"Halim arzetmeye seni tenha bulamam seni bulıcak olsam kendimi bulamam" demiş şair ama bu şiir bu okuduğum şiir için geçerli değil zannımca.hakikati çok hoş,güzel akıcı şen şaktak bir anlatımla dile getirmiş aslında şairimiz..
Hece şiiri okuyacaksam basma kalıptan sürekli kendini tekrar eden bir üsluptan uzak olmalı şiir.Sizin şiiriniz gibi
Keşkelerinden kurtulmaya çalışan bizim benlğiğimize kurulmuş bir otağ gibiydi şiir.Okudukça okuyası geliyor okuyanın
Dedim ya kalemin kendi ile mücadelesi sonucu böylesi güzel şiirler çıkıyor işte.Şiir boyacı küpüne batırılarak çıkmaz.hani boyacı küpü olsa bu kadar hızlı şiir çıkmaz.Ne çok işçiliği olan bir şiirdi.Tahmin edebiliyorum.Okuynın zevkine hürmet etmek için çok çetin mücadeleler sonucu böylesi hoş,okuyanı bir yerler götürecek,onu içine çekecek şiiri hakikatli şiir, şiirdir.
Çok teşekkür ediyorum böylesi güzel bir şiiri okuttuğunuz için.
eyvallah.
kutluyorum
Anksiyete; nedeni bilinmeyen, içten gelen, belirsiz, korku, kaygı, sıkıntı, kötü bir şey olacakmış endişesi ile yaşanan bir bunaltı duygusudur. Yaşamı tehdit eden yada tehdit şeklinde algılanan bir çeşit alarm duygusudur. İçten yada dıştan gelen tehlikeler yada tehlike beklentilerine karşı yaşanan bir tepkidir. Çok hafif gerginlik ve tedirginlikten panik derecesine varan değişik yoğunluklarda olabilir. Anksiyetenin patolojik özellikleri yanı sıra uyuma dönük işlevi de vardır. İç ve dış tehlikelere karşı koruyucu, uyarıcı, önlem alınmasını sağlayan bir yönü de vardır. Algılanan bu tehlikelere karşı benlik (ego) savunma düzeneklerini kullanarak baş etmeye, önlem almaya, kendini korumaya çalışır. Eğer benlik gücü yerindeyse sorun çözülür. Bu nedenle her zaman patolojik ve normal anksiyete arasında ayrım yapmak kolay olmayabilir.
Karanlık ve anksiyete bağlamında ele alınan şiirde;
hasarlı cümleler
üstüme b/asıp, yıldızların kollarıyla boğamazsa, icabı kesafet yarını bek...
Bu konuda bir iki kitap okumuştum.
Birisi Müslüman İlim Öncüleri Ansıklopedisi idi.
Yine bundan daha az kapsamlı bir kitap daha okumuştum.
Öğretmenlik yıllarımda öğrencilerime gerektiği şekilde
bilgi sunmaya çalışmıştım.
Hatta ben Paskal üçgeni değil Hayyam üçgeni demiştim (Binom açılımında)
(a+b) nin 3 cü, 4 cü...kuvvetten açılımlarında terimlerin katsayılarının bulunmasını
öğretirken Paskal'dan çok önce Hayyam'ın bulduğunu anılan kitaplardan bahsederek
anlatmıştım.
Keşke bu gün de ilimde öncülük edebilsek.
Şimdi ise Batılılar ilimde başı çekmekteler. İlimin vatanı yoktur. Allah ilmi çalışana verir.
Bizim şu tembelliğimizle öncülük eder halimiz yok. IKRA nın içinde çalışmak vardır.
Hani anlayan.
Çalışmak, çalışmak, çalışmak.
Gerisi boş.
İnsanlığa buluşları ile keşifleri ile hizmet eden herkese minnettarız.
Milleti milliyeti ne olursa olsun.
Güzel bir çalışma yapmışsınız.
Sağolun. Teşekkürlerimi sunuyorum.
Yıllar beni çok yordu,sabır ile baş koydum.
Ezilmedim feleğe,hep önüne taş koydum.
Muhtaç olan fakirin,çanağına aş koydum.
Küllenmiyor bir türlü, özlemin hep içimde.
HECE hece
İLMEK İLMEK mısraları nakşetmişsiniz Ülkü Hanım...
Sağnak yağan yağmurların gözyaşını nasıl sildiğini insanlar sadece şiirlerden öğrenebilir... Duyguların düğümlenen ağ olduğunu, gülşenin kuruyan bağ, umutların büyüyen çığ gibi bir dağl olduğunu da insanlar şiirden öğrenecektir...
Muhtaç olanın çanağına aş koyana da şiirdir...
Ne çok şiir hazzına vardım...
Ne çok doldu içime şiir...
Eyvallah yüreğinize....
