Cevaplar (18)
Lahm, luhum, lahmacun:)
Et, etler, etli
Hüsnütelâkki;
Olan bir şeyi iyi karşılamak
Perdebirûn: Açık saçık konuşan, utanmaz, edepsiz.
Şikemperver: Boğazına düşkün, yemek yemeyi seven.
Ahh...asıl ben, dikkat ediyorum artik ama yediklerime, son birkac yildir diyet girisimlerim oldu:) artik daha bilincliyim, patates haslama ya da firinda mesela:) var olun siz:))
Âhâr: Yazilan yazilarin kolay yazilmasi ve dayanikli olmasi icin yurta aki ve nisasta ile yapilan cila, demekmis
Filvaki ; gerçekte, hakikaten, doğrusu, her ne kadar. gibi anlama geliyor.
" Düşündüğüm planın filvaki uygulanabilme imkanı yoktu ""
evrensel yayın/ evrenyayın: İnternet.
Biliyorsunuz "yayın" dijital iletişimdir; sinyalizasyon; ses ve veya görüntülü; tv. radyo gibi. "Yayım" ise materyal ile dağıtım. Yani kitap, dergi, gazete vs. gibi yazılı olan... Ama bizim yayım evlerinin büyük çoğunluğu, ne yazık ki bundan habersizler... Hatta edebiyatçılarımızın çoğu bile... Mesela üniversitelerin ismi bile Türkçe değil. "Evrenkent" olmalıdır. Selamlar...
İnternet kelimesinin Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından önerilen resmi ve sözlük anlamı "genel ağ" olarak ifade edilir
Taarruf :Tanıma, tanışma veya bilme anlamına gelir.
Pestenkerani, varmış. Uydurma, degersiz, sacma demekmis, sizler icin baktim:) bilmeyen vardir belki.
Ferit Develioglu'nun Osmanlica Lugati var bende ama cogunu unuttum;)
Öğrendiklerimiz arada kullanmak lazım şiirlerde vb
Ben dogal, sade dili seviyorum siirde fakat arada serpistirilebilir.
İlbay vardı mesela bir de ilçebay biri vali, biri kaymakam anlamındadır. Şimdilerde kullanılmıyor...
yapı olarak cumhuriyetin ilk yıllarında türetilen kamutay bilimtay sayıştay yargıtay vb gibi kelimelere benziyor.. Bir kısmı tutmuş bir kısmı tutmamış.
İlk zamanlar tutsa da sonra vali ve kaymakam benimsendi... Bir de Müstantik vardı, o da sorgu hakimi demek...
Lâmekan var mesela mekandan münezzeh
Osmanlıca sözcüklerde
İnkisar / münkesir gibi fiil özne ikilemeleri var
Bir çoğunu yeni duydum hep not almıştım şiirlerde kullanmak için.
Ayrı bir ahengi ve ağırlığı var bana göre
Osmanlica'nin ses ahengi vardir ama ogrenmesi kullanmasini epey ugrasmistik universitedeyken oldukca zordur, bin sayfalik lugatla dolasiyordik, o zaman bildigim kelimelerin belirgin bir kismini unuttum bile, nankör bir dildir biraz kullanmadikca kolay unutulur, okuma, yazma, konusma yonunden de.
Bence mesele Osmanlı Türkçesinin nankör olması değil Nesrin Hocam.
Kullanılmayan her bilgi unutulur. İngilizce de, Arapça da, Fransızca da hatta Latince bile böyledir. Dil değil, hafıza tekrar ister unutmamak için.
Tabi ki oyle de Arap alfabesi bana sıcak gelmez belki o yuzden oyle dusunuyorum. Osmanlı Turkcesi de siirlerde ahenk katar ama Divan Siirine ozgudur, ben yeniyi yeniligi seviyorum yani o baglamda belki :)
Nigehbân duymuştum / koruyucu demekmiş
Nigah duymuştum da bunu duymamıştım.
Mahşer midillisi : Ortalık karıştıran kimse:)
Hımm bunu da duymamıştım ☺
Çotul:Yeni öğrendiğim bir kelime
Nohut kavurmasına diyorlar
Mültefit: iltifat eden, güler yüz gösteren
"Su uyur düşman uyumaz " veciz cümlesinin asli aşağıdaki gibidir
"SÜ uyur düşman uyumaz"
Burada SÜ, asker anlamına geliyor...
Sarakaya almak: Alay etmek, dalga geçmek.