Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

İblis İnsanlığın Ezeli Düşmanı Ve Kıyasın Tehlikesi

İnsanlık tarihi, bir imtihan sürecidir. Bu sürecin en büyük vesilelerinden biri, ezelden beri insanoğlunun karşısında duran İblis'tir. İblis'i doğru anlamak, onun tuzaklarından korunmak ve gerçek kurtuluş yolunu bulmak, her Müslüman için hayati önem taşır. Kuran-ı Kerim, İblis'in kimliği, nitelikleri ve insanlığa karşı sürdürdüğü savaş hakkında net bilgiler sunar. Ancak tarih boyunca yabancı kültürlerden sızan yanlış inançlar ve gelenekçi anlayışlar, bu konuda ciddi yanılgılara yol açmıştır.
 İblis'in Gerçek Kimliği: Melek mi, Cin mi?
İblis'in kimliği konusunda en yaygın yanılgılardan biri, onun bir melek olduğu inancıdır. Oysa Kuran-ı Kerim bu konuda açık ve net bir bilgi verir. Kehf Suresi'nin 50. ayeti, İblis'in gerçek mahiyetini ortaya koyar:
"Ve hani meleklere 'Adem'e secde edin' demiştik. Secde ettiler, ancak İblis cinlerdendi. Efendisinin buyruğunun dışına çıktı. Siz onu ve neslini benim dışımda evliya mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir."
Bu ayet, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde İblis'in cinlerden olduğunu beyan eder. Cinler, insanlar gibi irade sahibi varlıklardır. Bu temel özellik onları meleklerden kesin çizgilerle ayırır. Çünkü melekler, Allah'ın emirlerine koşulsuz itaat eden, isyan kabiliyetinden yoksun yaratıklardır. Tahrim Suresi'nin 6. ayeti meleklerin bu özelliğini vurgular:
"Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlardan ve taşlardan olan ateşten koruyun. Onun başında Allah'ın kendilerine buyurduğu şeye karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan sert, güçlü melekler vardır."
Tağlib Sanatı ve Yanlış Anlamanın Kökeni
Peki İblis'in melek olduğu yönündeki yanılgı nereden kaynaklanmaktadır? Kuran'da İblis'in meleklerle birlikte anılması, bazı kimseleri yanıltmıştır. Ancak bu durum, Arap dilindeki tağlib sanatı adı verilen bir ifade özelliğinden kaynaklanır. Tağlib, bir grup içinde çoğunluğu ifade eden bir terim kullanıldığında, azınlığın da bu grup içinde zikredilmiş gibi görünmesini sağlayan klasik bir anlatım biçimidir.
İblis'in meleklerle birlikte anılması, onun melek türünden olduğu anlamına gelmez. Aksine, melekler arasında bulunduğu halde onlardan farklı bir mahiyete sahip olduğunu gösterir. Zaten Allah'ın emrine isyan eden bir varlığın melek olması imkânsızdır, çünkü meleklerin isyan etme yetisi ve iradesi yoktur.
 Yahudi Mitolojisinin Etkisi: Azazel Efsanesi
İblis'in melek olduğu inancının kökeninde, Yahudi mitolojisindeki Azazel figürü yatmaktadır. Tevrat'ın Levililer bölümünde (16:10) geçen Azazel, zamanla Yahudi Kabalası ve Batı ezoterizminde şeytani bir varlık olarak geliştirilmiştir:
"Azazel için kurayla seçilen keçi ise canlı olarak Rab'bin huzuruna çıkarılacak, günahları bağışlatmak için onunla kefaret edilecek ve çöle, Azazel'e gönderilecektir."
Bu metinde Azazel'in bir melek olduğuna dair hiçbir ifade yoktur. Ancak Yahudi mitolojisinde zamanla Azazel'in "düşmüş melek" olduğuna dair hikayeler oluşturulmuştur. Bu inanç, Yahudilikten Hristiyanlığa, oradan da İslam kültürüne sızmıştır. Müslümanlar arasında bu isim "Azazil" şeklinde değişerek, şeytanın melek olduğu yönündeki yanlış algıyı beslemiştir. Oysa Kuran'ın hiçbir ayetinde ne Azazil adı geçer, ne de şeytanın melek olduğuna dair bir işaret vardır. Bu tamamen İsrailiyat kaynaklı bir sapma olup, İslam'ın özüne aykırıdır.
Melek-İblis Teorisinin Çelişkileri
İblis'in melek olduğu kabul edilirse, karşımıza çözülemez çelişkiler çıkar:
1. İrade Sorunu: Melekler irade sahibi değildir; bu nedenle Allah'a itaatsizlik etmeleri ontolojik olarak imkânsızdır. Ancak İblis, Âdem'e secde etmemekle Allah'a açıkça isyan etmiştir.
2. Cin Mahiyeti: Cinler, insanlar gibi irade sahibidir ve Allah'ın emirlerine karşı gelebilirler. Bu durum Kehf Suresi 50. ayet ile tam uyumludur.
3. Tür Değişmezliği: Bir varlık ya melektir ya da cindir. İkisinin birbirine dönüşmesi veya ara bir form alması imkânsızdır. İnsanların melek ya da cin olamayacağı gibi, melekler de cin olamazlar.
 İblis'in Kıyası: Materyalizmin ve Kibrin Doğuşu
İblis'in Allah'a isyanının temelinde yatan sebep, yaptığı yanlış kıyastır. Sâd Suresi'nin 76. ayeti bu tarihi anı şöyle aktarır:
"Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise kilden yarattın."
