Cevaplar (4)
İnsan sadece başkalarının değil, kendisinin de zarar verebileceğini hissettiğinde dehşete düşer. İçindeki öfkenin ya da sınır tanımayan arzuların nereye kadar gidebileceğini bilmemek, kişiyi kendi zihnine karşı temkinli olmaya iter. Kendi karanlığından korkmak, bir bakıma vicdanın ve öz-farkındalığın işaretidir. Ancak bu karanlığı reddetmek onu yok etmez; aksine onu daha kontrolsüz kılar. Olgunlaşma, içsel karanlığı bastırmakla değil, onun varlığını kabul edip bilinçli bir iradeyle yönetebilmekle başlar.
Kesinlikle. İnsan kendi karanlığını tanıdıkça, ondan kaçmak yerine onu yönetmeyi öğreniyor. Belki de gerçek olgunluk, karanlığını inkâr etmek değil, onunla yüzleşebilmek.
Her insanin kendi karanligi, golge yanlari vardir, gercekle yuzlesmek agir gelir, degisim korkutur, hayat boyu ugrasmak gerekir kendinle. Mumkun oldugunca gelismek icin karanliklar azaltilmali ama kendinle savas haline getirmeden, hayat zaten bir gelisim sinavi aslina bakarsaniz sinavi tamamlamaya omur yetmez, olabildigince iyi insan olun gecin derim, kafaya taktikca bunalima girersiniz daha cok:)cunku.
Kesinlikle. Belki de insanın asıl meselesi karanlığını bitirmek değil, her gün biraz daha iyi bir insan olabilmek. Hayatın sınavı da zaten hiç bitmiyor.
İnsan aslında kendi karanlığından değil, o karanlıktan çıkıp aydınlıkla yüzleşmekten korkar.
Kendi karanlığımız, ne kadar yıpratıcı olursa olsun tanıdıktır ve bir konfor alanı vardır.
Aydınlık ise değişim, çaba ve çıplak bir gerçeklikle baş başa kalma sorumluluğu getirir. İnsan alıştığı karanlıkta kalmayı, aydınlığın getireceği o meşakkatli yüzleşmeye tercih eder.
"Allah, iman edenlerin dostudur (velisidir); onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tağuttur; onları aydınlıktan karanlıklara sokarlar..."
Bakara/257
Çok güzel ifade etmişsiniz. Bazen insanı zorlayan karanlığın kendisi değil, ondan çıkmayı göze alabilmektir. Paylaştığınız ayet de bu düşünceyi güzel tamamlıyor.
Bu inancım neyse ona göre hareket eder. Kimseye din dersi verecek kabiliyetim yok fakat ayeti kerime der ki;
“Nefsini temize çıkaran değil, onu arındıran kurtuluşa ermiştir.”
Şems 91/9
Tabi burada arındıktan sonrası da ayrı bir önem. Ne demek istediğimi yaşarken anlarsınız:)
Yolunuz daim hakikat ilmi ile birlikte olsun.
Aslı inkâr edilemez tacların olması dileğiyle.
Saygılar.
Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz. İnsanın kendini tanıması kadar, nefsini sorgulaması ve arındırmaya çalışması da uzun bir yolculuk. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.