M. NİHAT MALKOÇ
Okullarımız dinî ve milli
değerlerimizin öğretildiği ve içselleştirildiği çok önemli ortamlardır. Hayatın
şekillendirildiği bu kıymetli ortamlarda dil, din, vatan, bayrak, aile, tarih
gibi bizi biz yapan değerleri öğreniriz. Her biri olmazsa olmaz diyebileceğimiz
ortak paydamız olan bu değerleri yaşar ve yaşatırsak iç cephemiz sağlam olur.
İç cephesi sağlam olan milletler her zamanda ve her mekânda diri ve iri
durmasını bilirler. İşte bunun içindir ki Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin,
bu sene okullarımızda ramazan ikliminin hakkıyla ve lâyıkıyla yaşatılması için
"Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri projesini hayata geçirdi. Buna
çoğumuz sevinse de, sayıca azınlıkta olan bir kısım insanlar, konuyu anlamaya
çalışmadan, her zaman olduğu gibi büyük bir saldırgan tavırla tepki göstermeye
başladılar.
"Maarifin Kalbinde
Ramazan" etkinliklerine şiddetle tepki gösterenler, bu etkinlikleri kanun
ve yönetmeliklere aykırı göstermeye çalışsalar da, hakikatte bu güzel
etkinlikler Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir kanununa, 1739 sayılı Milli Eğitim
Temel Kanunu ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu başta olmak üzere, Milli
Eğitim Bakanlığının hiçbir kanununa, yönetmeliğine ve genelgesine aykırı
değildir. Yapılanlar, algıdan ibarettir.
"Maarifin Kalbinde
Ramazan" etkinlikleri birilerinin dediği gibi bir partinin dayatması
değil, yıllardır milletin beklediği ve özlediği, devlet-millet kaynaşmasını
sağlayan gönüllü bir projedir. Bu etkinlikler Milli Eğitim'in milliliği
konusunda atılan büyük bir adımdır.
Ramazan ayındaki etkinliklerden daha
fazla verim almak ve ortak paydada buluşmak için Milli Eğitim Bakanlığı Temel
Eğitim Genel Müdürlüğü "Okul Öncesi", "İlkokul" ve
"Ortaokul" kademelerine yönelik "Ramazan Etkinlik Rehberi"
adıyla üç tane kitapçık hazırlayarak öğretmenlerin kullanımına sundu. Bu
kitapçıklarda "Hoş Geldin Ramazan", "Dünyada Ramazan",
"Şehrimde Ramazan", "Bayram Sevinci" bölümleri yer alıyor.
Ramazana dair bu etkinlik
kitapçıklarını tek tek inceleyince "Maarifin Kalbinde Ramazan"
etkinliklerinin ne kadar gerekli ve faydalı olduğunu anlıyoruz. Hatta bu güzel
etkinliklerin okullarımızda geç kalınmış işlerden olduğu kanaatine varıyoruz.
Anaokulu, ilkokul ve ortaokul gibi
eğitim kurumlarımızdaki ramazan etkinlikleri ramazan ayına ait oruç, sahur,
iftar, mahya, teravih, fitre, zekât gibi temel kavramları tanıtmak ve bu
kavramların günlük hayattaki karşılıklarını fark ettirmek; paylaşma,
yardımlaşma, sabır gibi değerlere dikkat çekmek amacıyla "erdem-değer-eylem"
çerçevesinde yapılıyor.
Henüz ramazanın başında olmamıza
rağmen okullardan çok güzel etkinlik haberleri alıyoruz. Hemen hemen her okul kendi imkânları ölçüsünde
iftar düzenliyor, ramazan içerikli küçük tiyatral etkinlikler ve karagöz
oyunları sahneleniyor. Veliler ve öğrenciler okul yönetimleriyle beraber
hareket ederek ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım ediyor. Öğrenciler arkadaşlarının iftarlarına katılıyor. Yine
okullarda ramazanla ilgili panolar ve duvar gazeteleri hazırlanıyor. Konferans
ve sohbet toplantıları gerçekleştiriliyor. Ramazan davulları çalınıyor, maniler
söyleniyor. Kelimenin tam anlamıyla okullarda görsel ve işitsel bir şölen
havası yaşanıyor. Tabii ki dersler de önceden olduğu gibi normal programlarında
devam ediyor.
Yarınlarımızın teminatı olan
çocuklarımız dinî ve milli değerlerini ne yazık ki yeterince bilmiyor, bilmediği
için de yaşayamıyor. Biz büyükler bu konuda son şanslı nesildik. Zira bizler
ramazan pideleriyle, güllaçlarla, ramazan davulcularıyla, iftarlarla,
teravihlerle, mahyalarla ve sahurlarla
iç içe büyüdük. Bugünün çocukları bu iklimden çok uzaktır. "Maarifin
Kalbinde Ramazan" etkinlikleri çocuklarımıza bu ruhu tekrar
kazandıracaktır. Bu etkinlikler gelecek yıllarda da aynı azim ve kararlılıkla
sürdürülmelidir.
Sanal oyunlardan başını
kaldıramayan çocuklarımız bu etkinlikler
sayesinde Türk ve İslâm dünyasında ramazan ayına özgü gelenekleri tanıyacak,
kültürel farklılıkları ve ortak değerleri fark edecek, karşılaştırmalı düşünme
ve kültürel analiz becerilerini geliştireceklerdir.
