Gazze'de Yaşanan İnsanlık Dramı
İnsanlık tarihindeki en yıkıcı olaylardan biri olan Gazze’de yaşanan SOYKIRIM, vicdanları sarsan en büyük katliamlardan biridir. Bu yazımda, Gazze’deki son katliamların insanlık için taşıdığı önemi ve bu trajik olayların altında yatan gerçekleri ele alacağım.
Gazze, yüzyıllardır Ortadoğu’daki en hassas bölgelerden biri olmuştur. Gazze ve Kudüs’ün büyük komutan Selahaddin Eyyubi tarafından fethinden beri süre gelen asırlardır şekil değiştirse de altında bir iman küfür çatışmasını barındırmaktadır.
İsrail Devletinin büyük hayali olan arz-ı mev‘ûd; İbrânîce’de “Eretz Israel” (İsrâil diyarı), Ahd-i Atîk’te “Ken‘an diyarı” (Tekvîn, 11/31; 17/18; Çıkış, 6/4), diye zikredilmektedir. İkinci Mâbed döneminden itibaren ise “arz-ı mev‘ûd” diye adlandırılmış olup Ahd-i Cedîd’de de bu isimle geçmektedir (İbrânîler’e Mektup, 11/9).
Sonradan tahrif edilmiş Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. İbrâhim’e yapılan vaadde, “Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar olan bölge” (Tekvîn, 15/8), Hz. Mûsâ ve Yeşu’a yapılan vaadde, “Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak” denilmiştir (Tesniye, 11/24; Yeşu, 1/3). Arz-ı mev‘ûdun sınırları Ahd-i Atîk’te daha ayrıntılı olarak şu şekilde verilmektedir: Güney sınırı: “Tsin çölünden Edom boyunca olacak ve cenup sınırınız şarka doğru Tuz denizinin ucundan olacak ve sınırınız Akrabbim yokuşundan cenuba doğru dolaşacak ve Tsin’e geçecek ve onun uçları Kadeş-Barnea’nın cenubunda olacaklar ve Hatsar-Addar’a çıkacak ve Atsmon’a geçecek ve sınır Atsmon’dan Mısır vadisine kadar dolaşacak ve onun uçları deniz yanında olacaktır” (Sayılar, 34/3-5; Tesniye, 15/2-4).
Arz-ı mev‘ûd ilk önce Hz. İbrâhim’e ve onun zürriyetine vaad edilmiştir (Tekvîn, 13/14-17). “Ve senin gurbet diyarını, bütün Ken‘an diyarını sana ve senden sonra zürriyetine ebedî mülk olarak vereceğim ve onların Allah’ı olacağım” (Tekvîn, 17/8). Ancak Kitâb-ı Mukaddes geleneği daha sonra Hz. İsmâil’i devre dışı bırakarak vaadin Hz. İshak ve onun zürriyetine ait olduğunu belirtmektedir (Tekvîn, 21/12). Arz-ı mev‘ûd Hz. İbrâhim, Hz. İshak, Hz. Ya‘kūb ve Hz. Mûsâ’ya ve onların zürriyetlerine ebedî mülk ve miras olarak verilmiştir (Tekvîn, 17/8; 28/4,13; 48/4; Çıkış, 6/8).
Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere tam bir şeriat ile yönetilen İsrail’de bu bölgeler kutsal kitaplarına göre onlara Allah’ın bir vaadi olarak görülmekte, bu nedenle buralar için yapılan savaşlar, savaşların yapılma şeklinde hiçbir kural tanınmaması, katliamlar ve vahşetler onlar için normal bir durumdur. Günümüze gelindiğinde bu savaş İsrail ile Filistin arasında uzun süredir devam etmekte, tüm dünyanın ve özellikle Müslüman dünyasının gözü önünde cereyan eden bir katliama dönüşmüştür.
Bu insanlık dışı davranışlar tüm dünyadaki insanlar tarafından kınanmakta ve İsrail ve Siyonist Rejim gittikçe dünyada yalnızlaşmaktadır. Belki yüzyıllardır yapılamayan İsrail’in itibarının yerle bir edilmesi, dünyada yalnızlaşması böylece sağlanmış olacaktır.
Ancak görünen bir gerçek daha var ki, o da Filistin halkının vermiş olduğu destansı direniş ve kahramanca mücadeledir. Çocuğundan kadınına, gencinden yaşlısına kadar bu imanlı kutsal direniş diğer İslam ülkelerinin ne kadar acziyet içerisinde olduklarını göstermiştir. Kopuk birbiriyle didişmekten başka bir iş yapamayan İslam ülkelerinin bu durumu içler acısıdır. Bu katliamların durdurulmasında tüm insanlığın elbirliği ile hareket etmesi gerekmektedir. Bizlere düşen görev ise eliyle, diliyle, malıyla bu direnişe destek olmaktadır.
