Benim Çılgın İmamlarım - Bir Garip Öldü Diyeler Kahkaha İle Güleler. --
Benim  Çılgın  İmamlarım - Bir  Garip  Öldü  Diyeler  Kahkaha  İle  Güleler.  --
BENİM  ÇILGIN  İMAMLARIM - BİR  GARİP  ÖLDÜ  DİYELER  KAHKAHA  İLE  GÜLELER.  --1.  ÖLÜM --(  PARDON  BİRİNCİ  BÖLÜM ) 

Eyvah  eyvah.  Bizim  mahallenin  camisinden  sela  sesi  geliyor.  Ulan yine  mi  darbe?  

Daha  önceki  bir  yazımda  da  belirttiğim  gibi  bizim mahallede  sadece  Cuma  namazı  vaktinden  bir  saat  önce  sela  okunur.  Bunun  dışında  neredeyse  hiç  bir  camimizden  sela  verildiği  duyulmuş  bir  olay  değildir.  Çünkü  bizim  mahalle  genelde  sosyete  mahallesi  olup  bu  mahallede  ölen  sosyeteye  mensup  abilerim  ablalarımın  cenazeleri Üsküdar  Şakirin  Camiinden  kaldırıldığından, sosyeteye  mensup  olmayanların  alayı da  İstanbullu  olmadıkları  için  cenazeleri  kendi memleketlerine  taşınıp  namazları  orada  kıldırıldığından  ölen  arkasından  sela  okunmaz  bu  mahallede.Eeee  o halde?  O  halde  yine  darbe  oldu.  Lakin  hiç  öyle  araba  konvoyu  yapan  yapan  yok,  eline  bayrak  alıp  sokağa  çıkan  yok,  kurusıkı  tabancasını ya  da  pompalı  tüfeğini  havaya  doğrultup  saydıran yok.  Yani  darbe  de  yok. Eeeee  ne  o  zaman?

Sela'ya  kulak  kabarttım  iyice.  Müeezzin  efendi  ''  Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin! Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!'' Deyip  selayı  tamamladı  ve  arkasından  ''  Mahalle  sakinlerinden  ....  Hoca  terk-i  alem-i  a'yal  eyleyerek  dar-ü  fenadan  dar-ü  bekaya  avdet  eylemiş  olup  cenazesi  ikindi  namazını  müteakip  camimizden  kaldırılacaktır.  Allah  rızası  için  gelin  de  şu  herifi  nereye  defnedeceğimize  karar  verelim''  Diye  duyurusunu  yaptı.

Allah Allah.  Kimdi  ki  bu  hoca?  Adını  tam  duyamadım.  Hoş  mahalleliyi  de  fazla  tanımam  ya  neyse.  Madem  ki  hocaymış,  cenaze  namazına  katılmak  lazım.  

Of  be  hocam.  Ölmek  için  bula  bula  bu  en  sıcak  günleri  mi  buldun  a  mübarek?  Şimdi  işin yoksa  o  yokuşu  tırman  şu  koskoca  göbekle.  Yok  hani  belde  fıtık olmasa  göbek  pek  sorun  olmayacak  da   fıtık  olayı  da  işin  tuzu  biberi.  

İkindi  namazı  vakti  o  yokuşu  tırmanmaya  başladım  ama  hayrettir  ki  ne  sıcak  etkiledi  ne  de  fıtık  ağrılarım. Tüy  gibi  hafifim  adeta.  İlginç...  Rahmetli  demek  ki  çok  çok  mübarek  bir  zat. Baksanıza  onun  himmetiyle  Yüce  Rabbim  bende  en  küçük  bir  sıkıntı  bırakmadı.  Kuş  gibiyim adeta.

Neyse..Caminin  bahçe  kapısından  girdim.

Eeeee  normal  tabii  ki.  Bizim  mahallenin  camisinde  musalla  taşı  filan  olmadığından  rahmetlinın  tabutunu  yakındaki  okuldan  rica  minnet  alınan  bir okul masasının  üzerine koymuşlar. Masanın  üzerinde de  ''  Beni  benden  alırsan  seni  sana  bırakmam''  Yazıyor  her  ne  demekse  artık.

İyi de...Aman  Allahım...Benim gerek  Manavgat,  gerek  Sandıklı  İmam-Hatip Lisesinden  mezun  ettiğim  imam  öğrencilerimin   neredeyse  tümü  camide.  Hem  de  üzerlerinde  cübbeleri,  başlarında  fesleriyle...  Aha  şu  Yusuf  Yıldırım,  şu  Erol  Ersoy,  şu  Hüseyin  Sin.  Onu imam  fesininin  üzerine   sargı  diye  doladığı  Beşiktaş  atkısından  tanıdım.  

Vay  beee.  O  aslan gibi  Halil'im  (  Halil  Bağ)   saçı  dökmüş  bu  yaşta.  Ooooo  Okulumuzun  gür  sesli  amigosu  Mehmet  Özgürler  de  burada. Kerata  iri  bir  çocuktu  şimdi  daha  da  irileşmiş  maşallah. Oh  oh  maşallah.  Kadir  Çakır  burada,  İlyas  Çağlayan  burada. Aman  Allahım kimi  görüyorum?  benden  önceki  dönem mezunlarından  Nevzat  Necati Aslan  hocam  mı  o?  Eeee  benim  öğrenciler  buradaysa   ben  bu  rahmetliyi  mutlaka  tanıyor  olmalıyım. Kim  acaba? 

