Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
Forum Şiir Çekmecede Sararan Şiirler

Çekmecede Sararan Şiirler

40 · 1 cevap · 15.10.2026 14:16

Bir gün yazmayı bırakırsınız diye kaleme aldığınız veda şiirlerinizin, artık o çekmecede sararıp solmaktan kurtulması gerektiğine inanıyorum. Çünkü biliyorum; siz de benim gibi, o veda şiirinden sonra da yazmayı sürdürdünüz. Veda şiirleriniz birken iki, iki iken üç oldu. Belki o gün, belki de birkaç günlüğüne bıraktınız kalemi... Fakat yazma arzunuz azalmak bir yana, gün geçtikçe daha da katlandı.

---

Yoruldum


Ölümüm kendi kalemimden çıkmış bir imza olmalıydı;

kaderin silik mürekkebinde değil,

eşikte bekleyen bir gölgenin elinde hiç değil.


Ben sadece yoruldum.

Etten ve kemikten değil;

var olmak denen ağır mesaiye yenildim.


Yorgunluğumun adı vitrin sevgileriydi:

bir bakışta düğümü çözülmeyen,

bir dokunuşta tenden içeri geçmeyen.


Ardından yapay tebessümler—

dişlerin arasında saklanan boşluk,

gözlere uğramadan tamamlanan bir gülümseme.


Duvarlar da biliyordu bunu.

Herkes konuşuyormuş gibi susuyor,

herkes kendi sesinin içinde

bir başkasına dönüşüyordu.


En çok da dikiş yerleri patlayan maskeler…

Zamanın üzerimize diktiği dar ceketler,

gülümsemeye ayarlı mekanik yüzler,

kendi dilini ısıran mahcup diller.


Aynalar yabancı artık.

Her sabah başka birinin ölçüsüne göre

boy veriyoruz içimizde.

Bize ait olmayan adımların

izini sürüyoruz.


Kimseyi incitmemek için

her gün biraz daha eksilirken,

zihnimin söküklerini

kimse görmesin diye dikiyorum.


İğnenin geçtiği yerler belli.

Acısı değil yalnız—

kimsenin fark etmemesi

yoruyor beni.


Bir gün yanlışın yüzüne

sesimi fırlattım.

Çarptığı duvar geri vermedi.


Oysa ben,

bir cümlenin sahibine ulaşmasını,

bir insanın kendi gövdesine

fazla gelmemesini istedim.


Sözün sahibini küçültmediği,

insanın kendi sesinden utanmadığı

bir yer olmalıydı.


Bulamadım.


Şimdi hepimiz

aynı yerden sökülmüş gibiyiz.

Yaramızı biliyoruz,

iğneyi de görüyoruz;

ama elimizi uzatmıyoruz.


Belki alıştık.

Belki alışmak,

insanın kendine yaptığı

en sessiz dikiştir.


Ben artık

o dikişi tamamlamayacağım.


Kalemi bırakıyorum.

İpi değil—

kendimi tutan eli.


Ve geri çekiliyorum

her şeyden.

Cevaplar (1)
hayati-okur
hayati-okur 15.10.2026 15:01
Her Adımda Hayat Vardır Bihaber insanların nokta-i nazarında, Dostunu kıskıvrak bizar getiren Güya benmişim anne? Ağzımı açsam Küre-i arzın sokaklarında gölgeler Acı acı gülümseyeceklerdi. Alt tarafı Biraz daha beklesinler istiyordum anne, biraz daha! Yıllar geçecek Üzerimden Kirli çarklar çevrilmeye devam edecekti. Muhtaç bırakılacaktım meğer gitgide anne Küre-i arzda Kutlu bir sabaha. Bu asrın nice fırdöndü yüzünü tahtırevanla taşınırlar iken tanıdım anne. Kimi koyun koyuna uyurdu tenha sokakları gezinirken Kimi de akşamcı... Günah çocuğu gibi haylaz, Hafifçe çakırkeyif ayak sürüyecekti Sırf indirilmemek için aşağı. Namütenahi yalnızlığı İçimde büyütüp Kime yanaşmak istediysem anne, İşte bu kaba saba adamlardı orada; Saracaklardı etrafını Yanaştırılmayacaktım. Günbegün Mühürlü zarflarda gizli Fevkalâde kopuşlar olacaktır anne. Ama Mitingler, Mitolojiler, İcmal dosyası... Beni canımdan bezdirmecesine Yönümü değiştirtmeye niyetliler. Civanmert bir oğul vardı, ciğerpare bir kız Karasevdalı… Akşam paydosu çıkışı Şehri Mahzun dolaşmaya çıktığım sırada Her tarafı yara bere Bir onlar değildi. Ne feci değil mi, ne feci! Ta baştan Cefa içinde Yara bereli Paramparça edilip bırakılacaktım anne, Meydan vermeyeceklerdi kardeş payına. Kurgu, Kundak, Kurnazlığın bini bir para... Üzüntüsü içimde bin bir sahada boğuşup duracaktım. Bak işte anne! Kılı kırk yarıp Yıllarca, Umulmaz yerden Hep ayağa kalktımsa; Ölümü Ve seni Yakından görmeyi çok isteyişimdendi. Yola çıkmış bulunuyorum; Kolla beni anne! Hayati OKUR