Gazze, yüzyıllardır Ortadoğu’daki en hassas bölgelerden biri olmuştur. Gazze ve Kudüs’ün büyük komutan Selahaddin Eyyubi tarafından fethinden beri süre gelen asırlardır şekil değiştirse de altında bir iman küfür çatışmasını barındırmaktadır.
İsrail Devletinin büyük hayali olan arz-ı mev‘ûd; İbrânîce’de “Eretz Israel” (İsrâil diyarı), Ahd-i Atîk’te “Ken‘an diyarı” (Tekvîn, 11/31; 17/18; Çıkış, 6/4), diye zikredilmektedir. İkinci Mâbed döneminden itibaren ise “arz-ı mev‘ûd” diye adlandırılmış olup Ahd-i Cedîd’de de bu isimle geçmektedir (İbrânîler’e Mektup, 11/9).
Sonradan tahrif edilmiş Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. İbrâhim’e yapılan vaadde, “Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar olan bölge” (Tekvîn, 15/8), Hz. Mûsâ ve Yeşu’a yapılan vaadde, “Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak” denilmiştir (Tesniye, 11/24; Yeşu, 1/3). Arz-ı mev‘ûdun sınırları Ahd-i Atîk’te daha ayrıntılı olarak şu şekilde verilmektedir: Güney sınırı: “Tsin çölünden Edom boyunca olacak ve cenup sınırınız şarka doğru Tuz denizinin ucundan olacak ve sınırınız Akrabbim yokuşundan cenuba doğru dolaşacak ve Tsin’e geçecek ve onun uçları Kadeş-Barnea’nın cenubunda olacaklar ve Hatsar-Addar’a çıkacak ve Atsmon’a geçecek ve sınır Atsmon’dan Mısır vadisine kadar dolaşacak ve onun uçları deniz yanında olacaktır” (Sayılar, 34/3-5; Tesniye, 15/2-4).
Arz-ı mev‘ûd ilk önce Hz. İbrâhim’e ve onun zürriyetine vaad edilmiştir (Tekvîn, 13/14-17). “Ve senin gurbet diyarını, bütün Ken‘an diyarını sana ve senden sonra zürriyetine ebedî mülk olarak vereceğim ve onların Allah’ı olacağım” (Tekvîn, 17/8). Ancak Kitâb-ı Mukaddes geleneği daha sonra Hz. İsmâil’i devre dışı bırakarak vaadin Hz. İshak ve onun zürriyetine ait olduğunu belirtmektedir (Tekvîn, 21/12). Arz-ı mev‘ûd Hz. İbrâhim, Hz. İshak, Hz. Ya‘kūb ve Hz. Mûsâ’ya ve onların zürriyetlerine ebedî mülk ve miras olarak verilmiştir (Tekvîn, 17/8; 28/4,13; 48/4; Çıkış, 6/8).
Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere tam bir şeriat ile yönetilen İsrail’de bu bölgeler kutsal kitaplarına göre onlara Allah’ın bir vaadi olarak görülmekte, bu nedenle buralar için yapılan savaşlar, savaşların yapılma şeklinde hiçbir kural tanınmaması, katliamlar ve vahşetler onlar için normal bir durumdur. Günümüze gelindiğinde bu savaş İsrail ile Filistin arasında uzun süredir devam etmekte, tüm dünyanın ve özellikle Müslüman dünyasının gözü önünde cereyan eden bir katliama dönüşmüştür.
Bu insanlık dışı davranışlar tüm dünyadaki insanlar tarafından kınanmakta ve İsrail ve Siyonist Rejim gittikçe dünyada yalnızlaşmaktadır. Belki yüzyıllardır yapılamayan İsrail’in itibarının yerle bir edilmesi, dünyada yalnızlaşması böylece sağlanmış olacaktır.
Ancak görünen bir gerçek daha var ki, o da Filistin halkının vermiş olduğu destansı direniş ve kahramanca mücadeledir. Çocuğundan kadınına, gencinden yaşlısına kadar bu imanlı kutsal direniş diğer İslam ülkelerinin ne kadar acziyet içerisinde olduklarını göstermiştir. Kopuk birbiriyle didişmekten başka bir iş yapamayan İslam ülkelerinin bu durumu içler acısıdır. Bu katliamların durdurulmasında tüm insanlığın elbirliği ile hareket etmesi gerekmektedir. Bizlere düşen görev ise eliyle, diliyle, malıyla bu direnişe destek olmaktadır.
Gazze'de Yaşanan İnsanlık Dramı başlıklı yazı oktay-guvener tarafından
04.12.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.