Heyecanla   imam  öğrencilerime  doğru  yürüyorum  ama hiç birisinin  beni  gördüğü yok. Zaten  dışarıda  cenaze  olduğundan  ve  dahi  bu  sıcakta  kokmasın  diye  olsa  gerek  hemen  namaza  geçildi.

İlk  dört  rekat  sünneti  kıldıktan  sonra  merakla  bakıyorum  mihraba  hangisi  geçecek  diye.

Mehmet  o  gür  sesiyle  Hüseyin'e  seslendi.

-Hüseyin    gamet  getir  gari.

Hüseyin  itiraz  etti.

-Neden gamet  getirecek mişin?  Ben  imam  olcen.  Müeezzinliği  Yusuf  yapversin.

Yusuf,  itiraz  etmeden  müeezzin  mahfiline  doğru  giderken İlyas  atıldı  hemen.

-Hele  dur  bagen  bizimoğlan. Gıyneşme.  Müeezzinliği  ben  yapcen.


Onlar  ''Sen  yapcen,  ben  yapcen'''  derken Kadir  başladı bile  ''Allahuekber,  Allahuekber   

Bu  arada Mehmet'in  iriliğinden  faydalanan  Erol  mihraba  doğru Usian  Bolt  misali   bir  depar  attı.  Atmasına  attı  ama  okulun  bilek  güreşi  yarışması  ikincisi olan Halil, onu  ensesinden  tuttuğu  gibi geriye fırlattı.   (  Bakmayın  öyle  zayıf  nahif  görüntüsüne .  Okulda  tertiplenen  bir  bilek  güreşi  yarışmasında ikinci  olmuştu Halil. Birinci  olan  Yusuf  Sert  ise  imam  değil  Fizik  alanında  Doçent  şu  anda.) 

Allah  Allahhh.  Nevzat  Hoca  bunlara  niçin  ''  Gıpraşman  len.  Burada  abiniz  var''  Demiyor  ki?  Mutlaka  vardır  bir  hikmeti.

Bu  rada  ben  yırtınıyorum ''  Çocuklar  yapmayın.  Bak  koca  adam  oldunuz.  Yakışıyor  mu  öğrenciler  gibi  itişip  kakışmak?''  Diyorum  ama  sesimi  onlar  değil  ben  bile  duymuyorum. Allah  Allah.  Hayret  bir  şey.  O  kadar  bağırıyorum  ama  sesim  çıkmıyor. 

Halil    hızla  dönüp  mihraba  geçti  ve  ellerini  kaldırdı. Tam  Allahuekber  diyeceği  anda  Mehmet  de  mihraba  yetişti  ve  bir  kalça  darbesiyle  Halil'i  berteraf  etti.

İşte  o  anda  arka  saflardan  bir  ses  yükseldi.

-Hocalar  !  Başlatın  artık  şu  namazı. Bu  sıcakta  daha  bir  de  cenaze  namazı  kılacağız. Hem  Şenay'ı  da  kafede  bıraktık.  Kızcağız  sap  gibi  tek  başına  bekleyip  durmasın.

Geri  dönüp  bu  sesin  sahibine  baktığımda  kimi  görsem  iyi?    Bizim  Mümin  Ağır  bu  seslenen.  Allah  Allah  o  da mı  tanıyor  rahmetliyi  ki  taa  bizim  mahalleye  kadar  gelmiş?

Halil  yerden  doğrulurken  mihraptaki  Mehmet  cevap  verdi:

-Patlama  bey  amca.  Aha  da  başladeyon.  Haydi  Allahu  ekber.

Çok  şükür kazasız  belasız  namaza  başladık  da  kafam   cemaatte. Öğrencilerim,  arkadaşım  Mümin,  hatta  Şenay ?  Hakket  Şenay  dediği  bizim  Şenay  Özçalışkan  mı  acaba?  Yani  neticede  başka  kaç  tane  Şenay  var  ki.  Odur  mutlaka...Neyse.  Namazdan  sonra  öğrenirim  nasılsa.

-Esselamu  aleyküm  ve  rahmetullah,  esselamu  aleykum  ve  rahmetullah.

Mehmet  namazı  bitirdi.  Hemen  bahçeye  cenaze  namazına  geçiyoruz. 

Hay  Allahım  ya.  Ölen  kim  acaba?  Gerek  Mümin,  gerek  öğrencilerim  o  kadar  el  kol  işaretime rağmen  beni niçin  görmüyorlar?  

Merak  ediyorsanız  arkası  yarın.  Asıl  curcuna  da  yarın  zaten.

RESİMLER

1-  Ben-  Şenay  Özçalışkan- Mümin  Ağır
2-  Nevzat  Necati  Aslan
3- Halil Bağ
4-  Kadir  Çakır  ve  Erol  Ersoy
5-İlyas  çağlayan
6-Mehmet  Özgürler
7-Yusuf  Sert  ve  ailesi
8- Yusuf  Yıldırım
9- Hüseyin  Sin.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Benim Çılgın İmamlarım - Bir Garip Öldü Diyeler Kahkaha İle Güleler. -- başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 01.07.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.