Kırıldığımızı, içimizde kalanları büyüyünce idrak ediyoruz. Çocukken anlamıyor insan. Akıl erince jeton düşmeye başlıyor. Düşen her jeton insanı kırıp döküyor ama zamanı geri alamayacağımız için sessizce kabulleniyoruz geçmişi. Bu esnada yaralarımızı da sarmış bulunuyoruz .Buna da olgunlaşma diyorlar. Orta yaşlarda pik yapan bir süreç. Tüm geçmişinle barışınca, insanlarla da dünyayla da sulh etmiş buluyor sun kendini. Her insanın tekamül süreci farklı işliyor . Çocukluktan kalma ağır bir travma yok ise barışılmayacak, affedilmeyecek hiçbir şey yoktur. Ağır travmalar var ise tedavi şart.
Yine de çocukluğuma sesleneyim :
Ey çocukluğum, çocukluğunu doya doya yaşa. Bol bol oyun oyna , açık havada ,okulda arkadaşlarınla kuzenlerinle güzel anılar biriktir, büyüdüğünde insanların bu samimi ,saf yanı kaybolacak . Seninki de....Büyüyünce kendini hayat gailesinin ortasında bulacaksın çünkü.
Bir de olanla olmayana çok hesap gütme.Hepsinde bir hayır vardır. Nasipten öte köy yok, unutma bunu.