Bütün gün gözlerimde ağladım 
nasıl da kırdım aynaları 
şimdi sekiz kıta dünya,
son ki parça benim,
Göklere sattım pencerelerimi,
perdelerim rüzgârlara emanet,
işte o günden beri,mavi ağaçlar ekiyorum bahçeme,
bir çayır kuşu gördüm koşan,
bir merdiven,ruhuma çıkan,
kapımda renk katili ressamlar,
ağlayan bir çocuk
ve mağaradan yeni kurtulmuş bir şâir,
özgürlüğün köpüğünü uzattı;
uzattı da,
ben güneşsiz bir ülkedeyim,
sevgilim henüz yazılmadı alnıma,
kandırmayın beni,
orta çağdan gelen kapalı bir zarf gibi bir şey bahâr
aldatmayın beni.

***

Yapamıyorum artık olmuyor,
binalar yükseldikçe küçüldüğümü hissediyorum
Eskiden çocuk sesinden ve kuşların sesinden geçilmiyordu bu sokak,
tam dört yüz gün oldu, elbiselerim ütüsüz,
yaptığım yemekler benden aç,çay da yalnız içilmiyor,
eskiden buralarda şamatam konuşulurdu,
yani demem o ki; ben degil, geçmisim oturuyor burada,
en sonunda, bizim muhtar da dayanamadı,
Devlet’le bir olup mahallenin adını mutsuz koydular,
şimdi ipler gülümsüyor bana,
geçen sene uçurtması çalınan,
bugün kapımda ağlayan o çocuk kadarım işte,
ne bekliyorsunuz benden! daha ne diyeyim?
sevişmeyi de unuttum,kadın çizmeyi de,
yüzüme tükürdü çok kere, kâğıdım kalemim,
zorluyorum ama olmuyor,
içimde bir tane daha ben var,
en çok ondan korkuyorum
en çok ondan...

***

Kendi bakışından kaçan,
bir yalancıyım ben,kendinden gizlenen,
köyüm çeşmesi sığındığım tek yer,
gördüğüm her adam kardeş gözümde,
düşüncem de bir çöl yaşıyor,
fikrim de Yunus’un ayak izleri,
tam dört yüz gün oldu birinden çiçek almayalı,
saçlarım kireç kokuyor,
ellerimde kardelenler doğuyor,
hangi tepeden,hangi doruktan bağırsam,
kim duyar ki beni?
kaygısız ışık var mı aceba?
güneş hangi çatıdan sarkacak,
insanın öbür yanı nasıl bir şey,
bilmiyorum,düşünemiyorum bulamıyorum 

***

Zor şeyler mi istiyorum ben?
Kime soruyorum ki ?
Kendime doğru ya,kendime...
Etrafta kimseler yok,
bana deli diyen de,
fırsat bulmuşken hayâl kurayım,
Boynunda uğur boncuğu olsun,
bereketli sofralarda bakırdan türküleri 
ve ocağında çorba eksik olmayan,
bütün gün gülümseyen,
hep çocuk isteyen,
yağmur gibi,rüzgar gibi,güneş gibi,
Göğüsleri süt kokan kadın var mı,
tam dört yüz gün oldu,unuttum,
bir yatakta iki kişi uyumak,uyanmak
o,geceler o, sabâhlar,
geceleri kapılara bir kilit daha vurmak,
sabâhları çay,bardak,tabak,,
iki kişilik yaşam sesi nasıl bir şey,
tam dört yüz gün oldu,bunları düşünüyorum,
bir gün daha,bin gün daha...

Kadirhan TÜRKOĞLU 




Ölüm gibi amansız bir duygunun tarifidir yalnızlık.
Ya da, terk edilmiş bir cesedin su yüzüne vurmuş son hali ...
( Tam 400 Gün Oldu başlıklı yazı Violoniste tarafından 10.09.2014 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu