Rukene Mektuplar

Ruken'e Mektuplar
Hıçkırık arası kahkahaya sığdırmak olsa gerek ismin
Sevdan b’aşka bir fasılda rüya…
Umursamaz tavırlar muhataplığında
Güz ürpertisi gülüşlerine mektup karalıyorum
Tütsülendikçe hasret gül kokunda
Uzadı gönlün ile gönlüm arasında yollar
Ey katranlı acı!
Asuman tuvaline çizdikçe ismini
Şenlendi karanlık
Şekvaya yeltendikçe
İplik iplik söküldü ş’afak …
Şablonu olmayan geçmiş ve ardışık elemler sonrası vazgeçtim kendimden itiraflar sonrası da yağmadı yağmur. Kıraç toprak yalnızlığında kavrulur iken göç yolunda öldü mutsuz kelebekler. Kınına çekilen kelimeler göğsümü yontup lisanımı yakarken darağacı ve ilmik hazır. Birazdan dalgalanacak kum deryalığım ey gönlüm sur sesi sessiz ol! Duyulacak kalbin sesi göğüs kafesimde. Hüznün gösteriminde mehtap bir b’aşka güzel. Zayıfım sensiz kalbimde bana zerrece yer yok çalkalanırken hasretten yüreğim sessizlik çökmüş bu kentin kadim karanlığına birazdan okunacak hüzne salalar ve vaftiz edilmeyi unutulacak umut. Motif motif işlenirken hazan göğün ellerinde simama bahar muştusu cemre adın bırakılmıştı yaralarıma. Andıkça ismini büyüdü gönlüm kor yangınları, tir tir titrerken hasretinden gitme güz gülistanlığım. Birkaç elem daha bırak tebessümlerinden c’anıma…
Sigara molası uyku bölmelerinde ayaklarım üşüyor, tarifi yok eziyetin. Aralar iken perde arkası geçmeyen sancı nüshalarını çorap söküğü gibi gözümden sökülüyor düşlerim. El bebek gül bebek sallarken dizlerimde hasretini, sükût zehri ile yamalanır gönlüm şehirlerarası istasyonları. Tenha durağı yok hislerin meddücezirlerinken sevdan süveyda kıyılarımda ismin yıldırımları çakar ruhuma. Duman lekesi gülüşlerin simamda inci uzun soluklu sükûtların baharında güz yerleşti gönlümün sokak aralarına. Sensiz gönlüm şehrinde yapraklar devirdi ağaçları. Çiğe hapsolmuş dolunay kederim örseler iken manolya çiçeği yapraklarını kırgınlık merasimlerinde bağdaş kurmuş yüreğin kahverengi masallarına. Cancağızım, kalbimi örttüğüm örtü terk ediş zabıtları değil gönlümden gönlüne bıraktığım aksine sensiz geçen an dakika saat gün hafta ay ve yıl ziyandır nezdimde. Biliyorsun ki hasretin kalbime cereyan ettiği günden beri zerremde taşıyorum gayya kuyularını.
Senden sonra yolunu kaybeden kuşlar gibi öksüzlüğümü akıyor nehir ve ırmaklar. Issız kuytu karanlıklarda sensizlik korkularımı dinginleştirmeye çalıştıkça sineme yadigâr kalan acı ve sızılardan mest oluyorum. Gün daima matem renkli ve halende tren garında hüznüme ektiğim gülüşün ile vaktimi tüketiyorum. Sevdiğim Ruken’im gülen yüzüm sana gurbetliğimin ilk gününde cümle neşemi, cesedim ve dahi ruhum yangın yeri…
(
Rukene Mektuplar başlıklı yazı
ömer altun tarafından
15.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.