Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler

Eş Anlamlı & Zıt Anlamlı Sözlük

Türkçe kelimelerin eş anlamlıları ve zıt anlamlıları — anlamı, örnek cümlesi ve aranabilir liste ile.

Toplam 1006 kelime
güzel
Göze ve gönle hoş gelen, hayranlık uyandıran, beğenilen.
hoş, alımlı, latif…
Zıt çirkin, kötü, yakışıksız
büyük
Boyutları, miktarı veya önemi olağanın üstünde olan.
iri, kocaman, devasa…
Zıt küçük, ufak, minik
mutlu
İçinden gelen sevinci yaşayan, huzurlu ve memnun olan.
sevinçli, neşeli, memnun…
Zıt mutsuz, üzgün, kederli…
güçlü
Fiziksel ya da manevi olarak kuvveti yüksek olan.
kuvvetli, sağlam, dayanıklı…
Zıt zayıf, güçsüz, takatsiz…
hızlı
Çok kısa sürede yol alan veya iş yapan; süratli.
çabuk, süratli, ivedi…
Zıt yavaş, ağır, durgun
zengin
Çok malı, parası olan; varlık içinde yaşayan.
varlıklı, müreffeh, mülkiyetli…
Zıt fakir, yoksul, fukara…
doğru
Gerçeğe, hakka uygun olan; yanlışı olmayan.
gerçek, hakikatli, dürüst…
Zıt yanlış, eğri, sahte…
eski
Üzerinden uzun zaman geçmiş; yenisinin karşıtı.
kadim, antika, köhne…
Zıt yeni, taze, modern…
zor
Yapılması güç olan, çaba gerektiren.
güç, çetin, müşkül…
Zıt kolay, basit, rahat
dost
Sevilen, güvenilen, samimi olunan kimse; arkadaş.
arkadaş, ahbap, yâr…
Zıt düşman, hasım, yağı
küçük
Boyutu az olan; ufak.
ufak, minik, mini…
Zıt büyük, kocaman, iri
yüksek
Yerden uzak, üstte olan.
tepe, üst, yüce
Zıt alçak, aşağı
alçak
Yerden yakın, aşağıda olan; ahlaki olarak düşük.
pespaye, aşağı
Zıt yüksek, üstün, asil
uzun
Boyutu fazla olan; süresi uzun.
upuzun, lenger
Zıt kısa
kısa
Boyutu az olan; süresi az.
kısacık, kıvrık
Zıt uzun
derin
İçi çok aşağı olan; manevi olarak güçlü.
koyu, dipsiz
Zıt sığ, yüzeysel
sığ
Yüzeysel, derinliği az olan.
yüzeysel, basit
Zıt derin, içten
geniş
Eni fazla, ferah olan.
yaygın, ferah
Zıt dar
dar
Eni az olan; sıkışık.
sıkı, sınırlı
Zıt geniş, ferah
kalın
Eni fazla; yoğun.
yoğun, sık
Zıt ince
ince
Eni az; narin; nazik.
narin, nazik, zarif
Zıt kalın, kaba
ağır
Tartısı fazla olan; ciddi.
sıkıntılı, ciddi
Zıt hafif, kolay
sıcak
Yüksek sıcaklıkta olan; samimi.
kavurucu, ılık, samimi
Zıt soğuk, serin
soğuk
Düşük sıcaklıkta olan; mesafeli.
serin, dondurucu, ayaz
Zıt sıcak, samimi
kuru
Susuz, nemsiz olan.
çorak, çatlak
Zıt ıslak, nemli
ıslak
Suyla dolmuş, nemli olan.
nemli, sırılsıklam
Zıt kuru
sert
Eğilmez, esnek olmayan; haşin.
katı, esnemez, haşin
Zıt yumuşak, müşfik
yumuşak
Esneyebilen; nazik.
yumuşacık, müşfik
Zıt sert, kaba
dolu
İçi şeyle kaplı olan.
tıkabasa, kaplı
Zıt boş, hava
boş
İçinde bir şey olmayan.
hava, ihmaledilmiş
Zıt dolu, kalabalık
temiz
Kir, leke içermeyen.
pak, lekesiz, arınmış
Zıt kirli, lekeli
kirli
Lekeli, pis olan.
pis, lekeli, çamurlu
Zıt temiz, pak
yeni
Eski olmayan, taze.
taze, son model
Zıt eski, antika
genç
Yaşı küçük olan; taze.
körpe, delikanlı
Zıt yaşlı, ihtiyar
yaşlı
Yaşı ileri olan.
ihtiyar, kıdemli
Zıt genç, körpe
olgun
Yetişmiş, kemâle ermiş.
kemal, mütekamil
Zıt ham, çiğ
ham
Olgunlaşmamış, yetişmemiş.
çiğ, yetişmemiş
Zıt olgun, pişmiş
taze
Yeni hazırlanmış, körpe.
yeni, körpe
Zıt bayat, eski
bayat
Tazeliğini kaybetmiş.
eski, küflenmiş
Zıt taze, yeni
tatlı
Şeker tadında; hoş.
şirin, sevimli, hoş
Zıt acı, ekşi
acı
Tat olarak hoş olmayan; ızdıraplı.
kekremsi, ızdıraplı
Zıt tatlı, hoş
ekşi
Limon tadında; suratsız.
mayhoş, kekremsi
Zıt tatlı, şeker
parlak
Işık veren; başarılı.
pırıltılı, ışıltılı, başarılı
Zıt donuk, mat
donuk
Parlak olmayan; ifadesiz.
mat, ifadesiz
Zıt parlak, ışıltılı
beyaz
Saf, kar gibi renk.
ak, kireç renkli
Zıt siyah, kara
siyah
Kömür gibi renk; karanlık.
kara, simsiyah
Zıt beyaz, ak
ay
Geceleri görünen gökcismi; otuz günlük dönem.
kamer, mehtap
Zıt güneş
güneş
Gündüzün ışık veren yıldız.
aydın, şems
Zıt ay, gece
gündüz
Güneşin görüldüğü zaman.
aydınlık, sabah
Zıt gece, karanlık
gece
Karanlık zaman dilimi.
akşam, alacakaranlık
Zıt gündüz, sabah
sevinçli
Mutlu, neşeli olan.
mutlu, neşeli, şen
Zıt üzgün, kederli
üzgün
Hüzünlü, kederli olan.
kederli, mahzun, mutsuz
Zıt sevinçli, neşeli
neşeli
Mutlu, eğlenceli olan.
şen, mutlu, sevinçli
Zıt kederli, hüzünlü
kederli
Üzüntülü, hüzünlü olan.
mahzun, üzgün, mutsuz
Zıt neşeli, mutlu
cesur
Korkmadan iş yapan; yiğit.
yiğit, atılgan, kahraman
Zıt korkak, çekingen
korkak
Tehlikeden kaçan; çekingen.
çekingen, ürkek, korku içinde
Zıt cesur, yiğit
yiğit
Cesur, kahraman.
cesur, kahraman, atılgan
Zıt korkak, ürkek
akıllı
Zeki; akıllıca davranan.
zeki, anlayışlı, kavrayışlı
Zıt akılsız, aptal
aptal
Akılsız, kavrayışsız.
akılsız, geri zekâlı
Zıt akıllı, zeki
zeki
Hızlı kavrayan; akıllı.
akıllı, kavrayışlı
Zıt kalın kafalı, geri
aptal değil
Düşünceli, akıllıca.
mantıklı, sağduyulu
Zıt aptalca, mantıksız
kuvvetli
Güçlü, kudretli.
güçlü, sağlam, etkili
Zıt zayıf, takatsiz
zayıf
Kuvvetsiz, etkisiz.
güçsüz, takatsiz, dermansız
Zıt kuvvetli, güçlü
sağlam
Bozulmamış, dayanıklı.
dayanıklı, sağlıklı, kavi
Zıt çürük, bozuk
çürük
Bozulmuş, sağlam olmayan.
bozuk, kokmuş
Zıt sağlam, sağlıklı
sevgili
Çok sevilen kişi.
sevdik, mahbub, dilber
Zıt düşman, nefret edilen
düşman
Karşıtlık duyulan kişi.
hasım, rakip, muhalif
Zıt dost, sevgili
samimi
İçten, gerçek; sahte olmayan.
içten, candan, gerçek
Zıt sahte, ikiyüzlü
sahte
Gerçek olmayan, yapmacık.
kalpazan, taklit, yapmacık
Zıt gerçek, samimi
gerçek
Doğru olan, var olan.
hakiki, asıl, doğru
Zıt sahte, yalan
yanlış
Hatalı; doğru olmayan.
hatalı, isabetsiz
Zıt doğru, isabetli
haklı
Hak sahibi; doğru olan.
doğru, isabetli, makul
Zıt haksız, yanlış
haksız
Hak sahibi olmayan; yanlış.
gayri âdil, yanlış
Zıt haklı, âdil
dürüst
Doğru sözlü, namuslu.
namuslu, doğru, mert
Zıt sahtekâr, hilekâr
namuslu
Onurlu, dürüst.
dürüst, mert, doğru
Zıt namussuz, ahlaksız
başarılı
Hedefe ulaşan; muvaffak.
muvaffak, kabiliyetli
Zıt başarısız, beceriksiz
başarısız
Hedefe ulaşamayan.
muvaffak olmayan, becerisiz
Zıt başarılı, muvaffak
becerikli
Yetenekli, hünerli.
maharetli, kabiliyetli, hünerli
Zıt beceriksiz, hantal
tembel
Çalışmaktan kaçınan.
üşengeç, tembel, miskin
Zıt çalışkan, gayretli
çalışkan
Çok emek veren, gayretli.
gayretli, emekçi
Zıt tembel, üşengeç
çabuk
Hızlı, acele.
hızlı, ivedi, süratli
Zıt yavaş, ağır
yavaş
Hızlı olmayan, ağır.
ağır, sakin, yavaş yavaş
Zıt çabuk, hızlı
kolay
Zorlamadan yapılabilen.
rahat, basit, hafif
Zıt zor, çetin
basit
Karmaşık olmayan; sıradan.
sade, yalın, kolay
Zıt karmaşık, girift
karmaşık
Çok parçalı, anlaşılması güç.
girift, çetrefilli, dolaşık
Zıt basit, yalın
net
Belirgin, açık, anlaşılır.
açık, sarih, belirgin
Zıt bulanık, müphem
bulanık
Belirsiz, müphem.
müphem, belirsiz, karışık
Zıt net, açık
esnek
Kolayca eğilen, uyum sağlayan.
eğilebilen, uyumlu
Zıt sert, katı
katı
Sert, esnek olmayan; sıkı kurallı.
sıkı, sert, taviz vermeyen
Zıt esnek, yumuşak
hoşgörülü
Anlayışlı, müsamahakâr.
müsamahakâr, anlayışlı
Zıt hoşgörüsüz, katı
sabırlı
Tahammülü olan.
tahammüllü, dayanıklı
Zıt sabırsız, telaşlı
sabırsız
Tahammülsüz, telaşlı.
aceleci, telaşlı, dayanıksız
Zıt sabırlı, tahammüllü
sakin
Sessiz, durgun.
durgun, huzurlu, dingin
Zıt gergin, hareketli
gergin
Stresli, sıkıntılı.
stresli, sinirli, telaşlı
Zıt sakin, gevşek
hareketli
Hep hareket eden, dinamik.
aktif, dinamik, canlı
Zıt sakin, durgun
durgun
Hareketsiz, sakin.
sakin, sessiz, dingin
Zıt hareketli, dinamik
dinamik
Enerjik, canlı.
enerjik, canlı, hareketli
Zıt durgun, statik
statik
Durağan, hareketsiz.
durağan, hareketsiz
Zıt dinamik, hareketli
kibar
Saygılı, nazik.
nazik, saygılı, ince
Zıt kaba, saygısız
kaba
Nazik olmayan, saygısız.
saygısız, hoyrat, terbiyesiz
Zıt kibar, nazik
saygılı
Hürmet gösteren.
hürmetkâr, edepli
Zıt saygısız, terbiyesiz
saygısız
Hürmet etmeyen.
edepsiz, hürmetsiz, terbiyesiz
Zıt saygılı, edepli
cömert
Eli açık, paylaşımcı.
eli açık, paylaşımcı, hayırsever
Zıt cimri, eli sıkı
cimri
Eli sıkı, vermeyen.
eli sıkı, hesapçı, pinti
Zıt cömert, eli açık
cesaretli
Korkmayan, yiğit.
cesur, yiğit, atılgan
Zıt korkak, ürkek
çekingen
Utanan, korkak.
utangaç, mahcup, korkak
Zıt cesur, atılgan
cana yakın
Sevimli, sıcak.
sevimli, sıcak, samimi
Zıt soğuk, mesafeli
mesafeli
Soğuk, uzak duran.
soğuk, ulaşılmaz, uzak
Zıt sıcak, samimi
titiz
Çok dikkatli, ayrıntıcı.
dikkatli, ayrıntıcı, ince eleyen
Zıt savsak, kayıtsız
savsak
Dikkatsiz, özensiz.
kayıtsız, ihmalkâr
Zıt titiz, dikkatli
dikkatli
Özen gösteren, uyanık.
özenli, titiz, uyanık
Zıt dikkatsiz, kayıtsız
dikkatsiz
Özensiz, hatalı.
özensiz, kayıtsız, hatalı
Zıt dikkatli, titiz
özenli
İyi düzenlenmiş, dikkatli.
titiz, dikkatli, hassas
Zıt özensiz, dikkatsiz
dürüst
Doğru sözlü, namuslu.
namuslu, mert, doğru
Zıt sahtekâr, hilekâr
sahtekâr
Hile yapan, dolandırıcı.
hilekâr, düzenbaz, dolandırıcı
Zıt dürüst, namuslu
masum
Suçsuz, temiz.
suçsuz, temiz, lekesiz
Zıt suçlu, kabahatli
suçlu
Hatalı, kabahatli.
kabahatli, sorumlu
Zıt masum, suçsuz
mantıklı
Akla uygun, sağduyulu.
akıllıca, makul, sağduyulu
Zıt mantıksız, saçma
mantıksız
Akla uygun olmayan; saçma.
saçma, akıl dışı, abes
Zıt mantıklı, makul
sevimli
Hoş, beğenilen.
şirin, cazibeli, candan
Zıt sevimsiz, antipatik
sevimsiz
Hoş olmayan, itici.
antipatik, itici
Zıt sevimli, şirin
açık fikirli
Yeni görüşlere açık.
liberal, hoşgörülü
Zıt dar görüşlü, kapalı
dar görüşlü
Sınırlı düşünen.
kapalı, taassup
Zıt açık fikirli, liberal
cesaretsiz
Korkak, çekingen.
korkak, ürkek, çekingen
Zıt cesur, atılgan
atılgan
Cesaretli, gözü pek.
cesur, gözü pek
Zıt çekingen, ürkek
kararlı
Kesin, sabit.
azimli, kesin
Zıt kararsız, ikircikli
kararsız
İkircikli, belirsiz.
ikircikli, mütereddit, çelişkili
Zıt kararlı, kesin
azimli
Kararlı, sebatkâr.
kararlı, sebatlı, çabuk
Zıt kararsız, dağınık
çevik
Hızlı, atik.
atik, hızlı, çabuk
Zıt hantal, ağır
hantal
Yavaş, ağır.
ağır, beceriksiz
Zıt çevik, atik
zarif
Şık, kibar.
şık, ince, nazik
Zıt kaba, hoyrat
hoyrat
Kaba, saygısız.
kaba, terbiyesiz, sert
Zıt kibar, nazik
çalışmak
İş yapmak, gayret etmek.
emek vermek, uğraşmak
Zıt tembellik etmek, dinlenmek
dinlenmek
İş bırakıp rahatlamak.
rahatlamak, mola vermek
Zıt çalışmak, yorulmak
gelmek
Bir yere ulaşmak.
ulaşmak, varmak
Zıt gitmek, ayrılmak
gitmek
Bir yerden ayrılmak.
ayrılmak, çıkmak
Zıt gelmek, dönmek
almak
Bir şeyi sahiplenmek.
edinmek, kabul etmek
Zıt vermek, terk etmek
vermek
Sahip olduğu şeyi başkasına devretmek.
sunmak, hediye etmek
Zıt almak, geri almak
sevmek
Birine ya da bir şeye karşı içten bağlılık duymak.
aşk duymak, beğenmek
Zıt nefret etmek, sevmemek
nefret etmek
Çok karşı olmak; iğrenmek.
iğrenmek, tiksinmek
Zıt sevmek, hoşlanmak
gülmek
Mutluluk ifadesi olarak ses çıkarmak.
kahkaha atmak, neşelenmek
Zıt ağlamak, üzülmek
ağlamak
Üzüntüden gözyaşı dökmek.
göz yaşı dökmek, sızlamak
Zıt gülmek, neşelenmek
görmek
Gözle algılamak.
fark etmek, müşahede etmek
Zıt kör olmak, görmemek
duymak
Kulakla algılamak.
işitmek, dinlemek
Zıt duymamak, sağır olmak
konuşmak
Söz söylemek.
söylemek, sohbet etmek
Zıt susmak, sessiz kalmak
susmak
Konuşmamak, sessiz olmak.
sessiz olmak, dilini tutmak
Zıt konuşmak, bağırmak
başlamak
İlk adımı atmak.
koyulmak, kalkışmak
Zıt bitirmek, son vermek
bitirmek
Sona erdirmek.
tamamlamak, sonlandırmak
Zıt başlamak, açmak
açmak
Kapalı olanı açık hâle getirmek.
açığa çıkarmak, başlatmak
Zıt kapatmak, kapamak
kapatmak
Açık olanı kapalı hâle getirmek.
kapamak, kilitlemek
Zıt açmak
inanmak
Doğru olduğuna emin olmak.
güvenmek, itimat etmek
Zıt şüphelenmek, inkâr etmek
şüphelenmek
Tereddüt etmek.
kuşkulanmak, tereddüt etmek
Zıt inanmak, güvenmek
umut
İyi olacağına dair beklenti.
ümit, beklenti, hayal
Zıt umutsuzluk, kayıp
umutsuzluk
Beklentinin kalmaması.
kayıp, hüsran, çaresizlik
Zıt umut, ümit
aşk
Derin sevgi.
sevda, sevgi, muhabbet
Zıt nefret, husumet
düşmanlık
Karşıtlık, kin.
husumet, kin, nefret
Zıt dostluk, sevgi
arkadaş
Yakın görüştüğü kişi.
dost, ahbap, refik
Zıt düşman, yabancı
huzur
Sakinlik, rahat.
sükûnet, rahat, dinginlik
Zıt huzursuzluk, gerginlik
huzursuzluk
Rahatsızlık, gerginlik.
gerginlik, sıkıntı, rahatsızlık
Zıt huzur, sakinlik
mutluluk
Sevinç, memnuniyet.
sevinç, memnuniyet, saadet
Zıt mutsuzluk, üzüntü
mutsuzluk
Üzüntü, dert.
üzüntü, dert, keder
Zıt mutluluk, sevinç
sağlık
Vücudun iyi durumu.
esenlik, zindelik
Zıt hastalık, rahatsızlık
hastalık
Vücudun bozukluk durumu.
rahatsızlık, illet, dert
Zıt sağlık, sıhhat
kazanç
Elde edilen yarar.
kâr, gelir, yarar
Zıt kayıp, zarar
kayıp
Yitirilen şey.
zarar, ziyan, yitik
Zıt kazanç, kâr
başarı
Hedefe ulaşma.
muvaffakiyet, zafer
Zıt başarısızlık, hüsran
başarısızlık
Hedefe ulaşamama.
hüsran, mağlubiyet
Zıt başarı, muvaffakiyet
haklı
Hak sahibi olan; doğru.
doğru, isabetli
Zıt haksız, yanlış
merhamet
Acıma, şefkat.
şefkat, acıma, mürüvvet
Zıt gaddarlık, zalimlik
zalimlik
Acımasızlık.
gaddarlık, acımasızlık
Zıt merhamet, şefkat
umursamazlık
Önemsememe.
kayıtsızlık, ilgisizlik
Zıt ilgi, dikkat
ilgi
Önem, dikkat.
alaka, dikkat, merak
Zıt umursamazlık, ilgisizlik
sevgi
İçten bağlılık.
aşk, muhabbet, sevda
Zıt nefret, kin
nefret
Karşıtlık, husumet.
kin, husumet, düşmanlık
Zıt sevgi, aşk
gerçeklik
Hakikat.
hakikat, doğru, gerçek
Zıt yalan, sahte
yalan
Doğru olmayan söz.
aldatma, hile
Zıt gerçek, doğru
cesaret
Yiğitlik, atılganlık.
yiğitlik, atılganlık
Zıt korkaklık, ürkeklik
korku
Tehlikeden çekinme.
havf, ürküntü
Zıt cesaret, yiğitlik
akıl
Düşünme yetisi.
zekâ, izan, idrak
Zıt akılsızlık, geri zekâ
aptallık
Akılsızlık.
akılsızlık, geri zekâ
Zıt akıl, zekâ
hikmet
Bilgelik, derin bilgi.
bilgelik, hekimlik
Zıt cehalet, akılsızlık
cehalet
Bilgisizlik.
bilgisizlik, kaba kafalılık
Zıt bilgi, hikmet
bilgi
Bilim, malumat.
malumat, ilim, hüner
Zıt cehalet, bilgisizlik
cömertlik
Eli açıklık.
eli açıklık, hayırseverlik
Zıt cimrilik, eli sıkılık
cimrilik
Eli sıkılık.
eli sıkılık, pintilik
Zıt cömertlik, hayırseverlik
sabır
Tahammül, dayanma.
tahammül, metanet
Zıt sabırsızlık, telaş
telaş
Heyecan, panik.
panik, koşturma
Zıt sakinlik, huzur
sakin
Durgun, sessiz.
sessiz, durgun, dingin
Zıt gergin, telaşlı
huzurlu
Sakin, mutlu.
rahat, sakin, mutlu
Zıt huzursuz, gergin
değerli
Kıymetli, önemli.
kıymetli, paha biçilmez
Zıt değersiz, önemsiz
değersiz
Kıymeti olmayan.
önemsiz, ucuz
Zıt değerli, kıymetli
önemli
Dikkate değer.
mühim, kıymetli, hayatî
Zıt önemsiz, sıradan
önemsiz
Dikkate değmeyen.
değersiz, sıradan, basit
Zıt önemli, mühim
kararlı
Tutumlu, sabit.
azimli, sebatlı
Zıt kararsız, dağınık
eğitimli
Okumuş, kültürlü.
kültürlü, eğitimli
Zıt eğitimsiz, cahil
cahil
Bilgisiz, eğitimsiz.
bilgisiz, kabilisetsiz
Zıt eğitimli, kültürlü
ev
İnsanın yaşadığı yapı, mesken.
mesken, konut, hane…
Zıt sokak, açık alan
yol
Bir yerden bir yere geçilen güzergâh.
güzergâh, cadde, sokak…
Zıt çıkmaz, engel
şehir
Geniş yerleşim merkezi, kent.
kent, beldemerkez
Zıt köy, mezra
köy
Küçük yerleşim birimi.
kasaba, mezra, dezde
Zıt şehir, kent
okul
Eğitim verilen yer.
mektep, eğitim kurumu
Zıt tatil yeri
öğretmen
Bilgi öğreten kişi.
hoca, muallim, eğitmen
Zıt öğrenci
öğrenci
Eğitim alan kişi.
talebe, müdavim, kursiyer
Zıt öğretmen, hoca
doktor
Hastalık tedavi eden uzman.
hekim, tabip
Zıt hasta
hasta
Vücut bozukluğu olan kişi.
rahatsız, illetli, sızlanan
Zıt sağlıklı, sıhhatli
ilaç
Hastalığa karşı kullanılan madde.
deva, derman, çare
Zıt zehir, hastalık
kitap
Yazılmış, basılmış sayfalardan oluşan eser.
eser, mecmua, cilt
Zıt boş kâğıt
kalem
Yazı yazma aracı.
mürekkep, dolmakalem, tükenmez
Zıt silgi
masa
Üzerine eşya konulan mobilya.
sehpa, tezgâh
Zıt sandalye
sandalye
Oturmak için yapılmış mobilya.
koltuk, iskemle
Zıt masa
yatak
Üzerinde uyunan eşya.
döşek, divan, yer yatağı
Zıt sandalye
yorgan
Üzerine örtünülen kalın örtü.
battaniye, örtü, kilim
Zıt çıplak yatak
sofra
Yemek yenilen masa.
masa, ziyafet düzeni
Zıt açlık
yemek
Beslenmek için tüketilen besin.
taam, aş, gıda
Zıt açlık, oruç
su
Hayatın temel sıvısı.
ab, mai, içecek
Zıt kara, kuru
ekmek
Buğdaydan yapılan temel besin.
çörek, somun
Zıt
et
Hayvan kasları, besin maddesi.
kavurma, parça
Zıt sebze
meyve
Bitkilerin yenilebilen ürünleri.
yemiş, semer
Zıt çekirdek
sebze
Yenilebilen bitki.
bostan, ot, yeşillik
Zıt meyve, et
çiçek
Bitkilerin renkli süslü kısmı.
gül, lale, çiçeği
Zıt kuru ot
ağaç
Çok yıllık odunsu bitki.
meşe, çam, dirim
Zıt çalı, ot
yaprak
Bitkinin dalında biten yeşil kısım.
yapra, yeşillik
Zıt kök
tohum
Bitki üretimi için kullanılan kaynak.
çekirdek, fışkı
Zıt meyve
kök
Bitkinin toprağa giren kısmı.
asıl, esas, dip
Zıt dal, gövde
gövde
Bitkinin ana taşıyıcı kısmı.
sap, bağ
Zıt dal, yaprak
dal
Ağacın gövdesinden uzanan parçalar.
şube, kol
Zıt gövde, kök
toprak
Yeryüzünün üstünü kaplayan madde.
arz, kara, kum
Zıt gök, hava
taş
Doğada bulunan sert kütle.
kaya, parça, çakıl
Zıt kum, toprak
dağ
Yerin yüksek bölümü.
tepe, doruk, sıradağ
Zıt ova, vadi
vadi
İki dağ arasındaki çukurluk.
dere, kanyon
Zıt dağ, tepe
nehir
Akarsu, büyük su yolu.
ırmak, akarsu, çay
Zıt göl, durgun su
göl
Etrafı karayla çevrili durgun su.
gölet, baraj
Zıt akarsu, nehir
deniz
Geniş tuzlu su kütlesi.
derya, ummân
Zıt kara, dağ
okyanus
En büyük su kütlesi.
ana, derya, ummân
Zıt kara, ada
gök
Yerin üstündeki mavi alan.
sema, asuman
Zıt yer, toprak
yıldız
Geceleri parlayan gök cisimleri.
ahter, ulker
Zıt karanlık, gök
gezegen
Yıldız etrafında dönen büyük cisim.
seyyare, dünya
Zıt yıldız, kuyruklu yıldız
bulut
Gökte yüzen yağmur kaynağı.
ebr, dumanlı, sis
Zıt açık gök, güneşli
yağmur
Gökten düşen su.
baran, sağanak
Zıt kuru, güneş
kar
Gökten düşen donmuş su.
sevin, beyaz
Zıt sıcak, güneş
buz
Donmuş su kütlesi.
cemed, donmuş
Zıt sıcak, su
ateş
Yakıcı, sıcak kuvvet.
nar, alev, od
Zıt su, soğuk
duman
Yanan maddeden çıkan gaz.
tütün, sis
Zıt temiz hava
rüzgâr
Hareket eden hava akımı.
yel, esinti, meltem
Zıt durgunluk
fırtına
Şiddetli rüzgâr ve yağış.
kasırga, hortum
Zıt sakinlik, durgun hava
yapmak
Bir işi gerçekleştirmek.
etmek, kılmak, oluşturmak
Zıt bozmak, yıkmak
olmak
Var olmak, gerçekleşmek.
gerçekleşmek, vücuda gelmek
Zıt olmamak, yokluk
ulaşmak
Bir yere varmak, erişmek.
varmak, yetişmek, erişmek
Zıt kalmak, gitmek
ayrılmak
Bir yerden uzaklaşmak.
gitmek, terk etmek
Zıt kalmak, gelmek
edinmek
Bir şeyi kazanmak, elde etmek.
almak, kazanmak, kabul etmek
Zıt kaybetmek, yitirmek
sunmak
Bir şeyi takdim etmek.
takdim etmek, vermek, ikram etmek
Zıt almak, alıkoymak
işitmek
Sesi algılamak, duymak.
duymak, dinlemek, kulak vermek
Zıt sağır olmak
söylemek
Söz etmek, demek.
demek, ifade etmek, dile getirmek
Zıt susmak, tutmak
kaleme almak
Yazıya dökmek.
yazmak, tahrir etmek
Zıt silmek, çiçek atmak
okumak
Yazılı bir şeyi anlamak.
mütalaa etmek, incelemek
Zıt yazmak, dinlememek
öğrenmek
Bilgi kazanmak.
kavramak, vakıf olmak
Zıt unutmak, bilmemek
öğretmek
Bilgi vermek.
talim ettirmek, anlatmak
Zıt öğrenmek, gizlemek
anlamak
Bir konuyu kavramak.
kavramak, idrak etmek, anlamlandırmak
Zıt anlamamak, kavrayamamak
unutmak
Hatırdan çıkarmak.
hatırdan çıkarmak, aklından çıkarmak
Zıt hatırlamak, anmak
hatırlamak
Aklında tutmak.
anmak, yad etmek, akla getirmek
Zıt unutmak, anmamak
düşünmek
Akıl yoluyla bir konuyu işlemek.
mütalaa etmek, tefekkür etmek
Zıt düşünmemek, yüzeysel kalmak
çabalamak
Çaba sarf etmek.
gayret etmek, uğraşmak, didinmek
Zıt tembelleşmek, bırakmak
uyumak
Bilinçsizce dinlenmek.
uyku çekmek, kestirmek
Zıt uyanmak, kalkmak
uyanmak
Uykudan çıkmak.
kalkmak, ayılmak
Zıt uyumak, dinlenmek
içmek
Sıvı maddeyi tüketmek.
yutmak, ezbe etmek
Zıt dökmek, akıtmak
beğenmek
Bir şeyi hoş bulmak.
hoşlanmak, takdir etmek
Zıt beğenmemek, dudak bükmek
iğrenmek
Tiksinmek, nefret etmek.
tiksinmek, mide bulanmak
Zıt beğenmek, hoşlanmak
kahkaha atmak
Yüksek sesle gülmek.
gülmek, nese atmak
Zıt ağlamak, kederlenmek
gözyaşı dökmek
Üzüntüden ağlamak.
ağlamak, sızlamak
Zıt gülmek, neşelenmek
kederlendirmek
Üzmek.
üzmek, mahzun etmek
Zıt sevindirmek, neşelendirmek
sevindirmek
Mutlu etmek.
neşelendirmek, mutlu etmek
Zıt üzmek, kederlendirmek
destek olmak
Yardım etmek.
yardım etmek, omuz vermek
Zıt engellemek, köstek olmak
kazanmak
Bir şeyi elde etmek.
elde etmek, edinmek, fethetmek
Zıt kaybetmek, yitirmek
yitirmek
Kaybetmek.
kaybetmek, elden çıkarmak
Zıt kazanmak, bulmak
aramak
Bulmaya çalışmak.
soruşturmak, taramak
Zıt bırakmak, terk etmek
bulmak
Aradığını ele geçirmek.
keşfetmek, ele geçirmek
Zıt kaybetmek, yitirmek
inanmak
Doğru olduğuna emin olmak.
güvenmek, itimat etmek
Zıt şüphelenmek, kuşkulanmak
güvenmek
Birine inanmak, itimat etmek.
itimat etmek, inanmak
Zıt şüphelenmek, kuşkulanmak
kuşkulanmak
Şüphe duymak.
şüphelenmek, tereddüt etmek
Zıt inanmak, güvenmek
sıhhat
Sağlık hâli.
sağlık, esenlik
Zıt hastalık, illet
illet
Hastalık.
hastalık, dert, bela
Zıt sağlık, sıhhat
dert
Sıkıntı, üzüntü.
sıkıntı, üzüntü, gam
Zıt rahat, huzur
sıkıntı
Zorluk, dert.
zorluk, gam, dert
Zıt rahat, huzur
gam
Üzüntü, keder.
keder, hüzün, dert
Zıt sevinç, neşe
hüzün
Tatlı bir üzüntü.
keder, mahzunluk, gam
Zıt sevinç, neşe
sevinç
Mutluluk hâli.
mutluluk, neşe, şenlik
Zıt üzüntü, keder
neşe
Mutlu hâl, şenlik.
şenlik, mutluluk, sevinç
Zıt kasvet, hüzün
şenlik
Eğlenceli ortam.
eğlence, neşe, festival
Zıt kasvet, sıkıntı
kasvet
Karanlık, sıkıcı atmosfer.
sıkıntı, üzüntü, hüzün
Zıt şenlik, neşe
huzur
Sakinlik, dinginlik.
sükûnet, dinginlik, rahat
Zıt gerginlik, kargaşa
kargaşa
Karışıklık, düzensizlik.
gürültü, kaos, telaş
Zıt huzur, düzen
düzen
Tertip, uyum.
tertip, intizam, sistem
Zıt kaos, kargaşa
kaos
Tam kargaşa.
kargaşa, karışıklık, anarşi
Zıt düzen, intizam
intizam
Düzenli olma hâli.
düzen, tertip, sistem
Zıt düzensizlik, kargaşa
disiplin
Kurallara uyma.
düzen, kontrol, intizam
Zıt kuralsızlık, anarşi
kontrol
Denetim, hâkimiyet.
denetim, hâkimiyet, kumanda
Zıt kontrolsüzlük
denetim
Kontrol etme.
kontrol, gözetim, teftiş
Zıt denetimsizlik
gözetim
Dikkatlice izleme.
denetim, koruma, gözetleme
Zıt ihmal, denetimsizlik
koruma
Zarardan kurtarma.
gözetim, muhafaza, savunma
Zıt saldırı, zarar verme
muhafaza
Saklama, koruma.
koruma, saklama
Zıt kaybetmek, ihmal
saldırı
Hücum, taarruz.
hücum, taarruz, atak
Zıt savunma, koruma
savunma
Saldırıdan koruma.
müdafaa, koruma
Zıt saldırı, hücum
galip
Üstün gelmiş, kazanan.
kazanan, muzaffer, üstün
Zıt mağlup, yenilen
mağlup
Yenilen.
yenilen, kaybeden
Zıt galip, kazanan
rakip
Karşıt, yarışmacı.
hasım, muhalif, yarışmacı
Zıt müttefik, yardımcı
müttefik
Yardımcı, ortak.
birlik, yardımcı, dost
Zıt düşman, rakip
savaş
Silahlı çatışma.
cenk, harp, mücadele
Zıt barış, sulh
barış
Savaşsız hâl.
sulh, huzur, mütareke
Zıt savaş, çatışma
çatışma
Anlaşmazlık, savaş.
kavga, mücadele, savaş
Zıt uzlaşma, barış
uzlaşma
Anlaşma sağlama.
anlaşma, uyum, mutabakat
Zıt çatışma, anlaşmazlık
anlaşma
Uzlaşma sağlama.
mukavele, uzlaşma, sözleşme
Zıt anlaşmazlık, kavga
mukavele
Resmi anlaşma.
sözleşme, anlaşma, kontrat
Zıt iptal, fesh
sözleşme
Yazılı anlaşma.
mukavele, kontrat
Zıt iptal, ihlal
ihlal
Kuralı bozma.
çiğneme, kırma, bozma
Zıt uyum, riayet
riayet
Saygı gösterip uyma.
uyma, itaat, saygı
Zıt ihlal, isyan
itaat
Söz dinleme.
boyun eğme, uyma
Zıt isyan, başkaldırı
isyan
Başkaldırı.
ayaklanma, başkaldırı, ihtilal
Zıt itaat, uyum
ihtilal
Devrim, büyük değişim.
devrim, isyan
Zıt düzen, statüko
devrim
Köklü değişim.
ihtilal, dönüşüm, reform
Zıt gerileme, statüko
reform
Yenileştirme, düzeltme.
devrim, yenilik, ıslah
Zıt gerileme, eskime
gelişme
İlerleme, büyüme.
ilerleme, kalkınma, terakki
Zıt gerileme, çöküş
gerileme
Geriye gitme.
