Giizli ve aşikâr işlenen en büyük günahlardan, insan canına kıymak. **Beden benim diye bedenindeki canın yaşam hakkını es geçip özgürlüğü kendine hak sayanlara diyecek hiç bir şey yok. Yarın hesap günü kıydığı canın asıl sahibine anlatır meramını.
** Meşru ailede fakirlik korkusu ile kürtaj yaptıranlara da, yaptıklarının doğru mu yanlış mı olduğunu Kur'an-ı Kerimde yer alan ayetler anlatmış zaten..
**Bir de gayri meşru halden kurtulmak için bu yola başvuranlar var onlar için de zaten zinaya yaklaşmayın denilmiştir.
(**Bir de tecavüz durumundaki iğrenti duygusundan dolayı verilen karar bu çok ayrı bir ruh durumu onu tartışmaya dahil edemem)
Birinde küstahlık, birinde korku, birinde örtme duygusu Yine de mazareti olmayan bir cinayet bu. Beden benim diyenlerin savunması da gebeliğin yükünü, riskini ve sonuçlarını kadın taşıyorken karar hakkı da öncelikle bana ait olmalı gibi bahaneler.
Ama gebelikte ortada yalnızca bir organ veya doku değil, gelişen bir canlı da var. Ve onun yaşama hakkı güçlü olanın eline bırakılmamalı. Çünkü birinin özgürlüğü, başka birinin hayat hakkının başladığı yerde biter. Baştan kürtajı göze alıp düşüncesizce yaşayanlar bu yüzden çok vebal altındadır. Yalnız tıbbi küretaja izin verilebilir o da annenin hayati tehlikesi söz konusu olduğunda. Çünkü bu durumda asli can annedir. Ama bu kararı veren doktorların da ilmi ve dini hassasiyette ehliyet ve liyâkat sahipleri olması gerekli.
** Doğum kontrol yöntemlerini bütün sağlık merkezlerinden öğrenebilir ve edinebilir herkes. Lakin hepsinden evvel dini, hukuku ve ahlaki olarak hem birliktelikler hem de sonuçları toplum nezdinde karşılık bulacak şekilde ehil kişilerce anlatılmalı. Çünkü her şey bilgisizlik ve yanlış bilgilendirilmekten
Tamam kürtaj hiç iyi bir durum değil gerçekten katılıyorum, ama o kadar iğrenç durumlar var ki insanın zaten aklı da almıyor böyle iğrençlikleri, öz babası tarafından tecavüze uğrayan masum yavrularımız var. Böyle bir durumda da sanırım dinde cevaz verir bu duruma...
Tüm kalbimce tebrik ederim.
Ahmet Hocam o konuyu parantez içinde yazdım. Eğer bu konuya girersek şirazeyi kaçırırım. O suçu işleyip hem bir kadının hem bir sabinin günahına girenlerin topunun Allah belasını versin. Hadım edip dar ağacında sallandırmayanların vebali büyük. Rabbim o insan müsveddelerinden tüm masumları korusun.O durumda olanların kürtajı İstemesi en büyük hakkı tabi ki zira istisnalar kaideyi bozmalı bu hususta( diye düşünüyorum)
Teşekkür ederim Ömer Hocam
Teşekkürler ... Çok faydalı bir yorumdu...
Aslında cevap basit kürtaj olmamak için kürtaj gerektirecek durumları ortadan kaldırmak oldu ki tüm tedbirlerin alınmasına rağmen böyle bir hadise yaşandı o vakit eğer annenin sağlığını etkileyecek bir durum yoksa yani bebek doğduğunda anne ölmeyecekse kürtaj yapılmamalı diye düşünüyorum zira bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir bir insanı yaşatmak ise tüm insanlığı yaşatmak gibidir onun için bırakalım tedbir bizden takdir Allahtan zira o doğacak çocuk belki de tüm insanlığa hayır getirir bilinmez ki bu benim kendi düşüncem saygılar selamlar
Öyle ama bir takım zorunlu durumlarda var. Savaşlarda mesela Sırp Piçleri Müslüman Boşnak bacılarımıza tecavüz ettiler, onların çocuklarını doğurmak istemez hiç bir Boşnak kadını. Böyle de bir durum var. Tabi tecavüze uğrayan diğer kadınlarda bunun içinde...
2012 de yazdığım bir makaleyle katılayım ben de foruma.
KÜRTAJ KAMUSAL ALANDA YASAKLANSIN MI.?
Kürtaj konusunda son günlerde yaşanan hararetli tartışmaları hepimiz izlemişizdir.
"Kürtaj hakkımız, bedenimiz bizimdir", "Elinizi kadının bedeninden çekin" türünden ve benzeri sloganlarla "Kürtaj İsterükk" mitingleri bile yapıldı.
Gerçekten de kürtaj, kadının kendi bedeninde yaptığı bir tasarruf mudur acaba?
Yani, örneğin bir burun kaldırtma operasyonu, silikon taktırma işlemi, yağ aldırma, diyet için mideye kelepçe taktırma işlemi gibi salt kişisel işlemlerden midir? Ceninin anne bedeninden kazınarak öldürülmesi işlemi gerçekten de bir "göğüs dikleştirme" operasyonu gibi mi algılanıyor kadınlar arasında da "bedenimiz bizimdir , dokunmayın " sloganı ile tepkiler hayat buluyor?
