Herhalde benim bu sinir olduğum şey kadar
başkada sinir bozucu bir şey yoktur daha hayatta. Ne mi? Bir tahmin edin
bakalım, bulabilecek misiniz? Yok yok hükümet ya da siyasiler değil, onlarda
liste de ama öncesinde başka bir şey. Gece gece pantolonumun cebinden bozuk
paraların tıngır mıngır yere düşmesi. Evet, evet son zamanlarda beni bundan
daha fazla sinir eden, kafamı bozan başka bir şey yok. Ya bir insan her gün
aynı şeyi yaşar mı? Bir gün olur, iki gün olur, üç gün olur, her gün olur mu
arkadaş? İnsaf insaf, bana da yazık ya. Bu kâğıt parayı kim icat ettiyse hay
onun ağzı bal yesin, babasına atasına rahmet ya. Bu bozuk parayı icat edenin
de, gelmişini geçmişini, sülalesini, iyi ki tanımıyorum, yoksa ağzımdan çok
kötü laflar çıkacaktı. Bozuk para da neymiş. Kâğıt para hem hafif hem de ederi
daha fazla değil mi?
Neredeyse alt komşumuz Niyazi amca kapıma gelip beni yerden yere vuracakmış
gibi geliyor. Niyazi amca emekli albay, yaşı da geçkin haliyle erken
yatıyordur. Benim yatma eylemimde gece on iki ve sonrasını buluyor. Niyazi amca
tam uykunun en tatlı yerindeyken, pat benim bozuk paralar tangır tungur, şangır
şungur yerlere saçılmasın mı? Adamın ağzından çıkan sunturlu ve de terbiye dışı
lafları her ne kadar duymasam da az çok tahmin de edebiliyorum.
Bu bozuk para dingili ilk önce tarih sahnesine ne zaman çıkmış diye sorarsanız
aklıma geldiği kadarı ile eski çağ kavimlerinden mangırovlar mı ne bulmuş bu
bozuk parayı. Bunlar bozuk parayı bulunca tabi daha önce ticareti mal değişimi
şeklinden yapan kabileler bunlara bayağı kızmışlar ve bozulmuşlar. Hatta
aralarında bayağı sert tartışmalar çıkmış o zaman. '' Yok efendim bu bozuk
paraları biz sizlere kullandırtmayız, ağırlık yapar bu, dilenciliği arttırır
filan gibi tartışmalar yaşamışlar aralarında.'' Hatta Roma'da eski çağlarda
bozuk para kullananları yakaladılar mı bir temiz döverler, peşinden söverler,
sonrada yarım saat kadar tek ayaküstünde bekletirlermiş. Vallahi ben de
Heredotiskos'un yalancısıyım, o öyle söylüyor. Heredot mu dediniz? Aman canım
ne fark eder biz de sonuna bir iskos eklemişiz çok mu?
Keskin nişancılar bu bozuk paralara olur olmaz ateş ederler, vurmaya
çalışırlar, çoğu zamanda iyi nişancılar ortadan delerler bu bozuk paraları.
Bizim çocukluğumuzda tahtalara çivileri çakar, karşılıklı iki futbol takımı
yapardık ve o takımların arasında ki maçları da, sarı beş kuruş ya da on kuruşu
top yaparak oynamaya çalışırdık.
Bozukluklardan bir kuruş zaten geçmiyor, sadece adı var ise de uyanık marketler
ve o marketlerin uyanık sahipleri seksen dokuz kuruş, yüz doksan dokuz kuruş,
dört yüz doksan dokuz kuruş fiyat koyarak mallarına, nakit yaptığınız alış
verişlerinizde bir dolu haksız ve vergisiz kazanç elde ediyorlar. Ben ve birçok
kişi de bu paraları o müesseselere tabi ki helal etmiyoruz.
Ben babamın dükkânına çocukluk zamanlarında çırak olarak yardım etmeye giderdim
yaz tatillerinde. O zaman ki ilk haftalığım gözümde ne kadar büyümüştü.
Söyleyeyim de dudaklarınız uçuklasın. Tamı tamına yedi buçuk lira yani üç adet
iki buçuk Türk Lirası. Bakmayın yedi buçuk lira olduğuna o zamanın yedi buçuk
lirasının alım gücü şimdinin yedi buçuk lirasının alım gücünü neredeyse ikiye
üçe katlardı... Ben paranın sadece iki buçuk lirası ile hem kola, hem sakız,
hem çikolata alırdım kendime bir de arkadaşlarıma ısmarlardım da geriye yine
bir miktar para kalırdı. İnanın şaka değil bu söylediklerim...
İşte böyle hem ne demişler ''Gelsin bozuk paralar açılmasın aralar.''
Kalpazanlar hep kağıt paraların sahtesini yaparlar da, bozuk paranın alım gücü
daha az olduğu için hiç onun sahtesini yapmaya yeltenmezler, ne güzel değil mi?
Yirmi birinci Yüzyıl teknoloji ve bilgi çağı olduğu için artık yavaş yavaş paranın
yerine yaygınlaşan kredi ve banka kartları almaktadır. Bu da belki ileri de
paraya ve bozuk paraya ihtiyacı minimum düzeye indirecektir. Paranız bozuk
olsun da yeter ki kafanız bozuk olmasın. Hepinize en derin sevgi ve saygılar
yine...