çöküş, geri gitme
Zıt gelişme, ilerleme
ilerleme
Önde gitme.
kalkınma, gelişme, terakki
Zıt gerileme, kalma
kalkınma
Gelişme, refahını artırma.
gelişme, ilerleme, refaha kavuşma
Zıt gerileme, çöküş
çöküş
Yıkılma, dağılma.
yıkılış, dağılma, yıkım
Zıt kalkınma, yükseliş
yıkım
Yıkılma.
çöküş, harabe
Zıt inşa, yapım
yapım
İnşa, oluşturma.
inşa, kuruluş, üretim
Zıt yıkım, harabe
inşa
Yapım, kurma.
yapım, oluşturma, kurma
Zıt yıkım, çöküş
üretim
Yapma, oluşturma.
imal, mamulât, yapım
Zıt tüketim, israf
tüketim
Kullanım.
kullanım, harcama
Zıt üretim, biriktirme
tasarruf
Biriktirme, kıt kullanım.
biriktirme, ekonomi
Zıt israf, savurganlık
israf
Boşa harcama.
savurganlık, ziyan
Zıt tasarruf, biriktirme
ziyan
Zarar, kayıp.
zarar, kayıp, israf
Zıt kazanç, fayda
fayda
Yarar, kâr.
yarar, kâr, menfaat
Zıt zarar, ziyan
kâr
Kazanç, fayda.
fayda, gelir, kazanç
Zıt zarar, ziyan
zarar
Ziyan, kayıp.
ziyan, kayıp, hasar
Zıt kâr, fayda
gelir
Kazanılan para.
kazanç, gelir
Zıt gider, harcama
gider
Harcanan para.
harcama, masraf
Zıt gelir, kazanç
harcama
Para sarf etme.
gider, masraf, sarfiyat
Zıt tasarruf, biriktirme
masraf
Harcama.
gider, harcama
Zıt gelir, kazanç
borç
Ödenmesi gereken para.
kredi, alacak
Zıt alacak, varlık
alacak
Almak hakkında olan para.
matlup, hak
Zıt borç
mülk
Sahip olunan mal.
mülkiyet, mal varlığı, gayrimenkul
Zıt kira, başkasının malı
kira
Geçici kullanım için ödenen para.
icare, ücret
Zıt mülk
sahip
Bir şeyin maliki.
malik, hâkim
Zıt sahipsiz, başkası
malik
Sahip.
sahip, mülk sahibi
Zıt kiracı, yokluk
kiracı
Kira ödeyen kişi.
müstecir
Zıt mülk sahibi, malik
komşu
Yakındaki kişi.
civar, çevre, etraf
Zıt yabancı
yabancı
Tanınmayan, dışarıdan.
el, yabancılaşmış
Zıt tanıdık, akraba
akraba
Kan bağı olan kişi.
soydaş, yakın
Zıt yabancı, el
soydaş
Aynı soydan kişi.
akraba, milli
Zıt yabancı, el
aile
Anne, baba, çocuklar.
çoluk çocuk, kavm, hane
Zıt yalnızlık
baba
Erkek ebeveyn.
peder, vali
Zıt anne, ana
anne
Kadın ebeveyn.
ana, valide, anneciğim
Zıt baba, peder
kardeş
Aynı anne babadan kişi.
birader, hemşire
Zıt yabancı, akraba değil
çocuk
Küçük yaştaki insan.
evlat, yavru
Zıt yetişkin, yaşlı
yetişkin
Büyümüş, ergin.
olgun, ergin, büyük
Zıt çocuk, küçük
gelin
Yeni evli kadın.
yenge
Zıt damat
damat
Yeni evli erkek.
enişte
Zıt gelin
Hayat arkadaşı.
kar (i)/koca, hayat arkadaşı
Zıt düşman, yabancı
sevgili
Çok sevilen kişi.
aşık, mahbub, dost
Zıt düşman, sevimsiz
arkadaş
Yakın görüştüğü.
dost, ahbap, refik
Zıt düşman, hasım
dost
Sevgili arkadaş.
sırdaş, sevgili, can dost
Zıt düşman, hasım
sırdaş
Sırrını paylaştığı.
dost, can dost
Zıt düşman, yabancı
düşman
Karşıt.
hasım, rakip, muhalif
Zıt dost, müttefik
hasım
Düşman.
düşman, muhalif
Zıt dost, müttefik
sevgi
Bağlılık duygusu.
aşk, muhabbet, sevda
Zıt nefret, kin
aşk
Yoğun sevgi.
sevda, muhabbet
Zıt nefret, husumet
muhabbet
Sevgi, dostluk.
sevgi, sohbet, dostluk
Zıt düşmanlık, kavga
dostluk
Yakın ilişki.
arkadaşlık, samimiyet
Zıt düşmanlık, husumet
kin
Nefret, husumet.
nefret, husumet, garez
Zıt sevgi, muhabbet
husumet
Kin, düşmanlık.
kin, düşmanlık, nefret
Zıt sevgi, dostluk
nefret
İğrenme duygusu.
kin, husumet, tiksinti
Zıt sevgi, muhabbet
tiksinti
İğrenme.
iğrenme, mide bulantısı
Zıt beğeni, hoşlanma
sempati
Sıcak duygu.
sıcaklık, beğeni, sevgi
Zıt antipati, soğukluk
antipati
Soğukluk, sevimsizlik.
soğukluk, sevimsizlik
Zıt sempati, sıcaklık
gurur
Onur, kibir.
kibir, övünme, onur
Zıt tevazu, alçakgönüllülük
tevazu
Alçakgönüllülük.
alçakgönüllülük, mütevaziliği
Zıt gurur, kibir
kibir
Kendini büyük görme.
gurur, övünme, ululuk
Zıt tevazu, alçakgönüllülük
onur
Şeref, vakar.
şeref, namus, vakar
Zıt utanç, rezalet
şeref
Onur, namus.
onur, namus, izzet
Zıt utanç, ar
namus
Onur, dürüstlük.
şeref, onur, ar
Zıt utanmazlık, ar yokluğu
utanç
Mahcubiyet duygusu.
mahcubiyet, ar
Zıt gurur, onur
rezalet
Çok büyük utanç.
kepazelik, fiyasko, skandal
Zıt gurur, onur
skandal
Halka açık utanç.
rezalet, kepazelik
Zıt gurur, sükse
kepazelik
Utanç verici durum.
rezalet, kötü hâl
Zıt gurur, onur
şöhret
Ün, tanınmışlık.
ün, nam, kahretmen
Zıt silinmek, tanınmamak
ün
Tanınmışlık.
şöhret, nam
Zıt gizlilik, anonimlik
tanınmışlık
Bilinme.
ün, şöhret
Zıt unutulmak
şöhretli
Ünlü.
meşhur, ünlü, namlı
Zıt tanınmamış, sıradan
meşhur
Tanınmış.
şöhretli, ünlü
Zıt tanınmamış
ünlü
Şöhretli.
meşhur, namlı, şöhretli
Zıt tanınmamış, sıradan
sıradan
Özelliksiz.
normal, alelade, basit
Zıt olağanüstü, özel
olağanüstü
Sıradan olmayan.
fevkalade, müstesna
Zıt sıradan, normal
özel
Diğerlerinden farklı.
hususî, has, sıra dışı
Zıt sıradan, genel
genel
Geniş kapsamlı.
umumi, küllî
Zıt özel, hususi
tehlike
Risk, zarar olasılığı.
risk, korku, tehdit
Zıt güvenlik, emniyet
güvenlik
Emniyet.
emniyet, koruma
Zıt tehlike, risk
risk
Tehlike olasılığı.
tehlike, ihtimal, riziko
Zıt güvenlik, emniyet
fırsat
İmkan, uygun zaman.
imkan, vesile
Zıt engel, kayıp
imkan
Olabilirlik.
fırsat, olanak
Zıt imkânsızlık, engel
engel
Önündeki sıkıntı.
mâni, ket, kösteg
Zıt kolaylık, açıklık
kolaylık
Rahatlık.
sühulet, rahatlık
Zıt zorluk, güçlük
zorluk
Güçlük.
güçlük, sıkıntı
Zıt kolaylık, sühulet
güçlük
Yapması zor.
zorluk, müşkülât
Zıt kolaylık
müşkül
Zor.
zor, çetin, güç
Zıt kolay, basit
çetin
Çok zor.
zor, müşkül
Zıt kolay, hafif
kalp
Yürek, kan pompalayan organ.
yürek, gönül
Zıt cesaret, akıl
yürek
Kalp, cesaret.
kalp, gönül, cesaret
Zıt korkaklık, ürkeklik
göz
Görme organı.
çeşm, basar, ayna
Zıt kulak, görmemek
kulak
İşitme organı.
sem'i, dinleyen
Zıt göz, sağırlık
el
Tutma organı.
pençe, kabza, yumruk
Zıt ayak, dize
ayak
Yürüme organı.
pa, ayak ucu
Zıt el, baş
baş
Vücudun üst kısmı.
kafa, dimağ
Zıt ayak, alt
kafa
Baş, akıl.
baş, dimağ, akıl
Zıt gövde, vücut
beyin
Düşünme organı.
dimağ, akıl, mefkure
Zıt kalp
dil
Konuşma organı.
lisan, ağız, ifade
Zıt sessizlik, sağırlık
lisan
Dil, konuşma.
dil, ağız
Zıt sessizlik
ağız
Konuşma yeri.
dil, lisan
Zıt kulak, göz
dudak
Ağzın dış sınırı.
leb
Zıt göz, kulak
yüz
Vücudun ön yüzü.
çehre, surat, sima
Zıt arka, sırt
çehre
Yüz.
yüz, surat, sima
Zıt arka
sima
Yüz görüntüsü.
çehre, yüz
Zıt arka
saç
Başın üstündeki kıllar.
kakül, perçem
Zıt kel, dazlak
sakal
Yüzün altındaki kıllar.
matruş, hışırtı
Zıt tıraşlı
bıyık
Üst dudak üzeri kıllar.
siyye
Zıt tıraşlı
kaş
Göz üstündeki kıllar.
ebru
Zıt göz
kirpik
Göz kapağı kılları.
müjğan
Zıt göz
burun
Soluk alma yeri.
enf, burun ucu
Zıt kulak, ağız
omuz
Boyun ile kol arası.
omuzbaşı
Zıt el, ayak
kol
Ele bağlı uzuv.
pazu, dirsek
Zıt bacak, ayak
bacak
Ayağa bağlı uzuv.
incik, but
Zıt kol, el
parmak
Elin ucundaki uzuv.
şahadet, baş parmak
Zıt el, ayak
tırnak
Parmak ucu sert kısım.
tırnak ucu
Zıt parmak
kemik
Vücudun sert iskeleti.
azim, üzüm
Zıt et, kas
kas
Vücut hareketini sağlayan doku.
adale
Zıt kemik
kan
Damarlardaki kırmızı sıvı.
dem
Zıt su
damar
Kan taşıyan kanal.
şah, kanal
Zıt kemik
sinir
Vücut sinyali taşıyan organ.
asab, gergi
Zıt sakinlik
mide
Sindirim organı.
karın, mihaze
Zıt beyin
karın
Vücudun ön orta kısmı.
mide, batın
Zıt sırt
sırt
Vücudun arka kısmı.
mehmer, arka
Zıt göğüs, karın
göğüs
Vücudun ön orta üst kısmı.
sîne, sadr
Zıt sırt
kalbe
Yüreğe.
yüreğe
Zıt beyne
akıl
Düşünme yetisi.
zekâ, mantık, idrak
Zıt aptallık, geri zekâ
zekâ
Hızlı kavrama.
akıl, mantık, kavrayış
Zıt aptallık
mantık
Akla uygun düşünme.
akıl, sağ duyu
Zıt mantıksızlık
idrak
Anlayış.
kavrayış, anlayış, akıl
Zıt cehalet
kavrayış
Anlama yeteneği.
idrak, anlayış
Zıt kavrayışsızlık
sezgi
İçten gelen anlayış.
his, içgüdü, intuisyon
Zıt mantıksal düşünce
his
Duygu, sezgi.
duygu, hissiyat
Zıt mantık
duygu
İçsel his.
his, hissiyat, duyumsama
Zıt mantık, akıl
düşünce
Akıl ürünü.
fikir, mütalaa
Zıt his, duygu
fikir
Düşünce.
düşünce, görüş, mütalaa
Zıt sessizlik
görüş
Bakış açısı.
fikir, kanaat, anlayış
Zıt körlük
kanaat
Görüş, fikir.
görüş, fikir, inanç
Zıt inkâr
inanç
Bağlandığı görüş.
iman, akide
Zıt şüphe, inkâr
iman
Dini inanç.
inanç, itikat
Zıt küfür, inkâr
din
İnanç sistemi.
mezhep, itikat
Zıt inkâr, küfür
kültür
Bir toplumun maddi manevi birikimi.
medeniyet, ekin
Zıt cehalet
medeniyet
Yüksek kültür düzeyi.
uygarlık, kültür
Zıt barbarlık
uygarlık
Medeniyet.
medeniyet, kültür
Zıt barbarlık, vahşet
sanat
Estetik üretim.
hüner, marifet, hüner
Zıt kabalık, sanatsızlık
hüner
Beceri, ustalık.
sanat, marifet, beceri
Zıt beceriksizlik
usta
Bir işin uzmanı.
maharetli, mahirin
Zıt çırak, acemi
çırak
Bir mesleği öğrenen.
kalfa, acemi, talebe
Zıt usta
kalfa
Usta yardımcısı.