Sorunun temelinde, kadın bedeninden kazınan, uzaklaştırılan şeyin canlı olup olmadığının idraki yatıyor. Bu cümle dahi aslında yeteri kadar anlamlı değil, ceninin bir canlı olmadığını hemen hiç kimse düşünmüyordur herhalde. Ama ortada bir yüz, elle tutulur, kucağa alınır, gözlerine bakılır bir varlık henüz olmadığı için muhtemelen, canlı hayatını sonlandırma makul karşılanabiliyor belki de.. BU psikolojiyi anlayabilmemiz zor.
Herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bilimsel kaynaklar fetusun ilk andan itibaren canlı olduğunu tartışmasız şekilde ortaya koyuyor aslında. 10-12 haftalık ceninin kalp atışlarının dinleme bulgularıyla tespit edildiği ortada. Daha öncesi 7-8 haftalıklarda ise vaginal ultrasonografi ile kalp atışlarının tespit edildiği de keza bilinen gerçeklerden. Bu 7-8 haftalık sürece gelirken de ceninin, sıfır noktasından itibaren gelişimini sürdüren bir canlı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Aksi halde 7-8 hafta sonra birden canlanmış ve kalbi atmaya başlamış gibi düşünmemiz gerekecek..
Şu halde her evresinde "canlı" olan bir varlığı ortadan kaldırmak ya da kaldırmamak şeklinde özetleyebiliriz tartışmayı.
Kadının, bu canlıyı bedeninden kazıtarak uzaklaştırması bu durumda bir "kadın hakkı" mıdır?
"Başka bir canlının yaşam hakkını sonlandırma" hakkı mıdır istenen özgürlük?
Bağlı olarak başka sorular da cevabını bekliyor olabilir..
Anneye, babaya, topluma, çevreye karşı zor durumda kalmak bir canlıyı öldürmek için yeterli bir gerekçe midir?
Tecavüze uğrayıp hamile kalmak, doğacak çocuğun toplumdan dışlanacağını, acılar çekeceğini düşünmek, bir canlıyı öldürmek için yeterli sebep midir?
Bebek, doğduktan sonra da annesinin babasının ayıplı hayatı yüzünden ( fahişelik, tecavüzcülük vs. gibi) yaşayabileceği benzer travmalara karşı da "öldürülerek" güvence altına mı alınmalıdır? Tek sakıncası, doğmuş olup nüfus kağıdı taşıyor olması mı olacak?
Suçu işleyen, biyolojik anne ve-veya baba olmasına rağmen sorumluluğu suçsuz bebek mi taşımalıdır?
Erkek bedenine dokunulmadan bebek, bağlı olarak da kürtaj olamayacağına göre, sorun sadece kadınların "kişisel" sorunu mudur?
Bir canlı hayatını sonlandırmak isteğimizi sadece yasalar mı sınırlamalı? 10 haftaya kadar kürtaj hakkı ülkemizde yasal olduğuna göre, yasalar bu süreyi uzatsa, kısaltsa, hatta doğumdan bir müddet sonra oluşacak ya da fark edilecek anomaliler için de öldürme hakkı verilse, tereddütsüz mü kullanacağız? Böyle durumlarda büyük yüzdelerle devreye girecek "vicdan", hangi şartlarda ceninden esirgenmeli?
Bu sorulara genel kabul görecek tek bir doğru cevap verilmesi zor gibi görünüyor.
Kadının bedenini ne ile nasıl örteceğine hiç tereddütsüz karışma hakkını kendinde gören, koyduğu kısıtlamalarla bu hakkı yönlendiren düşünce sahipleri acaba , "Kürtaj hakkımız, bedenimiz bizimdir" anlayışıyla özetlenebilecek bu konuda ne düşünüyor?
Kürtaj yapanlar, kamusal alanlardan da yasaklansın mı yoksa?
;)
Abi memlekette bilindiği üzre 440 441 442. Kanun maddeleri 1996 ve 1999 da yürürlükten kalkmış zina suç olmaktan tamamen çıkmıştır
Hal böyle olunca ortalım tavuk kümesine dönmüş kim kime dum duma hesabı
Zina suç değil
Eeee herkes istediğini yapar alan memnun veren memnun bide zina mahsulü yapınca hemen aldırır üzerini kapatırlar toplum adına dışlanmak tan
Yahu bu sistem bozuk üstadım bu sistem müslümana taban tabana zıt insani bir yaşayışa taban tabana zıt bir sistem batı siyaseti ile doğunun siyaseti farklı
Bizim törelerimiz geleneklerimiz bi islam hukumuz var idi insana insan gibi davranan adaleti önde en üstte tutan bir sistem idi ama bugün kü ile onun uzak yakın alakası yok
Hal böyle olunca kürtajda olur erkek ben kadınım diye gezer kadın ben erkeğim diye gezer ne idüğü belirsiz bir topluluk meydana çıkar durum bundan ibaret değil tabiki söyleyecek çooooook şey var ama yeri değil
Zinanın suç olmaktan çıkartılması Avrupa Birliğine girme hayalleri neticesinde çıktı. Şimdilerde artık nikahsız bekaretini kaybetme yaşı bile çok aşağılarda. Kur'an hükmü açıktır bu konuda zina yapmayın demez ''Sakın zinaya yaklaşmayın.'' der Kur'an. Ama nerde kulak verecekler...