bir çocuk..anne özlemi..ve kocaman bir boşluk....bu boşluğu ne doldurabilir ki?
güzel dillendirilmiş mısralarda çaresizlik...
tebriklerimle...
saygılar yüreğinize....
bugün ikinci bir şiire hayran oluşum..elde var iki yani... gün şiirine güne düşmeden önce bir nazire yazdım...
bismillah deyip buna da yazmalı birşeyler...
velhasıl dört dörtlük...
kutlarım...
saygı, selam ve dua ile....
Bilmezsin ki
Tek sonsuzluk “O” dur
Onun sonsuzluğunda
Sonsuzdur duygular
Ve “O” nun sonsuzluğunda
Huzur bulur
“O” nu bulanlar
kutlarım vuslata kucak açan kelimelerini
Gönülden tebrik ederim.
Yürek sesiniz var olsun.
Acizane bizden de birseyler koptu (müsaadenizle).
Asayna´sindayiz, Lütf-ü Nida´nin,
Tozundan eser yok bir tek Nadan´in.
Busesinde dünya, Bab-i Veda´nin.
Nefsi tab eyledik tertemiz öze.
Selam ve Saygilarimla.
Şiiri görüpte es geçemedim
İltifat etmeye ses seçemedim
Mısralar güzeldi fes biçemedim
Okudum, anladım battıkça göze..../ŞİİRLERİN ŞAİRİ...
TEBRİKLERİMLE...
saygılar yüreğinize....
günlere laf yok..ha pazar ha mezar...
bazen karışıyor günler kefene diri diri gömülünce....
tebriklerimle....
saygılar yüreğine kardeş...
Gel diyebilmek
gel demek
adanmış yüreklerin işidir
ne güzel bir adanmışlıktı şiir kutlarım
yüreğinize bu kadar acımasız da davranmayın ama...
viranda olsa her gönüln sevmeye hakkı var...
tebriklerimle...
saygılar yüreğinize...
SANIRIM HİÇ KİMSE İNSANOĞLUNU ÇÖZEMEYECEK ŞAİREM...
bazen anlaşılmaz bazen tedirgin bazen cesaretli bazen kendinden bile ürken bir cinsiz...
ama ne olursa olsun seven hisseden bir yüreğimiz var... ki kalpsizleri saymazsak...
tebriklerimle...
saygı ve sevgiler yüreğine can şairem....
Tebrik ediyorum Ferda hanım, güzel bir şiirdi.
Saygı ve selamlarımla!
Hayatı zindan edenlere inat
Yaşamalıyız rahat rahat.
Bize çektirdikleri çile
Yetti artık canımıza bile
Uçarken kanadımızı kırdılar
Yaramıza tuz bastılar
Diri diri gömdüler mezara
Yaşadık karanlık izbe kuyularda
Biz hala akıllnmadık
Her gün ağladık sızladık
Bel bağladık vefasız sevgilere
Yaşamı zehir ettik kendimize
Hayatı zehir edenlere inat
Yaşamalıyız rahat rahat... z/köksal
hani bir şarkı vardı, o geldi aklıma...
nasıldı..tamam tamam şöyle...
Kavanoz dipli dünya
Herşeyin yalan riya
Hayat sanki bir rüya
Bıktım usandım senden
Kavanoz dipli dünya
Ah felek zalim felek
Kime ceket kime yelek
Herkese kavun yedirdin
Banada yedirdin kelek
Ah felek zalim felek
Kime kavun kim kelek
Kimine urba giydirdin
Kimine yırtık bir yelek
böyle işte şairim...kavonoz dipli dünya...kimine nefes aldırmaz..kavonozun kapağı kapalıysa...
haklı yok...tek çare sanırım birinin kavonozu kırmasını beklemek.. O da Haktan...
biraz uzunca oldu ama kısaca tebrikler...
saygılar kaleminize, yüreğinize...
yani tebrik yapmışım, beğeni de yapmışım..yorumda yapmışım bu günün seçkisini tekrar kutlamama mani değil..
tekrar tekrar tebriklerimle....
dediğim gibi fevkalade bir şiirdi...
saygılar yüreğinize...
sanırım en kötüsü de diri diri kendimii toprağa gömmek olsa gerek...
acı hayat...
tebriklerimle Polat kardeş...
saygılar yüreğine.....
Tebrik ediyorum Mevlüt bey, güzeldi şiiriniz.
Saygılarımla!
Bütün şiirlerinize şöyle bir göz attım.Hece tekniğinde oldukça usta bir kaleminiz var.
İlk kez okuyorum.Siteye hoş geldiniz efendim.
Nice paylaşımlara.Saygılar.
satır aralarından koca bir nefret çıktı yine...
boşluk ya sevgiyle ya nefretle doluyor zaten...
arada kalan da eziliyor işte..boynu bükük mısralar gibi...
tebriklerimle...
saygılar yüreğinize...
Bazı duyguları kağıda dökmek zordur Emre.
Bazı zamanlar düşünebilen bir varlık olduğundan şüphe duyar ya hani insan; evrendeki her şey sanki sırları dökülmüş bir aynanın içinden görünür gibi şekilsiz, oynak bir belirsizlikle zihnimize yansır, parçaları birleştirip bir bütüne varamıyız. Elimizde kalem, aklımızda paramparça şeyler saatlerce kalakalırız boş sayfanın karşısında. İşte bu bocalama, bize en yakın olan duyguları anlamaya ve anlatmaya çabalarken olur çoğu kez. Mesela Eskişehir’deyiz Emre; Ben Tıp Fakültesi’nde okuyorum, sen Hukuk Fakültesi’nde... Yıldıztepe’deyiz ikimizde. Yıldıztepe’de sosyalist bir öğrenci evinde kalıyorum ben: Dağınık hatta pasaklı bir mecra, halının üzerinde ekmek kırıntıları, mutfak tezgahının üzerinde biriken kirli tabaklar, dört aydır kesmediğim sakalım, depozitosu kesilmiş bira şişeleri, kanepenin üzerinde açık duran Politzer’in kitabı, duvarda gülümseyen bir Yılmaz Güney posteri, komşumuz İbrahim Amca’nın kedisi, kedinin doymak bilmeyen...