İşte öyle üstat.Sen gönlünde saray kurarsın " gel otur' dersin, o hala naz yapar?
Var bu işte bir aksilik.
Şaka bir yana şiir güzeldi Mehmet Bey kardeşim.
Gönlünüzün İlhami hiç bitmesin.
Selamlarımla.
Öyle bir dost edin ki, herkesin seni bıraktığı anda O seni bırakmasın.
"Kulum" desin sahip çıksın.
O ne güzel Mevla.
O ne güzel dost.cc.
Selamlarımla değerli şairem.
Çok okuduğum ve beğendiğim bir şairdi ama artık biraz basit geliyor şiirleri, daha iyi şairler mi tanıdım ne:) ne güzel anlatmışsınız hocam mekanı cennet olsun, düşünen yazan hele ki şiir yazan insanlar hep güzeldir, yüreğinize sağlık ve selamlarımla
Biz sanatına bakarız değerli üstadım.Yargılayacak olan yaratandır.Hem inkarcı olmadığı sürece bize, ölenler hakkında hayırlısını düşünmek ve onları hayırla yadetmek düşer.Günahı olmayan hangimiz varız ki?
selam ve saygılarımla.
Valla ben delikanlı bir adam olduğunu biliyorum.
Cemal Süreya hafızasına çok güvenmektedir. Telefon numaralarını kaydetmez. İsmindeki Y harfini arkadaşlarıyla telefon numarası üzerine girdiği iddiada kaybeder. Telefonun sahibi ise Üvercinka (Güvercin kanadından kısaltma yapılmıştır) adlı kişinin telefonudur. Cemal Süreya 1956 yılında yazdığı Elma şiirinde isminden bir harf attığını duyurur: ( Asıl soyadı Süreyya imiş.)
Bir iddia yüzünden hem de mahkeme kararıyla adından bir harf sildiren biri benim nazarımda harbi delikanlıdır.
Selam ve sevgiler.
Sevmek için illa bir sebep lazımdır bence. Öyle olmasa gözümüze ve gönlümüze hoş gelmeyen her şeyi sevebilirdik. Oysa sevmiyoruz. Mesela bir katili- bir hırsızı- bir dolandırıcıyı sevmiyoruz.
Sevmemiz için insanda mutlak surette bizi kendisine çeken bir şeyler olmalı.
Selam ve sevgiler.
"Zaman içinde, düşünmeye devâm ederek yanıltıcı benlik kimliğimi ve ayrılık hissimi koruyorum.
Düşünüyorum… Öyleyse “ben” devam ediyorum.
Zaman içindeki düşüncem, esas olarak, kavrar ve böler, sürekli olarak doyuma veya belâya doğru ilerleme fikirleri üretir. Düzeni bozar ve düzenden söz eder, vaatlerde bulunur ve yıkımdan söz eder.
Zaman düşüncem, “kendim” dediğim bir yerden bir hatıralar ve yansımalar denizi üzerinde ileri geri hareket ediyor.
Zihnim, sınır koyma ve sınırlardan kurtulma arasındaki kusursuz dengeyi korurken, görünen ve görünmeyen varoluşun her noktasında “gerçek hayat” arayışı içindeyken sadece bakanı keşfetmeye hasrettir.Alıntıdır"
Kardeşimi tebrikler ediyorum selamlarımla.
Rabbim,başımıza gelen bela ve musibetlerin işlemiş olduğumuz günahlar sebebiyle olduğunu,yine de birçoğunu (merhametinin eseri olarak bağışladığını) beyan ediyor üstadım.
Kendimize gelip günahları bırakmamız gerekiyor ama ne çare ki isyanda daha da şedidleşiyoruz.
Rabbım bizlere basiretler versin.
Tebrik ederim.
Selamlarımla.
Kim gelmiş :)
Nerelerdeydi acaba, sadece bir kaçamak mı, yoksa tekrar aramızda mı ?
Sayfa düzenini unutmuşsun, biraz dokunup düzeltmeye çalıştım.
Tebrikler güzel şiire
Selam ve sevgilerimle
Yaratan o, koruyup kollayan o,
derdi de dermanını da veren o, korur elbet değerli hocam
Güzel şiirdi
Tebrikler
Selam ve sevgiler
Neden sevdin?
Sebepsiz...
