Pabucu dama atılmak
Eski değerini, itibarını ya da öncelikli yerini yitirmek; yerine başkası geçmek anlamında kullanılır. Bir kişi ya da nesne, sah...
Etekleri zil çalmak
Bir olay, haber ya da kavuşma karşısında çok sevinmek; sevincinden yerinde duramamak anlamında kullanılır. Mutluluğun, heyecanı...
Burnundan kıl aldırmamak
Çok aksi, alıngan ve hırçın olmak; en küçük söze, en küçük dokunuşa bile tahammül etmemek anlamında kullanılır. Sözlü ya da fiz...
Pireyi deve yapmak
Önemsiz, küçük bir olayı abartarak büyük bir mesele hâline getirmek anlamında kullanılır. Aslında küçücük bir mesele olan bir k...
İğneyle kuyu kazmak
Çok güç, uzun ve sabır isteyen bir iş yapmak; küçük araçlarla çok büyük bir görevi yerine getirmeye çalışmak anlamında kullanıl...
Ağzı kulaklarına varmak
Bir habere, bir olaya ya da bir sürprize karşı çok sevinmek; sevinçten geniş geniş gülümsemek anlamında kullanılır. Mutluluğun ...
Ateş püskürmek
Çok öfkelenmek; sinirden saldırgan ve sert konuşmak anlamında kullanılır. Öfkenin kontrolden çıktığı, kişinin etrafına sert söz...
Burun kıvırmak
Bir şeyi ya da bir kimseyi küçümsemek, beğenmemek, hor görmek anlamında kullanılır. Karşıdaki kişiye, sunulan bir teklife ya da...
Çantada keklik
Bir işin sonucunun garantili olduğunu, kesin elde edilmiş sayıldığını anlatır. Ulaşılması zor görünen ama aslında çok kolay hal...
Foyası ortaya çıkmak
Bir kimsenin gerçek yüzünün, sahtekarlığının ya da yalanının fark edilip ortaya çıkması anlamında kullanılır. Uzun süre saklana...
Gözden düşmek
Eskiden değer verilen, beğenilen bir kimsenin ya da nesnenin artık eski itibarını kaybetmesi anlamında kullanılır. Birinin sevi...
Gözü kararmak
Bir şeyi elde etmek için aşırı arzu duymak, mantığını kaybedecek kadar bir hedefe odaklanmak anlamında kullanılır. Para, makam,...
İpe un sermek
Bir işi yapmamak için bahane uydurmak, oyalamak, sürüncemede bırakmak anlamında kullanılır. Yapması istenen bir görevden kaçmak...
Kafa tutmak
Otoriteye, büyüklere ya da kendisinden güçlü görünene karşı çıkmak, baş kaldırmak, isyan etmek anlamında kullanılır. Genellikle...
Küplere binmek
Çok öfkelenmek, kendini kaybedecek kadar sinirlenmek anlamında kullanılır. Öfkenin en yüksek noktasında, normal davranıştan çık...
Surat asmak
Memnuniyetsizliği, küskünlüğü ya da öfkeyi yüz ifadesiyle göstermek anlamında kullanılır. Konuşmadan, hareket etmeden — sadece ...
Tepesi atmak
Aniden çok öfkelenmek, sinirlenip kendini kaybetmek anlamında kullanılır. Öfkenin patlama noktasını ifade eder; sabrı tükenmiş,...
Yüzü kızarmak
Utanmak, mahcup olmak; bir hata, bir eksiklik ya da iltifat karşısında utanç ya da heyecanla yüzünün kızarması anlamında kullan...
Zoruna gitmek
Bir söz, bir davranış ya da bir durum karşısında gücüne gitmek, kırılmak, gururu incinmek anlamında kullanılır. Bir başkasından...
Etekleri tutuşmak
Çok telaşlanmak, panik içinde acele etmek anlamında kullanılır. Bir konuda hızlı hareket etmesi gerektiğini fark eden kimsenin ...
Açık kapı bırakmak
Bir konuyu tamamen kapatmamak, sonradan dönüş ya da yeniden değerlendirme imkânı bırakmak anlamında kullanılır. Kesin bir redde...
Adam yerine koymak
Bir kimseye değer vermek, ciddiye almak, saygıyla muamele etmek anlamında kullanılır. Genellikle olumsuz biçimiyle "adam yerine...
Ağzının payını vermek
Bir kimseyi sert ve etkili bir cevapla susturmak, hak ettiği şekilde karşılık vermek anlamında kullanılır. Haksız ya da fazla k...
Akıntıya kürek çekmek
Boş yere uğraşmak, başarısı imkânsız olan bir işe çabalamak anlamında kullanılır. Doğal akışın aksine bir yöne gitmeye çalışmak...
Aklı başına gelmek
Bir hatadan sonra kendini toparlamak, yanlış yaptığını anlamak ve doğru yola gelmek anlamında kullanılır. Aynı zamanda bir şok ...
Ateşle oynamak
Tehlikeli, riskli bir işe girişmek; sonucu kötü olabilecek bir konuda fütursuzca davranmak anlamında kullanılır. Genellikle kiş...
Avucunu yalamak
Beklenen şeyi alamamak, eli boş kalmak; umut edilen sonuca ulaşamamak anlamında kullanılır. Bir şeyi paylaşırken ya da dağıtırk...
Bağrına basmak
Birini sevgi ve şefkatle kucaklamak, sahiplenmek, korumak anlamında kullanılır. Hem fiziksel olarak kucaklamayı hem de duygusal...
Baltayı taşa vurmak
Yanlış bir zamanda yanlış bir söz söyleyerek pot kırmak; konuştuğu kişiye ya da konuya zıt bir laf etmek anlamında kullanılır. ...
Bardağı taşıran son damla
Sabrın tükendiği, bir konunun artık dayanılmaz hâle geldiği anı anlatan ifade. Aslında küçük ve önemsiz görünen bir olayın, bir...
Baş başa vermek
Birlikte düşünmek, ortak bir konuda fikir üretmek için bir araya gelmek anlamında kullanılır. İki ya da daha fazla kişinin bir ...
Bel bağlamak
Birine ya da bir şeye güvenmek, üzerine ümit beslemek, dayanmak anlamında kullanılır. Genellikle önemli bir konuda birinin dest...
Beyninden vurulmuşa dönmek
Aniden ve sert bir habere ya da olaya tepki olarak şok geçirmek; donup kalmak, ne yapacağını bilememek anlamında kullanılır. Be...
Bıçak kemiğe dayanmak
Sabrın tamamen tükendiği, dayanılmaz noktaya gelmiş bir durumu anlatır. Bir sıkıntının ya da sorunun artık taşınamayacak bir hâ...
Boyun eğmek
Bir otoriteye ya da güce karşı koymayı bırakıp itaat etmek, kabullenmek anlamında kullanılır. Direnişin sona ermesi, üstün gücü...
Burnu büyük olmak
Çok kibirli, kendini beğenmiş ve başkalarını küçümseyen bir tutum sergilemek anlamında kullanılır. Yetenekleri ya da konumu yüz...
Cephe almak
Bir kişiye, fikre ya da gruba karşı açıkça karşı çıkmak, muhalefet etmek anlamında kullanılır. Sözlü ya da eylemli olarak karşı...
Çam devirmek
Yanlış bir söz ya da davranışla kötü bir gaf yapmak; uygunsuz bir hata işlemek anlamında kullanılır. Genellikle farkında olmada...
Dile düşmek
Bir kimse ya da olay hakkında çok konuşulması, dedikodu konusu olması anlamında kullanılır. Çoğu zaman olumsuz bir bağlamda — b...
Diken üstünde olmak
Tedirgin, huzursuz, gergin bir hâlde olmak; rahat oturup duramamak anlamında kullanılır. Bir konu ya da bir bekleyiş yüzünden s...
Dört dörtlük olmak
Bir şeyin ya da bir kişinin her açıdan kusursuz, mükemmel ve eksiksiz olması anlamında kullanılır. Genellikle bir işin, bir ürü...
Dünyaları vermek
Bir kimseye ya da bir şeye çok değer vermek, en kıymetli şeyleri bile feda etmeye razı olmak anlamında kullanılır. Genellikle s...
Eli açık olmak
Cömert, hesapsız bir biçimde verici, yardımsever olmak anlamında kullanılır. Para, ikram, hediye konusunda kıskanç olmayan, pay...
Eli boş dönmek
Bir yere ya da bir işe gidip umulan sonucu alamadan, beklenen şeyi elde edemeden geri dönmek anlamında kullanılır. Genellikle b...
Eline su dökememek
Bir kimsenin yetenek, başarı ya da nitelik bakımından çok altında olmak; ona kıyasla çok yetersiz kalmak anlamında kullanılır. ...
Fitili ateşlemek
Bir olayın ya da çatışmanın başlamasına sebep olmak; provokatif bir söz veya hareketle gerilimi tetiklemek anlamında kullanılır...
Gönlü olmak
Bir konuya razı olmak, içten kabul etmek, isteyerek onaylamak anlamında kullanılır. Mantığın değil, kalbin onayını ifade eder; ...
Göz boyamak
Birini görünüşle aldatmak, gerçekte olmayanı varmış gibi göstererek kandırmak anlamında kullanılır. Sahte parlaklık, süs ya da ...
Göz dağı vermek
Bir kimseyi gözdağıyla yıldırmak, korku salmak için tehdit etmek anlamında kullanılır. Genellikle açık bir tehdit değil, ima yo...
Gözü açık gitmek
Bir kimsenin ölürken arkasında tamamlayamadığı bir konu, bir hasret ya da bir görev bırakmış olması anlamında kullanılır. Genel...
Gözü gibi bakmak
Bir şeye ya da birine son derece dikkatle, özenle bakmak, korumak anlamında kullanılır. Gözün insanın en kıymetli organlarından...
Hava atmak
Sahip olduğu bir özelliği, malı ya da başarıyı abartılı biçimde göstererek caka satmak; karşısındakileri etkilemeye çalışmak an...
Hesabı kapatmak
Bir konunun ya da bir ilişkinin tamamen sona erdirilmesi, geçmişteki bir borcun ya da meselenin nihayete erdirilmesi anlamında ...
İçi açılmak
Bir kimsenin gönlünün ferahlaması, sıkıntıdan kurtulup rahatlaması anlamında kullanılır. Güzel bir manzara, tatlı bir söz, sevi...
İçi sıkılmak
Bir konudan, bir ortamdan ya da yaşanan durumlardan dolayı kişinin gönlünün daralması, huzursuz olması anlamında kullanılır. He...
İki ayağını bir pabuca sokmak
Bir kimseyi son derece sıkıştırmak, baskı altına almak, çok zor bir durumda bırakmak anlamında kullanılır. Genellikle iki çeliş...
İpleri eline almak
Bir konunun ya da bir grubun yönetimini ele geçirmek, kontrolü tamamen üstlenmek anlamında kullanılır. Genellikle önceden başka...
İşkembeden atmak
Bir konuda hiç bilmediği halde uydurarak konuşmak, asılsız bilgilerle bir şeyler söylemek anlamında kullanılır. Aceleyle, dayan...
Kabak başına patlamak
Bir grubun ya da olayın olumsuz sonucunun, en sorumsuz ya da en şanssız kişinin üzerine kalması anlamında kullanılır. Çoğu zama...
Kafa şişirmek
Sürekli konuşarak, gereksiz ayrıntılara girerek ya da bitmek bilmeyen yakınmalarla bir kimseyi yormak, rahatsız etmek anlamında...
Kafayı yemek
Bir konudan dolayı çıldıracak hâle gelmek, son derece sinirlenmek ya da delirmek anlamında kullanılır. Hem ciddi olmayan günlük...
Kan ter içinde kalmak
Çok yorulmak, büyük bir gayretle çalışmak ya da büyük bir sıkıntıdan terlemek anlamında kullanılır. Hem fiziksel zorlukla hem m...
Karnı zil çalmak
Çok aç olmak, açlıktan rahatsızlık hissedecek hâle gelmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süre yemek yememekten kaynaklan...
Kaşla göz arasında
Çok hızlı, anlık bir biçimde, fark edilemeyecek kadar kısa bir sürede gerçekleşmek anlamında kullanılır. Bir olayın ya da bir h...
Kendini kaybetmek
Aşırı sevinç, üzüntü, öfke ya da bayılma sebebiyle kendine hâkim olamamak; mantığını, kontrolünü kaybetmek anlamında kullanılır...
Kestirmeden gitmek
Bir işin uzun yolunu değil, kısa ve doğrudan yolunu seçmek anlamında kullanılır. Hem fiziksel yol için (en kısa rota) hem mecaz...
Kılı kırk yarmak
Bir konuyu en küçük ayrıntısına kadar incelemek, çok dikkatli ve titiz davranmak anlamında kullanılır. Olağanüstü bir titizlik ...
