Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Sevda ateşi kötü yakar içerden.. Güne düşen bu güzel eseri ve yazan kalemi yürektentebrik ediyorum Şiire hak ettiği değeri seçki vermiş..Selam dua ile değerli kalem Hayırlı CUMA'lar dilerim
adı bahtiyar diye bahtıyar olmaz insan, ne güzel nasihatlerdi. ülkem gibisi var mı taşına toprağına tozuna ölürüm saygılarımla...
Çok tuhaf ama benim de aklıma Güzelçamlı geldi. Milli park ve deniz. Su içmeye gelen yaban domuzu yavruları ve de güneş. Güneş orda deniz orda sevdiğiniz yanınızda. Çok şanslısınız.(maşallah) Kutlarım. Saygı, sevgi ve selamlar.
Ne çok şeyler yaşadık gözü pek Deniz gibi... Hocam hepimiz idealisttik, üstümüze düşen görevi en iyi şekilde yapacaktık. Nasıl oldu da babamdan devraldığım, benim devamettiğim bayrak yarışında geriye giden birine bayrağımı kaptırdım. Şimdi denizlere yüksek binaların arkasından bakıyor, ulaşamıyoruz. Bütün kıyılar yıldızlı otellere veriliyor. Koylar yat limanı oluyor. Kendi ülkemizin adalarına bile pasaportla-vizeyle gidiyoruz. (Şiiriniz romantizmi çağrıştırıyor ama bana böyle şeyler düşündürdü.) Selamlar, saygılar...
Kutlarım kardeşimin dolu dolu bu güzel şiirini selam ve saygılarımla değerli hocam
Geçmiş olsun güzel kardeşim Kutlarım şiirini sevgilerle
o yüzden HALK İÇİNDE MUTEBER BİR NESNE YOK DEVLET GİBİ OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ kutlarım efendim
Kesinlikle doğru bir tespit. Benim de en şaştığım işte tam da bu. Bir şeyler kayıp gidecek illa ki ama bir şekilde kaldığımız yerden devam ediyoruz. Dinmeyen bir şevk. Bitmeyen bir şarkı bazen kendimizden başkası duymasa da. İnancın gücü ve de insan sevgimizin ve asla da dinmeyecek yaşamak sevincimiz. Var olun abim. Tüm yüreğimle kutluyorum. Saygılar, selamlar değerli hocam.
geçmiş olsun. bol bol C vitamini içeren meyvelerden yemeyi ihmal etmeyin. kutlarım. selam ve saygılarımla...
Sevgili Kardeşim Gülüm Çamlısoy, Bir serbest şiirin nasıl olması gerektiğine dair çok güzel bir şiir kaleme almışsınız. Ustalıkla kaleme alınmış, ve oldukça emek verilmiş bir şiirdi. Beğenerek ve duygulu kaleminize saygı duyarak okuduğum bu güzel şiirinizi tam puanım ve beğeni ile favorilerim arasına ekliyorum. Tebrik ve başarı dileklerimi şiir ve gönül sayfanıza bırakıyorum. Her şey sizin ve sevdiklerinizin gönlüne göre olsun. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum, lütfen kabul buyurunuz efendim. Dr. İrfan Yılmaz. BODRUM.
Güzel bir konu işlenmeye de layık..Bir fıkra aklıma geldi.Para hastalarına rehber olabilir. Bektaşi bunalmış,daralmış,mide lâf dinlemez.gitmiş fırına "Allah için bir lokma ekmek" demiş,beklemiş de fırıncı yüzüne bakmadan"ALLAH VERSİN" DEMİŞ.YOLA REVAN OLMUŞKEN GÖZÜ HEP YERDE BİR ŞEYLER ARIYOR bakmış ki pırıl pırıl bir yüzpara....Geri dönüp fırıncıya uzatmış" Bak fırıncı demiş Allah'ı getirdim rehin bırakıyorum sana ,bana bir doyumluk ekmek ver der."Hey erenler ne doyumluğu fırını sana veriyorum bu altın yüzpara için diyerek yanına katık da koymuş.Erenler şöyle bir fırıncıya bir de paraya bakmış."Haşa Allah değilsin amma,Ondan çok iş yapıyorsun demiş.