Bu sene okullarımızda milletçe
farklı bir ramazan iklimi yaşıyoruz. Zira Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı
ramazan genelgesiyle çocuklarımızın ramazanı doyasıya yaşamasını ve
içselleştirmesini amaçlıyor. Bu çerçevede ramazan-ı şerifte okullarımız ramazan
temalı resimlerle, afişlerle süslenecek; çocuklara bu ayla ilgili faydalı
bilgiler verilecek; çocuklar camilere, vakit ve teravih namazlarına
götürülecek; okullarda ramazan içerikli söyleşiler yapılacak; okul-aile iş
birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak; çocukların milli ve
manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri için okul içi ve okul dışı öğrenme
ortamları hazırlanacak; öğrencilerde paylaşma bilinci geliştirilecek; birlik ve
beraberlik, adalet, vatan severlik, merhamet ruhu gibi olumlu hasletler çocuklara aşılanacak. Böylece
mübarek ramazan bir şenlik havası içinde ihya edilecek. En önemlisi de
etkinlikler gönüllülük esasına göre gerçekleştirilecek, yani hiçbir öğrenci
zorla bu etkinliklere katılma durumunda kalmayacak. Nitekim genelgede
belirtildiği üzere böyle bir ramazan yaşanıyor okullarımızda.
11 ayın sultanı olarak
nitelendirilen mübarek ramazan ayında ramazan şenlikleri yapmayalım da LGBT,
bale şenliği mi yapalım? Hıristiyanların Noel'ini mi kutlayalım? Cadılar
bayramı mı yapalım? Bizi biz yapan değerlerimiz bazılarını niçin rahatsız
ediyor? Kendi dinine, inancına, gelenek ve göreneklerine bu kadar düşman bir
cenah olabilir mi?
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
uygulamaya konulan "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri dinî ve
milli değerlerinden her geçen gün daha da uzaklaşan çocuklarımıza bu konularda
bilinç aşılayacaktır. Çocuklarımızın buna çok ama çok ihtiyacı vardır. Zira
elimizden kayıp gitmekte olan çocuklarımıza bir istikamet çizme sorumluluğumuz
vardı.
Öğrencilerin sanal bir köye dönüşen
dünyada farklı ülkelerde yaşanan ramazan kültürünü tanıyarak kültürel
çeşitliliğe saygı duymaları, değer temelli öğrenme anlayışı doğrultusunda
empati, paylaşma ve sorumluluk bilinci geliştirmeleri sağlanacaktır. Bunun
yanında öğrencilerin farklı ülkelerdeki ramazan geleneklerini tiyatro yoluyla
tanımaları, kültürel çeşitliliğe saygı duymaları ve paylaşma bilinci
geliştirmeleri mümkün olacaktır.
Tabir caizse testle tost arasında
sıkışıp kalan bu nesli ayağa kaldırmak için yapılması gereken ilk iş, onlara
bizleri bir arada tutan dinî ve milli değerleri öğretmek ve yaşatmaktır.
"Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri işte bu yolda atılmış büyük
bir adımdır.
Ramazan ayıyla birlikte
okullarımızda gerçekleştirilmekte olan "Maarifin Kalbinde Ramazan"
etkinliklerinden rahatsız olanları anlamakta doğrusu güçlük çekiyorum. Bu
milletin dinî ve milli değerlerinin izini sürmesinden, bunları yaşamasından ve
yaşatmasından kime ne zarar gelebilir ki? Aksine bunları hayatımızın dışına
itersek, maazallah, millet olarak çözülürüz. Bilinmelidir ki dinî ve milli
değerler bizi birbirimize yaklaştırır.
Gelecekte geleneklerine bağlı,
saygılı, hürmetkâr, inançlı, yerli ve milli bir nesil istiyor ve bekliyorsak o
neslin hamurunu şimdiden gönül teknemizde yoğurmalıyız. Zira hiçbir şey tesadüf
eseri gerçekleşmez. Ciğerparelerimiz olan çocuklarımızı yetiştirirken onların
manevî ihtiyaçlarını da mutlaka gidermeliyiz. Her şeyi yemekten, içmekten ve
giyinmekten ibaret görmemeliyiz. Çocuklarımızı bugünün küçüğü, yarının büyüğü
olarak görelim. Bilirsiniz ki hayat boşluk kabul etmez. Bizler hayattaki
boşluğu manevi hazlarla dolduramazsak başkaları dünyevî marazlarla
doldurabilir. O zaman da iş işten geçmiş olur. Maazallah, ahlakı ve maneviyatı
iflas etmiş bir nesil buluruz karşımızda. Bu da bizi tehlikeli uçurumlara sürükler. Ne olur, evlâtlarımızı kendi ellerimizle kor
ateşler içine atmayalım.
"Maarifin Kalbinde Ramazan"
etkinliklerine karşı olanlara baktığımızda bu uygulamanın doğruluğunun
sağlaması anlamında doğru yolda mı, yoksa yanlış yolda mı olduğumuzu
anlayabiliriz. Bu aynı zamanda İmam Şafi'nin “Fitne zamanı hakkı tutanları
anlamak için düşman okunu takip edin, o sizi hak ehline götürür.” sözünü
hatırlatıyor bizlere. Bu genelgeye karşı olan kesimlerin kimler olduğuna, hangi
kaynaklardan beslendiklerine baktığımızda
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ne kadar isabetli bir karar aldığını ve
öğretmenlerin bu karara katkıda bulunmakla ne kadar hayırlı bir iş yaptıklarını
anlamak mümkündür. Özetle söylemek gerekirse ramazan genelgesi isabetli bir
karardır, dolayısıyla doğrudur ve hukukîdir.
Yazarın
Önceki Yazısı