Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Gariptir bugün bir doktor arkadaşımla bu stres mevzusunu konuştuk. Bu kadar denk gelebilirdi ancak. :) Kendisi, hastalıkların peyda olmasının ilk sebebi stres, ikincisi de maalesef ki fazla kilolar dedi. Bu ikisinin de ilacının kesinlikle spor olduğunu söyledi ki kesinlikle haklı. Herkesin stres kaynağı farklı, kişisel olarak benim stresim maddiyata dayalı maalesef. Tek maaşla ev geçindirmek, çocuk okutmak ve bunları yaparken aynı zamanda kirada oturmak gerçekten çok zor. Yine de spor bu konuda bana çok yardımcı oldu. Yaklaşık 2 senedir spor yapıyorum ve eskisi gibi stresli değilim. Tabi kilo problemimi de spor sayesinde bertaraf ettim. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz harikasınız Nesrin hocam. Kutluyorum selam ve saygılarımla.
Sen eşiklerden söz ediyorsun. Ben ise bazı yolların, sevmeye değil, kavuşmaya kapalı yaratıldığını biliyorum. Bu, sevgimin eksikliğinden değil; hayatın önümüze mühürlediği kapıların inatçılığındandır. Bil ki; Sana dair içimde eksilen hiçbir şey olmadı. Sadece hasret çoğaldıkça susmayı öğrendi. Yıllar sonra kapımı yokladın Belki de ben o kapının ardından senin Zillerine basıp kaçma planlarını son anda iptal ettim Defalarca hemde "Bilmem, hatırladın mı beni?" dedin. Seni unutmak için önce senden çıkmış olmam gerekirdi. Sen bu hafta sonuna şiirlerini bıraktın. Ben ise sessizce, ömrümün unutulmayacak günlerinden birini. Belki bir gün hatırladığında mevsimi değil, birbirimize söyleyemediğimiz cümlelerin ağırlığını anımsayacaksın. Belki de biz yanlış zamanın emanetiyiz kendimize Ve ben seni, ulaşamayacağım bir ufuk gibi değil, bakamadığım halde yönümü bulduğum bir yıldız gibi sevdim. Ne sana yürüyebilecek kadar hoyratım, ne de senden vazgeçecek kadar yoksul. Aramızdaki engel, bir...
İçimde sana doğru yürüyen bir yan var. Ne adımlarından korkuyor, ne de varacağımız yerden. Ama hayat, sadece kalbin bildiği bir yol değil. Önüne bazen sevginin bile yerinden oynatamadığı taşlar koyuyor. Ben vazgeçmiyorum. Sadece bazı eşikleri, istemekle aşamayacağımızı biliyorum. İnsan bazen en çok gitmek istediği yere, en ağır yükleriyle bakıyor. Belki bu yüzden susuyorum. Çünkü seni sevmek kolay; O sevginin yaşayacağı bir hayat kurabilmek, işte asıl zor olan. Mesele eşiğin yüksekliği değildir belki de. İnsan en kolay görünen adımı,en ağır yüküyle atamaz. Geçemiyorsan kendini suçlama. Ama o eşiği, kaderin değişmeyecek hükmü gibi de görme. Çünkü bazı yollar zor olduğu için değil,zamanı henüz gelmediği için bekler. Ben sadece şunu biliyorum; İnsan, gerçekten yürümeye karar verdiğinde,bir adımlık mesafe bile artık engel olmaktan çıkar. Kelimelerinin gölgesi büyüyor,ama gövden yerinden kıpırdamıyor. Eşiği kutsuyorsun. Belki de sadecegeçemeyişini güzelleştiriyorsun. On altı yıl şi...
Tamamen katılıyorum, yazma yeteneği olan şair ya da yazar bir süre yazmasa bile yaşadığı bir durum ya da tek bir cümle bile onu yazmaya teşvik ediyor ve yazdığı zaman rahatlatıyor. Bu değerli paylaşım için sonsuz teşekkürler. En kalbî selam ve saygılarımla.
Biz seni biliyoruz ve tanıyoruz. Kim ne derse desin gözümüzden düşüremezler . Onun için ayrık seslere kulağını tıka dostlarından ayrılma. Selamlarımla.
Bu haykiris, cosku, isyan belki feryat hatta, yureklere dokunuyor. Diyorum ya sizin tilsiminiz var:) yurek gucunuz bu. Candan tebrikler ve sevgiler...
Çok çok çoook önemli bir konu. Evet, anayasamız kıyılarımızın her vatandaşın kullanımına açık olduğunu söylüyor. Peki anayasamızın bu ilgili maddesini kim takıyor? 1979-1983 Yılları arasında rahat rahat her santiminde denize girebildiğim Manavgat/ Side sahillerinde kimseye beş kuruş ödemeden denize gir de göreyim. Ya da Fethiye'de, mesela Katrancı Koyuna para ödemeden gir de göreyim. Akmaz'a, Karataş'a para ödemeden gir de göreyim. Selam ve sevgiler.
