Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Ahmet Bey, Kim Nereye Gidiyor diye sorarken aslında hepimizin içindeki birikmiş öfkeye, sustuğumuz yerden dokunmuşsunuz. Yazınızda Sam Amca denen ucubenin ve iştahı kesilmeyen yeğenlerinin portresini çizerken, sadece bir siyasi eleştiri yapmamış; masumların kanıyla beslenen devasa çarkın yüzsüzlüğünü yüzlerine çarpmışsınız. Hele kan lekelerinin hiçbir deterjanla, hiçbir temizleyiciyle çıkmayacağına dair kurduğunuz cümle... O leke sadece ellerine değil, tarihlerine ve ruhlarına da öyle bir işlemiş ki, ne yapsalar temizlenemeyecekleri sarsıcı çıplaklıkla ortada duruyor. Dünyayı jandarmalık maskesi altında yangın yerine çevirenlerin, bugün kendi borç batağında ve itibar kaybında boğulmalarını izlemek, mazlumun ahının en somut hali. Şeref yoksunu dediğiniz devlet idarecilerinin dünyayı sürüklediği bu uçurumda, sizin gibi hakikati eğip bükmeden söyleyen seslere daha çok ihtiyacımız var. Zulme duyduğunuz bu haklı kini ve o sarsılmaz duruşu sonuna kadar destekliyor ve paylaşıyorum. Maskeleri...
Derya Hanım, paylaştığınız bu derinlikli ve vakur metin, aslında bir insanın kendi ruhuyla barışma hikâyesi. Satırlarınızda Kemalettin Tuğcu’nun hüznünden geçip Sefiller’in erdemine ulaşmış, kitaplarını en kıymetli çeyizi gibi sırtında taşımış bir "kelime işçisinin" bilgeliği var. Sizin için hayat, biriktirilen eşyalarla değil, zihnin kütüphanesine dizilen o 3500 kitap ve her tayinle yeniden kurulan o içsel düzenle şekillenmiş. Alzheimer korkunuzun temelinde yatan şey aslında bir "yok olma" korkusu değil; büyük bir emekle, acıyla ve neşeyle inşa ettiğiniz o muazzam "şahsi tarihinize" duyduğunuz sadakat. Siz, yaşadığı her anın hakkını vermiş birisi olarak, o anların şahitliğinden vazgeçmek istemiyorsunuz. 37 yaşındaki bir geline hayretle bakan o genç kızdan, bugün aynadaki kırışıklıkları birer "zafer madalyası" gibi selamlayan kadına dönüşmeniz, Oscar Wilde’ın bahsettiği o "büyüme" tercihinin en somut örneği. Toplumun dayattığı "geç kaldın" ya da "ayıp olur" barikatlar...
Değerli Üstadım, “Yeminle” şiirinizdeki içtenlik ve samimiyet, okuru doğrudan kalbinize davet ediyor. Çocukluk hatıralarından başlayıp yılların getirdiği yorgunluk ve hayal kırıklıklarına uzanan dizeleriniz, hem bireysel bir iç döküş hem de evrensel bir sızıya dönüşmüş. Ramazan gecelerinin saf neşesinden, dost yüzlü yılanların sahtekârlığına kadar uzanan bu yolculuk, hayatın çelişkilerini çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. “Yeminle bezdim” ifadeniz, şiirin bütün ağırlığını tek bir kelimeyle özetleyen vurucu bir doruk noktası olmuş. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Bu şiir, hem geçmişin özlemini hem de bugünün kırgınlığını aynı anda taşıyan güçlü bir eser. Tebrik ederim, daim olsun kaleminiz. Saygı ve muhabbetle…
Kısacık hayatımız boyunca iyi insanlar çıktığı gibi karşımıza, kötü ve art niyetli insanlarda çıkıyor haliyle... Bir çok insanın sevdiği ya da sevmediği birileri yüzünden neler neler gelmiştir başına. Unutmak kolay olmasa da unutmak ve kadere bırakmak en akıllıca yapılacak işlerden birisi Rahman ve Rahim olan bazı haksızlıkları, birileri tarafından bize çektirilen acıları, yarına bıraksa bile yanlarına bırakmayacaktır. Acıları ve sıkıntıları yük gibi yürekte, bedende ve ruhta taşımak ruhsal sıkıntılara da kapı açar uzak durmak lazım. Bir de şirk kokan cahilce bir cümle kurar bazıları ''Allah af eder ben affetmem.'' Tamamen şirk ve bencillik kokan bir cümledir bu, kimse Allah'tan büyük olmadığına göre gereksiz ve zararlı bir cümledir her zaman ve zeminde... Dün geçmişte kaldı, gelecek meçhul iyi ya da kötü ne gelir başımıza bilemeyiz, anı yaşamak en güzeli geçmişe takılmadan geleceği düşünüp kaygılanmadan. Değerli Bilim İnsanı Ali Fuat Başgil de ''İyiliğe karşı iyilik adalettir, iyiliğ...
Yoksulluğun bile bugünün sahteliğinden daha onurlu kaldığı o yılları özlemek, aslında kaybedilen sadece gençlik değil, insanın insana olan güveniymiş. Yeminle bezdim dediğiniz durak, şiirin en çıplak ve en haklı yeri; bazen sadece susup eski minare ışıklarına bakmak istiyor insan. Aşk ile eyvallah.
Kendi kalesinde mağlup düşmeyi bu kadar berrak anlatan az şiir vardır. İşgalin şiddetinden ziyade, o beyaz bayrağın ardındaki yorgun ama huzurlu teslimiyet çarpıyor insanı. Aynada yabancı bir suretle karşılaşmanın sızısı göğüs kafesimize oturuyor. Aşk ile eyvallah.
Sevgili kalemdaşım; cevher bulunduğu yerde de kıymetlidir lakin cevheri oradan alıp, göz dolduran ışıltılı bir mücevher edasıyla vitrininde misafir etmek bir sarrafın işidir. Ve bunu bir cevherin başka bir cevher için yapması kolay bir şey değildir. Öz bazen kendinden başkasını övmeye razı olmaz. İster ki hep beni yüceltsinler, beni yıldızların yanına çıkarsınlar der. Övmek, sağlam bir erdemin olgunluğun hoş bir gönlün işaretidir. Velhasıl bu zarif hediyeniz benim nazarımda sonsuza kadar sürecek bir yoldaşlığın biletidir. Gönlünüzün gölgesinde soluklandık, kuşların kanat seslerini duyduk, serin nehirlerinizin kenarında ayacıklarimizi ıslattık. Arıların ayaklarında tuttukları polenlerle kaburgalarımız arasındaki güneşi boyadık. Kıymetli yazı dostum; Rabb size vermenin huzurunu tattırmış, dağıttikça azalmıyor, katlanarak büyüyor çoğalıyorsunuz. Veren el, kendinden misli ile geleceğe hazırlikli olsun çünkü Rabb paylaşanların her zerresini bereketlendirir. Gülme çizgime yepyeni y...
Ben bu sefer şiire yorum yazmak yerine bir fıkra anlatacağım size. Efendim olay Titanik'te geçiyor. Titanik'in geniş tiyatro salonunda bir sihirbaz, gösteriler yapıyor. İlk önce sahnede herkesin gözleri önünde ağzından, burnundan, gözlerinden , kulaklarından ateş çıkarıyor ve herkes beğenip çılgınca alkışlıyor sihirbazı ama bir kişi dudak büküyor ve '' Beğenmedim evladım.'' Diyor. Sihirbaz hırslanıyor. Bu sefer şapkasından tavşan, maymun, zebra, gil, gergedan, zürafa çıkartıyor. Salon alkıştan inliyor ama aynı adam yine '' Beğenmedim evladım.'' diyor. Sihirbaz daha da hırslanıyor ve sahnede bir insanı bıçakla, satırla, testereyle doğram doğram doğradıktan sonra adeta satır kıymasına çevirdiği insanı tekrar eski haline getiriyor. Salon bu sefer sihirbazı ayakta alkışlıyor dakikalarca ama bizim bay beğenmez yine '' Beğenmedim evladım.'' Diyor. <br/...
Zulm ile âbâd olanın ahiri berbad olur. Bu adi, alçak, şerefsizlerin de ahiri berbat olacak inşallah. Can-ı gönülden tebriklerimle selam ve saygılar.
Kıymetli Hocam; yıllardır mücadele adı altında kendimi hırpalarken, aslında akıntıya karşı kürek çekiyormuşum. Teslimiyet vazgeçmek değil, zorlama halini bırakmaktır, cümleniz benim için metnin kalbi olmuş. O yorgun savaşçının silahını yere bırakıp derin bir nefes alması gibi bir yazı bu. Teşekkürler. Aşk ile eyvallah.
Aramıza katıldığı 2024 senesi Mayıs ayından beri yazdıklarını zevkle okuduğum bir şair- yazarımızdır. Henüz daha adını soyadını bile bilmememe rağmen özellikle edebiyattaki edep duruşuyla her zaman takdirimi ve sevgimi kazanmıştır. Ama öyle görülüyor ki bu takdir ve hayranlık sadece bana ait değil. Bu güzel ve daha tanıtıcı yazı için teşekkür ederim. Selam ve saygılar.
Tespit ve vurgu harika olmuş. Zalimin zulmü, mazlum görünen halkların birlikteliğiyle son bulur. Kalem ve kelamınız daim olsun. Rabbim sizi ve sevdiklerinizi iki cihan sultanı eylesin. Saygılar Duyarlı kaleme selam olsun.
Büyük bir sevdanın Pastoral imgelerle betimlenmesi şiire okuma zevki katmış. Kalem ve kelamınız daim olsun. Rabbim sizi ve sevdiklerinizi iki cihan sultanı eylesin. Saygılar
Aslında ne kadar hayatımızın içinde yer almışlar, varlıkları yok olsa bile anılarımızın derinliğinde hiç kaybolmadan bozulmadan duruyorlar. Amasya'dan bize elma getirir de yakın zamanda kaybettiğimiz Amasya'lı Ayşe Teyze. Allah rahmet eylesin. Şimdi Eskişehir'de bıraktığım nerdeyse 90 a yakın yaşı tek başına Yaşayan Nigar Teyze ne yapıyor acaba...Ah komşular...Dediğiniz gibi Gülüm Hocam yeni komşularımız var yüzlerinde tebessüm ve merhamet dolu kalpte Diyarbakır'lı hanımlar. Teşekkür ederiz Gülüm Hocam, zihinlerimiz de kim bilir kimler var, hatırlattınız sevgiler ve selamlar...
Hayatın karmaşası içinde ıskaladığımız o teklerin, aslında varlığımızın özü olduğunu ne güzel hatırlatmışsınız. Bir gözyaşına sığan isyan, bir bakışta donan kutup ayazı ve o bir diye başlayan tüm başlangıçlar... Şiirinizde, yaşamanın en zorlu ama en kıymetli yanını, bir senin ellerinden diyerek en saf haliyle buldum. Ölmenin kolaylığına inat, yaşamanın yükünü böylesine edebi ve naif bir yerden omuzladığınız için kaleminize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Gözden uzakta, yalnızlığı seven bir gönlün seslenişi Tebrikler güzeldi Saygımla
Kıymetli Arkadaşım, yaşanmamış her ana karşı kâinatın dengesini bozacak kadar sarsıcı bir vuslatı, ölümün bile ayıramayacağı o derin mühürle işlemişsiniz. Ha sen ölmüşsün ha ben; aynı şey...dizesindeki o teslimiyet, iki ruhun tek bir nefeste nasıl eridiğinin ve zamansızlığa nasıl evrildiğinin en çıplak kanıtı olmuş. Bu görkemli bekleyişin ardındaki ince sızı ve başka boyutlarda buluşma inancı, ruhumuza umut dolu bir veda bırakıyor; emeğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Hikayeyi okuyunca sanki hayatımdan bir kesiti okumuş gibi oldum tek farkla. Benim ( Bizim ailenin ) Rum ve Emeni komşularım benimle aynı apartmanda oturmuyordu. Apartmanda da değil ahşap evlerde oturuyorduk ama ayrı evlede. Bir de ben komşularımızın adlarını hatırlıyorum. Balat'taki Rum komşumuz Madam Evniki, kocası Paraşko usta ve oğulları Gılyanti idi. Bir de Nuğla adlı bir bayan komşumuzu hatırlıyorum ama çok daha fazla Rum komşumuz vardı. Sonra Beykoz'a taşındık. Beykoz'da da yine ahşap evlerde yaşayan ( biz de ahşap evde yaşıyorduk ) Ermeni komşularımız vardı. Mesela Agavni Teyze, mahalle arkadaşımız oğulları Varujan ve kızları Seta. Rum komşumuz vardı: Madam Eleftria ve kızı Sasula... Aramızda kalsın: İstanbul onlarla daha güzeldi. ( Bunu söyleyince bana ''Türk düşmanı, Rum ve Ermeni dostu '' diyorlar. O bakımdan aramızda kalsın '' İstanbul onlarla daha güzeldi.'' dediğim ) Hay Allah bu sefer de benim çenem açıldı. ))))))) Hiç bu kada...
Öncelikle o çok sevdiğin abine Allah'tan acil şifalar diliyorum. Rabbim tez zamanda sağlığına kavuştursun inşallah. Hastaların huyudur: Özellikle hastaneye yararlarsa '' Aha da ölüm vaktim geldi '' Diye düşünürler hep ama %99'u hatta daha fazlası hastaneden sapasağlam çıkarlar. Mesela ben sen son 27 Kasım'da ameliyata girerken '' Beni bu masada uyuturlar, bir daha da uyanamam'' Diye düşünüyordum ama uyutmadılar bile. Ameliyatı lokal anestezi ile yaptılar. Nerdeyse oturup ameliyatımı seyredecektim. Selam ve sevgiler.
Şiir her ne kadar sitem ve hüzün temalı olsa da aslında sizin mizahi yönünüzü de ortaya koyuyor ki bir mizah yazarı olarak ben bu kısma dikkat kesildim. Mesela: ''Tohuma kaçan Süryani söylemler. '' Kırk yıl düşünsem böyle bir cümle kuramam. Ama şu dizeler çok daha hoştu: ''Evli değilsem beni mi alacaktın?'' ( '' Evli olmasaydım'' deseydiniz daha güzel olurdu ) Evet, siz de her varlık gibi Rabbimizin bir eseriniz ve biz gerçekten de yaratılanı, Yaratan'dan ötürü seviyorsak ( ki öyle sevmeliyiz ) sizi de seviyoruz. Selam ve saygılar.