Nostaljik bir şiirimle güne merhaba...
Kucak
Birileri bağırıyor
sesleri paslı çan gibi
vuruyor şehrin camlarına
Birileri kulak tırmalıyor
geceyi yırtan
kör bir bıçak gibi
“Sordum, kim bunlar?”
Komşular fısıldadı:
— Hırsız onlar…
Alın teri çaldılar,
çok beddua aldılar.
Allah mühür vurdu kapılarına.
Birileri karşı kaldırıma geçti
ama
günahlarının kokusu
ayakkabılarına sinmişti.
Nereye bassalar
peşlerinden geldi.
“Sordum, kim bunlar?”
— Hak ve hukuk bilmezler…
Dediler.
Ellerindeki teraziler kırık,
Çarpıktır vicdanları
Birileri
perdenin arasından bakıyor
Yıllardır sokağa çıkamamışlar
Utanç, yüzlerine çekilmiş
ince bir tül.
“Sordum, neden?”
— İftiracı onlar…
Dediler.
Sözleri zehirliydi,
geri dönüp yaktı kendilerini
Sonra bana döndü komşular:
— Senin ne işin var burada?
Ben,
kapıları mühürlenenlere
omuz vermeye geldim
Günah kokan sokaklarda
çiçek taşıyorum şimdi
Pas tutmuş kalplere
ellerimi sürüp
ayna yapacağım.
Hırsızın avucuna
emeğin sıcaklığını,
zalim sandığınızın içine
sızlayan bir çocuk bırakacağım.
İftirayı
dilinden söküp alacağım,
yerinde
hakikatin suyu akacak
Sarılacağım hepsine.
Öyle sıkı sarılacağım ki
utançları çözülüp düşecek.
Ve bir sabah
kimse bağırmayacak.
Kimse saklanmayacak perdelerin ardına.
Çünkü kötülük,
adını bilmeyen bir çocuk gibi
ancak şefkatli bir kucakta
usulca öğrenecek iyiliği
Dr Barbaros İrdelmen
12 05 2019, İstanbul, 02:25
Yazarın
Önceki Yazısı