Hem Lütuf , hem de Veli gibi yazmışsınız ; inciler dökmüşsünüz ; gönlünüzden dilinize , dilinizden kaleminize akmış güzellikler bir bir ...
İşte , ben şiirim diye bar bar bağıran hoş bir kompozisyon okudum sayfanızdan.
Tebrik ediyorum.
Bu gün 14 Şubat hani şu sözde sevgililer günü,
Onların sevgilileri, eşleri, anaları ağlıyor şimdi...
Duyarlı yüreğine, emeğine sağlık değerli hemşehrim...
Selam olsun şair yüreğine.
Kararlı yürüyor şiir
Tebrik ederim sevgili şairim
Şiire ve 14 şubat için güzel dileklerine
Emeğine
Yüreğine sağlık
Dostlukla...
Her sitem ediş de bir pişmanlık yatmaz, pişmanlık doymamış sevgilerde saklıdır çoğuncası.
Nerde arayacağını bilmek bulmaktan daha zevkli olsa gerek.
Tebrikler emeğine, yüreğine.
''kırılma,ne de ağlama ulu orta,
Yağmur üstüne yağmur olmaz.''
Şu satırla çok hoşuma gitti.Benim ağlamam yeterlidir,senin ağlamana gerek yok.Sevgilinin yüreğinden emin olmak,aynı hisleri paylaşmak ve ya hissetmek....güzel olsa gerek.
Tebrik ediyorum şairem,çok hoştu.Sevgilerimle...
Yüreğinizdeki sevgiler hiç eksik olmasın Nilgün Hanım. Kendinize iyi bakın. Selam ve dua ile. Ömer Öner
İbni sina;ilim adamlarıne gereken değer verilmezse bulunduğu yerden göç eder demişti.Bizde ilim adamlarımıza sahip çıkmıyoruz.
Kültürel mirasımızı gerekli şekilde koruyormuyoruz?
Yazmıyoruz,okumuyoruz.
Tasin Ünal'ın Türk sosyo ekonomi tarihi adlı eserinden başka bu konularda başka bir eser yazan varmı?
Kıymetli bir paylaşımdı.
SELAM VE SAYGILAR..
Güneşim hiç doğmuyor kara bahtım üşüyor
Aşkımı ipe serdim sevda beni aşıyor
Geçmişi sorguladım duygularım taşıyor
Kara yazgım yüzünden hayallerimde söndü
Her zaman bir ışık vardır. Adı umut... Hani şu gönlümüzün ekmeği olan.
Yüreğe emeğe selam olsun beğeni ile okudum dizeleri.
Muhterem şair - şiirinin giriş kısmında - neyi istiyorsan , davranışını ona göre ayarla , diyor.
Gökkuşağının gözlerde kararmasını " Gözünü açtığında / Hala bahar kokmuyorsa saçların /
Ve uçurtmaların peşinden koşmuyorsa bakışlar " sebeplerine bağlıyor. Şairimiz "Gördüğünü değil , görmek istediğini anlatmış . Ne hoş bir Hüsn-i Talil ! Hele bir " Bakışların uçurtmalar peşinden koşması " ifadesi var ki , Teşhis sanatının zirve noktası...
Şiirin tamamına bakıyorum ; şiire doyuyorum .
İşte şiir ! İşte lirizm ! İşte Adem Efiloğlu ! Diyorum.
Tebriklerimle.
Özgün şiir, kurgusal bir anlatımdan önce, kişinin kendisiyle çekinmeden didişmesine ve kendini diğer insanlardan ayırıp 'başkası' yapan bireyselliğe gereksinir bence. Birey olmanın ayırımında olmadan en özgün konu dahi 'gündelik' bir duygunun rutinleşmiş ifşasından öteye geçmez bazen.
Ki usta; şiirlerin beni hep haklı çıkarıyor bu hususta.
Evet, hiçbir insan bir başkası gibi sevmiyor. Bir başkası da ötekiler gibi aynı şarkının nakaratlarında heyecanlanmıyor. Bu şiiri okuduğumda, şairin 'ya Ali aşkına' deyişini kimse benim anladığım şekliyle anlamıyor. Kim bilir belki de ben şairin anlatmak istediğini anlamıyor olabilirim –dir.
Şiir okunduğunda, önemli olan şiiri mi şairi mi anlamaktır? Her ikisi de aynı şey mi? Bence önemli olan kişiye özgü olan sözcükleri, şairin kendisiyle işbirliği yaparak anlama dökmektir. Yani şiirin arka planındaki şairi görebilmektir. Şiirin, hasbıhal ederken kullandığı ismin 'Şahgül' oluşunu, onun kendisi, yaşamı ve inançlarıyla berab...
