin Özen
Marsilya
(
Yankısız Boşluğun Eşiğinde başlıklı yazı
zerrin--ozen tarafından
27.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.