Cevaplar (21)
2011'deki Makale Diyordu ki Medya desteği olan boykotlar şirketlerin itibarını ve hisse senetlerini vurur, onları diz çöktürür (%25 başarı oranı).
2025'teki Bu Güncel Makale Diyor ki Sosyal medyadaki (X, Instagram vb.) boykot dalgaları ne kadar büyük olursa olsun, Coca-Cola ve Starbucks gibi devlerin borsadaki hisse senetlerine etkisi çok kısa ömürlü ve minimum düzeyde kalıyor. Çünkü modern küresel şirketler pazarlama ve bölgesel kaydırmalarla bu krizleri çok hızlı yönetiyor; yatırımcılar da duygusal boykotlara değil, şirketin genel karlılığına bakıyor.
https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=5314098
İsrail Destekçisi ABD Merkezli Hızlı Tüketim Ürünleri (FMCG) Şirketlerinin Hisse Senedi Getirileri Üzerinde Boykotun Etkisi
12 Sayfa | Yayınlanma Tarihi: 24 Haziran 2025
Jannatul Sadia Islam Eva – Shahjalal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, İktisat Bölümü Öğrencisi
Israt Jahan Jaion – Shahjalal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi
Yazım Tarihi: 20 Şubat 2025
Özet (Abstract)
Bu çalışma, Ekim 2023'ten sonra şiddetlenen İsrail-Filistin çatışması ışığında, İsrail'i desteklediği düşünülen ABD merkezli on hızlı tüketim ürünleri (FMCG) şirketinin hisse senedi getirileri üzerinde Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) hareketinin ekonomik etkilerini incelemektedir. Araştırma, boykot çağrılarının yapıldığı dönemlerdeki kümülatif ortalama anormal getirileri (CAAR) incelemek için "olay çalışması" (event study) metodolojisini kullanmakta; piyasanın bu olaylardan önceki ve sonraki tepkisini değerlendirmektedir.
Sonuçlar, 10 günlük bir zaman dilimi içinde anlamlı farklılıklar gösteren Hershey şirketi hariç, çoğu şirketin kümülatif ortalama anormal getirilerinde (CAAR) istatistiksel olarak anlamsız farklar olduğunu göstermektedir. Sosyal medyadaki yoğun aktivizme ve Coca-Cola ile Starbucks gibi markaları hedef alan tüketici boykotlarına rağmen araştırma, finansal etkinin minimum düzeyde ve kısa ömürlü olduğunu ortaya koymaktadır; bu durum, piyasa etkilerinin geçici veya önemsiz olduğuna işaret eden daha önceki çalışmalarla da tutarlılık göstermektedir.
Davranışsal finans alanından elde edilen bulgular, yatırımcıların duygusal temelli (duyarlılık odaklı) olaylardan ziyade şirketlerin temel finansal göstergelerine (fundamental) önem verdiğini ve şirketlerin pazarlama veya bölgesel satışlardaki ayarlamalar yoluyla kayıpları azaltmak için uyguladıkları kurumsal stratejileri vurgulamaktadır. Çalışma, sosyal medyanın etik tüketim bilincini artırmasına rağmen, finansal piyasalar üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu ortaya koyarak, aktivizmi doğrudan ekonomik sonuçlara bağlayan geleneksel inançları sorgulamaktadır. Bu durum, çok uluslu şirketler için jeopolitik gerilimleri ölçülebilir finansal risklere dönüştürmenin karmaşıklığını gözler önüne sermektedir.
Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi Piyasası, Borsa, Etkin Piyasa Hipotezi, Olay Çalışmaları, Piyasa Etkinliği, Çeşitlendirme, Yatırım Kararları, Portföy, Portföy Seçimi, Getiri Oranı, Risk Analizi, Risk Getirisi, Teknik Analiz, Riske Maruz Değer (VaR), Davranışsal Finans.
JEL Sınıflandırması: G1, G11, G14, G40
Çıkar Çatışması Beyanı: Yoktur.
