O gün sadece ay
oradaydı.
Senin gözlerin
çok karanlıktı…
ama her şey
bende
kutsallaştı.
Sen konuşuyordun.
İçimden taş
döktüm,
kalbime,
hayata…
O gün bahardı,
kırmızı yapraklar
savruldu.
Her ayrılık yıldönümünde
şarkılar söyleyen
ağaca
içimi açtım;
güllerle konuşmadan.
Ruhumda görünmeyen
Aşk yırtıkları, dikişleri
O gün saçlarım
beyazlamadı.
göçmen kuşlarını mı
taklit ettin….
Ama sonbaharlaştım.
Ve hiçbir ağaç
sonbaharın
düşüşünü çalamaz.
Çatlak bir kristalim;
kırılırım.
Rüyamda trenler,
Otobüsler…
Uyandığımda devam
ediyor sarsıntı.
Her şey
ikonlaştı,
ritüelleşti…
Her ayrılık yıldönümünde
her şey
aynı.
Gözlerim
aynı…
Otobüs durağı
aynı.
Bizim sokak
aynı.
Seni hiçbir yerde
bulamayacağımı
bilmeme rağmen
dolaşırım şehri.
Bir kapı önünde
beklerim.
Yağmurda ıslanmış,
bir türlü kurumayan
rüzgârım…
Yazarın
Önceki Yazısı