Kıt hatırlıyorum.Bir bahar sabahı mavisuların üzerinden güneşin doğuşunu seyrederek girmiştim şehre.Tamda tasvir ettiğiniz güzelliğ yaşadım diyebilirim.Sözün özü süleymaniyeyi Nazan bekir oğluyla sevdim.Arnavut kaldırımlar ve siyah taşlar üzerinde adımlarımın bıraktığı tıkırtılarla dolaştım.Süleymaniyede ezan sesini dinledim.Şiiriniz yaşattı bana tekrar o demi ve ne güzel bir anlatım bu şiir böyle.
Eyvallah Kaleminize ve gönlünüze sağlık.
Kaleme sonsuz saygımla Kutluyorum bu güzel şiirinizi ve sizi..
Şiir hem görüntüsü hem de ruhu itibariyle, fethedilmesi güç bir kale gibi kurulmuş karanlığın bağrına.
Hayatta ilk defa karşılaşılan bir sevgili ile,bir ilk zaman aynasının derinliğinde,işte o sevgilinin anımsanışı ve alnına konulan bir buse gibi,lirizmin doruklarına erişmiş şiirdi.
Efiloğlu Adem şiirinin ne olduğunu en iyi bilenlerdenim ben. O açıdan, her şiirinde olduğu gibi bu şiirini de gün içinde defalarca gelip gittiğim, okuduğum ve o tok sesiyle dinlediğim harika bir şiirdi.
"Tuttum gülümsemelerini avucumda" başlığını taşıyan şiir, ilk giriş kısmında derinlere doğru adımlarken insan duygularının ne durumda nasıl olması gerektiği konusunda, psikoloji ilminin bize verdiği ipuçları dairesinde, nasıl olmak istiyorsan; duygularını değiştir, o duruma gelirsin der gibiydi… Yaşamak istiyorsan yaşama sarıl, ölümü arzularsan ne yapacağın belli demekte bir başka ifade ile.
Şiiri okumak kadar, anlamanın da insana ayrı bir tat vereceğine inananlardanım ben. Bilirim ki kurula...
tozsuz yol yok
dara varmadan yar'a varan be Şahgül.
bundan mı söylesene
menzilleri göze alıp
cayır cayır yanışlarım hep çölde...
kirpikler dökülürken kayıptır yüzeler kayıptır gözler....yıldızlar en güzel gelinlik sözcüklerimi o yüzden süslendim mısra mısra... kimsenin gözlerine bakamıyorum kapalıyken gözlerim... yare varmak için yanmak gerekmiş tozlu yollarda... dağlarımda yaşam kalmadı şimdi gidiyorum yeniden nefes alacağım bir yere... şimdi kendi türkümü söylüyorum bitimsiz acıyla...
dağlarına dargınım
yollarına yorgunum
gözlerine sürgünüm yar...
eyvallah yüreğine...
Mehmet Akif bir kış günü ayakları çıplak çocuğu görünce ağlamaya başlar. Hemen cebine davranır, elleri boş kalır. Bu durum karşısında insaniyeti anlatan şu dize dökülür dilinden:
Ya hamiyyetsiz olaydım ya param olsa idi
insanda diğergamlık, iyilik ve yardımlaşma hissi kaybolmasın diye midir sık sık bu hadiselerle karşılaşırız
önemli olan hislerin eyleme dönüşmesidir
hassasiyetinizi kutluyorum hece üstadı
sevgim ve saygımla
"Bakış açısını değiştir duygularının…"
Adem Efiloğlu şiirleri bir duygu sağanağı. Onun şiirlerini okuyunca kimi zaman kuru kalmayı başaramasam da, çoğunlukla sığınacak bir dize altı ya da imge saçağı bulabiliyorum.
Bu şiir, yaşam labirentlerinden, kör dehlizlerden, duldalardan demet demet gülücük toplayıp, dermiş elinde. Ancak benim bildiğim gülüşler daha aydınlık bir ruh haliyle biriktirilir, oysa şiirin alt yapısı ve söyledikleri bir hayli karamsar ve karanlıktı. Tabii bunu söylerken kimi bölümlerdeki umutlanmaları görmezden geliyor değilim.
Mevsimsel bir etki midir şiire sinen karamsarlık bilmiyorum ama, şairin, elinin tersiyle kara bulutları dağıtıp, çıtası ve debisi yüksek, gün ile gülümseyen şiirler de kaleme alacağına olan inancım tam.
"Tuttum Gülümsemelerini Avuçlarımda" şiiri, anlamı yakasından sıkıca kavrayıp kaçmasına izin vermeyişi ve sözcüklerin uyum ve tutarlılıkla ilerleyişi açısından çok başarılı.
Şiir içerisinde geçen "kapalı gişe sevi...
Sanırım katildi
Ama o kendini tanımıyordu
Ciğerlerimi yırtan çığlıkla
Bağırdım duymadı
Şaşkındım ve hâlâ çocuk
Ölebilir raporu veren Hipokrat
Beyaz önlüklü bayan
Ne varsa içimde çıkar koy masaya
Sonra da son tutanağını yaz..;
ciğerlerimizi yırtan çığlık ve şiir...
eyvallah şair...