Bir Şiir Ah Nijad
Bir Şiir” Ah
Nijad!” Ve Derinlemesine Bir Analiz Bir Çırpınış Ve Çığlık
Hasret beni
cayır cayır yakarken
Bedenimde
buzdan bir el yürüyor.
Hayaline
çılgın çılgın bakarken
Kapanası
gözümü kan bürüyor.
Dağda kırda
rasgetirsem bir dere
Gözyaşlarım
akıtarak çağlarım.
Yollardaki
ufak ufak izlere
Senin sanıp
bakar bakar ağlarım.
Güneş güler,
kuşlar uçar havada,
Uyanırlar
nazlı nazlı çiçekler.
Yalnız mısın
o karanlık yuvada?
Yok, mu seni
bir kayırır, bir bekler?
Recaizade
Mahmud Ekrem
Recaizade
Mahmut Ekrem kimdir, Türk ve Osmanlı Edebiyatı’nın önemli isimlerinden
olan Recaizade Mahmut Ekrem, 1896 yılında
yazdığı Araba Sevdası adlı romanı ile Türk Edebiyatı‘nda gerçekçi roman akımının öncülerinden
oldu.
19.
yy Osmanlı Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden olan Recaizade Mahmut
Ekrem, 1 Mart 1847‘de İstanbul’da
doğdu. Takvimhane Nazırı Recai Efendi‘nin oğlu olan yazar,
genç yaşta babasından Arapça ve Farsça öğrendi. 1858 yılında
ilköğretimini tamamladıktan sonra eğitimine özel hocalarla devam etti.
Makteb-i
İrfan’ı bitirdikten sonra girdiği Harbiye İdadisi’ne sağlık sorunları yüzünden
tamamlayamadı. Ardından 1862 yılında
Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi’nde memurluğa başladı. 1868‘de Şura-ı Devlet Muavini oldu. 1874‘te Tanzimat ve Nafia Daireleri Başmuavinliği’ne
atandı. Bir yandan da Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi)
öğretmenlik görevine devam etmekteydi…
Bugün
geçmişten bu günümüze seslenen bir şiirle devam edelim.
GİRİŞ
Şiir
hasreti ayrılığın sancısını anlatıyor. Haykıran olan şair yazar edebiyatçı
diyelim o asırlar öncesinden bu günlere o günden seslenmiş aynı sancı o
günlerde yaşanmış.
GELİŞME
Gelişme
adına o yıllarda bu yıllara kadar hala var olan kötü niyetli adamların hala
sahnede olduğunda bir gelişme kat edilemedi yüz yıl sürse de, en sonunda
sahneleri başlarına yıkılacak.
KONU
Yine
çıkar peşindeki insanın, insansız bir dünya hayaline atıfta buluna bir şiir ve
şair. Hasret ayrılık isterseniz hastalık isterseniz korona deyin hepsi aynı
kapıya çıkıyor.
Hasret beni cayır cayır yakarken
Bedenimde buzdan bir el yürüyor.
Hayaline çılgın çılgın bakarken
Kapanası gözümü kan bürüyor.
Ayrılık hangi gönlü yakmaz ki? Seven
gönlü insana değer veren gönlü yakar elbette. Beden sevgi ile sarılmadıktan
sonra donda kalmış gibi güneşli havada titrer. Hayaline kavuşma isteğine
yarınlarındaki dünyana bakarken, varamadım güzel olması için temelini
hazırlayamadım ya “Kapanası gözümü kan bürüyor.” Onları kendi kanında boğmak
istiyorum lakin insan kanı dökülmez biliriz Mevla izin vermez bir yolda
aramayız beklerim sancımla.
ANA KONU BABA KONUSU YOK ŞİMDİYE
KADARDA OLMADI NEDENSE!
Ana konuya gelince gittin ya da ben
gittim ne önemi var aramızda ki ayrılıklara çözüm olacak bir yeminimiz vardı
kaldı o da aramızda gitti, gidenin yarısı sendin yarısı ben.
Bu günlerde şair kardeşimiz sanki
cevap veriyor.
'Bir Vakte 'Dair Sesine kulak verme
zamanı şimdi
Ne yazmalarda gönül, ne konuşmalarda
Deryaya kesintisiz bakma zamanı şimdi
Yüzünün şavkı bütün sularda
Aynalarda ne sır kaldı ne bir zerre
cam
Aynasızlık zamanı şimdi, aynasızlık
Güneş neden batmıyor artık her akşam
Nedir yıldızlardaki bu kararsızlık
Sen yine senden bahset, ben zamanı
değil
Şaşkınlığıma gülümse taa uzaklardan
Eksikliğimi de bağışla, noksanlığımı
da
Sürdür kuşku duymayı tamamlığımdan
Azarını kesme üstümden, kesme yine
Nazarından pay düşür fersiz gözlerime
Sözlerini uçur rüzgâr vaktinde aman
Harflerini gelin gönder sözlerime
Vahdet Nafiz Aksu
ŞİİRDE TEMA VE ŞEMA
Hasret ve vuslat. Şeması az hasret az
aşk az vuslat az gözyaşı hep tırmanışta zikzaklı haliyle yükselişle, pik(en son haliyle yükselişin son bulduğu
nokta an) olma anından sonra düşme anı bekleniliyor şemayla belirtilmek
çizilmek için.
Dağda kırda rasgetirsem bir dere
Gözyaşlarım akıtarak çağlarım.
Yollardaki ufak ufak izlere
Senin sanıp bakar bakar ağlarım.
Dağda kırda seni ararım kapalı yolu
açmanın yoluna bakarım, gözyaşlarımı akıtacağım bir dereye rast gelirsem içine
akıtarak içinde akarak çağlayarak sana geleceğim, dün yollarda kalan izleri
senin izlerin gülüşlerinden bir gülümseme düşmüş bakar bakar çaresizliğimden
varamadığımdan ağlarım. Bizlerde bu günlerde ağlarız ağlatanların edepsizliğinden
koronayı salarak kazanç sağlayan şereften yoksunların çabasıyla, ama bitecek bu
kötü günler gülmeyenler elbet gülecek.
DÜŞÜNCE YAPISI KAPISI
Düşünce yapısı ve kapısı insana çıkan
özelliğiyle, insana kavuşmadan yaşanılan ıstırap gözler önüne serilmektedir.
İnsansız yaşamanın çarpıcı örnekleri hayata anlam mana katan insanın
ışıklarından mahrum kalmanın karanlık yapısı çarpıcı akıcı bir dille
sergilenmiştir. İnsanın insanda kendini görerek eksikliğini görme gerçeği
yansıtma arama macerasını harekete geçirir, eksik olanı bulmaya sevk eder.
Mutluluğun insan için önemi ve bunu
aramanın yolu bazen hayal peşinde birlikte koşmakla, sağlam iradeyle
kazanılacağını açık gönül diliyle vurgulamıştır. İnsan tek başına değil bir
arada olduğu müddetçe iradesiyle hayatı iyi değerlendirdiği analiz ettiği, bu
yoldaki birliktelikle bu ölçüde mutluluğa kavuşur diyerek mutsuzluğu yorumlamıştır.
ŞİİRİ DİLİ
Şiir, mantık hatası olsun yanıldık
hatası peşine kapıldık gittik hatası olsun her şeyi açıkça gözler önüne
sererken bunun sorumlusunun bizler olduğunu gönül diliyle haykırarak söylüyor.
OLAY MAHALİ VE VUKU BULDUĞU AN
Olay mahalinin ne önemi var? Hasret
ayrılık bizim için olağanüstü bir şey olduğunu biliyorsak ne önemi var ki? Önemli
olay eksikliklerle dolu olay anının, eksikliklerini tamamlamak bu yönde
mücadele vermekse bir teferruat olarak kalacaktır.
TEMA VE ŞEMA
Henüz teması ve şeması gülümsetecek
çizgilerle çizilerek teması ve şekli çizilememiştir, hala dik yokuşlu olan tema
ve şeması uzun uğraşlar sonucunda inşallah inişe geçerek düzlüğe çıkaran
çalışmalarla teması ve şaması bizi mutlu edecek şekilde çizilecektir.
KAFİYE ŞEMASI (UYAK DÜZENİ / KAFİYE
ÖRGÜSÜ)
…………… a
|
……………c |
……………e
…………… b |
……………d |
……………f
…………… a
| …………… c
|
……………e
…………… b |
…………… d |
……………f
Çapraz Kafiye (Çapraz Uyak)
Dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri ile ikinci ve dördüncü
dizelerinin kendi aralarında kafiyelenmesine çapraz uyak denir.