Fon Sağlayıcı Beyanı: Belirtilmemiştir.
https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=5314098
elimizde iki farklı bilimsel veri var. 2011'deki araştırma boykotun şirketlerin hisselerini erittiğini söylerken, Haziran 2025 tarihli bu yepyeni araştırma (Ekim 2023 sonrası dönemi inceliyor) sosyal medya boykotlarının Coca-Cola ve Starbucks gibi devlerin borsadaki hisselerine kalıcı bir zarar vermediğini, şirketlerin bu krizleri kolayca savuşturduğunu söylüyor.
Bu durum, küresel şirketlerin artık boykotlara karşı bağışıklık kazandığını mı gösteriyor? Yoksa bizim sosyal medyadaki boykot anlayışımız (sadece tweet atıp geçmek) şirketleri sarsmaya yetmiyor mu? Boykotu 'hisse senedi düşürmek' için değil de kendimizi özgürleştirmek için bir 'yaşam tarzı' yapmak tam da bu yüzden mi zorunlu?
Bu araştırmayı okuyunca fark ettim ki, aslında dev markalar bizden daha korkak. İtibarları sarsılmasın diye hemen geri adım atabiliyorlar. Ben kendi hayatımda X markasını tamamen bıraktım yerine Y yerel alternatifini koydum. İlk hafta zorlansamda şu an o gizli kölelik zincirini kırdığımı hissediyorum. Sizin hayatınızda vazgeçmekte en çok zorlandığınız ama zinciri kırdığınız ürün hangisi?
Northwestern Üniversitesi araştırmış Boykot edilen dev şirketler her gün %1 değer kaybediyor ve her 4 boykottan biri zaferle bitiyor. Bizim 'Aman canım benim bırakmamla ne değişecek' diyenlerin kulakları çınlasın. Linki ve detayları aşağıya bıraktım, gerçekten inanmayan var mı hala?
https://www.kellogg.northwestern.edu/news_articles/2011/boycotts.aspx
Bakın, boykotun işe yaramadığını iddia eden kapitalist teze karşı elimizde kapı gibi bilimsel veri var.
Çünkü bu makale, tüketim dünyasının en büyük yalanlarından birini çürütüyor Aman canım, siz almasanız ne olur, başkası alır, şirketlere bir şey olmaz mitini yerle bir ediyor.
📌 Küresel Markaların En Büyük Korkusudur İtibar Kaybı
Northwestern Üniversitesi (Kellogg School) tarafından yapılan bu bilimsel araştırma gösteriyor ki:
Medya Gücü = Ekonomik Darbe: Boykot edilen bir şirket ulusal medyada yer aldığı her bir gün için hisse değerinde ortalama %0,7 ila %1 düşüş yaşıyor. Yani boykotun sesi ne kadar çok çıkarsa, şirketin milyar dolarlık değeri o kadar hızlı eriyor.
Büyük Markalar Daha Kırılgan Bize bir şey olmaz diyen o en devasa, en popüler ve en çok hayran olunan şirketler, itibarlarını kaybetmemek için boykotlar karşısında geri adım atmaya (taviz vermeye) en yatkın olanlar. Çünkü imajları zedelendiği an yatırımcıları kaçıyor.
Başarı Oranı %25: Araştırmaya konu olan büyük boykotların neredeyse her 4 tanesinden 1'i dev şirketlerin diz çöküp geri adım atmasıyla, yani boykotçuların zaferiyle sonuçlanmış.
Tüketim dünyasının gizli kölelik düzenini irademizle kırmak ve boykotu bir yaşam tarzı haline getirmek üzerine tartışmamızı derinleştirecek, çok rafine bir analiz yazısına denk geldim.
https://kriterdergi.com/dosya-ortadogu/bir-aktivizm-bicimi-olarak-boykotun-gucu-ve-toplumsal-etkisi
Bir boykotun borsadaki kalıcı hasarı, kaç kişinin ürünü bıraktığından ziyade medyada ne kadar büyük yer bulduğuyla doğrudan ilişkilidir. Boykot haberi basında veya sosyal medyada ne kadar uzun süre gündemde kalırsa, hisse senedi fiyatındaki düşüş trendi o kadar kalıcı hale gelir
Boykotların şirketlerin hisse fiyatlarını nasıl etkilediğini mi öğrenmek isterseniz bakınız lütfem...
