Makale / Araştırma

Eklenme Tarihi : 26.03.2025
Güncelleme Tarihi : 26.03.2025
Okunma Sayısı : 151
Yorum Sayısı : 0
Son Yazıları
İslam’ın kaynağı Kur’an-ı Kerim, hayatın her alanında insanlığa rehberlik eden ve en doğru yolu gösteren bir kitaptır. Ancak tarih boyunca, bazı kişiler ve gruplar Kur’an’ın yeterliliğini sorgulamış ve ona ilaveler yapma ihtiyacı duymuştur. Bu yaklaşım, Kur’an’ın açık beyanlarına aykırıdır ve insanları tevhid inancından uzaklaştırma riski taşır. Bu makalede, Kur’an’ın yeterliliği konusunu, ilgili ayetler ve İslam’ın temel prensipleri ışığında ele alacağız. Kur’an, insanlara doğru yolu göstermek için indirilmiştir. İsra Suresi 9. ayette şöyle buyrulur:
> “Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir.”
Bu ayet, Kur’an’ın, bireysel ve toplumsal hayatın her alanında rehberlik etmek için yeterli olduğunu açıkça ifade eder. Kur’an, Allah’ın kelamıdır ve eksiksiz bir mesajdır. Enam Suresi 38. ayet de bunu teyit eder:
> “...Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”
Allah, insanlara doğruyu göstermek ve yanlıştan sakındırmak için her türlü bilgiyi Kur’an’da sunmuştur. Bu ilahi mesaj, insanoğluna düşen görevin aklını kullanarak Kur’an’ı anlamaya çalışmak ve hayatına uygulamak olduğunu göstermektedir. Kur’an’ı anlamak, insanoğlunun aklını ve çabasını gerektirir. Bu süreçte hata yapmak mümkündür; ancak bu hatalar insanı şirke düşürmez. Çünkü Allah, samimiyetle Kur’an’ı anlamaya çalışan kullarını doğruya ileteceğini vaat etmiştir. Bakara Suresi 32. ayette, meleklerin Allah’a şöyle dediği aktarılır:
> “Sen yücesin bize öğrettiğinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz ki sen her şeyi bilensin, her işi hikmetle yapansın dediler.”
Bu ayetten, bilginin asıl kaynağının Allah olduğu ve insanoğlunun sınırlı bilgiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kur’an üzerinde tefekkür eden bir mümin, hatalı bir çıkarım yapsa bile, Allah’a yöneldiği sürece doğru yolu bulacaktır. Burada önemli olan, Allah’a sığınarak ve samimiyetle Kur’an’ı anlamaya çalışmaktır. Bazı kişiler, geleneksel inanışlarını Kur’an’la karşılaştırdığında bu inanışların Kur’an’da yer almadığını fark eder. Ancak, bu durumda yanlış olan Kur’an değil, kişinin geleneksel inanışlarıdır. Bu kişilerin hatası, öğretilerini sorgulamak yerine Kur’an’ın yeterliliğini sorgulamalarından kaynaklanır. Oysa doğru olan, her türlü inanç ve pratiği Kur’an’a göre değerlendirmektir. Kur’an, Allah’ın insanlara sunduğu en büyük nimettir. Onun içeriği Allah’ın kelamı olduğu için eksiksiz ve yeterlidir. İslam’ın esaslarını anlamak ve yaşamak için başka bir kaynağa ihtiyaç yoktur. Bu gerçek, Enam Suresi 38. ayetteki şu ifade ile net bir şekilde ortaya konmuştur:
> “Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”
Kur’an’ın rehberliğini yeterli görmemek, kişiyi şirke düşürür. Zira Allah'ın hükmünde ortaklar edinir. Allah’ın kitabına tabi olmak yerine beşeri otoritelerin görüşlerini dinin merkezine koymak, insanı hak yoldan saptırabilir. Kur’an, hayatın her alanında insanlara yol göstermek için indirilmiştir. Onu anlamaya çalışmak ve uygulamak, müminlerin en temel görevlerindendir. İsra Suresi 9. ayette belirtildiği gibi, Kur’an en doğru yola iletir. Bu yol, tevhid inancını merkezine alan bir yaşam biçimidir. Kur’an, aklımızı kullanarak üzerinde düşünmemizi teşvik eder. Onu anlamak için çaba sarf etmek farz kılınmıştır. Bu süreçte yapılan hatalar, Allah’ın rahmetiyle telafi edilir. Çünkü Allah, samimiyetle doğruyu arayan kullarına yardım edeceğini vaat etmiştir. Kur’an, Allah’ın insanlığa gönderdiği eksiksiz ve yeterli bir rehberdir. Onu anlamaya çalışmak, hayatımızı onun ilkelerine göre şekillendirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Geleneksel inanışlar ve beşeri görüşler, Kur’an’ın yerine konulamaz. İnsanlara düşen, akıllarını kullanarak Kur’an üzerinde tefekkür etmek ve onu rehber edinmektir. Allah, Kur’an’a tabi olanlara rahmet edeceğini ve onları doğru yola ileteceğini vaat etmiştir. Bu nedenle, Kur’an’ı yeterli görenler, her türlü hatalarına rağmen Allah’ın rahmetine mazhar olacaklardır. Kur’an bize yeter; çünkü o, Allah’ın kelamıdır ve insanlığı kurtuluşa ulaştıran tek kaynaktır.
( Kuran Yeter Mi Yetmez Mi başlıklı yazı muhammed-ridvan-kaya tarafından 26.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu