Bir damlacık düştü toprağa
İnci tanesi kadar parlak
Ama ürkek, ama çaresiz
Ve bir çığlık duyuldu uzaklardan
Ölüm feryat etti
Ben bu kadar zalim değilim!
Kara kapkara gölgeler
Kaşı, gözü, iğrenç yüzleri var
Kim?
İnsan mı?
Olamaz asla insan olamaz!
Dedi damlacık
Süzülürken genç kızın tenine
Ne kadar karanlık
Vakit gece miydi?
Bu iğrenç nefesler bu kan kokusu
Damlacık şaşkın
Damlacık perişan korkuyor
Anne neredesin!
Sakla göğsüne beni
Yada doğurma doğurma anne!
Titredi körpecik teni
İnsanlık inliyordu
Her bıçak darbesinde
Binlerce kez daha yok oluyordu
Damlacık ızdırap içinde
Genç kızın kirpiklerinde bekliyordu
Oysa kızıl bir ateş hazırlamıştı caniler
Kendi ateşlerini yakarken
Farkında değildiler
Yavaş, yavaş tükenen soluğunda
O masum kız
Bütün acılarını toprağa bırakıp
Yaratanın nurundan bir huzme gibi
Göğe yükseliyordu...
Kimdi onlar?
İnsan mı?
Hayır dedi damlacık hayır!
Allah şahidim olsun ki
İnsan değildiler!
Damlacıklar çoğaldı, çoğaldı
Genç kızın kapanan gözlerinden taştı
Yemyeşil bir nehir olup
Dünyanın her yerine aktı
ÇÜNKÜ O BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLAYDI!
Şükran Gülcenaz AYDOĞAN
(
Son Damla başlıklı yazı
Şükran Aydoğan tarafından
16.02.2015 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.