Eklenme Tarihi : 21.04.2017
Okunma Sayısı : 287
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri

Hayal Deryasına Ben Bazı Bazı Dalmasam Bir Türlü Dalsam Bir Türlü...
Hayal  Deryasına  Ben  Bazı  Bazı  Dalmasam  Bir  Türlü  Dalsam  Bir  Türlü...
HAYAL  DERYASINA  BEN  BAZI  BAZI/  DALMASAM  BİR  TÜRLÜ  DALSAM  BİR  TÜRLÜ...

BİR  KISMI TAMAMEN  GERÇEK BİR  ÖYKÜDÜR.  


Sözleri  Necdet  Atılgan'a,  bestesi  Selahattin  Pınar'a  ait  güzel  bir  Hüseyni  şarkıdır  '' Hayâl deryâsına ben bâzı bâzı. Dalmasam bir türlü dalsam bir türlü. Derdime âşina olan bu sâzı. Çalmasam bir türlü çalsam bir türlü'2
***************
Adem  Beyle  birlikte  merdinevlerin  başında  karşılıklı  dikilip  sıra  halinde  içeri  giren  öğrencilerde  saç, sakal,  bıyık  ve  etek  boyu  kontrolü yapıyorduk.  Özellikle  de  uzun  saçlı,  kravatsız  erkek  öğrencilere  ve  eteği  diz  üstünde  olan  kız öğrencilere  asla  müsamaha  etmemiz  mümkün  değildi.  Nitekim  benim  elimde  bir  makas,  bir  bayan  öğretmen  olan  Funda  Hanımın  elinde  de  uzunca  bir  tahta  cetvel  vardı.  Uzun  saçlı  erkekler  ya  gerisin  geri  dönecek  ve tıraş  olup  geleceklerdi  ya  da  saçlarının  makasla  kırkılmasına  razı  olup  içeri  gireceklerdi.  Kızlar  ise  ya  bacaklarına  cetveli  yiyecekler,  ya  evlerine  gidip    dizlerinin  altına  kadar  uzanan  eteklerini  giyecekler  veyahut  okul  kapısına gelinceye  kadar  kıvırıp  diz  üstü  yaptıkları  eteklerini  tekrar  aşağı indireceklerdi.  

Bu  arada  tabii  ki  başı  kapalı  olarak  okula  gelip  derslere  katılmak  isteyen bir  iki  kızı  da  ya  gerisin  geri  evlerine  yolluyor  ya  da  kafalarını  açtırıyor,  direnenin  kafasından  örtüyü  çekip  alıyorduk. 

Oysa   yeni  anayasamız  yürürlüğe  gireli  henüz  iki  sene  olmuştu  ve  o  anayasanın  17.  Maddesi  ''Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz''  Diyorken  42.  Maddesi  ''Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.''  Demekteydi.

Öte  taraftan tüzük,  yönetmelik  ve  okul  kurallarında ''  Uzun  saçlı  öğrencinin  saçları  makasla  koyun  misali  kırkılır.  Eteği  diz  üstünde olan  kızların  bacaklarına  cetvelle  vurulur. Baş  örtülü olarak  okula  gelen  kız  öğrencinin  başından  örtü  çekip  alınır ''  Diye yazılı  bir  kural   ya  da  kanun  da yoktu  ama  bu  konuda  tüm  öğretmenler  arasında  bir  milli  mutabakat  mevcuttu.

Neyse  efendim.  Kimini geri  gönderdik,  kimini  kırktık,  kimini  haşladık   ve  öğretmenler  zilinin  çalmasıyla birlikte   sınıfıma  girdim.  Önce  hızlı  bir  şekilde  yoklamayı  yapıp  derse  başladım.

-Evet  çocuklaaar..  Konumuz:  Toplumsal  alanda  yapılan  inkılaplardı  değil  mi?  Peki  kim  anlatacak  konuyu?  

Tabii  ki  Dilara  anlatacak...Hani  şu  sınavlarda  100  üzerinden  99  aldığında  ''  Bir  puanımı  niçin  kırdınız  hocam  hüüüüüü''  Diye  zırlayıp    hem  öğretmen  camiasının  hem  de  sınıf  arkadaşlarının  sinirlerini  zıplatan,  bilgisayarın ve  internetin  henüz  hayatımıza  girmediği  dönemlerde  Google  yerine  vazife  gören  şirin,  gözlüklü,  az  tombulca  kız. 

-Peki  Dilara.  Başla  bakalım.

Dilara  dersi  anlatmaya  başladı.  Beş  dakika  geçmişti  derse  başlayalı  ki  kapı  çalındı  ve  ben  daha ''  Giiir''  Demeden  Hasan içeri  girdi  ve   yine  ben  ''  Otur  yerine''  Demeden  gidip  sırasına oturdu.

Tepemin  tası  atmıştı.  Ulan  herife  bak.  Beş  dakika  geç  kalmış,  gidip geç kağıdı  almadan  ve  dahi  ben  ''  Otur''  Demeden  gidip  yerine  oturuyor.  Üstelik  bir  de  kafayı  koydu  masaya  uyuyor.

- Hasannnn. Sana  oturabilirsin  dedim  mi  ben?

Hasan  kafasını  kaldırdı.  Dilara  devem  ediyor  anlatmaya.

-Evet..Toplumsal  alanda  yapılan  inkılaplardan  biri  de  kılık  kıyafetle  ilgili  olarak  yapılan  yeniliklerdir.  Atatürk  bu  konuda....

-Dilara  kes  kızım.  Şu  anda  daha  önemli  bir  sorunumuz  var.

Dilara  sessizce  yerine  otururken Ben  Hasan'a  seslendim.  

-Hem  geç  kağıdı  da  getirmedin.  Geç  kağıdın  nerede  bakayım?

Hasan  hiç  oralı  değildi.  Resmen  sallamıyordu  beni.  Tepemin  tası  iyice  atmıştı.

-Derhal  sınıftan  çık.  Git  geç  kağıdı  al.  Sonra  kapıyı  güzelce  çal ve  ben  ''  Oturabilirsin''  Dedikten  sonra  geç  otur  yerine.

Hasan Yine  sallamıyordu  beni.  Ders  resmen  durmuş,  herkes  Hasanla  benim  münakaşama,  daha  doğrusu  benim  kendi  kendime  tepinmeme  bakıyordu.

-Hasannn.  Sana  diyorum.  Derhal  sınıfan  dışarı  çık.

Hasan  zehir  gibi  bir  bakışla  suratıma  baktıktan  sonra  

-Neden?  Neden  dışarı  çıkayım?  Burası  benim  sınıfım.  Sıkılıyorsan  sen  çık.

Vaaayyyy.  Resmen  bana  posta  koyuyordu.  Eh  okkalı  bir  tokadı  hakketmişti.  Ama  ona  son  bir  şansa  daha  vermeliydim.

-Hasan  bak.  Sana  efendi  efendi  söylüyorum.  Git  geç  kağıdı  getir.  Yoksa  fena  olacak.

Efendim  o  geç  kağıdını  niçin  ille  de  aldırırdık  bu  gün  halen  düşünürüm.  Zira  geç  kalan  öğrencinin  numarasının  yanına  bir  G  harfi  koyarak   derse  geç  kaldığını  balirtirdik  zaten.  Öğrencinin  dışarı  çıkartılması,  tekrar  sınıfa  gelmesi,  bu  sırada  dersten  bir  sürü  dakikanın uçup  gitemesine  ne  gerek  vardı?  

Ne  gerek  vardıysa  vardı.  Madem  kurallar  öyle  diyordu,  o  geç  kağıdı  gelecekti.  Lakin  Hasan'ın  hiç  de geç  kağıdı  getirme  gibi  bir  niyeti  yoktu.

-Çıkmıyorum  dışarı. N'aapacaksın?  Dövecek  misin?

Evet..Dövecektim.  Hakketmişti  dayağı.  Beş  parmağımı  birden  açarak  tokadı  savurmamla  birlikte  Hasan  ani  bir  hareketle  ayağa  kalkıp  iki  bileğimden  birden  tutup  hızla   geriye  doğru  itti  beni.

Boş  bulunmuştum.  Hoş,  boş  bulunmasam  da  öyle  bir  sarsma  karşısında  ayakta  duramazdım  ya  neyse...Ben  iki  seksen  sınıfın  döşemesine  yapıştım.

Sınıf  adeta  donmuş  kalmıştı.  Ben  nefesi  kesilmiş  bir  şekilde  boylu  boyunca   uzanırken  bir  kaç öğrenci  başıma   üşüştü.  
**********************************
Medine  adlı  kız  öğrencim  ''  Hocamıza  bir  şey  oldu  galiba.  Nefes  almıyor''  Diye ağlamaya  başladı.  Oysa  nefes  alıp  veriyordum  ve  etrafımda  neler  olup  bittiğinin  farkındaydım.  Ancak  sanki  ruhum  bedenimden  uçmuş  gibi  hareket  edemiyordum.

Benden  tepki  gelmeyince  Medine ağıtla karışık dövünmeye  başladı.  Hemen  beynime  not  ettim:  

Disiplin  ve  Ödül  Yönetmeliği  kınamayı  gerektirecek  suçlar  madde  11- Dersin ve  ders  dışı  faaliyetlerin  akışını  bozmak...

