Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Ayrılıkları Takvimler Büyütür



bazen ben bile anlayamıyorum
üstümden geçen atları kimin nalladığını

ayrılıkları takvimler büyütür
açık korkular taşır zaman
susturulmuş bir akşamsın kabuğuna çekilmiş
artık aynalar bile kafa tutuyor
kana karışıyor yanaklarım

karanlığın izini sürüyor gözlerin
beni çarmıha gerip taşlıyor şeytanlar
ölüm pek de kafa yorulacak şey değil
hani nerede saçlarımı güneşle yıkayan ellerin

gece yarısı mıydı geçen karşımdaki duraktan
ardımda bıraktığım küllerimi sürüklüyor kanatlarım
terler, teninden akşamlarla geçerim
hani nerede beni yeniden yaratan o sürgün beden

bütün yitirdiğim şeyleri saklıyorum içimde
bir melankolik şarkıya takılıyor umutlarım
oysa güne barikat kuruyor adamlar
oyuncak iki tabancayla dalıyorum geceye

yüzü camda kadın beni görmezden geliyor

içinden geçen sazlıklarda saklıyorum başımı
karayip korsanları el koyuyor kaçırdığım tekneye
kendimi bir romanda terk edilmiş hissediyorum

günahlarımı boşaltacağım bir liman olmalı ileride
kimseler görmeden denize atlayacaktım
belki bir ağaç yıkılacaktı bıraktığım kıyılardan
köy ekmeğinin kokusunu özleyecekti çocukluğum
bir genç kızın yan fülütündeki ezgiler gelecekti kulağıma

bir laz takasında horon tepmek vardı şimdi
bir doğu kasabasındaki düğünde halay çekmek
hem ateşsin gözlerimde hem de elimde ekmek

camda yüzü kadın geceye düşürmüş gözlerini
körmüş oldum olası kaderin kölesi
dalların arasından deniz yıldızına sesleniyor sığırcık
uzaklık gözlerimin kimliği
ve soğudu yüreğimedki mayıs düşleri
anlayacağın güneş yine tehirli

bari bir deniz feneri göz kırpsın diyorum
kendime yabancıyım sakalım sarkıyor suratımdan
yakılan araba lastiğinin üzerinden
atlamaya hazırlanıyor ayaklarım

hasretin bütün resimlerini çizdim gökyüzüne
yalnız ellerimde kaldı kalabalığım
kire karıştı teninde okşadığın yerler
kızıl bir şarabın ortasında voltadayım

kuduz köpekler gibi üzerimden havlayarak geçti uçaklar
belli ki bir yerleri kana bulayacaklar
yine çocuklar ve kuşlar ölecek
şarapnel parçaları saplanacak yüreğime
insan olmanın utancıyla boğulacağım

güç
bana göre utanılacak şey
haklı olmak anlamına gelmiyor
güç
çocuğun gözlerindeki ışığı koruyabilmekte
elinde şeker dilinde masal olabilmekte

anılarım daralıyor dalgalardan vakitsiz
fırtınaya tutulsam bari
alabora olsa gençliğim
delireceğim
şaraplar da dibe vurdu
ben güney
ben o uzak ülke

dünya kızıla mı boyandı
kaldıramıyorum bunca ağırlığı bunca günahı
dizlerim taşımıyor sol ayağımdan mı vuruldum
ılık bir şeyler damlıyor güverteye
çığlıklara karışıyor kulaklarım

seni ilk gördüğüm yerde alnından
alnından öpeceğim

biri beni bu rüyadan öpücükle uyandırsa diyorum
diyorum yaşam bu kadar karmaşık olmamalı
yaşlı bir fahişeyle beni başrolde oynatıyor hayat

artık kim tutar sabrının ucundan senin
kör bir usturanın ucunda
dans etmeye meyilli hayalin

datça mart 2009

İsa İnan
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 8
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Ayrılıkları Takvimler Büyütür

isa-inan isa-inan