Sevgi bir duygudur öfke de bir duygudur. Ve bütün duygular zıt demekten çok birbirlerini tamamlar. Misal birini sevdiğinizde ona verdiğimiz değer artar. Daha çok emek daha çok zaman daha çok kendimizden bir şeyler veririz. Bizi üzecek bir durumla karşılaştığımızda ise bu sevgi öfkeye dönüşür, bir süreliğine. Bir zamanlar verdiğimiz emek, zaman, kendimiz geri çekilir ve eskisi kadar önemsememeye başlarız. Yani sevmemeye yani öfkelenmemeye. İnsan duyguları işte bu yüzden çok değişkendir. Farklı zamanlarda farklı duyguları farkındalıkla karşılamak gerekir. Kalpler evrilip çevrilir doğada hiçbir şey sabit kalmaz. Ama bu da doğanın bir parçasıdır. Doğayı kabul etmekten çok daha fazla doğalı kabul etmek lazımdır.
ALINTI: Sevmek ve öfke birbirinin zıttı değildir. Psikolojik ve felsefi açıdan bakıldığında, sevginin gerçek zıttı öfke değil, kayıtsızlıktır. Bir insana öfkeleniyorsanız, ona dair hâlâ bir beklentiniz, kırgınlığınız ya da verdiğiniz bir değer var demektir. Hiç değer vermediğiniz birinin davranışları sizde öfke değil, yalnızca umursamazlık yaratır.
Çoğu zaman sevdiğimiz için öfkeleniriz. Bunun birkaç temel nedeni vardır:
• Beklenti ve İncinme: Sevdiğimiz insanlara karşı savunmasızızdır. Onların bizi anlama, koruma ya da değer verme biçimlerine dair büyük beklentiler besleriz. Yabancı birinin bizi hayal kırıklığına uğratması sıradan bir durumken, sevilen birinin bunu yapması canımızı yakar ve bu kırgınlık kendini öfke olarak dışa vurur.
• Korumacı Dürtü: Bazen bir sevdiğimizin kendine zarar verdiğini gördüğümüzde (örneğin sağlığına dikkat etmemesi veya tehlikeli bir şey yapması) hissettiğimiz korku, anında öfkeye dönüşebilir. Buradaki öfke, aslında maskelenmiş bir şefkat ve kaygıdır.