O Kadınlar Ve Biz Zavallı Erkekler
Yazılar O Kadınlar Biz Zavallı Erkekler
O KADINLAR VE BİZ ZAVALLI ERKEKLER
Bir batılı yazar der ki:’ bu kadınlar bizi nasıl da burnumuzdan tutup yakalıyor ve peşleri sıra sürüklüyorlar’. İşte o gün bugündür bu sözü düşünür, dururum. Bu sözü ünlü yazara söyleten o günkü toplum ve insan yapısı hiç mi hiç değişmemiş.
Geçmişte kadının ezildiği yıllardır her ortamda, herkes tarafından söylendi durdu. Hala kadınlara yaranmak isteyen bazı sözüm ona erkekler aynı popülist yaklaşım, hatta feminizmin yoğun baskısı altında ikide bir medyada görünüp, erkeklerin kadınları ezdiğinden dem vururlar.
Bazı yöreler için –doğu kentleri ve tarıma dayalı geçim sürdüren yerlerde hala öyledir belki de- ama bugün ülkenin sanayileşmiş toplum yapısı kadınların feminizmin de etkisiyle tüm haklarını ellerine aldıkları gibi, daha da ileri giderek erkekleri köleleştirmeye, hatta efemineleştirmeye doğru gitmişler, bu alanda oldukça da fazla yol kat etmişlerdir.
Özellikle çalışmayan ev kadınların bu alanda alabildiğine hızlı gittiklerini, çalışan kadınları bile geçtiklerini görmekteyiz. Bu kadınların gündelik hayatlarına bir bakalım. Koca çalışır, kazanır evin ihtiyaçlarını çarşıdan pazardan bin bir güçlükle taşırken, kadın öğleye kadar yatmakta, sabahları kocasına bir kahvaltı bile hazırlamaya erinmekte, eğer hazırlıyorsa suratını alabildiğine asmakta, adamı kahvaltı yaptığına, yapacağına bin bir pişman etmektedir. Ayrıca kocasına sabah sabah ettiği dır dır da cabası olmakta, kahvaltıyı adama zehir etmektedir.
Koca gittikten sonra sıcak yatağına gömülmekte- bazısı daha koca gitmeden uyumaya kaldığı yerden devam etmekte- öğleye doğru ancak kalkmakta, televizyonunu açmakta, o kanal senin, bu kanal benim, o dizi senin, bu dizi benim akşamı etmektedir. Bir yandan dizi, bir yandan yemek programları- bir kısmını hiçbir zaman yapmayacağı yemekleri- izlemekte, öbür yandan da mutfakta yemeğini yakmakta yahut ta haşlayarak, tatsız, tuzsuz bir yemek hazırlamakta, akşama yorgun gelene kocaya, "git yemeklerin mutfakta hazır, kur da ye" demekte, kendisi televizyon karşısında akşam dizilerini izlemektedir.
Bir de özel gezilere çıkmakta, bu gün orda, yarın başka yerde gününü gün etmekte, gitmişken ekstra alışverişler yapmakta, oralarda gördüğü şeyler içi kocasına kapris yapmakta, gece olunca da yorgunum deyip kadınlık görevini yapmamak için bin bir mazeret üretmektedir. YA BAŞI AĞIRIR, YA YORGUN OLUR, YA İSTEKSİZ, YA HAVA SOĞUKTUR, YA VAKİT YOKTUR, YA UYKUSU ÇOKTUR. Velhasıl kadın soğuk biri olmuş çıkmıştır. Ya eskiden de öyledir de adamın bin bir rica ve yalvarmalarına karşın zoraki razı olmakta, ertesi gün kocası termal kameralarla izlemeye almakta, bir sonraki ilişkiyi sonraki aybaşı temizliğine aktarmaktadır.
Bir de üstüne kocalarının kendilerine sadık olmalarını beklemekte, lüzumsuz kıskançlık krizlerine girmekte, adamı tehdit etmekte, yapacağı yoksa bile eşeğin aklına karpuz kabuğu kaçırmaktadır.
Adama günlerce iki güzel laf etmemekte, adam ne kadar güzel konuşursa konuşsun hepsini inkâr etmekte, adamın onunla hiç güzel konuşmadığını varsaymakta, öyle iddia etmektedir. Kocasına lanetler yağdırmaktadır.
Eve gelen kocayı güler yüzle karşılamak diye bir şey öğrenmemiştir zaten annesinden. Anne babasının evliliklerinin en bunalımlı olduğu yıllarda büyümüş, annesini asık suratı, babasını ona karşı sürekli hakaretamiz konuşurken müşahede etmiş ve kendi hayatını da tam buna göre kurgulamıştır.
Bitmeyen istekler, tek maaşlı aileden çift maaşlı aile standardını beklemeler, bunun için çalışmayı hemen hiç düşünmeyip, her şeyi çok harcamaya endekslemiş kadın tipi erkeği sadece mutsuz etmeye ayarlanmış bir varlıktır. Hiçbir taşın altına elini koymadan kocaya "hep şunu al, bunu al, şu kadar para ver, bu kadar para ver" demeler adamı yıldırmakta, hayata geldiğine pişman etmekteler...