Kendime  gelir  gelmez   Medine'yi  Disiplin  kuruluna  sevk  edecektim.  Tarih  dersinde  şarkı  söylemek  de  ne  demekti?  

Medine  böyle  yanık  yanık  ağıt  yakarken  Hicran  adlı  kız  öğrencim  heyecenla  bağırdı.

-Of  yaaa.  Dizi  kanıyor.  Kanı  durduralım  arkadaşlar.

Turgut,  Hüseyin'e  sordu?

-Lan  sigara  var  mı yanında?  Yaranın  üzerine  tütün  basalım.

Turgut  cecap  verdi:

-Valla  yok  kanka...

Turgut'u  derhal  kara kaplı deftere  kaydettim:

Disiplin  yönetmeliği-  Kınamayı  gerektiren  davranışlar  Madde  7-  Yalan  söylemek...

Evet..Turgut  yalan  söylüyordu.  Çorabına  sakladığı  bir  paket  sigarayı  ben  görüyordum  yattığım  yerden.

Mustafa,  cebinden  bir  paket  Bafra  sigarası  çıkarıp  sigaranın  tütünlerini  avucuna  doldurdu. O  anda  beynim  hemen  bunu da  kaydetti.

Mustafa...Kendime  gelir gelmez  disiplin  kuruluna  sevk  edeceğim...

Disiplin  Yönetmeliği  kınamayı  gerektiren  davranışlar  Madde  4- Tütün  ve  tütün  mamülleri  bulundurmak  ve  içmek.

Mustafa'nın  tütün  içtiğini  görmesem  de tütün  mamülü  kullanma suçu şu  anda  kanayan  dizime  tütün  basmasıyla  sübuta  ermiş  olup  o  da  disipline  gidecekti  kesinlikle.

Yaramın  üstüne  tütün  basılarak  kanama  durdurulmaya  çalışılıyordu  ama  kanın  tamamen  durması  için  bir  bezle  sarılması  gerekiyordu.  Lütfiye  hemen  formasını  çıkarttı  ve  yırtarak  bez  haline  getirdiği  anda  onu  da  kayda  aldım:

 Disiplin Yönetmeliği--Okuladan  kısa  süreliğine  uzaklaştırma  cezasını  gerektiren  davranışlar Madde 7 -

Okul  araç  gerecini   kullanım  amacı  dışında  bir  amaçla  kullanmak...

Tüm  bunlar  olurken  Medine'nin  feryat  figan  ağlaması,  sevgilisi  Metin'in  fena  halde  bozulmasına  sebep  oldu.  Asıl  sebep  Medine  olduğu  halde  beni bahane  ederek  Hasan'ın  üzerine  yürüdü.

-Ulan  ayı.  Sen  Sami  Hoca'yı  nasıl  itip  düşürürsün?

''  Ulan  ayı  mı?  Yaktım  seni  Metin...

'' Disiplin  yönetmeliği-  Okuldan  kısa  sürekli  uzaklaştırmayı  gerektiren  davranışlar  Madde 1-  Kişilere,  arkadaşlarına, söz  ve  davranışlarıyla  hakaret  etmek...

Metin'in  hızla  üzerine geldiğini  gören  Hasan, hemen    öğretmen  masasına  yöneldi  ve  az  önce  bazı  öğrencilerin  saçlarını  kırktıktan  sonra  masamın  gözüne  koymuş  olduğum  makası  eline  aldı.  İşte  o  anda  da  tam  anlamıyla  hapı  yuttu.  Çünkü  bu  saatten  sonra  işlediği  suç  Okuldan  tasdikname  ile  uzaklaştırma  cezası  kapsamına giriyordu.

Disiplin  yönetmeliği-  Okuldan  Tasdikname  ile  uzaklaştırma  cezasını  gerektiren  davranışlar  Maddde  3-  Hırsızlık yapmak...  

Hasan,  elindeki  makası salladı  Metin'e.  Metin  çevik  bir  hamle  ile  bu  darbeden  kurtulduğu  anda  Salih  Hasan'ın  elindeki  makası  ondan  alarak  öfkeyle  ileri  fırlattı.  Makas,  o  hızla  uçtu  Rukiye'nin  baldırına  saplandı.  Rukiye,  baldırına  saplanan  makası  bir  hamlede  çekip  çıkarırken  gördüğüm  manzara  tam  bir  felaketti.  O  baldırda  Türkiye'nin  yeraltı  kaynaklarından  Ohm  kanununa  kadar  olmayan  yoktu.  Hemen   Rukiye'yi  de  disipline  gidecekler  arasına  ekledim.