Gerçek sevgi bu mu acaba, ya da sebepsiz derken sevmek için o kadar
çok neden mi var desek, bilemedim değerli hocam
Ne güzel bir şiirdi
Tebrikler
selam ve sevgiler
yaşasın yaşasın kardeşim gelmiş hem de eli yüreği boş gelmemiş.
var ol canım kardeşim.
selam ve sevgimle
Duygu yüklü, güzel bir şiir
Tebrikler adaşım
Selam ve sevgilerimle
Tebrikler
Selam ve sevgiler adaş
Allah rahmet eylesin, nurlar içinde yat üstat Cemal Süreya... İkinci Yeniler, arkadaşlarıyla önemli bir akım başlatarak Türk Şiirine ve Edebiyatına katkıları unutulmaz, onun çıkardığı Papirüs Dergisi sağlığında kapanmıştı, geçen yıl yeniden hayata geçirildi, Papirus Dergisinin çok değerli kalemlerinin arasında, 35 ve 36 sayılarında şiirlerime yer verilmesinden onur duyuyorum... Yüreğine sağlık M.Fikret Üstat... Sevgi saygı ve selamlarımla...
Bir imla hatası!..Anlamı bin bir hale getiren...Nelere gebe...
Yüreği paramparça eder bazen, bazende kelebek uçuşturur...
Çok kıymetli şiirdi. Kutlarım, sevgilerimle...
Dünyada 800 civarında köpek cinsi varken ve pitbull denen en vahşi cins ülkemize özgü bir cins olmadığı halde bu hayvana olan meyil gerçekten de anlaşılır gibi değil.
Ancak.. Rabbimiz hiç bir canlıyı sebepsiz olarak yaratmamıştır. Dolayısıyla da bu hayvanın da diğer canlılar gibi yaşamaya hakkı vardır. Evet.. Yaşama hakkı vardır ama insanların olduğu yerlerde değil. Evlerde hiç değil.
Koruma amaçlı beslense de mutlaka bağlı olmalıdır. En azından ağzı bağlı olmalıdır. Zira bu köpek bir kez ısırdı ı onun dişleri arasından herhangi bir şeyi almak neredeyse imkansızdır.
Ülkemize has olmayan bu köpeğin ülkemize sokulması kesinlikle yasaklandığı gibi üremesinin de önüne geçilmelidir.
Selam ve sevgiler.
Ne de olsa şairin kendisidir aşk...
Kaleminden aşk damlar...
Kelimeler, cümleler onu söyler.
Hayaller onu kurar...
Aşıklar onu özler...
Şairler onu yazar.
Asırlarca yazılmış, söylenmiş
Hala söylenilecek yazılacak, milyonlarca cümleler,
Aşk dolu şiirler var.
Bitmez, tükenmez, sonu gelmez bir derya bu değerli şairem.
Kimi kendisi gibi bir faniye, Kimisi ise kendisini yaratan Baki'ye cc. aşık olur.
Kimisi yıllarca aşkın mecazisinde sürüklenir hakikatına ulaşamaz..
Kimisi de "leyla, Leyla "der yanar kavrulur.
Sonunda Mavla'yı cc. bulur.
Rabbım bizleri hakiki aşkı bulan " Mevla, Mevla "diye yanan kullarından eylesin.
Selamlarımla değerli şairem.
Bir Kızılderili ata sözü ne güzel özetlemiş doğayı korumanın özetini:
'Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.''
Allah o on ırmağın kuruduğunu, son ağacın yok olduğunu, son balığın tutulduğunu hiç bir kuluna göstermesin.
Selam ve sevgiler.
Değerli üstadım,
Maalesef bizim toplumumuzda insanlarda doğa bilinci ve çevre temizliği çok çok az.
İnsanlar toplu olarak yaşadıkları her yeri bir çöplüğe çeviriyorlar.
Düşününüz bir ormana veya bir kır yerine 100 kişi gitmiş olsa, her biri birer çöp alıp temizlese 100 çöp temizlenmiş olur. Her biri birer çöp bıraksa 100 çöp bırakmış olur.Arada koskocaman 200 çöp farkı var.
her pikniğe gittiğimde arabam da iki yane torba poşet olur. Birine kendi çöplerimi, diğerine de başkalarının çöplerini doldurur getirir bir konteynıra atarım.Rahmetli bir dayım vardı. Ömrü Almanya da geçmişti. Bize o öğretti, böyle yapmayı.Gerçi biz daha önceden de yapardık ama onun öğütleri ile daha da bilinçleştik.
Fakat böyle mi olmalıydı değerli üstadım? Neden benim dayım bir Almandan öğreneydi çevre bilincini? Aksine o, onlara öğretmeliydi. Çünkü benim inancım, törem, gelenek ve göreneklerim bunu emrediyordu.Anadolu'da sabahleyin erkenden kalkan bir hanım ilk iş olarak evinin etrafını süpürü...