Ahmet KemalKayıt Tarihi : 10.10.2013
Yazılar O Kadınlar Biz Zavallı Erkekler
O KADINLAR VE BİZ ZAVALLI ERKEKLER
Bir batılı yazar der ki:’ bu kadınlar bizi nasıl da burnumuzdan tutup yakalıyor
ve peşleri sıra sürüklüyorlar’. İşte o gün bugündür bu sözü düşünür, dururum.
Bu sözü ünlü yazara söyleten o günkü toplum ve insan yapısı hiç mi hiç
değişmemiş.
Geçmişte kadının ezildiği yıllardır her ortamda, herkes tarafından söylendi
durdu. Hala kadınlara yaranmak isteyen bazı sözüm ona erkekler aynı popülist
yaklaşım, hatta feminizmin yoğun baskısı altında ikide bir medyada görünüp,
erkeklerin kadınları ezdiğinden dem vururlar. Bazı yöreler için –doğu kentleri
ve tarıma dayalı geçim sürdüren yerlerde hala öyledir belki de- ama bugün
ülkenin sanayileşmiş toplum yapısı kadınların feminizmin de etkisiyle tüm
haklarını ellerine aldıkları gibi, daha da ileri giderek erkekleri
köleleştirmeye, hattaefemineleştirmeye doğru gitmişler, bu alanda oldukça da
fazla yol kat etmişlerdir.
Özellikle çalışmayan ev kadınların bu alanda alabildiğine hızlı gittiklerini
çalışan kadınları bile geçtiklerini görmekteyiz. Bu kadınların gündelik
hayatlarına bir bakalım. Koca çalışır, kazanır evin ihtiyaçlarını çarşıdan
pazardan bin bir güçlükle taşırken, kadın öğleye kadar yatmakta, sabahları
kocasına bir kahvaltı bile hazırlamaya erinmekte, eğer hazırlıyorsa suratını
alabildiğine asmakta, adamı kahvaltı yaptığına, yapacağına bin bir pişman
etmektedir. Ayrıca kocasına sabah sabah ettiği dır dır da cabası olmakta,
kahvaltıyı adama zehir etmektedir.
Koca gittikten sonra sıcak yatağına gömülmekte- bazısı daha koca gitmeden
uyumaya kaldığı yerden devam etmekte- öğleye doğru ancak kalkmakta,
televizyonunu açmakta, o kanal senin, bu kanal benim, o dizi senin bu dizi
benim akşamı etmektedir. Bir yandan dizi bir yandan yemek programları- bir
kısmını hiçbir zaman yapmayacağı yemekleri- izlemekte, öbür yandan da mutfakta
yemeğini yakmakta yahut ta haşlayarak, tatsız, tuzsuz bir yemek hazırlamakta,
akşama yorgun gelene kocaya, git yemeklerin mutfakta hazır kur da ye demekte,
kendisi televizyon karşısında akşam dizilerini izlemektedir.
Bir de özel gezilere çıkmakta, bu gün orda, yarın başka yerde gününü gün
etmekte, gitmişken ekstra alışverişler yapmakta, oralarda gördüğü şeyler içi
kocasına kapris yapmakta, gece olunca da yorgun um deyip kadınlık görevini
yapmamak için bin bir mazeret üretmektedir. YA BAŞI AĞIRIR, YA YORGUN OLUR, YA
İSTEKSİZ, YA HAVA SOĞUKTUR, YA VAKİT YOKTUR, YA UYKUSU ÇOKTUR. Velhasıl kadın
soğuk biri olmuş çıkmıştır. Ya eskiden de öyledir de adamın bin bir rica ve
yalvarmalarına karşın zoraki razı olmakta, ertesi gün kocası termal kameralarla
izlemeye almakta, bir sonraki ilişkiyi sonraki aybaşı temizliğine
aktarmaktadır.
Bir de üstüne kocalarının kendilerine sadık olmalarını beklemekte, lüzumsuz
kıskançlık krizlerine girmekte, adamı tehdit etmekte, yapacağı yoksa bile
eşeğin aklına karpuz kabuğu kaçırmaktadır.
Adama günlerce iki güzel laf etmemekte, adam ne kadar güzel konuşursa konuşsun
hepsini inkâr etmekte, adamın onunla hiç güzel konuşmadığını varsaymakta, öyle
iddia etmektedir. Kocasına lanetler yağdırmaktadır. Eve gelen kocayı güler
yüzle karşılamak diye bir şey öğrenmemiştir zaten annesinden. Anne babasının
evliliklerinin en bunalımlı olduğu yıllarda büyümüş, annesini asık suratı,
babasını ona karşı sürekli hakaretamiz konuşurken müşahede etmiş ve kendi
hayatını da tam buna göre kurgulamıştır. Bitmeyen istekler, tek maaşlı aileden
çift maaşlı aile standardını beklemeler, bunun için çalışmayı hemen hiç
düşünmeyip, her şeyi çok harcamaya endekslemiş kadın tipi erkeği sadece mutsuz
etmeye ayarlanmış bir arlıktır. Hiçbir taşın altına elini koymadan kocaya hep
şunu al bunu al, şu kadar para ver bu kadar para ver demeler adamı yıldırmakta
hayata geldiğine pişman etmeler...
Ahmet Kemal
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.