Disiplin  yönetmeliği -- Kınamayı  gerektiren  davranışlar  Madde- 12--Kopya  çekmek, çekilmesine  yardımcı  olmak.

Metin  ve  Hasan  birbirlerinin  gırtlaklarına  sarılmışken  Süheyla  o  güzel  sesiyle  bir  türküye  başladı:

''  Hepimiz  kardeşiz  bu  öfke  ne  diye..Dağlar  oyy  oyyy  oyyy.'' 

Süheyla türkü  söylerken  Hasan'ın  sevgilisi Sultan,  Metin'in  sevgilisi  Medine'nin  üzerine  yürüdü .  Medine'nin  üzerine  yüründüğünü  gören  ve  üç  senedir  aynı  sınıfta  okuyan  abisi  Mekke, (  Çocuğun  adı  öyle  ben  naapıyım)    hışımla  Medine  ve  Sultan'ın  arasına  girdi. 

Ortalık  ana  baba gününe  dönmüş  olsa  da  ben  hiç  bir  hareketi  gözden  kaçırmıyor,  kimleri  disiplin  kuruluna  sevk  edeceğimi  tek  tek  hafızama  kazıyordum.

Son  olarak  Kadir  bağırdı:  ''  Arkadaşlar  !  Bir ambulans  çağıralım.  Yoksa  Sami  Hoca  gitti  gider.''  

Kadir'i  de  hemen  disipline  gidecekler  arasına  ekledim. Disiplin  yönetmeliğinde  mutlaka  bir  madde  bulunurdu  ki  yanlış  hatırlamıyorsam  arkadaşlarını  eyleme  teşvik  etmek  de  örgün  eğitim  dışına  çıkarılma  cezası  ile  cezalandırılacak  davranışlardan  biriydi.

Bu  arada  yavaş  yavaş kendime  gelsem  de  hâla  kıpırdayamıyordum.  Okulda  tek  telefon  Müdürün  odasında  olduğundan  ve  Kadir  mecburen  sınıfta  olanları  okul  müdürüne  anlatmak  zorunda  kaldığından   Kadir'in  sınıftan  ayrılmasından  yaklaşık  beş  dakika  sonra  okulun  bahçesinde  anbulansın  siren  sesini  duydum.  Az  sonra  da  okul  müdürü,  sağlık  görevlilieriyle  birlikte  sınıftaydı.

Dehşetler  içinde  kaldım  tabii  ki.  Okul  müdür  bile  ha?

Olsun.  Babam  gelse  gözünün  yaşına  bakamazdım.  

Okuldan  Tasdikname ile  uzaklaştırma  cezasını  gerektiren  davranışlar  Madde- 4  Okulla  ilişkisi  olmayan  kişileri okulda  ya  da  okula  ait  yerlerde  barındırmak.  

Ambulansın  sağlık  personeli  okulla  ilişkisi  olmayan  kişiler  olduğuna  göre?  En  kısa zamanda  okul  müdürünü  de  disiplin kuruluna  verip  tasdikname  ile  okuldan  uzaklaştırılmasını  sağlamalıydım.  Efendim  neymiş?  Disiplin  Kurulunun  başkanı    okul  müdürüymüş  zaten.  Hiç  farketmez.  

Yavaş yavaş  kendime  gelmeye  başladım  ve  hafifçe  doğruldum.  Benim    hareket  ettiğimi  gören  Dilara  yanıma  yaklaştı. Ellerimi  tuttu.  Bardak  dibi gibi camları  olan  gözlüğünün  arkasında  sakladığı  minicik  ama  çok  sevimli,  o  her  zaman  gülücükler  dağıtan  gözlerini  yüzüme  dikerek  sordu?

- Hocam !  Dersi anlatmaya  devam  edeyim  mi?

Beynimi  o  kadar  zorladım,  onu  disipline  yollayacak  bir  madde  bulamadım.  

*************
- Niçin  ağlıyorsun  Medine?
-Hocam  siz...Sizi  bu  halde  göreceğime  şu  gözlerim  kör  olsaydı  keşke.
-Allah  korusun  kızım.  O  nasıl  laf  öyle.

-Hasan !  Sen  niçin  ağlıyorsun  peki?
-Hocam !  Ben  hayvanın  tekiyim.  Ben  insan  değilim  Hocam.  Affet  beni ne olur.
-Asıl  sen  beni  affet  evlat.  Sana o  eli  kaldırmamalıydım. 

EVET...BU  KADAR....

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Hayal Deryasına Ben Bazı Bazı Dalmasam Bir Türlü Dalsam Bir Türlü... başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 21.04.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. Sakaryada Firma Rehberi, Sakaryada Haberler Düşük Hapı İlacı Düşük Hapı İlacı