Masalımsı Hikaye
Bir varmış, vardığı yerde yarısı yokmuş. İki varmış bir yokmuş. Üç varmış ama, o da üç olduğunu bilmiyormuş. Üç buçuk atıyormuş. Develer tellal, pireler berber iken, pireler yanında çalışacak çırak bulamıyormuş. Daha öncesinde çıraklık belgesi almak gerekiyormuş... Bir de bitler ile tahtakuruları vardı onları yazmadık diye onlarda bize küsmesinler... Onlarında bu masala giriş izinleri yokmuş Kaf Dağının ardına gitmişler izin almak için izin çıkmamış...
Bir ülkede her şey güllük gülistanlık imiş. Tilkiler yine kurnaz, çocuklar yine yaramaz, kızlar koca aramaz imiş... Kısmet der kaderlerine razı olurlarmış.
Birbaş denen adam ülkenin en tepesinde birçoklarını tepeliyormuş. Bazı zaman dostları ona jandarma diyormuş. Halbuki o çok şişman olduğundan askere bile gitmemiş... Birbaşın ülkesi dünyanın en zenginiymiş. Onun ülkesinde insanları sabah kahvaltısında bile ekmek arası havyar yermiş, yine de doymazlarmış... Ne yapsam ne etsem de halkımı doyursam diye düşünmeye başlamış Birbaş...
Aklına hemen cin fikirler gelmiş Birbaş'ın. ''Benim zenginliğim halkıma yetmiyorsa bende başka başka ülkelerin altını oyar içindekileri de iç ederim sonrada keyfime bakar yan gelir yatarım.'' diye düşünmüş... Hemen ülkesinin gizli teşkilatı CİYAK'ın başkanını yanına çağırmış Ona ''Bana hemen söyle bakalım doğal zenginlikleri olan ülkelerin bu zenginliklerini nasıl ele geçirip onları ciyak ciyak bağırtacağız?'' CİYAK Başkanı daha önceden Birbaş'ın böyle bir soru soracağını bildiğinden bu duruma hazırlıklıymış... Cevap vermiş CİYAK ça ''Sayın Birbaş'ım hatta En Başım başımın üstünde yeriniz var. İlk önce o doğal zenginlikleri olan ülkelerin önemli görevlerde ki kişilerini çok büyük miktarlarda paralarla satın alacağız ve kendimize bağlayacağız, onu başardık mı gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir. Halkımız böylece sabah kahvaltısında, hatta öğle ve akşam yemeklerinde de daha çok havyar yiyebilecektir.''
Başlamışlar diğer ülkelerin kaynaklarını sömürmeye iç etmeye... Baştan kaynakları iç edilen milletler uyanamamışlar çünkü içlerindeki satın alınan adamlar Birbaş'ın, onun ülkesinin insanları çok sevdiğini ve demokrasi yanlısı olduğunu papağan gibi tekrarlıyorlarmış... Böylece gerçekler gizleniyor halka da hiç bir şeyin farkına varamıyormuş. Bir zaman sonra ülkelerin insanlarında homurdanmalar başlamış.
Masalcı da bu masalı nasıl etsem nasıl yapsam da bir neticeye bağlasam diye siyah siyah düşünüyormuş... Dışarılardan başka biriside Masalcıya dönmüş ''Siyah siyah niye düşünüyorsun be aga kara kara düşün hiç olmazsa da düşündüğün bir şeye benzesin.'' demiş. Masalcı tekrar almış sazı eline söylemiş bakalım ne söylemiş...
Masalcı dönmüş dinleyenlere ''Bu bütün dünyayı Ciyak Ciyak bağırtanların peşinden gitmeyi bırakın artık o Birbaşın başında olduğu ülke de gün gelecek dizlerinin üstüne çökecek ve mazlumlarda bunu görecek mutlaka, ha bir de size tavsiyem, masallara da fazla kafayı takmayın, hayatım demir gibi gerçekleri varken.'' demiş... Gökten elma yerine üç tane cam şişede Markalı Meyve Suyu düşmüş, birinin şişesi şeftalili, birinin şişesi kayısılı, birinin şişesi de vişneliymiş. Onlar ermiş muradına biz çıkalım çıkmasına da nereler çıkalım bilemedim...
(
Masalımsı Hikaye başlıklı yazı
AhmetZeytinci tarafından
2.08.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.