çırak, yardımcı
Zıt usta
esnaf
Küçük iş sahibi.
tüccar, dükkân sahibi
Zıt müşteri
tüccar
Ticaret yapan.
esnaf, iş adamı
Zıt müşteri
müşteri
Alışveriş yapan.
alıcı
Zıt satıcı
satıcı
Mal satan.
tezgâhtar, esnaf
Zıt alıcı, müşteri
alıcı
Mal alan.
müşteri
Zıt satıcı
fiyat
Bedel, ücret.
bedel, paha, ücret
Zıt beleş, hediye
ücret
Hizmet karşılığı para.
maaş, hak ediş
Zıt beleş, ücretsiz
maaş
Aylık ücret.
ücret, gelir
Zıt gider
çalışan
İşinde olan kişi.
memur, işçi
Zıt işsiz, tembel
işçi
El emeğiyle çalışan.
amele, görevli
Zıt patron, işveren
memur
Devlet çalışanı.
görevli, devlet adamı
Zıt sivil
patron
İş yeri sahibi.
işveren, müdür
Zıt çalışan, işçi
müdür
Yönetici.
patron, idareci
Zıt çalışan, ast
yönetici
İdare eden.
müdür, idareci, lider
Zıt çalışan, ast
lider
Önder.
önder, başkan, rehber
Zıt takipçi, sıradan
önder
Lider.
lider, başkan
Zıt takipçi
başkan
Yönetici, en üst.
lider, reis
Zıt üye, asker
üye
Bir gruba kayıtlı kişi.
mensup, fert
Zıt yabancı, dışında
mensup
Bir gruba ait.
üye, fert
Zıt yabancı
fert
Birey.
birey, kişi
Zıt topluluk
birey
Tek kişi.
fert, şahıs
Zıt topluluk, grup
şahıs
Kişi.
kişi, fert, birey
Zıt topluluk
kişi
İnsan, fert.
fert, birey, şahıs
Zıt topluluk
insan
Akıllı varlık.
beşer, âdemoğlu
Zıt hayvan, melek
kadın
Dişi insan.
hatun, hanım
Zıt erkek, adam
erkek
Eril insan.
adam, mert, eril
Zıt kadın, hatun
genç
Yaşı küçük.
körpe, delikanlı, taze
Zıt yaşlı, ihtiyar
yaşlı
Yaşı ileri.
ihtiyar, kart, kıdemli
Zıt genç, körpe
ihtiyar
Yaşlı.
yaşlı, kıdemli
Zıt genç, taze
çocuk
Küçük insan.
evlat, yavru
Zıt yetişkin, yaşlı
bebek
Çok küçük çocuk.
evlat, yavru
Zıt yetişkin
evlat
Çocuk.
oğul/kız, yavru
Zıt ana baba
oğul
Erkek evlat.
oğlan, evlat
Zıt kız
kız
Dişi evlat.
evlat
Zıt oğul
amca
Babanın erkek kardeşi.
baba dengi
Zıt teyze
dayı
Annenin erkek kardeşi.
akraba
Zıt amca
teyze
Annenin kız kardeşi.
kadın akraba
Zıt amca
hala
Babanın kız kardeşi.
kadın akraba
Zıt dayı
dede
Babanın babası.
büyükbaba
Zıt nine, anneanne
nine
Babanın annesi.
büyükanne, anneanne
Zıt dede
torun
Çocuğun çocuğu.
evlat çocuğu
Zıt dede, nine
yeğen
Kardeşin çocuğu.
akraba çocuğu
Zıt amca, dayı
kuzen
Akraba çocuğu (yengen).
akraba
Zıt kardeş
yıl
On iki aylık zaman.
sene
Zıt gün, ay
sene
Yıl.
yıl
Zıt gün, hafta
ay
30-31 günlük zaman.
kamer
Zıt gün, yıl
hafta
Yedi günlük zaman.
cuma cuma
Zıt gün, ay
gün
24 saatlik zaman.
yevm
Zıt gece, hafta
saat
60 dakikalık zaman.
lemha
Zıt dakika, an
dakika
60 saniyelik zaman.
an, lahza
Zıt saat, gün
an
Çok kısa zaman.
lahza, dakika
Zıt sonsuzluk, ebed
sabah
Günün başlangıcı.
seher, fecir
Zıt akşam, gece
akşam
Günün sonu.
gece, gurub
Zıt sabah, gündüz
öğle
Günün ortası.
gündüz
Zıt sabah, akşam
sınıf
Eğitim grubu.
kurs, ders
Zıt tek başına
ders
Eğitim seansı.
sınıf, mevzu
Zıt tatil
mesleğin
İş, uğraş.
iş, kariyer, sanat
Zıt tatil, dinlenme
kariyer
Meslek hayatı.
meslek, iş hayatı
Zıt tatil
tecrübe
Deneyim.
deneyim, tecrübe
Zıt tecrübesizlik, acemilik
deneyim
Tecrübe.
tecrübe
Zıt tecrübesizlik
beceri
Yetenek.
yetenek, kabiliyet, hüner
Zıt beceriksizlik
yetenek
İçsel beceri.
kabiliyet, beceri, istidat
Zıt yeteneksizlik
kabiliyet
Yetenek.
yetenek, beceri
Zıt kabiliyetsizlik
gayret
Çaba.
çaba, sebat
Zıt tembellik
çaba
Gayret.
gayret, emek, uğraş
Zıt tembellik
emek
Çaba.
çaba, gayret, mesai
Zıt tembellik, kolay
mesai
Çalışma süresi.
iş saati, emek
Zıt tatil, dinlenme
tatil
Çalışmadan dinlenme.
izin, mola, dinlence
Zıt iş, mesai
izin
Resmi tatil.
müsaade, ruhsat, tatil
Zıt iş, görev
müsaade
İzin.
izin, ruhsat
Zıt yasak
yasak
İzin verilmemiş.
memnu, yasaklı
Zıt serbest, izinli
serbest
Yasak olmayan.
mübah, izinli
Zıt yasak, men
özgür
Bağımsız.
serbest, hür, bağımsız
Zıt esir, mahkûm
esir
Mahkûm.
tutsak, mahkûm
Zıt özgür, hür
mahkûm
Hapis cezalı.
esir, tutuklu
Zıt serbest, özgür
savaşmak
Çatışmak.
cenk etmek, vuruşmak
Zıt barışmak
barışmak
Anlaşmak.
uzlaşmak, anlaşmak
Zıt kavga etmek, savaşmak
kavga
Tartışma.
çatışma, münakaşa
Zıt barış, uzlaşma
tartışma
Söz savaşı.
münakaşa, kavga
Zıt anlaşma
münakaşa
Tartışma.
tartışma, kavga
Zıt sükûnet
müzakere
Tartışma, görüşme.
görüşme, sohbet
Zıt sessizlik
görüşme
Toplantı.
müzakere, mülakat
Zıt yokluk, kesinti
mülakat
Görüşme.
görüşme, röportaj
Zıt yokluk
röportaj
Mülakat.
mülakat, görüşme
Zıt sessizlik
sohbet
Konuşma, muhabbet.
muhabbet, konuşma, dialog
Zıt sessizlik
diyalog
Karşılıklı konuşma.
sohbet, görüşme
Zıt monolog, sessizlik
monolog
Tek kişilik konuşma.
tek kişilik konuşma
Zıt diyalog, sohbet
sözcük
Anlamlı ses.
kelime, lafız
Zıt sessizlik
kelime
Sözcük.
sözcük, lafız
Zıt sessizlik
lafız
Sözcük.
kelime, sözcük
Zıt sessizlik
cümle
Tam yargı bildiren ifade.
tümce, ifade
Zıt sözcük
tümce
Cümle.
cümle, ifade
Zıt sözcük
paragraf
Yazıdaki bölüm.
fıkra, kısım
Zıt tek cümle
metin
Yazılı eser.
yazı, makale
Zıt sözlü
yazı
Yazılmış.
metin, makale
Zıt sözlü, dinleyiş
makale
Yazılı eser.
metin, yazı
Zıt sözlü konuşma
roman
Uzun anlatı eseri.
kıssa, hikâye uzun
Zıt şiir
hikâye
Anlatı.
öykü, masal
Zıt roman
öykü
Hikâye.
hikâye, masal
Zıt roman
masal
Hayalî hikâye.
efsane, mit
Zıt gerçek olay
efsane
Mitsel hikâye.
masal, mit
Zıt gerçek
mit
Eski hikâye.
efsane, masal
Zıt gerçek
destan
Kahramanlık şiiri.
kahramanlık, anlatı
Zıt modern şiir
şiir
Vezinli edebî eser.
manzume, nazım
Zıt düz yazı, nesir
nesir
Düz yazı.
düz yazı, prose
Zıt şiir, manzum
manzum
Şiir biçiminde.
şiir
Zıt nesir
mısra
Şiir satırı.
satır, beyit yarısı
Zıt paragraf
beyit
İki mısralık dize.
dize, çift mısra
Zıt tek mısra
dize
Mısra.
mısra
Zıt paragraf
kafiye
Sözcük sonu uyumu.
redif, ses uyumu
Zıt serbest şiir
vezin
Şiirde ölçü.
ölçü, bahir
Zıt serbest ölçü
edebiyat
Yazınsal sanat.
yazın, sözel sanat
Zıt matematik, fen
yazın
Edebiyat.
edebiyat
Zıt matematik
kütüphane
Kitaplık.
kitaplık, kıraathane
Zıt sokak
kitaplık
Kütüphane.
kütüphane
Zıt sokak
müze
Eski eserler sergileyen.
sergi, koleksiyon yeri
Zıt sıradan oda
sergi
Eserler gösterimi.
müze, gösteri
Zıt gizli depo
tiyatro
Sahne sanatı.
sahne sanatı, oyun
Zıt sinema
sinema
Film gösterim yeri.
film salonu, sahne
Zıt tiyatro
film
Sinema eseri.
sinema eseri
Zıt tiyatro oyunu
oyun
Eğlence, gösteri.
eğlence, tiyatro
Zıt iş, ciddiyet
eğlence
Hoş vakit.
oyun, şenlik
Zıt sıkıntı, iş
müzik
Ses sanatı.
şarkı, melodi
Zıt sessizlik
şarkı
Müzik parçası.
türkü, melodi
Zıt sessizlik
türkü
Halk şarkısı.
halk türküsü, ezgi
Zıt klasik
melodi
Ezgi.
ezgi, müzik
Zıt sessizlik
ezgi
Melodi.
melodi, ahenk
Zıt sessizlik
dans
Beden hareketleri.
oyun, raks
Zıt durgunluk
raks
Dans.
dans, oyun
Zıt durgunluk
spor
Bedensel aktivite.
idman, antrenman
Zıt tembellik
idman
Spor antrenmanı.
antrenman, spor
Zıt dinlenme
antrenman
İdman.
idman, spor çalışması
Zıt dinlenme
maç
Spor karşılaşması.
müsabaka, karşılaşma
Zıt antrenman
müsabaka
Yarışma.
maç, yarış, mücadele
Zıt antrenman
yarış
Mücadele.
müsabaka, koşu
Zıt antrenman, dinlenme
şampiyon
Birinci.
galip, birinci, kazanan
Zıt sonuncu, mağlup
birinci
En önde.
şampiyon, galip
Zıt sonuncu
sonuncu
En sonda.
son, en arkada
Zıt birinci, en önde
parlak
Işıklı.
pırıltılı, ışıltılı
Zıt donuk, mat
donuk
Parlaklığı az.
mat, ifadesiz
Zıt parlak, pırıltılı
mat
Parlak olmayan.
donuk, soluk
Zıt parlak
renkli
Çok renkli.
çok renkli, alaca
Zıt renksiz, beyaz siyah
renksiz
Renkli olmayan.
beyaz siyah, mat
Zıt renkli
kırmızı
Kan rengi.
al, kırmızı, koyu kırmızı
Zıt beyaz
mavi
Gök rengi.
lacivert, masmavi
Zıt turuncu, sarı
yeşil
Yaprak rengi.
çimen rengi
Zıt kuru, sarı
sarı
Güneş rengi.
limoni, altın sarısı
Zıt mavi
mor
Patlıcan rengi.
menekşe, eflatun
Zıt sarı
pembe
Açık kırmızı.
gül kurusu, somon
Zıt siyah
turuncu
Portakal rengi.
oranj, koyu sarı
Zıt mavi
kahverengi
Toprak rengi.
koyu sarı, çikolata rengi
Zıt beyaz
siyah
Kara renk.
kara, simsiyah
Zıt beyaz
beyaz
Aydınlık renk.
ak, kireç beyazı
Zıt siyah
gri
Siyah-beyaz arası.
kül rengi
Zıt parlak
sevmek
Bağlanmak.
aşık olmak, beğenmek
Zıt nefret etmek
kıymetli
Değerli.
değerli, paha biçilmez
Zıt değersiz
paha biçilmez
Çok değerli.
kıymetli, paha bilmez
Zıt değersiz, ucuz
duygulanmak
Etkilenmek.
içlenmek, etkilenmek
Zıt soğuk kalmak
etkilenmek
Tesir altında kalmak.
duygulanmak, mütessir olmak
Zıt kayıtsız kalmak
tesir
Etki.
etki, nüfuz
Zıt tesirsizlik
etki
Tesir.
tesir, nüfuz, baskı
Zıt etkisizlik
nüfuz
Etki, güç.
etki, hakimiyet, güç
Zıt aczyet
güç
Kuvvet.
kuvvet, kudret
Zıt zayıflık
kuvvet
Güç.
güç, kudret
Zıt zayıflık
kudret
Güç, otorite.
güç, kuvvet, iktidar
Zıt aczyet
iktidar
Güç, hakimiyet.
güç, hâkimiyet
Zıt aciz
hâkimiyet
Egemenlik.
iktidar, egemenlik
Zıt köleleşme, mahkûmiyet
egemenlik
Hâkimiyet.
hakimiyet, iktidar
Zıt mahkumiyet
aciz
Güçsüz.
kuvvetsiz, çaresiz
Zıt güçlü, kudretli
güçsüz
Kuvvetsiz.
aciz, dermansız
Zıt güçlü, kudretli
çaresiz
İmkânsız.
aciz, perişan
Zıt çareli, imkân sahibi
çare
Çözüm.
deva, ilaç, derman
Zıt çaresizlik
deva
İlaç, çare.
ilaç, derman, şifa
Zıt hastalık
derman
İlaç, kuvvet.
deva, çare, kuvvet
Zıt dermansızlık
şifa
İyileşme.
deva, sıhhat
Zıt hastalık, illet
hastalık
Sağlıksız hâl.
illet, rahatsızlık
Zıt sağlık
iyileşme
Sağlığa kavuşma.
şifa, kurtuluş
Zıt hastalanma
düşmek
Aşağıya inmek.
yuvarlanmak, yıkılmak
Zıt kalkmak, çıkmak
kalkmak
Yukarı doğru gitmek.
çıkmak, yükselmek
Zıt düşmek, inmek
koşmak
Hızlı yürümek.
koşturmak, sürtmek
Zıt durmak, yavaşlamak
durmak
Hareketsiz olmak.
beklemek, kalmak
Zıt koşmak, gitmek
beklemek
Sabırla durmak.
durmak, intizar etmek
Zıt koşmak, ayrılmak
gitmek
Bir yerden ayrılmak.
ayrılmak, çıkmak
Zıt gelmek, dönmek
gelmek
Bir yere ulaşmak.
ulaşmak, varmak
Zıt gitmek, ayrılmak
dönmek
Geri gelmek.
avdet etmek, geri gelmek
Zıt gitmek, ayrılmak
kalkmak
Yataktan çıkmak.
uyanmak
Zıt yatmak, uyumak
yatmak
Uzanmak.
uzanmak, dinlenmek
Zıt kalkmak
oturmak
Bir yere yerleşmek.
çökme, sandalyeye geçmek
Zıt kalkmak, ayağa kalkmak
ayağa kalkmak
Dikilmek.
kalkmak, durmak
Zıt oturmak, yatmak
olumlu
İyi yönlü.
pozitif, müsbet
Zıt olumsuz, negatif
olumsuz
Kötü yönlü.
negatif, menfi
Zıt olumlu, pozitif
pozitif
Olumlu.
müsbet, olumlu
Zıt negatif, menfi
negatif
Olumsuz.
menfi, olumsuz
Zıt pozitif, müsbet
görev
Sorumluluk, iş.
vazife, iş, sorumluluk
Zıt tatil, dinlenme
vazife
Görev.
görev, iş
Zıt tatil
sorumluluk
Mesuliyet.
mesuliyet, sorumluluk
Zıt sorumsuzluk
mesuliyet
Sorumluluk.
sorumluluk, vazife
Zıt sorumsuzluk
kural
Düzenleyici hüküm.
kaide, ilke, prensip
Zıt kuralsızlık, anarşi
ilke
Temel kural.
prensip, kaide
Zıt ilkesizlik
prensip
İlke.
ilke, kaide
Zıt ilkesizlik
kaide
Kural.
kural, ilke, esas
Zıt kuralsızlık
esas
Temel.
temel, asıl, dayanak
Zıt teferruat, ayrıntı
temel
Dayanak.
esas, kaynak, dayanak
Zıt kat, üst
dayanak
Destek.
temel, esas, mesnet
Zıt dayanaksızlık
kaynak
Köken.
menba, asıl, başlangıç
Zıt son, sonuç
menba
Kaynak.
kaynak, asıl
Zıt son
köken
Asıl.
kaynak, asıl, soy
Zıt sonuç, son
asıl
Köken, esas.
esas, köken, gerçek
Zıt sahte, sonuç
gerçek
Doğru.
hakikat, asıl
Zıt yalan, sahte
hakikat
Gerçek.
gerçek, doğru
Zıt yalan, sahte
yalan
Doğru olmayan.
aldatma, hile, sahte
Zıt gerçek, doğru
aldatma
Hile.
hile, kandırma, yalan
Zıt dürüstlük
hile
Aldatma.
aldatma, dolap
Zıt dürüstlük
dürüstlük
Dürüst olma.
doğruluk, namusluluk
Zıt sahtekârlık
doğruluk
Hatasızlık.
dürüstlük, gerçeklik
Zıt yanlışlık
yanlışlık
Hatalılık.
hata, kabahat
Zıt doğruluk, isabet
hata
Yanlış.
kusur, kabahat, yanlış
Zıt doğruluk, isabet
kusur
Eksiklik.
noksan, kabahat, hata
Zıt mükemmellik, kemâl
kabahat
Suç.
kusur, hata, suç
Zıt mazeret, doğruluk
mükemmel
Kusursuz.
kemâl, kusursuz, eksiksiz
Zıt kusurlu, eksik
kusursuz
Mükemmel.
mükemmel, kemâl, eksiksiz
Zıt kusurlu, hatalı
eksik
Tam olmayan.
noksan, kusurlu, yarım
Zıt tam, kemâl
tam
Eksiksiz.
kemâl, mükemmel, bütün
Zıt eksik, yarım
yarım
Yarısı.
eksik, ortalanmış
Zıt tam, bütün
bütün
Tüm, kapsam.
tüm, hep, tam
Zıt parça, eksik
tüm
Hepsi.
bütün, tamamen, hep
Zıt parça
parça
Bütünden alınan.
kısım, bölüm, ufak
Zıt bütün
Yapılacak görev, meslek.
görev, vazife, meslek…
Zıt tatil, dinlenme
uğraş
Bir konuyla meşgul olma.
iş, meşguliyet, çaba
Zıt tembellik, atıllık
meşguliyet
Yoğunluk.
uğraş, iş, telaş
Zıt boş zaman, atıllık
mahir
Becerikli, usta.
usta, becerikli, hünerli
Zıt beceriksiz, acemi
uzman
Bir konuda derin bilgi sahibi.
mütehassıs, ehil
Zıt amatör, acemi
profesyonel
İşinde uzman, mesleki.
uzman, mütehassıs
Zıt amatör, acemi
amatör
Hobi olarak yapan.
meraklı, gönüllü
Zıt profesyonel, uzman
acemi
Yeni başlayan.
çırak, başlangıç, toy
Zıt usta, tecrübeli
tecrübeli
Deneyimli.
deneyimli, görmüş geçirmiş
Zıt tecrübesiz, acemi
eğitim
Bilgi verme süreci.
öğretim, talim, terbiye
Zıt cehalet, eğitimsizlik
öğretim
Bilgi verme.
eğitim, talim
Zıt cehalet
mesele
Sorun, konu.
sorun, problem, husus
Zıt çözüm
sorun
Halledilmesi gereken durum.
mesele, problem, dert
Zıt çözüm, kolaylık
problem
Sorun.
mesele, sorun
Zıt çözüm
çözüm
Sorunun giderilmesi.
hâl, çare, deva
Zıt sorun, problem
cevap
Soruya verilen yanıt.
yanıt, karşılık
Zıt soru
soru
Cevap istenen ifade.
sual, mesele
Zıt cevap, yanıt
sınav
Ölçme aracı.
imtihan, test
Zıt serbest çalışma
imtihan
Sınav.
sınav, test, deneme
Zıt serbest
not
Sınav puanı.
derece, puan
Zıt sıfır, başarısız
puan
Sayısal değerleme.
not, derece
Zıt sıfır
derece
Seviye, mertebe.
mertebe, kademe, seviye
Zıt sıradan
ödül
Başarı karşılığı verilen.
mükâfat, hediye
Zıt ceza
mükâfat
Ödül.
ödül, hediye
Zıt ceza
ceza
Yanlışın karşılığı verilen.
ihtar, ihbar, müeyyide
Zıt ödül, mükâfat
ihtar
Resmi uyarı.
uyarı, ikaz
Zıt serbestlik
uyarı
Hatırlatma.
ihtar, ikaz, dikkat
Zıt sessizlik
mola
Kısa dinlenme.
ara, dinlenme, paydos
Zıt iş, çalışma
ara
Mola, kısım arası.
mola, fasıla
Zıt devam, süreklilik
devam
Sürdürme.
süreklilik, idame
Zıt kesinti, ara
son
Bitiş.
nihayet, bitiş, akıbet
Zıt başlangıç, ilk
başlangıç
İlk kısım.
ilk, baş, mebde
Zıt son, nihayet
orta
İki ucun arası.
merkez, ortalama
Zıt kenar, uç
çevre
Etraf, ortam.
etraf, civar, muhit
Zıt merkez, iç
ortam
Bulunulan yer ve şartlar.
çevre, atmosfer, muhit
Zıt iç dünya
atmosfer
Hava, ortam.
hava, ortam
Zıt iç dünya
civar
Çevre, etraf.
etraf, çevre
Zıt merkez
etraf
Çevre.
civar, çevre
Zıt merkez
önce
Daha öncesinde.
evvel, evvelce
Zıt sonra, sonradan
sonra
Daha sonrasında.
akabinde, ardından
Zıt önce, evvel
çabuk
Hızlı.
hızlı, çevik, ivedi
Zıt yavaş, ağır
ileri
Önde olan.
