Hayat, ne tuhaf bir
kavramdır öyle değil mi? Kimi vakit bir damla su gibi usulca avuçlarımızdan
kayıp giden, kimi vakit göz kapaklarının ardında eriyip giden bir düş gibi…
Oysa ne denli kısa ne denli narin ne denli eşsiz bir hazine. Hele ki bu hayatta
Arinna varsa; onun varlığı, her sabahı bir mucizeye çevirir, her soluğu bir
nimet kılar. Onun adıyla başlayan her gün, bir mucizeye uyanmak gibi gelir insana.
Ne yazık ki insan, çoğu
zaman bu güzelliği, bu narinliği fark edemez. Hayatın inceliğini, anların
kutsallığını, kalplerin cam gibi kırılgan oluşunu unutur. İncitir sevdiklerini,
anlamak yerine susar, bakışlardaki gizli baharları görmezden gelir. Oysa her
şey, bir tek içten dokunuşla, bir tek yürekten tebessümle başka bir renge
bürünür. Arinna, işte bunu öğretti bana; sessizce, yalnızca varlığıyla.
Sabahın ilk ışıkları
ufukta yayılırken, gökyüzünün maviliği sanki onun gözlerinde filizlenen umudun
yansımasıdır. Deniz kıyısına oturduğumda, dalgaların kıyıya vuruşu onun
kalbinin ritmini fısıldar kulağıma. Rüzgâr yüzümü okşadıkça dudaklarım adını
tekrarlar, Arinna… Onunla birlikte dünya bir ezgiye, her an bir mısraya
dönüşür.
İnsan, kendisine uzatılan
eli asla boş bırakmamalı. Tutmalı onu sıkıca, yalnızca parmak uçlarıyla değil,
bütün yüreğiyle. Benim tek dileğim budur. Ona dokunduğum her anda sevgimin
bütün ırmaklarını avuçlarına akıtmak, omzuna yaslandığımda acılarımın küllerini
rüzgâra bırakmak, gözlerine baktığımda zamanın zincirlerini kırmak. Çünkü
onunla her temas bir ayin, her bakış bir ebediyet olur.
Her kalp bir okyanustur,
Arinna’m. Kimi zaman sakin, derin bir huzurla dolar; kimi zaman fırtınalarla
köpürür, kıyıları döver. Ama hangi okyanusun en dibinde bir inci saklı değildir
ki? İşte benim kalbimin karanlık derinliklerinde de o inci parlar. Adı Arinna. gecelerimin
zifiri karanlığında bir yıldız gibi ışır.
Ve ben, yüreğimin en kuytu
köşelerinden kopup gelen bu sevginin sesiyle sesleniyorum ona; gel artık,
Arinna’m… Gel, sevdamın gülü solmadan, düşlerimin dalları kuruyup kırılmadan.
Gel ki bu kısa ömür yolculuğunda sonsuzluğu tadabilelim. Çünkü hayat, ancak
onunla mana bulur; onunla bakılan her ufuk, onunla dinlenen her nağme, onunla
yaşanan her nefes ölümsüzleşir.
Unutma, hayat dediğimiz bu
kırılgan yolculuk, sevgisiz bir boşluk, aşksız uçsuz bucaksız bir çöldür. Ama Arinna…
O, çölün ortasında açan tek bir gül, kavrulmuş dudaklara değen bir damla serinlik,
susuz toprağa inen rahmet yağmuru gibidir. Onunla atılan her adım, yeniden doğuşun
müjdesidir.
Öyleyse bırakma ellerimi.
Bırakma ki sen de bulduğum hayatı, sen de bulduğum yaşamı kaybetmeyeyim. Çünkü
biliyorum ki bu dünyada her şey bir gün solar, her şey bir gün tükenir; ama ona
duyduğum sevgi, zamanın ötesinde sonsuza dek yanmaya devam edecektir.
Gel, Arinna’m… Ömrümün en
güzel sayfasına adını nakşetmem için, kalbimin en derin hazinesine inci gibi
yerleştirmem için gel…
(
Arinna Ya başlıklı yazı
AliHaydar tarafından
12/15/2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.