Erica Chenoweth’in teorilerine göre bir boykotun işe yaraması için şu üç şey şarttır
Çok yüksek katılım. Halkın neredeyse tamamı desteklemelidir.
Alternatif bulma; Boykot edilen malın yerine yerli veya başka bir alternatif konulmalıdır.
Süreklilik; Birkaç gün değil, aylarca kararlılıkla devam ettirilmelidir.
Bugün satın aldığımız şeyler mi bize ait, yoksa satın aldığımız şeyler mi bize sahip?
Fransız malları boykotu 2001-2020 nasıl başarılı olunmuş unutmuşuz halbuki ne kadar da yakın bir tarih.
1908 Fes Boykotu başarıya ulaşmış.
Ve ardından Fransız filozof Denis Diderot’ya bir sabah çok şık bir bornoz hediye edilir. Diderot bornozu çok beğenir ama odasındaki eski masanın, eski halının şık bornoza yakışmadığını düşünür. Önce masayı, sonra halıyı, sonra tüm evi değiştirir ve sonunda bornozun kölesi olduğunu, bornoz yüzünden borca battığını fark eder. (ah ben bunu şimdi daha iyi anlıyorum biz kadınların önce perdeleri, sonra mobilya sonra da başka başka şeyleri değiştirmeleri vay canına problemler zincir zincir)
Boykot ettiğimiz şey sadece X markası mı, yoksa bizi bir şeyi alınca arkasından zincirleme tüketim yapmaya zorlayan bu Diderot Etkisi mi? yani...Acaba bu erkekler içinde geçerli mi?
Yapacağım Boykot tepkisel değil, ilkesel olmalı diye düşünürken şiddetsiz sivil direniş hareketi Erica Chenoweth'i buldum. Ve tabi hepimizin bildiği kelebek etkisi işe yaramaması mümkün değil, şiddet içermeyen kitlesel eylemlerin silahlı eylemlere karşı daha başarılı sonuca ulaştığını görmekten mutluluk duydum.
RAHMETLİ NECİP FAZILIN ŞU DİZELERİ toplun aynası olmak zorundadır hemde necip fazıl gibiyiz diyenlerden başlayarak ..."Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?"
Allah rahmet eylesin inşallah. Ne kadar da doğru bir teşhis koymuş, ruhuma fısıldıyor leşler deyişi Yiğidi en çok korkutan tek dert vardır o da sevda. Yiğidi sistemin tehditleri korkutamaz, mahrumiyetler de. Yiğidi korkutan büyük sevdasına ihanet etmek, onun hakkını verememek. Tüketim sevdasının janjanlı capcanlı oyuncaklarını elimin tersiyle itsem irademi kuşatan zincirleri kırmış olur özgürleşirim. Kalpte sevdası olanın köle olmaya vakti yoktur...
Kesinlikle katılıyorum ,kendi hayatımızdan neden başlamayalım ki sorusu aslıda çok önemll ve başka bir soruyu doğuruyor,niye başlamıyorsunuzki ? ben klasik atadan dededen gelen formule inanıyorum herkes evinin önünü temizlerse heryer tertemiz olur önerisi doğru bir öneridir ama...bizim toplumumuzda sürüden ayrlanı kurt kapar mantığı ve önermesiyle kendi çizdikleri toplum dairesi içine bizi alan o güruh en küçük bir sorunda sizi tek başına bırakır ve siz sorarsınız hani biz bir sürü idik hani beni kurt kapmayacaktı ? cevap yine hazırdır her koyun kendi bacağından asılır kardeşim. Çözüm bireysel aydınlanma ve bireysel ahlaklanmadadır sonra bu ahlaklı ve insanlar bir araya gelebilirse kolektif bir bilinç oluşabilir ama ben yinede umudumu koruyorum diyemeceğim çünkü, temelinde bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın ,denize düşen yılana sarılır ,üzümünü ye bağını sarma,köprüden geçene kadar ayıya dayı de ...menfaatiçiliğin son noktasını benimseyen iti an çomağı hazırla derken kalbur üstü birini görünce iyi adam lafınıın üzerine gelirmiş iki yüzlülüğünü meziyet kabul eden ve haram helal ver allah kadı kulun yer allah söylemini şiar edinen bir toplumun ne bireysel nede kolektif bir akıl yürütüp düzeleceğini sanmıyorum.
Varsın öyle desinler ama yiğit sevdasını kuşanmışsa zırh olarak arkasına bakmaz kaç kişi var diye saymaz arkamdan kim geliyor kim gelmiyor diye. İbrahim peygamber ateşe yürürken tek başına bir ümmet değil miydi. tek kişilik ümmetler olmak zorundayız. Yiğit her şey düzelecek diye değil, doğru olduğu şeye sevdasına inandığı için sadıktır. Toplum düzelmese de çarkın bir dişlisini de kaptırmayarak en büyük zaferi kazanmış oluruz, sürü yanlış yerdeyse neden uyuyayım tek kişide kalsam yolumda o da o yolda umutsuzluğa inat feryadım kalır..
TABİKİ önceliğimiz konfor dediğmiz o basit değersiz sunumlar popüler kültürün bize dayattığı ...ve bizim aç gözlü bir iştahla kabul ettiğimiz bir hamburger gibi cocacola gibi entellik sossuna bulamış kahve kültürü gibi rıradan sihirli lezzetlere sırıtan sırtlanlar gibi bu ürünlere saldırmamız tabiki bu elle tutulan ve gözle görülenden çok daha fazlası var toplumsal çürümüşlüğün altında temelde dini biat tan ibaret sanıp şekilci köleliğin aptalca ve cahilce ve çaresizce kabullenişi var konu çok derin ve uzun ...
Gerçekler acıtsa da yüzleşme kaçınılmazdır. Ayna gibi yüzümüzr çarpıyor her bir sözünüz.Öfkenizin ve analizinizin önünde saygıyla eğiliyorum. 'Entellik sosuna bulamış kahve kültürü' ve 'sırıtan sırtlanlar' benzetmeniz, biz modern insanın içine düştüğü yanılgıyı ne kadar da çıplakca ortaya koyuyor aslında. kral çıplak diye bağırıyoruz her birimiz. Çok haklısınız her bir gözleminizde. İşte tam da burada bu karanlığın ortasında çürümüşlüğü net görüyoruz sizler, bizler gibi zihinlerin varlığı bir umut değil midir? Tesbit ettik teşhis belli kendi zincirlerimizi kırarak o şekilci kölelikten kendi irademizle çekilmemiz gerekmez mi buna kendi hayatımızdan neden başlamayalım ki, tekrar teşekkür ederim, var olunuz. Selamlar
Küresel güç çetelerince sistematik şekilde uygulanan ambargolar ve yaptırımların,
hedef gösterilen ülke halklarının insanî yaşam kalitelerini tahammül edilemez şekilde
dip seviyesinde aşağılara çektiğini ve artçı depremler gibi ekonomik darbelere maruz bıraktığını
görmemek için kör, bilmemek için deli olmak gerek.
Boykot deccalist şirketleri finansal açıdan çökertmeye yetecek kadar etkili midir? Değildir.
Ancak; Boykot bu şerefsizliğe karşı gösterilen bir tepkidir.
Müslüman haksızlığa karşı tepkisiz kalamaz.
Eylemde devamlılık esastır ilkesinden yola çıkarsak;
Sürdürülebilir boykot, devlet işin içinde olmadıktan sonra sürdürülemez.
Bir eksiğimiz var ise işte bu noktadadır. Türkiye yol geçen hanı değildir deyip,
Medusa sermayelerin kafası sınırdan girmeden önce kesilmelidir.
Devletimizin bunu yapması şimdilik mümkün mü?
İntiharı göze almışsa mümkün ama o zaman da dünya finansal sisteminden anında çıkarılırsınız
ve kendi yurt dışı şirketlerimizin tümü batar.
O hâlde boykot meselesinde ihale milletin üzerine kalıyor. Kayadan toz koparmak nispetinde de olsa
insanım diyebilmek için boykota devam etmeliyiz.
Çok derin ve deccalist sistem çarkını o kadar güzel özetlemişsiniz ki kaleminize duruşunuzu ve şuurunuza sağlık. Bizim boykotumuz devasa finans devlerini çökertmeye bir günde yetmez elbette tıpkı kayadan toz kopartmaya benzetmenizdeki gibi. Nemrutun ateşine su taşıyan karınca misali safımızı belli ediyoruz. ihale millete kalıyor sözünüz o kadar bize uydu ki biz de geleceği dert edinen üç anneyiz. İnsanım ve o şerefsizliğe ortak olmamak adına boykota devam tekrar teşekkür ederim.
Neyi ve niye boykot ettigimizi saglikli bir sekilde bilmek gerekir. Mesela sosyal medyada herkes her seyi boykot ediyor birbirinden gorerek.
Çok teşekkür ederim ve haklısınız boykot bir sosyal medya trendi değil ki; aşağıdaki yorumda boykota nasıl başladığımı yazdım. Ben taklit ederek değil, araştırarak belgelere istatistik grafiklere dayanarak boykot edebilirim keza öyle de yapıyorum benim ki belge ve bilgiye dair. Bilinçli boykot ile medyatik popüler boykotu arasındaki farkı başka nasıl anlatmalıyız sizce?
Lütfiye hanım günaydın. boykotun doğruluğu yanlışı, gerekçesine kim karar verecek?
Merhabalar, uzunca düşünülesi bir soru teşekkür ederim. Buna kendi hayatımdan bir örnek vererek yanıtlamak istiyorum. Kimse bana demedi sen boykot yap diye, katıldığım boykotta gözlemledim neler yapılıyor neler deniyor ön yargıları mı yıkıp ezberlerimi bozup anlamaya çalıştım merakımı gidermek istedim. Elbette yapılanların bazıları söylenen sözler benim boykot anlayışıma akademik olarak uyuşmuyordu benim işim eğitim bilinç ve şuur olmalıydı, ne siyasi bir otorite bana bunu dayattı, kimse de bana baskı yapmadı ne arkadaşım ne de toplum ne çevre bu karar benim içimdeki vicdanım ile karar veriş sürecim ve tabi ki evrensel değerler göz ardı edilmemeli. Boykot bana emir ile hiyerarşik olarak yukardan aşağıya dikte edilen birşey değil ki, ben bu suça ortak olmak istemiyorum demeye başlayarak ve benim gibi düşünen iki anne ile geleceğimiz için dert edindik. Çocuklarımızın yüzüne utanmadan bakmak istedik mesele bu kadar...bu da özgür irade ve anayasal hakkımız naifce kibarca eğitim ile tüketim alışkanlıklarımıza boykot ile öğretmeye devam etmek inşallah.
merhaba lütfiye hanım bizim g
gibi biad kültüründen gelen bir toplumun boykot gibi bir baş kaldırı sistemini kabullenip hele birde hayat tarzı haline getirmesi çok iyi niyetli bir temenni olarak görüyorum.
Merhaba Yılmaz bey, ayakları yere basan çok haklı bir tespit teşekkür ederim. Ve başka sorular geliyor sistem ile ilgili madem bu sistem bizi itaatkar bir tüketici olmaya bu kadar rahat ikna edebiliyorsa; biz kendimizi neden özgür irade olmaya ikna edemiyoruz? Boykotu hayat tarzı haline getiremeyeişimizin sebebi biat kültürümüz mü yoksa konforumuzdan vazgeçmek mi bize zor geliyor...