önde, ön, evvel
Zıt geri, arka
geri
Arkada olan.
arka, son
Zıt ileri, ön
sağ
Hayatta olan; sağ taraf.
hayatta, canlı, sağ taraf
Zıt sol, ölü
sol
Sağın karşıtı.
sol taraf, yan
Zıt sağ
üst
Yukarı kısım.
yukarı, tepe, baş
Zıt alt, dip
alt
Aşağı kısım.
aşağı, dip
Zıt üst, tepe
İç kısım.
iç, içeri
Zıt dış, dışarı
dış
Dış kısım.
dışarı, harici
Zıt iç, içeri
doğu
Güneşin doğduğu yön.
şark, doğu yönü
Zıt batı, garp
batı
Güneşin battığı yön.
garp, batı yönü
Zıt doğu, şark
kuzey
Soğuk yön.
şimal
Zıt güney, cenup
güney
Sıcak yön.
cenup
Zıt kuzey, şimal
kâr
Kazanç.
kazanç, fayda
Zıt zarar, ziyan
fayda
Yarar.
yarar, kâr, menfaat
Zıt zarar, ziyan
menfaat
Çıkar, fayda.
çıkar, fayda, kâr
Zıt zarar
çıkar
Menfaat.
menfaat, fayda
Zıt fedakârlık, zarar
mal
Sahip olunan eşya.
eşya, mülk, varlık
Zıt borç
mülk
Sahip olunan gayrimenkul.
mal, gayrimenkul
Zıt kira
varlık
Mevcut olma; mal.
servet, mal, mevcudiyet
Zıt yokluk, fakirlik
servet
Büyük mal varlığı.
mal varlığı, zenginlik
Zıt fakirlik, yokluk
fakir
Yoksul.
yoksul, garip, muhtaç
Zıt zengin, varlıklı
yoksul
Fakir.
fakir, garip, muhtaç
Zıt zengin, varlıklı
zenginleşmek
Zengin olmak.
varlıklanmak, mal sahibi olmak
Zıt fakirleşmek
fakirleşmek
Yoksul olmak.
yoksullaşmak
Zıt zenginleşmek
pahalı
Yüksek bedelli.
değerli, mali yüksek
Zıt ucuz, beleş
ucuz
Düşük bedelli.
mali düşük, hesaplı
Zıt pahalı, değerli
beleş
Bedavadan.
bedava, ücretsiz
Zıt pahalı, ücretli
bedava
Ücretsiz.
beleş, ücretsiz
Zıt pahalı, paralı
hediye
Karşılıksız verilen.
armağan, ihsan
Zıt satış
armağan
Hediye.
hediye, ihsan
Zıt satış
paha
Fiyat.
fiyat, ücret, bedel
Zıt beleş
bedel
Karşılık, fiyat.
paha, ücret
Zıt beleş
kazanmak
Elde etmek.
elde etmek, edinmek
Zıt kaybetmek, yitirmek
kaybetmek
Yitirmek.
yitirmek, elden çıkarmak
Zıt kazanmak, bulmak
aramak
Bulmaya çalışmak.
soruşturmak, taramak
Zıt bulmak
bulmak
Aradığını ele geçirmek.
keşfetmek, ele geçirmek
Zıt kaybetmek
saklamak
Gizlemek, korumak.
gizlemek, muhafaza etmek
Zıt göstermek, açmak
gizlemek
Saklamak.
saklamak, örtmek
Zıt açıklamak, göstermek
açıklamak
Anlatmak.
izah etmek, beyan etmek
Zıt gizlemek
göstermek
Sergilemek.
sergilemek, ifa etmek
Zıt gizlemek, saklamak
izah etmek
Açıklamak.
açıklamak, anlatmak
Zıt gizlemek
beyan etmek
İlan etmek, açıklamak.
açıklamak, ilan etmek
Zıt gizlemek
ilan etmek
Duyurmak.
beyan etmek, duyurmak
Zıt gizli tutmak
duyurmak
Bildirmek.
haber vermek, ilan etmek
Zıt gizli tutmak
haber vermek
Bildirmek.
duyurmak, bildirmek
Zıt gizlemek
bildirmek
Haber vermek.
haber vermek, duyurmak
Zıt gizli tutmak
normal
Olağan.
olağan, alışılmış, doğal
Zıt anormal, garip
anormal
Olağan dışı.
garip, tuhaf
Zıt normal, doğal
doğal
Tabii, yapay olmayan.
tabii, fıtri
Zıt yapay, sentetik
yapay
Doğal olmayan.
sentetik, sun'i
Zıt doğal, tabii
sun'i
Yapay.
yapay, sentetik
Zıt doğal, fıtri
modern
Çağdaş.
çağdaş, yeni
Zıt klasik, geleneksel
klasik
Eskiden beri var olan.
geleneksel, klasik
Zıt modern, yeni
geleneksel
Gelenekten gelen.
klasik, ananevi
Zıt modern, yeni
pratik
Kullanışlı.
kullanışlı, ameli
Zıt teorik, soyut
teorik
Kuramsal.
kuramsal, nazari
Zıt pratik, ameli
soyut
Maddesi olmayan.
mücerret, kavramsal
Zıt somut, maddi
somut
Maddesi olan.
maddi, müşahhas
Zıt soyut, kavramsal
gerçek
Var olan, hakikatli.
hakikat, gerçeklik
Zıt sahte, hayal
hayal
Düş, hayalî düşünce.
düş, kuruntu, tasavvur
Zıt gerçek
düş
Rüya, hayal.
rüya, hayal
Zıt gerçek, uyanıklık
rüya
Uyku sırasında görülen.
düş
Zıt gerçek
kâbus
Kötü rüya.
kötü düş, korkulu rüya
Zıt güzel rüya
gerçeklik
Gerçek olma.
hakikat, vâkıa
Zıt hayal, sahte
gerçekleştirmek
Hayata geçirmek.
icra etmek, hayata geçirmek
Zıt iptal etmek
icra etmek
Yerine getirmek.
gerçekleştirmek, yapmak
Zıt iptal
iptal
Yapılmamış kılma.
fesh, geri alma
Zıt icra, gerçekleştirme
fesh
İptal etme.
iptal, son verme
Zıt devam, idame
devamlılık
Sürekli olma.
süreklilik, idame
Zıt kesinti, ara
süreklilik
Sürekli olma.
devamlılık, devamlı olma
Zıt kesinti
kesinti
Ara verme.
duraklama, mola
Zıt devam, süreklilik
tatil
İş bırakma.
izin, mola, dinlence
Zıt iş, mesai
dinlence
Tatil.
tatil, izin
Zıt
kabul etmek
Razı olmak.
razı olmak, onaylamak
Zıt reddetmek, geri çevirmek
reddetmek
Kabul etmemek.
geri çevirmek, kabullenmemek
Zıt kabul etmek, onaylamak
onaylamak
Kabul etmek, doğrulamak.
tasdik etmek, kabul etmek
Zıt reddetmek, çürütmek
tasdik etmek
Onaylamak.
onaylamak, doğrulamak
Zıt inkâr etmek
inkâr etmek
Reddetmek.
reddetmek, kabul etmemek
Zıt kabul etmek, onaylamak
doğrulamak
Onaylamak, gerçek olduğunu söylemek.
tasdik etmek, onaylamak
Zıt yalanlamak, inkâr etmek
yalanlamak
Doğru olmadığını söylemek.
reddetmek, çürütmek
Zıt doğrulamak, onaylamak
tartmak
Ölçmek, değerlendirmek.
ölçmek, değerlendirmek
Zıt rastgele
değerlendirmek
İncelemek.
tartmak, gözden geçirmek
Zıt önemsememek
incelemek
Detaylı bakmak.
tetkik etmek, gözlemlemek
Zıt üstünkörü bakmak
tetkik etmek
İncelemek.
incelemek, araştırmak
Zıt üstünkörü
araştırmak
Soruşturmak.
incelemek, tetkik etmek
Zıt kabullenmek
soruşturmak
İncelemek, sorgulamak.
incelemek, araştırmak
Zıt kabullenmek
sorgulamak
Soru sormak.
soruşturmak, sorguya çekmek
Zıt kabullenmek
kabullenmek
Kabul etmek.
kabul etmek, razı olmak
Zıt reddetmek, sorgulamak
razı olmak
Kabul etmek.
kabul etmek, kabullenmek
Zıt reddetmek, isyan etmek
isyan etmek
Başkaldırmak.
başkaldırmak, ayaklanmak
Zıt razı olmak, itaat etmek
başkaldırmak
İsyan etmek.
isyan etmek, karşı çıkmak
Zıt itaat etmek
itaat etmek
Söz dinlemek.
boyun eğmek, uymak
Zıt isyan etmek, karşı çıkmak
boyun eğmek
Razı olmak, teslim olmak.
pes etmek, teslim olmak
Zıt isyan etmek, direnmek
direnmek
Karşı koymak.
mukavemet etmek, dayanmak
Zıt pes etmek, teslim olmak
pes etmek
Vazgeçmek.
teslim olmak, vazgeçmek
Zıt direnmek, sürdürmek
teslim olmak
Pes etmek, kabul etmek.
pes etmek, boyun eğmek
Zıt direnmek
savaşmak
Mücadele etmek.
mücadele etmek, çarpışmak
Zıt barışmak
mücadele etmek
Savaşmak.
savaşmak, uğraşmak
Zıt pes etmek
kazanan
Galip gelen.
galip, muzaffer
Zıt kaybeden, mağlup
kaybeden
Mağlup olan.
mağlup, yenilen
Zıt kazanan, galip
galip
Kazanan.
muzaffer, üstün
Zıt mağlup, yenilen
muzaffer
Galip.
galip, kazanan
Zıt mağlup
mağlup
Yenilen.
yenilen, kaybeden
Zıt galip, kazanan
kahraman
Yiğit, cesur.
yiğit, cesur, mert
Zıt korkak, alçak
mert
Yiğit, dürüst.
yiğit, dürüst, namuslu
Zıt namert, alçak
namert
Onursuz.
alçak, hain
Zıt mert, dürüst
hain
Sadakatsiz.
gaddar, namert
Zıt sadık, vefalı
sadık
Vefalı.
vefalı, sözünden dönmeyen
Zıt hain, sadakatsiz
vefalı
Sadık.
sadık, dürüst
Zıt vefasız, hain
vefasız
Sadık olmayan.
sadakatsiz, hain
Zıt vefalı, sadık
sözünde durmak
Vaadini yerine getirmek.
sözünü tutmak, vefalı olmak
Zıt sözünden dönmek
sözünden dönmek
Vaadini yerine getirmemek.
vefasız olmak, dönmek
Zıt sözünde durmak
güvenilir
İtimat edilebilir.
itimatlı, sadık
Zıt güvenilmez, sahte
güvenilmez
İtimat edilemez.
sahte, hilekâr
Zıt güvenilir, sadık
lider
Önder.
önder, başkan, rehber
Zıt takipçi, üye
rehber
Yol gösteren.
kılavuz, yol gösterici
Zıt takipçi
kılavuz
Rehber.
rehber, yol gösterici
Zıt takipçi
önder
Lider.
lider, başkan, rehber
Zıt takipçi
takipçi
İzleyen.
izleyici, fan
Zıt lider, önder
lider olmak
Önderlik etmek.
önderlik etmek, başında olmak
Zıt takipçi olmak
meslek
İş, kariyer.
iş, kariyer, sanat
Zıt tatil, dinlenme
sanat
Estetik üretim.
hüner, marifet
Zıt kabalık
hüner
Beceri.
beceri, marifet, sanat
Zıt beceriksizlik
marifet
Hüner.
hüner, beceri
Zıt beceriksizlik
sanatçı
Sanatla uğraşan.
artist, sanat eri
Zıt sıradan kişi
artist
Sanatçı.
sanatçı
Zıt sıradan
müzisyen
Müzikçi.