Dağlarımız yassıldı, ,ova çukura düştü, Bataklık a m i p l e r i, başımıza üşüştü. Deniz tebahhur etti,mercanlarsa perişan açlıktan ölen sülük,emdiği kandan şişti. Gizli tutmaya çalışsanız da Deniz Gezmiş ve leventleri ister istemez çağrışım yapıyor. Daha kötü günlerin gelmesinden endişe ediyor ve bu şiiriniz için sizi kutluyorum. ----Sağlık dileklerim sizinle bay Fikret Şairim.derin sevgilerimle...............................
Kısa olsa da çok anlamlıydı dizeler .Kutlarım . Saygılarımla .
Günahi yetmez mi bitir sözünü Pervâne misâli yakıp özünü Hakka çevir gayrı gönül gözünü Ebedi saadet burası değil. Hece şiirini kompozisyon gibi yazan kalemlere selam olsun gözde tat bırakıyorsun be usta ...selam ve muhabbetle..
Yıllarca gülüne hasret andelib Hicrân yarasına ne yapsın tabîb Dünya berzahında kalsamda garîb Ne ah ettim ne de bîzarım usta Zerreden kürreye versende misâl Şâh-ı dilâraya bulunmaz emsâl Ol dehr-i fânide gecikir visâl Durdukça kendime kızarım usta bende kalemine hayranım be usta ...Nasıl yontuyorsun kelimeleri.. taleben olsam diyorum.. sınıfı geçebilirmiyim diyorum.. sonra,Yok ya diyorum ... Gönlüne yüreğine sağlık..Selam ve muhabbetle
ah gönlümün dağlarında kartal olup uçan bir sevda bahşet yetimliğime. ne güzel bir seslenişti usta kutlarım yak bizi böyle
Oysa; gecenin koyusuna kapanıp sessizce ağlayışlar sürerdik yıldızlara, Sen tüm bilinmez şiirlerin içinde Beni liğme liğme ederken... Kutlarım güzel şiirinizi
ah hatıralar içim,zde dem gözümüzde nem der adem efiloğlu :) kutlarım
REDİF Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine "redif" denir. Örnek-1 Bizim elde bahar olur, yaz olur. Göller dolu ördek olur, kaz olur. Sevgi arasında yüz bin naz olur. Suçumu bağışla, ben sana kurban. (Ercişli Emrah) Örnek-2 Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar, Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu. Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu. (F. Nafiz Çamlıbel) Ayrıntılı bilgi için ayrıca bakınız>> Redif nedir? Redif Çeşitleri KAFİYE (UYAK) Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir. Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü, Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş mü? (Mehmet Akif ERSOY) KAFİYE ÇEŞİTLERİ 1) Yarım K...
güzel yüreğinizi kutlarım lakin şiirlerde özellikle hece şiirlerinde dikkat etmeniz gereken hususlara var. Size gönderiyorum. Türk halk edebiyatının İslâmlıktan önceki dönemden kalma en eski şiir örneklerinde dahi ayak kullanılmış olduğunu görüyoruz. Bu edebiyatta, genellikle yarım ayak kullanılmıştır. Sözlü bir edebiyat olduğu için de, ayaklar ister istemez kulak içindir. Yazılı bir edebiyat olan ve Arap alfabesiyle yazılan Divan şiirinde ise, o alfabenin koşullarına uyularak, -birtakım sesli harfler söylenişte kullanıldığı halde yazıda kullanılmadığı için- göz için ayak yöntemine uyulmuştur; bu da, tam ayak, ya da zengin ayak (kafiye-i mukayyede) kullanmayı gerektirmiştir. Göz için ayak kuralı Tanzimat edebiyatının sonuna kadar (1895) sürmüş; Edebiyat-ı Cedide (1896-1901) ozanları ve onları izleyen kuşaklar, sözlerin yazılışını değil, söylenişini ayağa temel olarak almış; böylece, ayağın kulak için olduğu ilkesini benimsemiş ve uygulamışlardır. Daha önce de belirttiği...