……………a
……………b
……………a
……………b
ŞİİR TÜRÜ
Lirik Şiir (Duygusal Şiir)
İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan
duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu şiirlerde “sevgi,
özlem, ayrılık” gibi konular işlenir.
DUYGU YOĞUNLUĞU
Duygu ve sevgi fikrine karşı bu
alanlarda bir mantık hatası mı haleti ruhiye meselemi mi olduğuna karar
veremiyor şair bizim gibi hala araştırmalar hatanın bizden kaynaklandığını
gösterse de, buna doğru giden çekim alanları nedir hala araştırmalar aşamasında
bu yönde gelişmeler olduğu anda bilgi verilecektir.
ŞİİRDE DUYGU VE ANLATIM VE VEZİN
Güneş güler, kuşlar uçar havada,
Uyanırlar nazlı nazlı çiçekler.
Yalnız mısın o karanlık yuvada?
Yok, mu seni bir kayırır, bir bekler?
Gü-neş gül-er, kuş-lar uç-ar ha-va-da,
1 2
3 4 5
6/ 7 8 9 1 0
11
Hece tarzında 6 artı 5 li 11 li
vezinle yazılmıştır. Hecelerin uzun veya kısa, kapalı ya da açık oluşuna
dayanan hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı nazım
ölçüsüne aruz ölçüsü denir.
Türk edebiyatında aruzun kullanıldığı
ilk örnek 11. yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig’tir.
Modern Türk şiirinde Tevfik Fikret,
Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Mehmet Akif aruzu başarıyla kullanmışlardır.
DUYGU ULAMI
Şiirde metnin tümünde ortaya çıkan
duyguyu belirlemeye yararlı olmuştur. Diğer dizelerde ki duygu yoğunluğuna
bakarak ifade edilen duygular bir sözle cümle ile anlatılmakta ve anlaşılmaktadır.
Ulamalar Hasret
-Eksikliği -Endişeleri -Bahar – Kuşku
Şiirde hasret vuslat ile birleşmeyi bekliyor.
İnsan yalnızlığıyla eksikliğini görerek tamamlamasını istiyor. Şiirde hasret
kanayan yaraya dönüşüyor ve vuslatın yolu aranıyor.
ANLAM BÜTÜNLÜĞÜ
Çoğu zaman aradan yüz yılda geçse
kanayan yaraya parmak basan olmayınca şair o günden yazar bu günlerde okuyan
bizler yazarken hala o kanayan yaranın akan kanının durmadığına şahit oluruz. Nedir
hasreti bitirmeyen? Nedir hasrete kapıları açan? Arzularımız benliğimiz
karşımızdakinin duygu ve hislerini bir odaya hapis ederek, benim arzularım
hisleri derken araya hasret ister istemez giriyor. Aslında çok kolay, anlayış
anlayış anlayış duygu ve hislere önem vermek karşımızdaki de bizim gibi insan
diyerek önem vermek tek çare, hala yüz yıl geçmiş aradan şair o günden yazmış
ve hala ayrılıklar sancısıyla devam ediyor.
Devam edelim.
Güneş güler kuşlar uçar havada bir ben
uçarak sana gelemem, baharda uyanır baharın gelişiyle nazlı nazlı çiçekler açar.
Bensiz karanlıkta mısın o karanlık yuvada? Yok, mu bensiz benim gibi insanı
seven bir kul seni kayırmak kollamak için bir insan, benim gibi seni bekleyen halden
dilden anlayan bir bekleyen.
KAFİYE
UYAK
Güneş güler, kuşlar uçar ha vada,
Uyanırlar nazlı nazlı çiçe kler..
Yalnız mısın o karanlık yu vada?
Yok, mu seni bir kayırır, bir be kler?
Dizelerin
sonundaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı
kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye (uyak) denir.
SONUÇ
Hala
hasreti ortadan kaldıracak bir çalışma kaldıraç bulunamamıştır. Hayatın kalan
gününde mutlu anılar biriktiremeyen şairin söz verememesinin sancısını
duyuyoruz. Yeni bir şiirde buluşmak üzere hoşça kalın mutlu şen kalın, selamlarımla.
Mehmet
Aluç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.