çalgıcı, sazende
Zıt sessiz
şarkıcı
Şarkı söyleyen.
okuyucu, hanende
Zıt sessiz
ressam
Resim yapan.
sanatçı, ressam
Zıt müzisyen
heykeltıraş
Heykel yapan.
sanatçı
Zıt ressam
yazar
Eser yazan.
müellif, edip, kalem erbabı
Zıt okuyucu
müellif
Yazar.
yazar, edip
Zıt okuyucu
edip
Yazar.
yazar, müellif
Zıt okuyucu
şair
Şiir yazan.
nazım eri
Zıt nesir yazarı
oyuncu
Tiyatro/sinema sanatçısı.
aktör, sahnede
Zıt seyirci
aktör
Erkek oyuncu.
oyuncu, sahne adamı
Zıt aktris, seyirci
aktris
Kadın oyuncu.
kadın oyuncu
Zıt aktör
seyirci
İzleyici.
izleyici, kalabalık
Zıt oyuncu, sanatçı
izleyici
Seyirci.
seyirci, takipçi
Zıt oyuncu
reklam
Tanıtım.
tanıtım, propaganda
Zıt gizlilik
tanıtım
Reklam.
reklam, propaganda
Zıt gizleme
kampanya
Toplu hareket.
seferberlik, başlatılan iş
Zıt durdurma
mevsim
Yılın bölümü.
sezon
Zıt belirsizlik
iklim
Bölgenin hava durumu.
hava şartları, atmosfer
Zıt değişken hava
hava
Atmosferin durumu.
atmosfer, iklim
Zıt su, kara
iklim değişikliği
Küresel ısınma.
küresel ısınma, sera etkisi
Zıt iklim sabit
çevre kirliliği
Çevre tahribi.
kirlilik, çevre tahribi
Zıt temizlik
doğal afet
Felaket.
felaket, musibet
Zıt huzur
felaket
Büyük zarar.
musibet, afet, bela
Zıt huzur, refah
musibet
Felaket, bela.
felaket, bela
Zıt huzur, mutluluk
bela
Sıkıntı, dert.
musibet, dert, sıkıntı
Zıt huzur
huzur
Sakinlik.
sükûnet, dinginlik
Zıt gerginlik, kargaşa
refah
Bolluk, rahat.
bolluk, rahat, ferah
Zıt yokluk, kıtlık
bolluk
Çokluk, refah.
refah, bereket
Zıt yokluk, kıtlık
kıtlık
Yokluk.
yokluk, açlık
Zıt bolluk, refah
bereket
Verim, bolluk.
bolluk, refah, feyz
Zıt kıtlık, verimsizlik
verim
Ürün, sonuç.
mahsul, hasıla
Zıt verimsizlik
mahsul
Ürün.
verim, ürün
Zıt verimsizlik
ürün
Üretilen şey.
mahsul, mamul
Zıt ham madde
tarım
Ziraat.
ziraat, çiftçilik
Zıt sanayi
ziraat
Tarım.
tarım, çiftçilik
Zıt sanayi
çiftçi
Tarımla uğraşan.
köylü, ekinci
Zıt şehirli
sanayi
Endüstri.
endüstri, fabrika sektörü
Zıt tarım
endüstri
Sanayi.
sanayi, üretim
Zıt tarım
fabrika
Üretim tesisi.
imalathane, tesis
Zıt tarla, ev
işçi
Çalışan.
amele, görevli
Zıt patron
patron
İşveren.
müdür, idareci
Zıt işçi
işveren
İş veren kişi.
patron
Zıt işçi
sendika
İşçi örgütü.
meslek örgütü
Zıt tek başınalık
grev
İş bırakma.
iş bırakımı
Zıt çalışma, mesai
protesto
İtiraz.
itiraz, tepki
Zıt destek
tepki
Karşılık.
reaksiyon, karşılık
Zıt kayıtsızlık
reaksiyon
Tepki.
tepki, cevap
Zıt kayıtsızlık
destek
Yardım.
yardım, omuz
Zıt engel
yardım
Destek.
destek, el uzatma
Zıt engel, köstek
engel
Mâni.
mâni, ket, kösteg
Zıt kolaylık, açıklık
mâni
Engel.
engel, mahzur
Zıt kolaylık
köstek
Engel.
engel, mâni
Zıt destek
fırsat
İmkan.
imkan, vesile
Zıt engel, kayıp
vesile
Sebep, fırsat.
fırsat, neden
Zıt engel
sebep
Neden.
neden, vesile, sebep
Zıt sonuç
neden
Sebep.
sebep, illet
Zıt sonuç
sonuç
Netice.
netice, akıbet
Zıt sebep, neden
netice
Sonuç.
sonuç, akıbet
Zıt sebep
akıbet
Sonuç, son.
son, netice
Zıt başlangıç
amaç
Hedef.
hedef, gaye, maksat
Zıt amaçsızlık
hedef
Amaç.
amaç, gaye
Zıt sapma
gaye
Amaç.
amaç, hedef, niyet
Zıt amaçsızlık
maksat
Niyet.
amaç, gaye, niyet
Zıt kayıtsızlık
niyet
İçten gelen amaç.
maksat, kasıt
Zıt kayıtsızlık
kasıt
Bilerek yapma.
maksat, niyet
Zıt tesadüf, kazara
tesadüf
Rastlantı.
rastlantı, kazara
Zıt kasıt, plan
rastlantı
Tesadüf.
tesadüf, şans
Zıt plan, kasıt
şans
Talih.
talih, kısmet, baht
Zıt şanssızlık
talih
Şans.
şans, kısmet, baht
Zıt kötü talih
kısmet
Nasip.
nasip, baht, talih
Zıt nasipsizlik
baht
Kader.
talih, kader, kısmet
Zıt şanssızlık
kader
Alın yazısı.
baht, takdir, fıtrat
Zıt irade
takdir
Tanrı'nın isteği.
kader, ilahi takdir
Zıt irade
ilahi
Tanrısal.
kutsal, mukaddes
Zıt dünyevi
kutsal
Mukaddes.
mukaddes, ilahi
Zıt sıradan
mukaddes
Kutsal.
kutsal, ilahi
Zıt sıradan
din
İnanç sistemi.
mezhep, akide
Zıt inkâr
mezhep
Dini ekol.
din, akide
Zıt inkâr
iman
İnanç.
inanç, akide
Zıt küfür, inkâr
akide
İnanç.
iman, inanç
Zıt inkâr
küfür
İnanmama.
inkâr, kâfirlik
Zıt iman, inanç
inkâr
Reddetme.
küfür, ret
Zıt kabul, iman
ibadet
Tapınma.
kulluk, dua
Zıt isyan
dua
Tanrıya yalvarma.
niyaz, yakarış
Zıt beddua, lanet
niyaz
Dua.
dua, yakarış
Zıt beddua
beddua
Lanet.
lanet, ah
Zıt dua, hayır dua
lanet
Beddua.
beddua, ah
Zıt rahmet
rahmet
Allah'ın merhameti.
merhamet, şefkat, ilahi yardım
Zıt gazap, lanet
şefkat
Sevgi dolu hassasiyet.
merhamet, sevgi, müşfiklik
Zıt sertlik, gaddarlık
merhamet
Acıma duygusu.
şefkat, acıma
Zıt gaddarlık, zalimlik
gaddar
Acımasız.
zalim, merhametsiz
Zıt merhametli, şefkatli
zalim
Acımasız.
gaddar, merhametsiz
Zıt merhametli
adalet
Hak.
hak, insaf, doğruluk
Zıt haksızlık, zulüm
hak
Adil olan.
adalet, hakkaniyet
Zıt haksızlık
haksızlık
Adaletsizlik.
zulüm, gayri âdil
Zıt adalet, hak
zulüm
Haksızlık.
haksızlık, gaddarlık
Zıt adalet
âdil
Adaletli.
haklı, doğru
Zıt gayri âdil
insaflı
Adil.
âdil, haklı
Zıt insafsız
insafsız
Adaletsiz.
gayri âdil, gaddar
Zıt insaflı
merhametsiz
Acımasız.
gaddar, zalim
Zıt merhametli
şefkatli
Sevecen.
merhametli, müşfik
Zıt sert, gaddar
müşfik
Şefkatli.
şefkatli, sevecen
Zıt sert
müsamaha
Hoşgörü.
hoşgörü, anlayış, tolerans
Zıt tahammülsüzlük
tolerans
Hoşgörü.
müsamaha, hoşgörü
Zıt tahammülsüzlük
tahammül
Sabır.
sabır, dayanma
Zıt tahammülsüzlük
sabırsız
Tahammülsüz.
aceleci, tahammülsüz
Zıt sabırlı
sabırlı
Tahammüllü.
tahammüllü, dayanıklı
Zıt sabırsız, aceleci
aceleci
Acele eden.
sabırsız, telaşlı
Zıt sabırlı, ağır kanlı
ağır kanlı
Sakin.
soğukkanlı, sakin
Zıt aceleci, telaşlı
soğukkanlı
Sakin.
ağır kanlı, sakin
Zıt sıcakkanlı, telaşlı
sıcakkanlı
Cana yakın.
samimi, sevimli
Zıt soğuk, mesafeli
samimi
İçten.
içten, candan, gerçek
Zıt sahte, ikiyüzlü
ikiyüzlü
Sahte.
iki yüzlü, riyakâr
Zıt samimi, dürüst
riyakâr
İkiyüzlü.
iki yüzlü, sahte
Zıt samimi
dürüst
Doğru.
namuslu, mert, doğru
Zıt sahtekâr, hilekâr
sahtekâr
Hilekâr.
dolandırıcı, düzenbaz
Zıt dürüst, namuslu
hilekâr
Hile yapan.
sahtekâr, düzenbaz
Zıt dürüst
düzenbaz
Sahtekâr.
hilekâr, sahtekâr
Zıt dürüst, doğru
dolandırıcı
Aldatıcı.
sahtekâr, hilekâr
Zıt dürüst
kandırmak
Aldatmak.
aldatmak, oyuna getirmek
Zıt doğruyu söylemek
aldatmak
Kandırmak.
kandırmak, hile yapmak
Zıt dürüst olmak
oyuna getirmek
Kandırmak.
aldatmak, kandırmak
Zıt doğru söylemek
tuzağa düşürmek
Hileyle yakalamak.
oyuna getirmek, kandırmak
Zıt kurtarmak
kurtarmak
Tehlikeden çıkarmak.
azat etmek, korumak
Zıt tuzağa düşürmek
azat etmek
Serbest bırakmak.
kurtarmak, salıvermek
Zıt esir almak
salıvermek
Bırakmak.
azat etmek, serbest bırakmak
Zıt tutmak
tutmak
Bırakmamak.
kavramak, alıkoymak
Zıt salıvermek, bırakmak
bırakmak
Salıvermek.
salıvermek, terk etmek
Zıt tutmak
terk etmek
Bırakmak.
bırakmak, ayrılmak
Zıt kalmak, sürdürmek
ayrılmak
Terk etmek.
terk etmek, çıkmak
Zıt bağlanmak, kalmak
çalışmak
İş yapmak.
emek vermek, gayret etmek, didinmek
Zıt tembellik etmek
görmek
Gözle algılamak.
müşahede etmek, fark etmek
Zıt görmemek
duymak
Kulakla algılamak.
işitmek, dinlemek
Zıt sağır olmak
konuşmak
Söz söylemek.
söylemek, sohbet etmek, dialog kurmak
Zıt susmak
düşünmek
Akıl yürütmek.
mütalaa etmek, tefekkür etmek
Zıt düşünmemek
koşmak
Hızlı yürümek.
koşturmak, sürtmek, hızlanmak
Zıt durmak, yavaşlamak
beklemek
Sabırla durmak.
durmak, intizar etmek
Zıt koşmak, ayrılmak
inanmak
Doğru olduğuna emin olmak.
güvenmek, itimat etmek
Zıt şüphelenmek
umut
İyi olacağına inanış.
ümit, beklenti
Zıt umutsuzluk
sevgi
Bağlılık duygusu.
aşk, muhabbet, sevda
Zıt nefret
mutluluk
Sevinç durumu.
sevinç, memnuniyet
Zıt mutsuzluk
bilgi
Malumat, ilim.
malumat, ilim, hüner
Zıt cehalet
sabır
Tahammül.
tahammül, metanet
Zıt sabırsızlık
hayat
Yaşam.
yaşam, ömür, varoluş
Zıt ölüm
ölüm
Hayatın sonu.
vefat, ahret yolculuğu
Zıt hayat, doğum

Eş ve Zıt Anlamlı Kelime Nedir?

Eş anlamlı (sinonim) kelimeler, yazılış ve okunuşları farklı olduğu hâlde aynı veya çok yakın anlamı taşıyan sözcüklerdir (örn. güzel – hoş, latif). Zıt anlamlı (antonim) kelimeler ise birbirinin tam karşıtı anlamı taşır (örn. güzel – çirkin). Bir dilin söz varlığını tanımak ve etkileyici cümleler kurmak için bu iki kavramı bilmek gerekir.