O sevda yüreklerimizden hiç eksilmesin inşallah. Selam ve sevgiler.
Bugüne kadar binlerce tamamen özgün şiir yazdığınıza bizzat ben şahidim. Şiirinizde de işaret ettiğiniz gibi alıntı olmaz sizin şiirleriniz. Candan tebrikler. Selam ve saygılar.
İlahi sevdayı anlatan dizeler. tebrikler İlyas hocam Selam ve saygılar.
Güzel yüregine emegine saglik hocam Hakkin hükümleri bu alemde hakim olmadan Hak yerini asla bulmayacaktir. Zira Insanoglu dünyaya nizam koymak icin gönderilmedi Hakkin hükümlerini uygulamak icin gönderildi... Maalesef insanlar devletler O nun makamina göz dikmisler, bu yüzden Hakli olan hakkini alamiyor Selamlarimla
Şükretmek şart. Kalemine sağlık üstad selamlar saygılar
Benim yüce hükümdarım Eksiğim çok bu kadarım Resulüne komşu eyle Cemalın göreyim Yär`im.... Amin Amin Amin Samimi duygularla yazılmış ihlas kokan bir eser Kutlarım Üstad
İlahî aşkla yazılmış, ihlas dolu yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım. Kalemine ve ihlas dolu yüreğine sağlık diliyorum. En kalbî selam, dua, sevgi ve saygılarımla.
Devamını okumak isteriz bu hüzünlü, güzel hikayenin. Bir çırpıda bitti çünkü. Bir de böyle bitmemeli değil mi ? Vahan arkasını dönüp gitmemeli , Esma ve Zehra o evde kalmamalı ne bileyim işte... Bir mücadele görmek isteriz. Kaleminize sağlık Ömer Bey, hikâyenizi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Selamlarımla.
Ağustos'ta biz sicaklardan ağız açacak mecal Bulamazken ağustos böceği aylardır özlemle beklediği anları yaşıyor muhtemelen. Biz insanlar ise gürültü çıkarmadan konuşabilme yetisine sahibiz, her zaman kullanması da. Ağustısunuz Temmuz'unuzdan daha güzel olsun. Tebrikler ve saygılar
Şimdi karşı karşıya oturuyorum tekrar; hayatta kalmak verilen o telaşın içinde. Gene yalnız, gene sessiz, gene ıssız. Bu kez hayatta kalmak için denize karşı mücadele verecek değilim. Bu kez kırmasın, kırdıklarını sarsın diye pazar serecek değilim annemin önüne. Küçücük bir çocuk ameliyata gelip de "ölür müyüm" diye soracak kadar umutsuzluğa, çaresizlikle tanıştırılan bu uçsuzlukta var olma telaşı buhar olup gidiyor. Yarın güneş doğar gene; belki görürüz, belki görmez. İçim öyle ağır ki bu gece yer aç yanında, sen uyan ben uyumaya devam edeyim..
Sanki kelimelerimi tekrar unutmuş gibiyim. Annem sanki reçel kavonuzunu devirdi içime de yapış yapış oldu her yer. Birini birinin üstünden almaya çalışsam hepsi bir araya geliyorlar sanki. İçimde birbirini bırakamayanlar var. İçimde bırakmak adı geçtiğinde halaya giren bir aşiret var. Sanki enseme vuran esintileri hatırlattığında yazıyor kelimelerim, bir masada kış gelmeden omuz omuza düşen bir çayı düşündüğümde yazıyor da umutlarımı put sanıp kırdıklarında yön bulamıyor gibiyim. Gönlümün içini yakıyor tutulmalar gibi. Şeytanmışım gibi taşlanılan bakışların altında bir gram şefkat arayan ellerim kadar çaresiz kalbim. Ben bu noktaya niye geldim diye soruyorum bazen? Hangi dersi kaçıncıya okutturuyor hayat bana. Neyi anlamadım ben gene? Hangi kavgada meydanı terk ettim? Hangi duruşumdan taviz vermediğim kuluncundan kıvranıyorum şimdi? Bilmiyorum. Leyla'sını aradan çekmesi gereken Mecnun çaresizliğinde hem tutkunum bu dünya da Leyla'yı aramaya, hem de bilirim hangi aşka götürdüğüne. Dağl...
Bordosu, sarısı, beyazı, kırmızısı, pembesi, evrulisi insan bakmaya doyamıyor üstadım.. Gülmekle gül kokmak ve gül gibi bakmak güle dönmek hep en güzel en manalı ve en ilahi şeylerin bırakmaya gelmesidir gül.. Selam ve saygılarımla..
Yunus'u icimizde bulmak ne buyuk nimet, er kisinin isi olsa gerek. Yine tasavvuf esintili sitemli bir yurek hissettim. Kutlarim, gonulden selam ve saygiyla...