Kırk yıllık dost
Çok eskiden beri tanışan, derin ve sağlam bir dostluk ilişkisi içinde olan kişi anlamında kullanılır. "Kırk" sayısı Türk-İslam ...
Kolları sıvamak
Bir işe ciddi biçimde başlamak, kararlılıkla harekete geçmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süre planlanan ya da ertelen...
Kulağına çalınmak
Bir bilgi, haber ya da dedikodunun aktif olarak değil, dolaylı yollardan duyulması anlamında kullanılır. Genellikle başkalarını...
Kulak asmamak
Söylenen sözleri ya da uyarıları dikkate almamak, önemsememek anlamında kullanılır. Genellikle iyi niyetli bir tavsiyenin ya da...
Kuru gürültü
İçi boş, gerçek karşılığı olmayan, sadece gürültüden ibaret söz ya da olay anlamında kullanılır. Çok ses çıkaran ama gerçek etk...
Mum gibi olmak
Çok uslu, sessiz, halinden hiç şikâyet etmeyen bir biçimde davranmak anlamında kullanılır. Bir kişinin — özellikle çocuğun ya d...
Ne idüğü belirsiz
Kim olduğu, kökeni, geçmişi tam bilinmeyen, güvensizlik uyandıran kişiler için kullanılır. Genellikle ahlaki ya da sosyal arka ...
Omuz silkmek
Bir konuya umursamaz tepki vermek, ilgisizlik göstermek, "bana ne" diyerek karşılık vermek anlamında kullanılır. Hem fiziksel b...
Ortalığı karıştırmak
Sakin bir ortamı kasıtlı olarak gergin hâle getirmek, dedikodu ya da provokasyonlarla huzursuzluk yaratmak anlamında kullanılır...
Para babası
Çok zengin, parası bol, harcayabilen kişi anlamında kullanılır. Genellikle gösterişli zenginliği olan ve para konusunda rahat d...
Parmak ısırmak
Aşırı şaşırmak, hayrete düşmek; bir başarı ya da güzellik karşısında afallamak anlamında kullanılır. Genellikle beklenmedik bir...
Saçını süpürge etmek
Bir kimse için her türlü fedakârlığı yapmak, sınırsız hizmet etmek anlamında kullanılır. Genellikle anneler için, çocukları uğr...
Suya sabuna dokunmamak
Tartışmalı, riskli ya da hassas konulardan uzak durmak; herhangi bir taraf tutmamak anlamında kullanılır. Genellikle siyasi, di...
Surat yapmak
Bir konudan ya da bir kişiden hoşlanmadığını yüz ifadesiyle belli etmek; somurtmak, küsmüş gibi davranmak anlamında kullanılır....
Şapka çıkarmak
Bir kişinin başarısına ya da değerine büyük bir saygı göstermek; takdir etmek anlamında kullanılır. Genellikle olağanüstü bir b...
Tabanları yağlamak
Hızla kaçmak, bir yerden çabucak ayrılmak anlamında kullanılır. Genellikle tehlikeli ya da sıkıntılı bir durumdan kaçışı espril...
Tatlı dilli olmak
Yumuşak, güzel sözler söyleyen, başkalarının kalbini kazanan bir konuşma tarzına sahip olmak anlamında kullanılır. Genellikle i...
Tepeden tırnağa
Baştan ayağa, tamamen, eksiksiz bir biçimde anlamında kullanılır. Bir kişi, eşya ya da durumun bütün yönlerini, hiçbir yerini a...
Tıkır tıkır işlemek
Bir işin ya da bir mekanizmanın hiç aksamadan, düzenli ve verimli bir biçimde yürümesi anlamında kullanılır. Hem makinelerin he...
Tuz biber ekmek
Zaten kötü ya da gergin olan bir duruma daha da kötü hâle getirecek bir şey eklemek; sıkıntıyı arttırmak anlamında kullanılır. ...
Üstüne almak
Genel ya da kimseye özel olmayan bir sözü kendisine söylenmiş gibi algılayıp duygusal olarak etkilenmek anlamında kullanılır. B...
Üzerine titremek
Birine ya da bir şeye son derece düşkün olmak, hassasiyetle korumak; bir zarar gelmesin diye sürekli ilgilenmek anlamında kulla...
Yedi mahalleye duyurmak
Bir konuyu çok geniş bir çevreye duyurmak, herkesin haberi olmasını sağlamak; özellikle gizli bir konuyu kontrol edilmeyecek bi...
Yelkenleri suya indirmek
Direnişten vazgeçmek, mücadeleyi bırakmak; uyumlu, yumuşak bir tutuma geçmek anlamında kullanılır. Genellikle ısrarlı bir tartı...
Yerin dibine girmek
Çok utanmak, kepaze olmak, mahcubiyetten kendini gizlemek istemek anlamında kullanılır. Genellikle herkesin önünde yaşanan bir ...
Yola gelmek
Yanlış davranışlardan vazgeçip doğru bir tutuma geçmek; uyumlu ve sağduyulu davranışlar göstermeye başlamak anlamında kullanılı...
Yüksekten atmak
Bir konuda yapamayacağı şeyleri kolaymış gibi anlatmak, yetenek ya da imkânlarını abartmak anlamında kullanılır. Genellikle ger...
Yüzü gülmek
Sevinmek, neşelenmek; yüzünde mutluluk ifadesinin belirmesi anlamında kullanılır. Genellikle uzun süreli üzüntü ya da gerginlik...
Mantar gibi türemek
Bir şeyin çok kısa sürede ve çok sayıda ortaya çıkması, hızla çoğalması anlamında kullanılır. Genellikle ani bir biçimde, denet...
Nazar değmek
Kıskanç ya da kötü niyetli bir bakış sebebiyle bir kişiye, çocuğa ya da bir esere zarar geldiği inancını ifade eder. Genellikle...
Ocağına incir ağacı dikmek
Bir kimsenin evini, ailesini, soyunu yıkmak; geleceğini ve umutlarını yok etmek anlamında kullanılır. Türk halk hikmetinde en s...
Pabuç bırakmamak
Bir konuda kararlılıkla devam etmek, geri adım atmamak; tehdit ya da baskıyla yıldırılamamak anlamında kullanılır. Genellikle h...
Saman altından su yürütmek
Belli etmeden, gizlice ve sinsi bir biçimde iş yapmak; başkalarının fark edemeyeceği yöntemlerle plan yürütmek anlamında kullan...
Aklı durmak
Bir olay ya da haber karşısında çok şaşırmak; ne düşüneceğini ne yapacağını bilememek anlamında kullanılır. Beklenmedik, hayret...
Allah'ın günü
Her gün, hiç eksiksiz, sürekli olarak anlamında kullanılır. Genellikle bir davranışın ya da olayın bıkkınlık verecek kadar tekr...
Başını dik tutmak
Onurlu, vakarlı, kendine güvenen bir tutumla davranmak; zorluklar karşısında pes etmemek anlamında kullanılır. Genellikle saygı...
Beti benzi atmak
Korkudan, hastalıktan ya da büyük bir şokun etkisiyle yüzünün rengi solmak; yüzü beyazlaşmak anlamında kullanılır. Genellikle k...
Bir bardak suda fırtına koparmak
Çok küçük, önemsiz bir konuyu büyük bir mesele hâline getirmek; gereksiz tartışma çıkarmak anlamında kullanılır. Genellikle sır...
Cebi delik
Para tutturamayan, eline geçeni hemen harcayıveren ya da çok yoksul olan kimse için kullanılır. Genellikle harcamayı yöneterek ...
Çene çalmak
Uzun uzun, gereksiz biçimde konuşmak; sohbet etmek anlamında kullanılır. Genellikle anlamlı içeriği olmayan, vakit geçirmek içi...
Damarına basmak
Bir kimsenin sinirlerini bozacak, kızdıracak hassas konularına dokunmak; onu bilerek tahrik etmek anlamında kullanılır. Kişinin...
Dert yanmak
Bir kimseye sıkıntılarını anlatarak içini dökmek; sorunlarını paylaşmak anlamında kullanılır. Genellikle dinleyenden çözüm deği...
Dilinden düşürmemek
Bir kişiden ya da konudan sürekli söz etmek; her sohbette aynı konuyu açmak anlamında kullanılır. Genellikle hayranlık, sevgi y...
Dört gözle beklemek
Bir kişiyi ya da olayı büyük bir özlem ve sabırsızlıkla beklemek; gelmesini hararetle istemek anlamında kullanılır. Genellikle ...
El atmak
Bir işe başlamak, müdahale etmek; bir konuya el koymak anlamında kullanılır. Genellikle ihmal edilmiş ya da yeni bir alanda har...
Elden ele dolaşmak
Bir nesne ya da bir bilginin sürekli olarak farklı kişilerden geçmesi, çok kişi tarafından kullanılması ya da bilinmesi anlamın...
Galeyana gelmek
Aşırı heyecan, öfke ya da coşku ile dolup taşmak; sakinlikten çıkıp aşırı bir duyguya kapılmak anlamında kullanılır. Genellikle...
Gemi azıya almak
Bir kimsenin denetim altında durmaktan çıkıp aşırı, kontrolsüz davranmaya başlaması anlamında kullanılır. Genellikle kendine gü...
Gönlünü almak
Kırılan, üzgün ya da kızgın olan bir kimseyi tatlı sözler veya hediyelerle teselli etmek; affettirmek anlamında kullanılır. Gen...
Hak yerini bulmak
Adaletin gerçekleşmesi, doğru olanın açığa çıkması ve sonucun adil bir biçimde çıkması anlamında kullanılır. Genellikle uzun sü...
Hapı yutmak
Çıkmaza girmek, çok zor bir durumda kalmak; yapacak bir şey kalmaması anlamında kullanılır. Genellikle bir hata ya da yanlış ka...
Hindi gibi kabarmak
Aşırı gururlanmak, kibirlenip şişinmek anlamında kullanılır. Bir başarı, takdir ya da dikkat alındıktan sonra abartılı bir biçi...
Köprüleri yakmak
Geri dönüş imkânını ortadan kaldıracak biçimde kesin bir karar almak; geçmişle tüm bağları koparmak anlamında kullanılır. Genel...
Acısını çıkarmak
Bir kişiden gördüğü zararın ya da haksızlığın karşılığını ondan ya da bir başkasından almak; kaybettiğini telafi etmek anlamınd...
Ağırlık vermek
Bir konuya ya da bir işe öncelik tanımak, üzerinde özellikle yoğunlaşmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hedefe ulaşmak iç...
Ağzından kaçırmak
Söylememesi gereken bir şeyi farkında olmadan ya da kontrol kaybederek söylemek anlamında kullanılır. Genellikle bir sırrı, giz...
Apar topar
Acele acele, hazırlıksız ve düzensiz biçimde anlamında kullanılır. Bir işin ya da yola çıkışın çok aceleci, panik içinde yapılm...
Ardı ardına
Bir olayın ya da şeyin durmaksızın, peş peşe meydana gelmesi anlamında kullanılır. Genellikle kesintisiz, tekrarlayan olayları ...
Ateş bacayı sarmak
Bir sorun ya da kötü durumun büyüyüp kontrolden çıkması; tehlikeli bir noktaya gelmesi anlamında kullanılır. Genellikle küçük b...
Ayağı yere değmek
Çok sevinmek, mutluluktan havalara uçmak; gerçek olamayacak kadar sevdik, beklemediği bir başarı ya da sürpriz karşısında duyul...
Bağrına taş basmak
Büyük bir acıya, sıkıntıya ya da haksızlığa sabırla katlanmak; içindeki dert ve üzüntüyü dışa vurmamak anlamında kullanılır. Ge...
Baş aşağı gitmek
Bir kişinin, kurumun ya da durumun giderek kötüleşmesi, çöküşe doğru ilerlemesi anlamında kullanılır. Genellikle başarıdan başa...
Baştan savmak
Bir işi ya da bir kişiyi gereken özeni göstermeden, çabucak ve özensizce halletmek anlamında kullanılır. Genellikle istemediği ...
Boşa çıkmak
Bir umut, plan ya da çabanın istenen sonuca ulaşmaması; başarısızlıkla sonuçlanması anlamında kullanılır. Genellikle yatırılan ...
Burnu havada olmak
Çok kibirli, kendini büyük gören, başkalarına tepeden bakan bir tutum sergilemek anlamında kullanılır. Genellikle başarısı ya d...
Burnundan getirmek
Birinin yaptığı şeylerin bedelini ona ödetmek; cezalandırarak pişman etmek anlamında kullanılır. Genellikle haksızlık yapan ya ...
Can çekişmek
Ölüm döşeğindeki bir hastanın son nefesleri içinde olmak; daha geniş anlamda bir kurum, projedurum vb. sürecinde, çökmek üzere ...
Canına kıymak
Bir kimsenin kendi canına son vermesi (intihar etmek) ya da bir başkasının canına son vermesi (öldürmek) anlamında kullanılır. ...
Çat kapı gelmek
Önceden haber vermeden, beklenmedik bir biçimde birinin evine ya da iş yerine gelmek anlamında kullanılır. Türk halk yaşamının ...
Çekip çevirmek
Bir işi, bir kurumu ya da bir aileyi tek başına yönetmek; tüm sorumluluğunu üstlenip yürütmek anlamında kullanılır. Genellikle ...
Defterden silmek
Bir kişiyi hayattan, bir konuyu zihinden tamamen çıkarmak; artık hesaba katmamak anlamında kullanılır. Genellikle hayal kırıklı...
Diline dolamak
Bir konuyu, bir adı ya da bir olayı sürekli dile getirmek; özellikle eleştirel ya da yıpratıcı biçimde tekrarlamak anlamında ku...
Dillere destan olmak
Bir kişi, olay ya da nesnenin olağanüstü güzelliği, başarısı ya da değeriyle çok kişi tarafından övgüyle anılması anlamında kul...
Diş bilemek
Birine karşı içten gelen bir öfke ya da kin beslemek; uygun zamanı bekleyerek intikam almaya hazır olmak anlamında kullanılır. ...
Dudak bükmek
Bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini ya da önemsemediğini yüz ifadesiyle göstermek anlamında kullanılır. Genellikle sözle ifad...
Dünya başına yıkılmak
Çok büyük bir kötü haber ya da kayıp karşısında derin bir üzüntüye düşmek; tüm umutlarının bir anda yok olması anlamında kullan...
Eli ayağı dolaşmak
Aşırı şaşkınlık, heyecan ya da telaş yüzünden ne yapacağını bilememek; hareketlerini koordine edememek anlamında kullanılır. Ge...
Eli kolu bağlı kalmak
Bir konuda hiçbir şey yapamayacak durumda olmak; yardım edemeyecek, müdahale edemeyecek konumda kalmak anlamında kullanılır. Ge...
Faka basmak
Bir tuzağa, hile ya da aldatıcı bir duruma düşmek; hilekarlık karşısında safça davranıp aldanmak anlamında kullanılır. Genellik...
Fırça atmak
Bir kimseyi sert sözlerle azarlamak, eleştirmek anlamında kullanılır. Genellikle bir hatadan sonra yapılan sert ama eğitici ele...
Fitil olmak
Çok kızmak, öfkeden köpürmek; sinirden kontrol kaybetmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süreli bir biriken öfkenin son n...
Gönlü zengin
Maddi varlığı ne olursa olsun, içtenlik, cömertlik, sevgi gibi manevi zenginlikleri olan kimse anlamında kullanılır. Genellikle...
Göze almak
Bir konuda riskleri, zorlukları ya da olası olumsuz sonuçları kabullenip yine de harekete geçmek anlamında kullanılır. Genellik...
Göz açıp kapayıncaya kadar
Çok kısa bir sürede, anlık olarak; göz kırpmasından kısa zamanda anlamında kullanılır. Bir olayın ya da hareketin neredeyse far...
Göz açtırmamak
Birinin rahat edemeyeceği biçimde sürekli baskı altında tutmak, fırsat tanımamak anlamında kullanılır. Genellikle yoğun denetim...
Gözüne girmek
Bir kişinin sevgisini, takdirini ya da ilgisini kazanmak anlamında kullanılır. Genellikle iyi bir performansla, davranışla ya d...
Gözü kıyamamak
Sevdiği bir şeyi ya da kişiyi feda etmeye, kaybetmeye dayanamamak anlamında kullanılır. Genellikle değer verilen bir nesneyi ve...
Hak getire
Hiç yok, asla bulunmaz, mevcut değil anlamında esprili bir biçimde kullanılır. Bir şeyin tamamen yokluğunu vurgulayan, alaycı t...
Hayata küsmek
Hayattan zevk almamak, sosyal etkileşimden uzak durmak; depresif ya da umutsuz bir tavır içinde olmak anlamında kullanılır. Gen...
Hesabını sormak
Bir kimseden yaptığı şeyin gerekçesini açıkça istemek; sorumluluğa çağırmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hata, haksızlı...
İçi cız etmek
Bir şeyi görüp ya da öğrenip büyük bir üzüntü, acıma duygusu hissetmek; içten kalbi sızlamak anlamında kullanılır. Genellikle b...
İçinden geçmek
Birinin söylemediği halde aklından geçirdiği bir düşüncenin başkası tarafından sezilmesi; ya da bir kişinin aklında bir niyet, ...
İçten pazarlıklı olmak
Açıkça söylemediği niyetleri olan, içsel hesaplar yapan, samimiymiş gibi görünüp aslında çıkarını gözeten kişiler için kullanıl...
İğne yutmuş gibi
Sürekli huzursuz, rahat oturup duramayan, tedirgin bir hâlde olmak anlamında kullanılır. Genellikle gerginlik, korku ya da büyü...
İki dirhem bir çekirdek
Çok şık, özenli ve tertemiz giyinmiş kişiler için kullanılır. Genellikle önemli bir olaya gitmeye hazırlanan ya da görünüşüne ö...
İlk göz ağrısı
Bir kişinin ilk sevdiği, ilk aşkı; hayatındaki ilk önemli romantik ilişki anlamında kullanılır. Türk dilinde ilk aşkın özel ve ...
İpini koparmak
Disiplinden çıkmak, bağımsız ve denetimsiz hareket etmeye başlamak anlamında kullanılır. Genellikle kontrolsüz davranışın başla...
İşi başından aşkın olmak
Çok yoğun olmak, yapacak işi başından bile fazla olmak anlamında kullanılır. Genellikle aşırı yoğunluk içindeki kişiler için sö...
İşi pişirmek
Bir işi gizlice halletmek, anlaşmaya varmak; bir konuda saklı bir karar üretmek anlamında kullanılır. Genellikle resmi yollarda...
İşi yokuşa sürmek
Bir işi kasıtlı olarak zorlaştırmak, sürüncemede bırakmak; çıkmaza sürmek anlamında kullanılır. Genellikle çözüm istemeyen ya d...
İşin kolayına kaçmak
Bir işin gerçek, doğru çözümü yerine kestirme, yüzeysel bir yol izlemek anlamında kullanılır. Genellikle kalıcı çözüm yerine ge...
Kabuğuna çekilmek
Sosyal etkileşimden uzak durmak, kendi içine kapanmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hayal kırıklığı, üzüntü ya da yorgun...
Kafayı çekmek
Aşırı miktarda alkol içmek, sarhoş olmak anlamında kullanılır. Genellikle eğlence ya da dert dağıtma amacıyla aşırı içki içmeyi...
Kalbi sızlamak
Bir konuda büyük bir üzüntü, acıma ya da pişmanlık duymak; içten bir dert hissetmek anlamında kullanılır. Genellikle bir başkas...
Kanı çekmek
İki kişi arasında bir akrabalık, ortak değer ya da içsel uyum bağı olduğunu hissetmek; birbirini doğal olarak çekici bulmak anl...
Kara çalmak
Birinin adına, itibarına yalan söyleyerek ya da iftira atarak zarar vermek anlamında kullanılır. Genellikle haksız suçlamalar, ...
Karış karış bilmek
Bir yeri, kişiyi ya da konuyu en küçük ayrıntısına kadar tanımak, derinlemesine bilmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun yı...
Kazık atmak
Birine yüksek fiyat çıkararak ya da haksız bir biçimde fazla para ödetmek anlamında kullanılır. Genellikle ticarette yapılan ha...
Kelle koltukta
Hayatını tehlikeye atmaktan korkmaz biçimde, çok cesur ve riskli davranışlar sergilemek anlamında kullanılır. Genellikle olağan...
Keyfi yerinde olmak
Mutlu, neşeli, halinden memnun bir ruh hâlinde olmak anlamında kullanılır. Genellikle iyi bir günü, hoş bir ortamı, başarılı bi...
Kıyamet kopmak
Çok büyük bir karışıklık, panik, kavga ya da olay çıkması anlamında kullanılır. Genellikle aşırı bir tepki ya da büyük bir kriz...
Kıymet bilmek
Bir kişinin, eşyanın ya da fırsatın değerini takdir etmek; sahip olduğu şeylere şükran duymak anlamında kullanılır. Türk dilind...
Kıyıda köşede
Önemsiz, dikkat çekmeyen, gözden uzak bir yerde anlamında kullanılır. Genellikle merkez dışı, kenarlarda, küçük yerlerde olan ş...
Kulağı kirişte olmak
Bir konuyu, bir sesi ya da bir haberi büyük dikkatle, gergin biçimde beklemek ve dinlemek anlamında kullanılır. Genellikle önem...
Lafa karışmak
Bir başkalarının konuşmasına davetsiz katılmak, kendi fikrini söylemek anlamında kullanılır. Bağlama göre olumlu (katkı sağlama...
Mum gibi yanmak
Çok büyük bir aşk, özlem ya da ızdırap içinde yavaş yavaş yıpranmak; içten bir yanma duygusu yaşamak anlamında kullanılır. Türk...
Nutku tutulmak
Bir şaşkınlık, korku ya da hayret karşısında konuşamaz hâle gelmek anlamında kullanılır. Genellikle olağanüstü bir durumla karş...
Olur olmaz
Yerli yersiz, uygunsuz, gereksiz biçimde anlamında kullanılır. Genellikle uygunsuz ya da rastgele yapılan davranışları, söylene...
Önüne arkasına bakmadan
Sonuçlarını düşünmeden, dikkatsizce ve aceleci biçimde anlamında kullanılır. Genellikle sonradan pişmanlık yaratacak hızlı kara...
Pamuk eller
Çok hassas, yumuşak, özenli ellerin sahibi anlamında kullanılır. Genellikle bir kadının veya genç kızın el özelliklerini şiirse...
Renkten renge girmek
Aşırı utanç, korku ya da heyecan yüzünden yüz renginin sürekli değişmesi anlamında kullanılır. Genellikle çok rahatsız edici ya...
Saçını yolmak
Aşırı pişmanlık, üzüntü ya da sinir yüzünden çok büyük bir acı duymak anlamında kullanılır. Genellikle yapılan bir hatadan sonr...
Selamı sabahı kesmek
Bir kişiyle olan tüm iletişimi, normal sosyal selamlaşmayı bile durdurmak; tamamen küsmek anlamında kullanılır. Genellikle cidd...
Sırtını dayamak
Bir kimseye ya da bir güce güvenerek hareket etmek; arkasında destek hissetmek anlamında kullanılır. Genellikle güçlü bir deste...
Şeytanın bacağını kırmak
Çok uzun süre ertelenen ya da bir türlü olmayan bir işi sonunda gerçekleştirebilmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun bir b...
Taş gibi durmak
Hareket etmeden, sessizce, donmuş gibi bir konumda kalmak anlamında kullanılır. Genellikle şaşkınlık, korku, dikkat ya da bilin...
Tek eli bal kavanozunda
Kolay yollardan, çaba sarf etmeden büyük kazanç elde eden ya da bir konumda olan kişi anlamında kullanılır. Genellikle haksız y...
Toprağa düşmek
Ölmek, hayata veda etmek anlamında kullanılır. Genellikle savaş alanında ya da kahramanca bir şekilde ölen kişiler için söyleni...
Üç gün üç gece
Çok uzun ve sürekli biçimde, durmaksızın anlamında kullanılır. Genellikle kesintisiz devam eden olaylar, etkinlikler ya da çaba...
Yola koyulmak
Bir hedefe gitmek için yola çıkmak; ya da daha geniş anlamda bir konuya, bir göreve başlamak anlamında kullanılır. Hem fiziksel...
Yumurta kapıya gelmek
Bir işin son anında kalmak; teslim, başarı ya da karar için zamanın çok daralmış olması anlamında kullanılır. Genellikle ertele...
Yangına körükle gitmek
Zaten gergin bir durumu daha da kötüleştirmek; bir tartışmayı ya da çatışmayı şiddetlendirecek davranışlar sergilemek anlamında...
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
Küçük bir sorundan kurtulmaya çalışırken daha büyük bir soruna düşmek anlamında kullanılır. Genellikle düşüncesizce alınan kara...
Ağız tadıyla
Huzur içinde, mutlulukla, gönül rahatlığıyla yapmak.
Ağzı kara
Sürekli kötü konuşan, dedikoducu kişi.
Ağzı sıkı
Sır saklayabilen, gerektiğinde konuşmayan kişi.
Ağzı süt kokmak
Çok genç, deneyimsiz olmak; toy olmak.
Ahkâm kesmek
Bir konuda yetkili olmadığı halde kesin yargılarda bulunmak.
Akıl danışmak
Birinin fikrini almak, ona görüş sormak.
Akıl etmek
Bir şeyi düşünmek, akla getirmek.
Akıl vermek
Birine tavsiyede bulunmak, yol göstermek.
Aklını başına almak
Düşünmek, sağduyulu davranmak; gerçeği görmek.
Aklını çelmek
Birini bir şey hakkında ikna etmek, fikrini değiştirmek.
Allak bullak etmek
Bir şeyi karmakarışık hâle getirmek, düzeni bozmak.
Alnı açık
Yüzü ak, dürüst, herkesin yüzüne bakabilen kişi.
Arkasını dönmek
Bir kişiyi terk etmek, bağlarını koparmak.
Aval aval bakmak
Anlamayan bir şekilde, boş bakışlarla bakmak.
Ayak basmak
Bir yere gelmek, varmak; bir konuya katılmak.
Ayak diremek
Bir konuda inatla direnmek, fikir değiştirmemek.
Ayar vermek
Birini eleştirip yola getirmek, yerine oturtmak.
Bahane aramak
Bir işi yapmamak için sebep uydurmak.
Baş başa kalmak
Bir kişiyle yalnız kalmak, başka kimse olmadan görüşmek.
Baş belası
Sürekli sıkıntı veren, başa dert açan kişi ya da durum.
Baş çekmek
Bir grubun ya da hareketin önderi olmak; öncülük etmek.
Baş edememek
Üstesinden gelememek, çözememek.
Baş kaldırmak
Karşı çıkmak, isyan etmek.
Baş tacı etmek
Birini ya da bir şeyi çok değerli bilmek, üstün tutmak.
Başı belaya girmek
Sıkıntılı duruma düşmek, dert sahibi olmak.
Başını derde sokmak
Kendini sıkıntılı bir duruma sokmak.
Başını eğmek
Yenilgiyi kabul etmek, boyun eğmek.
Boğazına düğümlenmek
Söylemek istediği bir şeyi söyleyememek; söz boğazda takılmak.
Boy boy
Çeşitli boyutlarda, türlü çeşit; her tür.
Bozuntuya vermemek
Bir konuda fikrini, duygusunu belli etmemek.
Bunalıma girmek
Derin bir üzüntüye, depresyona girmek.
Burnu yere değmek
Mağrur kişinin alçakgönüllü hâle gelmesi; kibrinin kırılması.
Cana yakın
Sıcak, sevimli, samimi olan kişi.
Cesaret toplamak
Bir iş yapmak için kendine güveni artırmak.
Cinsi cibilliyet
Bir kişinin doğal karakteri, mizacı.
Çağ atlatmak
Bir yapıyı, bir kurumu modernize etmek; çağdaş hâle getirmek.
Çene yormak
Boş yere konuşarak yorulmak; sonuç vermeyen tartışma.
Çıkar yol bulmak
Zor durumdan kurtulma yöntemi keşfetmek.
Çıngar çıkarmak
Olay, kavga, gürültü çıkarmak.
Çıtkırıldım
Çok hassas, kolay incinip kırılan kişi.
Çile çekmek
Büyük zorluklara katlanmak, dert çekmek.
Çoluk çocuğa karışmak
Evlenip çocuk sahibi olmak; aile kurmak.
Damar tutmak
Birini sinir edecek şeyleri bilmek, hassas noktalarına dokunmak.
Defteri dürülmek
Hayatı sona ermek, ölmek; bir konunun bitmesi.
Demir gibi adam
Çok güçlü, sağlam yapıda, dayanıklı kişi.
Dikine gitmek
Bir konuda inatla, başkasına aldırmadan ilerlemek.
Dimdik durmak
Onurla, vakarla, dimdik biçimde ayakta kalmak.
Dirsek çürütmek
Uzun süre çalışmak, ders başında oturmak.
Diş geçirmek
Bir konuda otoriteyi kullanmak, etkili olmak.
Diz çökmek
Boyun eğmek, teslim olmak; aciz duruma düşmek.
Donup kalmak
Şaşkınlıkla hareketsiz kalmak, ne yapacağını bilememek.
Dünyaya gözünü açmak
Doğmak, hayata gelmek.
Düşman kazanmak
Kötü davranışlarla başkalarının kötülüğünü çekmek.
Eğri büğrü konuşmak
Karışık, dolaylı, anlaşılmaz biçimde konuşmak.
El açmak
Yardım istemek, dilenmek.
El altından
Gizlice, herkesin görmediği biçimde.
El kaldırmak
Birine vurmak için elini kaldırmak; saldırmaya hazırlanmak.
El koymak
Bir şeyi sahiplenmek, kontrolünü almak.
Elinde olmak
Kontrolü olmak; yapma yetkisinde olmak.
Elinden gelmek
Yapabilme yeteneğine sahip olmak.
Etekleri zil çalmak
Çok büyük sevinç ve heyecan duymak.
Ezbere konuşmak
Bilmediği konuda yüzeysel, hatırladığı kadar konuşmak.
Fal taşı gibi açılmak
Şaşkınlık ya da hayretle gözleri büyük büyük açmak.
Faraza söylemek
Varsayım olarak, bir ihtimal olarak söylemek.
Faydası dokunmak
Birine ya da bir konuya yararlı olmak.
Fıkra anlatmak
Eğlenceli, kısa hikâye anlatmak.
Gel gör ki
Yine de, ne yazık ki; bir önceki cümleye karşıt durum belirtir.
Geri kalmamak
Başkalarından geride durmamak; yetişmek.
Gözüne kestirmek
Bir şeyi mümkün olarak görmek, yapabileceğine inanmak.
Gözüne sokmak
Bariz biçimde göstermek, fark etmesini sağlamak.
Gözünden kaçmamak
Bir şeyi fark etmek, dikkatini çekmek.
Gözünden uyku akmak
Çok uykulu olmak, yorgunluktan uyumak istemek.
Gözünü dikmek
Bir kişiye ya da nesneye sürekli bakarak ona odaklanmak.
Gözünü dört açmak
Çok dikkatli olmak, etrafa uyanık bakmak.
Gözünü korkutmak
Bir kişinin korkmasını sağlamak; cesaretini kırmak.
Gül gibi geçinmek
Mutlu, huzurlu yaşamak; iyi anlaşmak.
Gün doğmak
Olumlu bir gelişme olmak; iyi günler başlamak.
Gün görmek
Mutlu, rahat günler yaşamak; başarılı olmak.
Gündemde olmak
Konuşulan, ilgi gören konu olmak.
Hafife almak
Bir konuyu önemsiz görmek, ciddiye almamak.
Hatır gönül
Saygı ve sevgi gösterilen ilişki; nazik, düşünceli davranış.
Havasını almak
Bir ortamı, bir kişiyi tanımak, hissetmek.
Hayatı yıkılmak
Hayatı altüst olmak; tüm düzenin bozulması.
Hesaba katmak
Bir konuyu plana, hesaba dahil etmek.
Hesap görmek
Bir kişiyle hesaplaşmak, geçmişin bedelini almak.
Hır çıkarmak
Kavga, gürültü, olay başlatmak.
Hop oturup hop kalkmak
Çok heyecanlanmak, sürekli hareket halinde olmak.
Hor görmek
Birini küçümsemek, değersiz görmek.
Hoşa gitmek
Beğenilmek, sevimli bulunmak.
İç ferahlığı
Ruhsal rahatlık, gönül huzuru.
İçeri tıkmak
Hapse atmak, tutuklamak.
İçi içine sığmamak
Çok sevinçli, çok heyecanlı olmak.
İçi rahat etmek
Bir konuda kaygısının kalkması, huzur bulmak.
İçinden çıkamamak
Bir konuyu çözememek, anlam verememek.
İçinden gülmek
Belli etmeden, içten gülmek; gizli mizah.
İçten içe yanmak
Dışa vurmadan kederli, üzüntülü olmak.
İhtiyatlı olmak
Dikkatli, tedbirli davranmak.
İki cami arası beynamaz
İki seçenek arasında kararsız kalan, hiçbirine karar veremeyen.
İki gözüm
Çok sevdiği biri için kullanılan sevgi sözcüğü.
İki paralık etmek
Bir kişiyi küçük düşürmek, değerini düşürmek.
İki yakası bir araya gelmek
Geçim sağlamak, ekonomik olarak rahat etmek.
İmrenerek bakmak
Bir şeyi sahip olmak isteyerek bakmak.
İncir çekirdeğini doldurmaz
Çok küçük, önemsiz, değer taşımayan.
İnsan yerine koymamak
Birini ciddiye almamak, değer vermemek.
İp atmak
Yardım etmeye çalışmak, kurtuluş çaresi sunmak.
İpe sapa gelmez
Anlamsız, mantıksız, saçma sözler ya da işler.
İpsiz sapsız
Düzensiz, kontrolsüz, başıboş.
İt gibi yorulmak
Çok yorulmak, bitkin düşmek.
Kafa atmak
Saygısız, kaba davranışla başkasının canını sıkmak.
Kafa bulmak
Birini ciddiye almayıp eğlenmek için onunla dalga geçmek.
Kafa dengi
Aynı zihniyete, ilgi alanına sahip kişi.
Kafa karıştırmak
Bir konuyu daha anlaşılmaz hâle getirmek.
Kafa yormak
Bir konu üzerinde derinlemesine düşünmek.
Kafayı takmak
Bir konuya saplanmak, sürekli onu düşünmek.
Kalbi büyük
Cömert, sevecen, anlayışlı kişi.
Kalp kırmak
Birini üzmek, gönlünü incitmek.
Kana boyanmak
Cinayet, savaş yaşanmak; trajedi olmak.
Kanına dokunmak
Çok sinirlendirmek, öfkelendirmek.
Kantarın topuzunu kaçırmak
Aşırıya kaçmak, ölçüyü kaçırmak.
Kapı arkasında
Gizlice, herkesten saklı.
Kara kara düşünmek
Üzüntülü, karamsar düşünceler içinde olmak.
Kara liste
İstenmeyen, dışlanan kişilerin listesi.
Karaya vurmak
Geminin sığ yere oturmuş olması; mecazî olarak iflas, başarısızlık.
Karın doyurmak
Yemek yemek, açlığı gidermek.
Karış karış
Her küçük yerini bilen, her noktasını tanıyan.
Kavga çıkarmak
Tartışma, gerginlik başlatmak.
Kazan kaynamak
Yiyecek hazırlanıyor olmak; iş, hareket var olmak.
Kelepir
Çok ucuza ya da bedavaya alınan değerli şey.
Kemikleri sayılı
Çok zayıf, iskelet gibi kalan kişi.
Kendi yağında kavrulmak
Kendi imkanlarıyla yaşamak; çevre desteği olmadan.
Kendine gelmek
Bayılmadan ya da şoktan sonra kendi haline dönmek.
Kıl payı
Çok az farkla, neredeyse olmuyordu denecek şekilde.
Kılı kıpırdamamak
Hiç heyecanlanmamak, sakin kalmak.
Kılıbık
Eşinin sözünden çıkmayan, ona aşırı boyun eğen erkek.
Kıpkırmızı kesilmek
Utançtan ya da öfkeden yüzü çok kızarmak.
Kıyamı koparmak
Olay çıkarmak, büyük gürültü yapmak.
Kibrini kırmak
Birinin kendini büyük görmesini bozmak.
Kim olduğunu unutmak
Kendine layık olmayan davranışlar sergilemek; haddini bilmemek.
Kimseyi gözü görmemek
Çok sevdiği birinden başka kimseyi önemsememek.
Kim vurduya gitmek
Kimse tarafından sahiplenilmeden, sebepsiz yere zarar görmek.
Kıyıdan köşeden
Az miktarda, dağınık olarak.
Kız alıp vermek
Aileler arasında evlilik bağı kurmak.
Kıyısına yaklaşmak
Bir konuya, bir kişiye yaklaşmak; ilişki kurmak.
Kim ne derse desin
Başkalarının görüşüne aldırmadan kendi yolunu sürdürmek.
Kolay lokma
Kolay elde edilen, çabasız kazanılan şey.
Konu komşu
Komşular, çevredeki insanlar; tanıdıklar.
Korkudan ödü patlamak
Çok korkmak, dehşete kapılmak.
Köşe bucak aramak
Her yerini araştırmak, dikkatle aramak.
Kötü göz
Başkasının iyiliğini çekemeyen kıskanç bakış.
Kötülük etmek
Birine zarar vermek, kötü davranmak.
Köy yaşamı
Sade, doğal, geleneksel yaşam tarzı.
Kucak açmak
Birini sıcakça karşılamak, ağırlamak.
Kucağına almak
Bir çocuğu, sevdiklerini şefkatle sarmak.
Kulağı sağır olmak
İşitmemek; mecazî olarak görmezden gelmek.
Kulak misafiri olmak
İstemeden de olsa başkalarının konuşmalarını duymak.
Kulak vermek
Dikkatli dinlemek, önemsemek.
Kül olmak
Yanmak, mahvolmak; çok yorgun düşmek.
Kulübeye dönüş
Sade, basit yaşama dönmek; lükslerden vazgeçmek.
Lafa boğmak
Çok konuşarak başkasını susturmak ya da yormak.
Laf altında kalmamak
Eleştiriye sözle cevap vermek; geri çekilmemek.
Laf cambazlığı
Sözcüklerle ustaca oyun yaparak gerçeği gizlemek; demagoji.
Laf etmek
Birinin arkasından konuşmak, dedikodu yapmak.
Laf taşımak
Bir kişiden duyduğu sözü başkasına aktarmak; dedikodu yaymak.
Laf yetiştirmek
Konuşmaya hazır cevap vermek.
Lafa girmek
Başkalarının konuşmasına dahil olmak.
Lafı çevirmek
Konuyu değiştirmek; bir başka konuya yönlendirmek.
Lafı geveleyip durmak
Net konuşmamak; bir konuyu uzatmak.
Lebbeyk demek
Bir çağrıya kabulle, sevinçle cevap vermek.
Lokma etmek
Bir şeyi kolayca yenebilecek hâle getirmek; basit göstermek.
Mahvi perişan olmak
Çok zor durumda kalmak, harap olmak.
Maksat hâsıl
Amacına ulaşmak, hedefini gerçekleştirmek.
Mantığa sığmaz
Mantıklı olmayan, akla aykırı durum.
Maskara olmak
Herkesin önünde rezil olmak, gülünç duruma düşmek.
Maval okumak
Asılsız, anlamsız, uydurma sözler söylemek.
Mecal kalmamak
Hiç gücü kalmamak, yorgunluktan tükenmek.
Meraktan çatlamak
Çok merak etmek, sabırsızlanmak.
Mesele yapmak
Önemsiz bir konuyu büyük bir sorun hâline getirmek.
Meydanı boş bulmak
Rakipsiz, engelsiz biçimde rahat hareket etmek.
Meydan okumak
Bir kişiye ya da güce karşı meydan açmak; mücadele etmeye davet.
Mide bulanmak
Bir şeye karşı tiksinti duymak; aksi sözlerle rahatsız olmak.
Mim koymak
Önemli bir şeyi unutmamak için zihinde işaretlemek.
Mosmor olmak
Çok soğuktan, korkudan ya da öfkeden yüzü morarmak.
Müjde vermek
İyi haberi söylemek, sevindirici bilgiyi paylaşmak.
Nakış nakış işlemek
Bir işi büyük bir özenle, ayrıntılı yapmak.
Nal toplamak
Çok yorulmak, bitkin düşmek; zorla iş yapmak.
Nasibini almak
Hak ettiği şeyi, payını almak.
Naz etmek
Şımararak çekinmek, gönül almasını beklemek.
Ne pahasına olursa olsun
Hangi bedele mal olursa olsun, mutlaka.
Nefes almak
Dinlenmek, kısa süreli rahatlamak.
Nefes nefese
Çok hızlı koşmaktan, çabalamaktan dolayı kesik kesik nefes alarak.
Neşesi kaçmak
Mutluluğu yok olmak, üzgün hâle gelmek.
Niyet bozmak
Önceki niyetinden vazgeçmek, fikir değiştirmek.
Nutuk atmak
Uzun, etkili konuşma yapmak; bazen alaycı tonda kullanılır.
Numara yapmak
Yalandan, gösterişli davranmak; rol yapmak.
Ocağı kararmak
Ailesi dağılmak, evi yıkılmak; büyük bir kayıp yaşamak.
Ocak söndürmek
Bir aileyi, soyu yıkmak; en ağır kötülük.
Of çekmek
Üzüntü ya da yorgunluk göstergesi olarak iç çekmek.
Önemsiz görmek
Bir şeyi önemli saymamak, dikkate almamak.
Öne çıkmak
Diğerlerinden farklılaşıp dikkat çekmek.
Öne sürmek
Bir fikri ya da kişiyi öne almak; iddia etmek.
Örnek almak
Bir kişiyi ya da davranışı model olarak takip etmek.
Pahalıya patlamak
Beklenmedik biçimde maliyetli olmak; büyük zarar görmek.
Para etmemek
Değersiz olmak, satılamamak.
Pas atmak
Bir kişiye fırsat ya da yardım imkânı sunmak.
Pas tutmak
Kullanılmamaktan değer ya da yetenek kaybetmek.
Pelte gibi olmak
Çok yorgun, gücü kalmamış olmak.
Perde aralamak
Gizli bir konuyu kısmen ortaya çıkarmak.
Perde indirmek
Bir konuyu, ilişkiyi sona erdirmek.
Pertavsız ile aramak
Çok küçük bir şeyi büyütmek için zorlamak; aşırı detaylı incelemek.
Peşinden gitmek
Birinin ardından gitmek, takip etmek.
Peşine düşmek
Bir kişiyi takip etmek; bir hedefin ardından gitmek.
Pırıl pırıl olmak
Çok temiz, parlak; kusursuz görünmek.
Pis kokulu
Hoş olmayan davranış ya da konu; mecazî olarak şüpheli iş.
Pişmiş aşa su katmak
Tamamlanmış bir işi bozacak müdahalede bulunmak.
Posta koymak
Birine sert biçimde tehdit etmek; göz dağı vermek.
Pürtelaş olmak
Çok telaşlı, panik içinde olmak.
Pusula şaşırmak
Yönü kaybetmek, kararsızlığa düşmek.
Püskürmek
Aniden öfkelenmek, sert tepki vermek.
Rahatına bakmak
Sadece kendi konforunu düşünmek; başkalarını umursamamak.
Resmi yapmak
Bir konuda görünüş kurtarmak; göstermelik davranış.
Rotayı çizmek
Hedefe nasıl ulaşılacağını planlamak; yol haritası belirlemek.
Saçma sapan
Anlamsız, mantıksız, gereksiz konuşma ya da davranış.
Sağa sola söylemek
Bir konuyu çok kişiye anlatmak; yaymak.
Sağ kalmak
Hayatta kalmak, ölmemek.
Saklambaç oynamak
Bir konuyu gizlemek; kaçınmak.
Salla mayna
Bir konuyu önemsemeyerek geçmek, bırakmak.
Saman ipliği gibi
Çok zayıf, kolay kopabilen ilişki ya da bağlantı.
Sanki yokmuş gibi
Bir kişiyi ya da konuyu görmezden gelmek.
Sapına kadar
Tamamen, eksiksiz biçimde.
Sarp dağ
Çok zorlu, aşılması güç durum.
Savsaklamak
Bir işi yarım yapmak; ihmal etmek.
Saygıyla anılmak
Bir kişinin değer ve hatırasının saygıyla hatırlanması.
Selam etmek
Bir kişiye sözle ya da yazılı olarak selam göndermek.
Sersemleşmek
Şaşkınlıktan kafası karışmak; ne yapacağını bilememek.
Ses etmemek
Sessiz kalmak, ses çıkarmamak; tepki vermemek.
Sessizliğe gömülmek
Hiç ses çıkarmamak; bütünüyle sessiz olmak.
Sıkı tutmak
Bir şeyi ya da kişiyi sıkıca kavramak; bırakmamak.
Sıkıyı görmek
Zorlukla, sıkıntıyla karşılaşmak.
Sıkıya gelmek
Zor durumla karşılaşıp pişman olmak.
Sınıra dayanmak
Tahammül sınırının sonuna gelmek.
Sırrını paylaşmak
Birine içten gelen, gizli bir bilgiyi söylemek.
Sırtı yere gelmek
Yenilmek, mağlup olmak.
Söz dinlemek
Tavsiye ya da emirleri kabul etmek.
Söz gelmek
Bir konuda eleştiri ya da dedikodu yapılmak.
Söz kesilmek
Evlenme kararı resmiyete dökülmek; nişan kararı verilmek.
Söz konusu olmak
Bir konunun gündeme gelmesi.
Söz vermek
Bir şey yapacağına dair taahhütte bulunmak.
Sözünde durmak
Verdiği sözü tutmak; sözünü yerine getirmek.
Sözünü esirgememek
Söylemek istediğini açıkça söylemek; çekinmemek.
Sular durulmak
Tartışma ya da olayın yatışması; sakinleşme.
Şaka yapmak
Eğlence amacıyla ciddi olmayan söz söylemek.
Şamarı yemek
Sert bir tepki, ders, ceza almak.
Şans tanımak
Birine fırsat vermek, deneme imkânı sunmak.
Şart koşmak
Bir koşul belirtmek; bir kabule koşul eklemek.
Şefkat göstermek
Sevgi ve merhametle yaklaşmak.
Şehit düşmek
Vatan, din ya da kutsal bir dava uğruna ölmek.
Şike yapmak
Sonucu önceden anlaşılmış olarak ayarlamak; hile.
Şişinmek
Kibirle, gururla davranmak; kabarmak.
Şüphe duymak
Bir konuda kararsız, kuşkulu olmak.
Taban tepmek
Çok yürümek, uzun mesafeler yürüyerek katetmek.
Taç giymek
Bir konumun yüksek mertebesine erişmek; başarı kazanmak.
Tahammül etmek
Bir zorluğa, sıkıntıya katlanmak.
Takdir etmek
Bir kişinin ya da işin değerini bilmek; beğenmek.
Tam isabet
Tam olarak doğru, tam olarak hedefte.
Tartışmaya girmek
Bir konuda söz savaşına dahil olmak.
Taş çıkarmak
Birinden daha üstün olmak; daha iyi performans göstermek.
Taş üstüne taş koymamak
Bir yapıyı tamamen yıkmak; mahvetmek.
Tedbir almak
Bir konuda hazırlık yapmak, önlem almak.
Tek kelime etmemek
Hiçbir şey söylememek, sessiz kalmak.
Tekrar tekrar
Sürekli olarak, çok kez.
Telaşa kapılmak
Heyecanlanıp aceleci hâle gelmek.
Tepetaklak olmak
Düzeni bozulmak; ters dönmek.
Terbiye etmek
Bir kişinin davranışlarını düzeltmek; eğitmek.
Tertemiz olmak
Çok temiz, kusursuz olmak.
Teselli bulmak
Üzüntü ya da kayıp sonrası avuntu bulmak.
Tıka basa
Çok dolu, hiç boşluk kalmayacak biçimde.
Tıraş etmek
Bir konuyu özetlemek, gereksizleri kaldırmak.
Top atmak
İflas etmek, batmak.
Topa girmek
Tartışma, mücadele içine girmek.
Toplum baskısı
Çevrenin, halkın bireye uyguladığı sosyal etki.
Tornadan çıkmış gibi
Çok düzgün, kusursuz, simetrik.
Toz olmak
Hızla ortadan kaybolmak, kaçmak.
Tüy gibi hafif
Çok hafif, neredeyse ağırlığı olmayan.
Ucu açık kalmak
Bir konunun tamamlanmamış, çözümlenmemiş kalması.
Uçurum açmak
İki taraf arasında büyük bir fark, kopukluk yaratmak.
Ufuk açmak
Yeni perspektifler, yeni anlayışlar göstermek.
Umursamamak
Bir konuyu önemsememek, kayıtsız kalmak.
Umut beslemek
Bir gelişme bekleme, iyi sonuca inanmak.
Üst üste yığmak
Çok fazla şeyi birbirine eklemek; biriktirmek.
Üstesinden gelmek
Bir zorluğu çözmek, başarmak.
Üzülmeye değmez
Önemsiz, üzüntü yaratmaması gereken konu.
Vakit geçirmek
Zamanı bir aktiviteyle doldurmak; eğlenmek.
Vakit kaybetmek
Boş yere, sonuçsuz şekilde zaman harcamak.
Vakit kazandırmak
Bir işin daha çabuk bitmesini sağlamak.
Vazgeçmek
Bir karardan ya da fikirden geri dönmek.
Verim almak
Bir işten istenen sonuca ulaşmak; iyi randıman elde etmek.
Volkan gibi patlamak
Aniden ve şiddetle öfkelenmek.
Yağmur gibi yağmak
Çok bol, sürekli akmak; bolluk içinde olmak.
Yakaya yapışmak
Bir kişiyi sıkıştırmak, hesap sormak.
Yakası açılmadık
Şimdiye kadar duyulmamış, beklenmedik.
Yakından tanımak
Bir kişiyi iyi bilmek, derin tanışıklık.
Yakıp yıkmak
Bir şeyi tamamen mahvetmek, harap etmek.
Yana yakıla anlatmak
Acılı, ızdıraplı bir şekilde anlatmak.
Yana yana ölmek
Büyük bir ızdırapla, acıyla ölmek.
Yapıştırmak
Birinin suratına sert bir cevap vermek; vurmak.
Yardım eli
Yardım eden kişi ya da kurum.
Yarı yolda bırakmak
Bir kişi ya da işi tamamlanmadan bırakmak.
Yastığa baş koymak
Yatağa girip uyumak; gece dinlenmek.
Yaş tahta
Tedbir gerektiren, dikkatli olunması gereken durum.
Yaşı kemâle ermek
Olgunluk yaşına gelmek; tecrübe sahibi olmak.
Yaşlanmak
Yıllar içinde yaş ilerlemek; ihtiyarlamak.
Yatağa düşmek
Hastalanıp yatakta kalmak.
Yatıp kalkmak
Bir kişiyle birlikte zaman geçirmek; sürekli birlikte olmak.
Yel almak
Hızla ortadan kaybolmak; çok çabuk olmak.
Yele başlamak
Bir konuyla ilgilenmek, başlatmak.
Yer açmak
Birine ya da bir şeye yer vermek; mekân hazırlamak.
Yer çekimi gibi
Çok güçlü çekim, etki.
Yer etmek
Bir konunun zihinde, hatırada kalıcı yer alması.
Yerden yere vurmak
Birini ya da bir şeyi sert eleştirmek; küçük düşürmek.
Yerini almak
Bir konum, mevki ya da yer kazanmak; yerleşmek.
Yerinde saymak
İlerleme kaydetmemek; aynı durumda kalmak.
Yetinmek
Sahip olduğuyla razı olmak; daha fazlasını istememek.
Yiğitlik göstermek
Cesaretle, kahramanca davranış sergilemek.
Yılgınlık göstermek
Bıkkınlık, umutsuzluk, vazgeçme tavrı sergilemek.
Yoğun olmak
Çok meşgul olmak; vakit bulamayacak kadar dolu olmak.
Yokluk çekmek
Bir şey eksik olunca onun acısını çekmek.
Yolu açılmak
Önündeki engellerin kalkması; başarıya doğru ilerlemek.
Yolu kesmek
Birinin gitmesini engellemek; soygunculuk amacıyla durdurmak.
Yolundan saptırmak
Bir kişiyi planından, hedefinden alıkoymak.
Yön vermek
Bir konuyu istenilen tarafa yönlendirmek.
Yumruğu yemek
Sert bir tepki, ders, ceza almak.
Yumuşak başlı
Anlayışlı, uysal, sözle yola gelen kişi.
Yutkunmak
Bir şeyi söyleyemediği için içinde tutmak; çekinmek.
Yuva kurmak
Evlenip aile oluşturmak.
Yüksek perdeden
Çok sesli, kibirli ya da iddialı bir biçimde.
Yüreği ağzına gelmek
Çok korkmak, dehşete kapılmak.
Yüreği daralmak
Sıkıntı, üzüntü hissetmek.
Yüreği kabarmak
Heyecanlanmak, gururlanmak; öfkelenmek.
Yüreği sıkışmak
Üzüntü, sıkıntı, panik hissetmek.
Yüreği yanmak
Büyük bir üzüntü, acı, hasret duymak.
Yüz akı
Onur, gurur kaynağı; iyi bir başarının simgesi.
Yüz çevirmek
Birini terk etmek, bağı koparmak.
Yüz görümlüğü
Yeni gelinin damatı ilk görme bahşişi; karşılıklı tanışma.
Yüz vermek
Birine ilgi göstermek, yakın davranmak.
Yüze gülmek
İçten olmayarak, gösterişli biçimde sevgi göstermek.
Yüzleştirmek
İki kişiyi karşı karşıya getirip gerçeği bulmak.
Yüzsüzlük etmek
Utanmadan, çekinmeden olağandışı davranış sergilemek.
Yüzünü güldürmek
Birini sevindirmek, mutlu etmek.
Zahmete sokmak
Birine sıkıntı vermek, iş çıkarmak.
Zaman ayırmak
Bir konuya, kişiye vakit harcamak.
Zar zor
Çok güçlükle, neredeyse imkânsızken.
Zarara uğramak
Maddi ya da manevi kayıp yaşamak.
Zembereği boşalmak
Aniden, kontrolsüz bir biçimde gülmek ya da konuşmak.
Zihin açmak
Bilgi vermek, yeni perspektifler sunmak.
Zihni karışmak
Düşünceleri dağılmak, kafası karışmak.
Zoraki gülmek
İçten olmayan, mecbur kalarak sergilenen gülümseme.
Zorlu olmak
Çok güç, yorucu olmak.
Zorluk çıkarmak
Bir konuda engel oluşturmak; sorun yaratmak.
Acemi çaylak
Yeni başlamış, deneyimsiz kişi.
Acı çekmek
Fiziksel ya da manevi ızdırap yaşamak.
Açıkça konuşmak
Net, dürüst biçimde söylemek.
Açıkta kalmak
İşsiz, evsiz ya da korumasız durumda olmak.
Adı geçmek
Bir konuda söz konusu olmak; bahsedilmek.
Adını anmak
Bir kişiyi konuşmada hatırlatmak.
Ağır basmak
Bir tarafın daha güçlü, daha etkili olması.
Ağır gelmek
Bir şeyi taşımak ya da yapmak çok zor olmak.
Ağız kavgası
Sözle yapılan tartışma, atışma.
Ağız vermek
Birinin söylediğini destekleyici biçimde tekrarlamak.
Ağlatmak
Birini üzmek, gözyaşı dökmesine sebep olmak.
Ahbap çavuş
Çok yakın dost, samimi arkadaş.
Akar gibi konuşmak
Çok akıcı, hatasız ve hızlı konuşmak.
Akıllı uslu
Düzenli, sakin, dert açmadan davranmak.
Akılsızlık etmek
Düşüncesizce hareket etmek; aptalca davranmak.
Alev almak
Bir konunun aniden kızışması, parlama yapmak.
Alkışı toplamak
Beğeni ve takdir kazanmak.
Allahaısmarladık demek
Veda etmek, ayrılmak.
Anlayış göstermek
Bir kişinin durumunu, sorunlarını idrak etmek.
Arada bir
Zaman zaman, ara sıra; sürekli olmadan.
Arayı bulmak
Bir konuda uzlaşmaya varmak; barışmak.
Arkadan iş çevirmek
Gizlice, sezdirmeden bir iş yapmak.
Arkasından gitmek
Birinin yolunu, fikirlerini takip etmek.
Asılı kalmak
Bir konunun çözümlenmemiş, tamamlanmamış kalması.
Aşka düşmek
Sevda hissetmek; aşık olmak.
Avuç açmak
Yardım istemek; dilenmek.
Ayak işi
Sıradan, basit, vakit gerektiren küçük işler.
Ayak takımı
Sosyal olarak alt seviyede görülen, eğitimsiz kişiler.
Ayak uydurmak
Bir grubun ya da hareketin temposuna katılmak.
Ayağa kalkmak
Toparlanıp harekete geçmek; iyileşmek.
Ayağı düşmek
Bir yere uğramak için fırsat bulmak.
Ayağına dolanmak
Birinin yolunu engellemek, rahatsız etmek.
Ayağını çekmek
Bir yerden uzak durmak; ilişkiyi bitirmek.
Ayağının altına almak
Birini ezmek, küçük düşürmek.
Ayar tutmak
Bir kişiyi belli bir disiplinde tutmak.
Az çok
Belirli bir miktarda, az ya da çok.
Aza çoğa bakmamak
Miktarın değil özün önemli olduğu davranış.
Bahta küsmek
Talihsizliklerden dolayı umutsuzluğa kapılmak.
Bağlanmak
Bir kişiye, bir konuya derin biçimde tutulmak.
Bahis açmak
Bir konuda söz başlatmak.
Baltayla saldırmak
Sert ve yıkıcı eleştirilerde bulunmak.
Bardak kıran sağ kollu
Sakar, hatalı kişi.
Başına bela almak
Sıkıntı, dert, sorun çağırmak; kötü bir duruma sürüklenmek.
Başına buyruk
Kimseyi dinlemeyen, kendi kararıyla hareket eden kişi.
Başına çorap örmek
Birine planlı biçimde kötülük etmek; tuzak kurmak.
Başını ağrıtmak
Bir kişiye sürekli rahatsızlık vermek; meşgul etmek.
Başının çaresine bakmak
Kendi sorunlarını kendi başına çözmek.
Beceri göstermek
Bir konuda yetenek sergilemek; başarılı olmak.
Bedeli ödemek
Bir hata ya da kararın sonuçlarını yaşamak.
Bel altına vurmak
Sportmenliğe aykırı, haksız bir şekilde saldırmak.
Bel kemiği olmak
Bir grubun, kurumun ana destekçisi, temeli olmak.
Beraberlik
Birlikte hareket etme; uyumlu olma.
Beşik gibi sallamak
Sürekli, hafif bir biçimde sallamak; rahatlatmak.
Beyhude yere
Boşa, sonuçsuz, gereksiz biçimde.
Bir alay
Çok sayıda; kalabalık.
Bir an evvel
Mümkün olduğunca çabuk, acilen.
Bir avuç
Çok az miktarda.
Bir ayağı çukurda
Çok yaşlı; ölüme yaklaşmış.
Bir başına
Yalnız, kimsesiz.
Bir bilen
Bir konuda uzman olan kişi.
Bir çift söz
Kısa, basit bir konuşma.
Bir damla insan
Boyu küçük, ama önemli kişi.
Bir dünya
Çok fazla, sayıca büyük miktarda.
Bir hayli
Oldukça çok, fazla miktarda.
Bir nefeste
Çok kısa sürede, hızla.
Bir tutam
İki parmak arasına alınabilecek kadar küçük miktar.
Bir yana
Bir tarafta; bir konuyu bir kenara koymak.
Birbirini yemek
Sürekli kavga etmek; tartışmak.
Boğazı düğümlenmek
Üzüntüden konuşamamak; söyleyecek kelime bulamamak.
Boğazı doymamak
Hep aç gibi olmak; aşırı yemek istemek.
Boş bulunmak
Hazırlıksız, dikkatsiz olmak; yanlış zamanda yakalanmak.
Boş zaman
İşten arta kalan, dinlenmeye ayrılan zaman.
Boyun bükmek
Acziyetle kabul etmek; teslim olmak.
Boylu boyunca
Tüm vücut uzunluğunca; tamamen.
Bozuk plak gibi
Aynı konuyu sürekli tekrarlayan; usandırıcı.
Bunalmak
Sıkıntıdan, üzüntüden bezmek.
Burnu sürtmek
Birinin kibrini, gururunu kırmak.
Buz gibi olmak
Çok soğuk olmak.
Buz tutmak
Donmak, hareketsizleşmek; sıkıntıdan donup kalmak.
Cadı kazanı
Karmakarışık, kontrolsüz, gergin durum.
Çalakalem yazmak
Düşünmeden, hızla yazmak.
Çakmak çakmak olmak
Gözleri parlamak; öfkeden, heyecandan parıldamak.
Çamur atmak
Birini lekelemek; iftira atmak.
Çantasını toplamak
Bir yerden ayrılmak; iş yerinden çıkmak.
Çene yapmak
Boş yere konuşmak; sohbet etmek.
Çığ gibi büyümek
Hızla, kontrolsüz büyümek; yayılmak.
Çıkar peşinde
Sadece kendi menfaatini düşünmek.
Çıldırmak
Aşırı sinirlenmek, kontrolünü kaybetmek.
Çoluk çocuk
Bir ailedeki çocukların tamamı; eşle çocuklar.
Çorap söküğü gibi
Bir konunun zincirleme açılması; sırayla ortaya çıkmak.
Çürük çarık
Niteliksiz, bozuk, eski.
Daldan dala konmak
Konudan konuya atlamak; kararsız davranmak.
Dem vurmak
Bir konudan söz etmek, anmak.
Demediğini bırakmamak
Hakkında her türlü kötü söz söylemek.
Demet demet
Çok sayıda; demetler hâlinde.
Demet halinde
Toplu, birbirine bağlı biçimde.
Derdi büyük
Önemli sorunları olan kişi.
Dert açmak
Yeni bir sıkıntı, sorun çıkarmak.
Dert ortağı
Acılarını paylaşan, üzüntülerini dinleyen kişi.
Dimdik ayakta
Sağlıklı, dik durabilen.
Dinleyen kulağı olmak
Bir konuda dikkatlice dinleyen biri olmak.
Dirsek temasında olmak
Yakın temas, sıkı ilişki içinde olmak.
Diş sıkmak
Acıya, sıkıntıya katlanmak; sabretmek.
Dize gelmek
Yenik düşmek, boyun eğmek.
Dolaşıp durmak
Aynı yerde sürekli yürümek; karar verememek.
Donanmış olarak
Hazırlıklı, eksiksiz biçimde.
Doymak bilmemek
Hep daha fazlasını istemek; bitmek bilmeyen istek.
Dökülen damla
Az ama önemli olan miktar; yıpratan tekrar.
Dudaklarını ısırmak
Bir şeyi söylememek için kendini tutmak.
Duvar gibi sağır
Hiç dinlemeyen, anlayışsız.
Düş kırıklığına uğramak
Beklediği şey gerçekleşmediği için üzülmek.
Düşkün olmak
Bir şeye çok bağlı, ondan vazgeçemeyen.
Düşünüp taşınmak
Bir konuyu uzun uzun değerlendirmek.
Edebi adabıyla
Saygılı, ölçülü, uygun davranışla.
Eğitimli olmak
Okumuş, kültürlü, uygun davranışlar bilen.
Ekmek elden, su gölden
Çabasız, başkasından gelen kazançlarla yaşamak.
El bağlamak
Saygıyla, edeple beklemek.
El ele vermek
Birlikte hareket etmek, yardımlaşmak.
El emeği
Kişinin kendi gücüyle yaptığı iş.
Eli ekmek tutmak
Geçimini sağlamak, çalışmak; iş hayatına atılmak.
Eli sıkı olmak
Cimri, tasarruflu olmak.
Elinde patlamak
Bir konunun ya da işin başına büyük zarar vermek.
Eline geçmek
Bir konuyu öğrenmek, bilgiyi kazanmak.
Eline su dökmek
Birine hizmet etmek, ona yardım etmek.
Elini ayağını çekmek
Bir yerden, bir kişiden uzaklaşmak.
Elini eteğine kaldırmak
Çabaya, çalışmaya başlamak.
Elini öpmek
Saygıyla, sevgiyle el öpmek.
Elini sallasa ellisi
Çok talip olan, kolayca bulabileceği seçenekler arasında.
Elini taşın altına koymak
Bir işin sorumluluğunu üstlenmek.
Elini uzatmak
Yardım etmek; ulaşmaya çalışmak.
Eli yüzü düzgün
Görünüşü güzel, intizamlı kişi.
Ensesinde olmak
Birinin peşine takılıp sıkıştırmak; takip etmek.
Esami okunmamak
Önemsiz görülmek, hesaba katılmamak.
Etrafa saçılmak
Düzensiz biçimde dağılmak; her tarafa yayılmak.
Ev ev gezmek
Sırayla ev ev dolaşmak; alışveriş ya da ziyaret.
Eyvallah etmek
Saygıyla kabul etmek, teşekkür etmek.
Fakir fukara
Yoksul, ihtiyaç sahibi insanlar.
Fala bakmak
Bir kâhin ya da medyumla geleceği görmeye çalışmak.
Falan filan
Çeşitli, bilinmeyen ya da gereksiz ayrıntılar.
Fatura kesmek
Bir kişiyi sorumlu tutmak; suçlamak.
Faydalı olmak
Birine ya da bir konuya yarar sağlamak.
Fırına vermek
Bir şeyi yok etmek; tamamen mahvetmek.
Fırlatıp atmak
Bir şeyi sertçe atmak, kabul etmemek.
Fitilini almak
Çok kızmak, sinirlenmek.
Forsa olmak
Çok yorucu, sürekli iş yapmak zorunda kalmak.
Galiba
Sanırım, muhtemelen, büyük olasılıkla.
Garezini almak
Birinden öç almak, hesabı görmek.
Gaza basmak
Hızlanmak, daha çok çaba göstermek.
Gel git yapmak
Bir karara karar verememek, sürekli fikir değiştirmek.
Geri kafalı
Eski düşüncelere bağlı; modern düşüncelere kapalı.
Gevşek davranmak
Sıkı, dikkatli olmamak; aldırışsız davranmak.
Gönlü açılmak
Mutluluk, ferahlık duymak; rahatlama.
Gönlü ferah
Huzurlu, kaygısız, neşeli.
Gönlü hoş
Mutlu, neşeli; rahat.
Gönlünü çelmek
Birinin sevgisini, ilgisini kazanmak.
Gözden uzak
Görünmeyen, fark edilmeyen yerde.
Gözü görmek
Bir konuyu fark etmek, anlamak.
Gözü kalmak
Bir şeyi sahip olmak istemek; arzulamak.
Gözü olmak
Bir şeye sahip olmak istemek; planlamak.
Gözü tutmak
Bir kişi ya da nesneyi beğenmek, hoşlanmak.
Gözü tutmamak
Bir kişi ya da nesneyi beğenmemek; güvenmemek.
Gözünü dolduran
Beğeniyle bakılan, hayran kalınan.
Gözünü kan bürümek
Aşırı öfkeden kontrolden çıkmak.
Gözünü kapatmak
Bir konuyu görmezden gelmek; hoşgörmek.
Gücü yetmek
Bir işi yapmaya kuvveti olmak.
Güftesiz beste
İçi boş, anlamsız söz.
Gülünç düşmek
Komik, alay edilecek duruma düşmek.
Gümbür gümbür
Çok yüksek sesle, gürültüyle.
Gün doğmadan
Çok erken; sabah olmadan.
Günden güne
Yavaş yavaş, her geçen gün biraz daha.
Günü gelmek
Bir şeyin zamanı dolmak.
Günü kurtarmak
Sadece bugünü düşünmek; uzun vadeli plan yapmamak.
Hâl hatır sormak
Birinin durumunu sormak; sıcakça karşılamak.
Halt etmek
Yanlış, uygunsuz iş yapmak.
Hangi rüzgâr attı
Beklenmedik bir gelişle gelen kişiye sorulan ifade.
Hatırı kalmak
Bir kişi tarafından kırılmak, üzülmek.
Hatırını sormak
Sağlık ve hâlini sormak; ilgi göstermek.
Hava civa
Önemsiz, boş söz; içi boş gevezelik.
Havadan sudan
Önemsiz konularda; sıradan sohbet.
Hazırı yemek
Çabasız, başkasının emeğinden faydalanmak.
Hazır cevap
Hızlı, akıllıca cevap veren kişi.
Hediyeye düşmek
Beklenmedik bir armağan almak.
Hesap kitap yapmak
Detaylı hesaplama yapmak; planlamak.
Hor görmek
Birini küçümsemek; aşağılamak.
Hücum etmek
Bir konuya, bir kişiye saldırgan biçimde yaklaşmak.
Hülyaya dalmak
Hayallere kapılmak, dalıp gitmek.
Iskartaya çıkarmak
Kullanılmaz hâle getirip kenara çekmek.
İçe doğmak
Bir şeyi sezgisel olarak hissetmek.
İçinden çıkılmaz
Çok karmaşık, çözümü zor.
İğneyi kendine batır
Önce kendini eleştir, sonra başkasını.
İhtarda bulunmak
Resmi olarak uyarı yapmak.
İki cami arasında
İki seçenek arasında karar verememek.
İki gözü iki çeşme
Çok ağlayan; gözyaşları dökülen.
İki kelime etmek
Kısa, basit bir şeyler söylemek.
İki saatte bir
Sürekli, sık sık.
İlerisini görmek
Geleceği tahmin etmek; uzun vadeli düşünmek.
İlmek ilmek
Detaylı, dikkatli, parça parça.
İncelemek
Bir konuyu detaylı, dikkatli biçimde araştırmak.
İnce eleyip sık dokumak
Bir konuyu çok titiz, ayrıntılı incelemek.
İncir çekirdeği
Çok küçük, önemsiz şey.
İnzivaya çekilmek
Tek başına kalmak; sosyal yaşamdan uzaklaşmak.
İpe sapa
Mantıklı, anlamlı (genellikle olumsuz: ipe sapa gelmez).
İrade ortaya koymak
Kararlılığını net biçimde göstermek.
İskambil kağıdı gibi yıkılmak
Kolayca, hızla bozulmak; çökmek.
İş görmek
Bir kişiye yardım etmek; iş yapmak.
İşi gücü olmamak
Yapacak hiçbir önemli işi olmamak.
İşine bakmak
Kendi işiyle ilgilenmek; başkalarının işine karışmamak.
İt dalaşı
Anlamsız, küçük çıkar tartışmaları.
İtibar etmek
Bir kişiye ya da konuya değer vermek.
İttifak kurmak
Birlik oluşturmak; ortak hareket için anlaşmak.
İyi gün dostu
Sadece iyi günde yanında olan, kötü günde kaybolan.
İyi geçinmek
Birlikte uyumlu, sorunsuz yaşamak.
İyilik etmek
Birine yararlı, sevecen davranmak.
Kafayı bulmak
Sarhoş olmak; alkol almak.
Kafayı dinlemek
Zihinsel olarak rahatlamak; kafa ağrısından kurtulmak.
Kanaat etmek
Sahip olduğuyla yetinmek; rıza göstermek.
Kanat çırpmak
Bir konuda çabalamak, çare aramak.
Kapağı atmak
Bir yere ya da konuma erişmek; sığınmak.
Kapı kapı dolaşmak
Yardım, iş, çare aramak için bir yerden bir yere gitmek.
Karagünde dost
Zor zamanda yanında olan gerçek dost.
Kara para
Yasadışı yollardan kazanılmış para.
Karşı durmak
Bir konuya direnmek, muhalefet etmek.
Kasıp kavurmak
Bir yeri istila edip yıkıp dökmek.
Kayan yıldız
Geçici, hızla geçen; bir kerelik fırsat.
Kazma kürek
Tarımsal aletler; kaba, sert iş.
Kekemeleşmek
Heyecanla ya da korkudan kelimeleri net çıkaramamak.
Kelle kulak yerinde
Sağlıklı, vücut yapısı düzgün.
Kelimeleri eğip bükmek
Sözcüklerle oyun yaparak gerçeği gizlemek; manipülasyon.
Kepenk kapatmak
İş yerini kapatmak; protesto için iş bırakmak.
Kıyak geçmek
Birine kolaylık sağlamak; iyilik yapmak.
Kıyamet günü
Çok zorlu, kaotik bir gün.
Kıymetlendirmek
Bir şeyin değerini artırmak; faydalı kullanmak.
Kibirli
Kendini büyük gören, alçakgönülsüz.
Kim olduğunu unutmak
Şımarınca haddini aşmak; kendisinden ne beklendiğini unutmak.
Kırklara karışmak
Aniden ortadan kaybolmak; ulaşılamaz olmak.
Köşe kapmak
Avantajlı bir pozisyon ele geçirmek.
Köşeyi dönmek
Birden zenginleşmek; başarıya ulaşmak.
Kötü niyetli
Zararlı niyetler taşıyan; samimiyetsiz.
Kuş bakışı
Yukarıdan, genel açıdan bakmak.
Kuvvet vermek
Birinin gücünü, motivasyonunu artırmak.
Laf altına bırakmamak
Hakkındaki sözlere yanıt vermek; geri çekilmemek.
Lafı uzatmak
Konuyu gereksiz uzun anlatmak.
Lale gibi
Çok güzel, narin, hassas.
Linç etmek
Bir kişiyi sözle ya da fiziksel olarak topluca yargılamak.
Lokomotif olmak
Bir hareketin, bir grubun öncüsü olmak.
Mağrur olmak
Gururlanmak, kibre kapılmak.
Mahalle baskısı
Yakın çevrenin bireye uyguladığı sosyal etki.
Mahşer kalabalığı
Çok büyük, yoğun insan kalabalığı.
Mal mülk sahibi
Çok varlığı olan, zengin kişi.
Maraz çıkarmak
Sorun, dert yaratmak.
Marifetli
Çok yetenekli, becerikli kişi.
Masum görünmek
Suçlu olmadığını sergilemek; saf gibi davranmak.
Mat etmek
Birini cevap veremez hâle getirmek; yenmek.
Mavi boncuk dağıtmak
Birden fazla kişiye sevgi, ilgi göstermek (genellikle olumsuz).
Mecbur kalmak
Zorunlu olmak; başka çare bulamamak.
Meraklanmak
Endişeye, kaygıya kapılmak; merak duymak.
Mesafeli olmak
Bir kişiye yakın davranmamak; uzakta durmak.
Meşgul etmek
Birini bir konuyla oyalamak; iş gördürmek.
Mide bulandırmak
Tiksinti yaratmak; rahatsız etmek.
Mıh gibi sapmamak
Çok kararlı; yolundan dönmeyen.
Misafir gelmek
Birinin evine konuk olmak.
Misafirperver olmak
Misafire iyi bakan, sıcak karşılayan.
Mosmor
Renk değişikliğiyle çok soğuk, korku ya da öfkenin etkisi.
Müptela olmak
Bir alışkanlığa, bağımlılığa kapılmak.
Müthiş güzel
Olağanüstü güzel.
Naçar kalmak
Çaresiz kalmak; yapacak bir şey bulamamak.
Namertçe davranmak
Onursuz, hain biçimde davranmak.
Namus belasına
Onur uğruna, başka çare olmadığında.
Nasibinde olmak
Kaderde olan, payına düşen.
Nazlanmak
Şımarıkça çekinmek; zorla razı olmak.
Ne ad altında
Hangi gerekçeyle, hangi şekilde.
Ne istiyorsun
Bir kişiden ne talep edildiğini sormak.
Ne tatlı
Çok güzel, sevimli; takdir bildirir.
Ne yapsa nafile
Yaptığı şeyler boşa, sonuçsuz; çabasız.
Ne yardan ne serden geçmek
İki seçenek arasında karar verememek.
Nefes nefese kalmak
Çok yorgun, soluk soluğa olmak.
Nereden bakarsan bak
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın; her halükârda.
Niyeti bozmak
Önceki kararından vazgeçmek.
Nutku tutulmak
Şaşkınlıktan konuşamamak.
Ocak başında
Aile içinde, evdeki yaşamda.
Ofsayda düşmek
Yanlış zamanda yanlış yerde olmak; durumdan haberdar olmamak.
Olduğu gibi
Değiştirmeden, samimi biçimde.
Olur olmaz şey
Önemsiz, gereksiz nesne ya da konu.
Omuz vermek
Bir konuya destek vermek; yardım etmek.
Onayını almak
Bir konuda izin, izah almak.
Önüne geçmek
Bir olayı durdurmak; engel olmak.
Örnek olmak
Davranışlarıyla başkalarına model olmak.
Örtbas etmek
Bir olayı, bir gerçeği gizlemek.
Pabucu büyük
Söylediği büyük olan; iddialı kişi.
Pamuk gibi yumuşak
Çok yumuşak, hassas, narin.
Para etmek
Değerli olmak, satılabilmek.
Para getirmek
Kazançlı olmak; gelir sağlamak.
Para kazanmak
Çalışıp gelir elde etmek.
Para kıtlığı
Mali sıkıntı; ekonomik zorluk dönemi.
Patavatsız davranmak
Düşünmeden, kaba davranmak.
Pazara çıkmak
Bir ürünün satış için piyasaya sunulması.
Perde arkasında
Görünmeyen, gizli yapılan iş.
Perende atmak
Aniden tepki vermek; ani hareket yapmak.
Pestilini çıkarmak
Birini çok yormak; ezmek.
Peşkeş çekmek
Bir şeyi haksız olarak başkasına vermek.
Pot kırmak
Sosyal bir hata yapmak; gaf.
Pratik düşünmek
Kullanışlı, hızlı çözüm odaklı düşünmek.
Prensiplere göre
İlkelere, kurallara uygun olarak.
Pürüzsüz
Sorunsuz, engelsiz; mükemmel.
Püsküllü bela
Çok büyük, içinden çıkılmaz sorun.
Rahat bırakmak
Birini özgür bırakmak; meşgul etmemek.
Razı olmak
Bir konuyu kabul etmek; rıza göstermek.
Rehavete kapılmak
Gevşeme, dikkatsizlik göstermek.
Renkli kişi
İlginç, dikkat çeken, çok yönlü insan.
Resmen
Tamamen, gerçekten, kesin biçimde.
Riayet etmek
Kurallara uymak; saygıyla davranmak.
Riske girmek
Tehlike içeren bir karar almak.
Rota değiştirmek
Yön değiştirmek; planı yeniden yapmak.
Ruh halinde olmak
Belirli bir duygu ya da zihinsel durumda olmak.
Sabah sabah
Erken saatlerde, gün başlamadan.
Sabırsızlanmak
Beklemekte zorlanmak; sabrı tükenmek.
Sağ duyu
Mantıklı, ölçülü düşünme yetisi.
Saklamak
Bir şeyi gizlemek; bir kişiyi korumak.
Saman alevi
Hızla parlayıp sönen, geçici şey.
Sarsıntı geçirmek
Hayatında büyük bir değişim, şok yaşamak.
Saygıyla anmak
Bir kişinin değerli hatırasını saygıyla hatırlamak.
Sebep göstermek
Bir konunun gerekçesini ortaya koymak.
Sefa sürmek
Mutlu, rahat, eğlenceli yaşamak.
Selam göndermek
Uzaktaki kişiye sevgisini ulaştırmak.
Sersem etmek
Bir kişiyi şaşkına çevirmek; bayıltmak.
Servet sahibi
Çok varlığı olan, zengin kişi.
Sessiz kalmak
Bir konuda hiç ses çıkarmamak; tepki vermemek.
Sevimli olmak
Hoş, cana yakın, beğenilen.
Sevinçten uçmak
Çok sevinçli, mutluluktan kendinde olmamak.
Sıkıcı bulmak
Bir şeyden hoşlanmamak; yorulmak.
Sıkı durmak
Disiplinli, kararlı kalmak; metanetli olmak.
Sıkıntı çekmek
Üzüntü, zorluk yaşamak.
Sınırı aşmak
Tahammül sınırını geçmek; yasakları aşmak.
Sırt çevirmek
Birinden ya da bir konudan vazgeçmek; ihmal etmek.
Sis perdesi
Bir konunun anlaşılmaz, gizli olması.
Sıyrılıp gitmek
Sorumluluktan, durumdan kaçmak.
Sokakta kalmak
Evsiz, çaresiz kalmak.
Sonra bakarız
Şimdilik ertelemek; gelecekte değerlendirmek.
Soyut düşünce
Maddi olmayan, kavramsal düşünce.
Sözüne güvenmek
Birinin verdiği söze inanmak.
Sözünü tutmak
Verdiği taahhüdü yerine getirmek.
Suç işlemek
Yasalara aykırı davranış sergilemek.
Sürpriz yapmak
Beklenmedik hoş bir hareket yapmak.
Şahit olmak
Bir olaya tanık olmak; görmek.
Şahsi konu
Bir kişinin özel hayatına dair mesele.
Şaşkına dönmek
Çok şaşırmak, ne yapacağını bilememek.
Şehirde olmak
Bir yere gelmiş, bulunan; mesafede olmak.
Şehit olmak
Vatan, din uğruna ölmek.
Şikâyetçi olmak
Bir konuda rahatsızlık, problemi olmak.
Şişip kabarmak
Kibirle gururlanmak; kendini büyük göstermek.
Şüphesiz
Kesinlikle, kuşkusuz.
Tahta gibi sert
Çok sert, esnek olmayan.
Takdire şayan
Beğeni, övgüye değer.
Tam yerinde
Çok uygun, doğru; isabetli.
Tatlı bir tebessüm
Hoş, sıcak, samimi gülümseme.
Tedavi olmak
Hastalıktan kurtulmak için tıbbi yardım almak.
Tehdit etmek
Birine korku salmak; sözlü saldırı yapmak.
Tek başına
Yalnız; başkasının yardımı olmadan.
Telaşlanmak
Heyecanlanıp aceleci hâle gelmek.
Temin etmek
Bir şeyi sağlamak, sunmak.
Tepki vermek
Bir olaya cevap, karşılık vermek.
Terhis olmak
Askerlik görevini tamamlayıp serbest bırakılmak.
Tertibe sokmak
Bir şeyi düzene koymak.
Tetikte olmak
Dikkatli, hazırlıklı, uyanık olmak.
Tezat oluşturmak
Bir konuyla zıt durum yaratmak.
Tıkanıp kalmak
Konuşamamak; bir konuda ilerleyememek.
Titiz olmak
Çok dikkatli, ayrıntılı çalışan.
Toplum içine çıkmak
Kalabalığa, sosyal ortama girmek.
Tutkunu olmak
Bir konuya, bir kişiye çok bağlanmak.
Türlü çeşit
Çok farklı, çeşitli türde.
Tüy gibi
Çok hafif; narin.
Ucu ucuna
Çok az farkla, sınırda; zar zor.
Uçar gibi
Çok hızlı; uçucu, hafif.
Uğraşıp durmak
Bir konuda sürekli çabalamak; uzun süreli uğraşmak.
Ulu orta
Açık seçik, herkesin önünde.
Umutsuzluğa kapılmak
Çare bulamamak, ümit kaybetmek.
Unutamamak
Bir şeyi hatırından çıkaramamak; aklında tutmak.
Üst üste
Birbiri ardına; sürekli olarak.
Üstüne gitmek
Bir konuyu inatla takip etmek; sıkıştırmak.
Üzüntüye boğmak
Birini çok üzmek; derin keder yaratmak.
Vah vah demek
Üzüntüsünü, acımasını ifade etmek.
Var olmak
Mevcut, hayatta olmak.
Vasiyet etmek
Ölmeden önce dileklerini bırakmak.
Verem etmek
Aşırı üzmek, sıkıntı vermek.
Vıcık vıcık
Çok ıslak, sulu, yapışkan.
Vız gelmek
Bir konuyu hiç önemsememek.
Yabancı düşmemek
Bir ortamda kabul görmek; kendinden saymak.
Yaka silkmek
Bir kişiden ya da konudan bezmek; kaçmak.
Yakası açılmadık küfür
Daha önce duyulmamış, çok ağır küfür.
Yakın takip
Çok yakından gözlemleyerek izlemek.
Yalın ayak
Ayakkabısız; çıplak ayakla.
Yan bakmak
Düşmanca, kötü niyetle bakmak.
Yanak yanağa
Çok yakın, samimi biçimde.
Yangın yeri
Çok karışık, kaotik, yıkık ortam.
Yapboz gibi
Karmaşık, parça parça çözülen.
Yapmacık
Doğal olmayan, samimiyetsiz.
Yara açmak
Birini üzmek; psikolojik zarar vermek.
Yardımcı olmak
Birine destek olmak, kolaylık sağlamak.
Yarım yamalak
Tam değil, eksik, özensiz.
Yatağa girmek
Uyumak için yatağa uzanmak.
Yatış göstermek
Sakinleşmek, gerginliğin azalması.
Yatkın olmak
Bir konuya eğilimli olmak.
Yel gibi geçmek
Çok hızlı geçmek; aniden gelip gitmek.
Yerden bitme
Boyu çok küçük olan; cüsse olarak ufak.
Yerin yedi kat dibi
Çok aşağı, çok derin; mecazî olarak rezilliğin son noktası.
Yerinde duramamak
Sürekli hareket etmek; sabırsız olmak.
Yerinden kımıldatmak
Bir şeyi konumundan oynatmak.
Yerinden olmak
Konumunu, görevini, evini kaybetmek.
Yıkıcı eleştiri
Yapıcı olmayan, sadece zarar veren eleştiri.
Yıldız barışmamak
İki kişi arasında uyumsuzluk olmak.
Yıllar yılı
Çok uzun yıllar boyunca.
Yoğun ilgi
Çok kişi tarafından önemsenmek.
Yola çıkarmak
Birini bir yere göndermek; uğurlamak.
Yola düzülmek
Yola çıkmak; harekete geçmek.
Yöntem geliştirmek
Bir iş için yeni teknik bulmak.
Yumruk yumruğa
Fiziksel kavga, dövüş içinde.
Yutmak
Bir hakareti, eleştiriyi sessizce kabul etmek.
Yüksek mevki
Önemli, üst seviye konum.
Zaman ayırmak
Bir konuya, kişiye vakit harcamak.
Zaman tanımak
Birine düşünmesi için süre vermek.
Zar zor yetişmek
Son anda, güçlükle yetişmek.
Zerre kadar
Çok az, eser miktarda.
Zihin yorucu
Düşünmeyi gerektiren; akıl yoran.
Zorluk çekmek
Bir konuda sıkıntı yaşamak.
Aceleye gelmek
Hazırlıksız, hızla iş yapmak zorunda kalmak.
Adam gibi
Düzgün, doğru, dürüst biçimde.
Adı sanı yok
Hiç tanınmayan, bilinmeyen.
Ağzı kapalı
Sır saklayabilen; konuşmayan.
Aklın almaz
Anlaşılması imkânsız, akla sığmayan.
Bahane uydurmak
Kötü niyetli olmadığını söylemek için yalan üretmek.
Bedavadan
Ücretsiz; çabasız.
Beğenisini kazanmak
Bir kişinin takdirini almak.
Birbirine düşmek
Aralarında kavga, ayrılık çıkmak.
Bizden olmak
Bir gruba ait olmak; aile sayılmak.
Boş atıp dolu tutmak
Tahminle isabet kaydetmek; tesadüfen başarmak.
Bulutların üstünde
Çok mutlu; gerçekçi olmayan.
Cemiyetten kaçmak
Sosyal ortamlardan uzak durmak.
Çene düşmek
Sürekli, durmadan konuşmak.
Dil bilmek
Yabancı dil konuşabilmek.
Düşman gibi
Sert, kavgacı biçimde.
Hayatına atılmak
Bir kişinin hayatını etkilemeye başlamak.
Bir taşla iki kuş vurmak
Tek bir hareketle iki ayrı sonuç elde etmek.
Diş sıkmak
Sıkıntıya, acıya katlanmak; sabretmek.
Eli kulağında olmak
Bir olayın ya da kişinin gelmesinin çok yakın olması.
Göz göz olmak
Yara ya da delikler bol bol açılmak; çok yıpranmak.
Yorgunluğunu çıkarmak
Dinlenmek, rahatlamak.