İsimsiz Zirvelerde...
Bir akşam vakti,
Yeryüzü sükûnete bürünürken,
Ruhum aşina olduğu yüksekliklere süzülür.
Orada, görünmeyenlerin alemi başlar.
Benim kuşum süzülür enginlerde,
Upak, bembeyaz bir kartal.
O, sessizliğin ve sırrın rehberidir.
Yol üstünde ruhları tanırım,
Kimi isli bir duman gibi nefesimi keser,
Negatifin o bildik ağırlığı.
Kimi de en güzel kokulu suyu serper ruhuma,
Pozitifin arındıran hafifliği.
Ve tırmandıkça o manevi zirveye,
Gördüm o büyük, beyaz nuru,
Varlığımı dolduran o saf ışığı.
Enlil'in bilgeliği, Zeus'un gücü aynı alevde.
Ezelî ve ebedî olanın parıltısı.
Aşağılarda bir yerde duran,
O küçük, kirli beyaz ve kırmızımsı ışığı da bilirim,
Enki'nin fısıltısıdır o.
Lâkin benim yönüm, daima o büyük beyazlıktır.
Görünmeyenler konuşur benimle,
O beyaz kartalın kanat sesleriyle.
Ve ben, bu bedendeki misafir,
Sadece duyduğum o ezgiyi yazarım.
Halil Akkuş
Yazarın
Sonraki Yazısı