Yusuf Dursundan Bir Kesit
Günümüzde Türk Şiirinin
ustalarından olan Yusuf Dursun Hocamızdan söz etmek istiyorum. Bu ismi Türk
Edebiyatı Dergisinden tanıyorum.
1996’ da Elazığ Mehmet Akif Ersoy Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı
öğretmenliğinden emekli olan Yusuf Dursun, halen İstanbul Bahçelievler Özel İhlas Koleji’nde
öğretmenlik yapmaktadır.
Şairin ilk şiirleri 1984 yılından itibaren Töre dergisinde yayımlanmıştır. Daha
sonra Türk Edebiyatı, Türk Dili, Erciyes, Nilüfer, Birliğe Çağrı, Bizim Ece,
Güneysu, Kırağı, Yesevi, Külliye, Çınar, Diyanet Çocuk, Türkiye Çocuk, Elma
Şekeri, Yüzakı gibi dergilerle bazı güldestelerde çok sayıda şiiri
yayımlanmıştır. Şairin ayrıca yayımlanmış hikâye ve masalları da bulunmaktadır.
Yusuf Dursun, şiir dalında:
1994 Altın Koza yarışmasında mansiyon,
1995 Fırat Üniversitesi yarışmasında üçüncülük,
1999 Orkun dergisi yarışmasında ikincilik,
2000 Eğitim Bilim dergisi yarışmasında jüri özel ödülü,
2001 İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü yarışmasında birincilik,
2005 Ümraniye Belediyesi ve Antoloji. Com yarışmasında mansiyon ödüllerinin
sahibidir.
Eserleri
Masal Okulu (Masal, 2007) Yarınlarla Gel (Şiir, 2007) Tatlı mı Tatlı Duam
Kanatlı (Çocuklar için dua hikâyeleri, 2008) Masal Doktoru Sevgi Bahçesinde
(Masal, 2009) Masal Doktoru Suçlu Peşinde (Masal, 2009) Masal Doktoru Mutluluk
Ülkesinde (Masal, 2009) Yıldız Gözlü Melek Yüzlü Şiirler (Şiir, 2009) Gönül
Gurubun rengini çektim içime.
Boğaz’da suların “o gül endam”ı,
Çevirdi ruhumu bin bir biçime.
“Adalardan gelen yâr” i aradım.
Emirgân’ı yudum yudum içerken,
Çamlıca’nın saçlarını taradım.
Aşkın ateşinden izler taşıyan
Dua dua kabir, şifa şifa su…
Canlar tazelenir: İşte Âşiyan!
“Kâtibimin setresi” ni arıyor.
Kanlıca Sırtı’ndan Moda’ya kadar,
İstanbul, gönlüme huzur veriyor.
Sevenleri âbâd eder İstanbul.
Kadıköy yiğittir, Kasımpaşa mert;
Vefasızı bedbaht eder İstanbul.
Mısır Çarşısı’nda duruluyorum.
Martılar, canımla oyun oynuyor,
Yetiş ey yüreğim, vuruluyorum!
Taşıyacak bizi dünden yarına.
Aşkın ve acının çığlığı vurur,
Sarayın esrarlı duvarlarına.
Ebemkuşağıdır Boğaz Köprüsü.
İşte gözbebeğim… İşte Avrasya…
Milletimin çağlar aşan türküsü.
Sur dibinden hâlâ sesler geliyor,
Fatih, İstanbul’u yoklar gibidir.
Ulubatlı Hasan bayrak oluyor,
İstanbul, Fatih’i bekler gibidir.
Dilinde mısralar inciye döner.
Söz ateşi Beyatlı’ya verilmiş,
Şiir ikliminde daima yanar.
Sultanü’ş şuarâ Necip yatıyor.
Haliç’te kayıklar dalmış oyuna
Balıklar kiminle güreş tutuyor?
Tamburu bu akşam Cemil çalıyor.
Gazelle, şarkıyla geliyor bahar,
İstanbul, bu akşam Münir oluyor.
Bir hanım/elinde çiçeğe döner.
Masalla canlanır bin bir gecesi,
İstanbul’da hayal, gerçeğe döner.
Davûdî sesiyle ezan okuyor.
Yaradan aşkıyla cümle ins ü cin
Kanat kanat camilere akıyor.
Rabb’im bu ne sabır, bu ne emektir?
Ceşme çeşme nakışlanmış tepeler,
İstanbul, biraz da Sinan demektir.
Acem ülkesinden üstündür elbet.”
Ben derim ki, kâinatın güneşi
İstanbul olacak ta ebed müddet.
İstanbul’a bugün gönlümü verdim,
Yarın da ruhumu vermek isterim.
Ebedî vuslata ben onda erdim,
Uykuya koynunda girmek isterim.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.