Bu kıyas, insanlık tarihinin ilk ve en tehlikeli mantık hatasıdır. İblis, toprağı küçümsemiş, ateşi üstün görmüş ve Allah'ın hikmetine karşı kendi sınırlı aklıyla hüküm vermeye kalkışmıştır. Bu tutumda birkaç kritik hata vardır:
Materyalist Bakış Açısının İlk Örneği
İblis, değeri ve üstünlüğü yaratılış maddesine göre belirlemiştir. Oysa gerçek değer, Allah'ın takdirinde ve O'na yakınlıkta yatar. İblis'in mantığı, günümüz materyalizminin habercisidir: Her şeyi maddî ölçütlerle değerlendirmek, ruhî ve manevî boyutu göz ardı etmek. Bu yaklaşım, modern dünyada ırkçılık, sınıf ayrımı ve cinsiyet ayrımcılığı gibi sorunların temelini oluşturmuştur. İnsanlar, Allah'ın belirlediği değerler yerine, kendi koydukları ölçütlerle üstünlük arayışına girmişlerdir: Zenci-beyaz, Türk-Kürt, zengin-fakir, kadın-erkek... Tüm bu ayrımlar, İblis'in ilk kıyasının devamıdır.
Kibir ve Gurur
İblis'in kıyasının ardında yatan gerçek sebep kibirdir. Kendini Âdem'den üstün görmesi, Allah'ın hikmetine itiraz etmesi ve emrine karşı gelmesi, kibrin doğrudan sonucudur. Kibir, insanı Allah'tan uzaklaştıran en tehlikeli hastalıklardan biridir.
Allah'ın Hükmüne İtiraz
İblis, Allah'ın emrini sorgulamış ve kendi mantığını O'nun buyruğunun üstünde tutmuştur. Oysa insan, neyin hayırlı veya üstün olduğunu kendi başına belirleyemez. Bu, yalnızca Allah'a mahsus bir hükümdür.
Gerçek Üstünlük Ölçütü: Takva
Allah, üstünlüğün gerçek ölçütünü Hucurât Suresi'nin 13. ayetinde net bir şekilde açıklamıştır:
"Ey insanlar! Şüphesiz sizi erkek ve kadından yarattık ve sizi birbirinizi tanımanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah yanında en üstün olanınız sizin en takvalınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır."
Bu ayet, tüm insanlığa evrensel bir mesaj içerir:
- İnsanların farklı milletler ve kabileler halinde yaratılması, bir üstünlük vesilesi değil, tanışma ve yardımlaşma fırsatıdır.
- Gerçek üstünlük, takvadadır: Allah'a bilinçli bağlılık ve emirlerine uygun yaşam.
- Maddi, ırksal veya cinsiyet temelli hiçbir ayrım, Allah katında değer ölçütü değildir.
 İblis'in Düşmanlığı ve Stratejisi
İblis, Âdem'i kıskandığı için sadece ona değil, onun soyundan gelen tüm insanlara düşmanlık beslemiştir. Bu düşmanlık öylesine derin ve kalıcıdır ki, kıyamete kadar sürecektir. Kuran, bu düşmanlığı şöyle vurgular:
"Ey iman edenler, sapkının adımlarını izlemeyin." (Nur Suresi 21)
Adım Adım Sapma
İblis'in en etkili stratejisi, insanları adım adım saptırmaktır. Önce küçük günahlarla başlar, sonra büyük günahlara sürükler. Bir anda büyük bir sapma yerine, yavaş ve sinsi bir süreçle insanı Allah'tan koparır.
 Şükürsüzlük ve Kıskançlık
İblis, insanoğluna kendi hastalığını da bulaştırmaya çalışır: Şükürsüzlük ve kıskançlık. İnsan kendisine verilen nimetlere şükretmediğinde, başkalarına özenmeye ve kıyas yapmaya başlar. Bu kıyas, isyana ve sonunda Allah'a karşı gelmeye kadar uzanabilir.
Gelenekçi Anlayış ve İblis'in Oyunu
İblis'in en büyük başarılarından biri, insanları Kuran'dan uzaklaştırmaktır. Çünkü Kuran, onun tüm hilelerini açığa çıkaran ve insana doğru yolu gösteren tek kaynaktır. Tarihin belirli dönemlerinde, gelenekçi anlayışlar İblis'in bu stratejisine hizmet etmiştir.
Kuran'dan Uzaklaştırma Yöntemleri
1. Kuran Okumayı Zorlaştırma:
   - Arapça bilme şartı koyarak halkın büyük kısmını dışlamak
   - Abdestsiz ve âdetliyken dokunma yasağı gibi hükümlerle özellikle kadınları hedef almak
   - Haftalarca Allah'ın mesajından uzak tutmak
2. Hadislerin Öncelenmesi:
   - Hadis kitaplarını Kuran'ın önüne geçirmek
   - Kuran'ın hükümlerini gölgede bırakan rivayetlere öncelik vermek
   - Kuran'la çelişen hadisleri savunmak
3. Ritüellerin Anlamın Önüne Geçmesi:
   - Kıbleye dönme, Arapça telaffuz gibi şekli şartlara takılarak anlama çabasını engellemek
   - Kuran'ın mesajını anlamayı ikinci plana atmak
Bu yaklaşımlar, şu ayette eleştirilen taklitçi anlayışı güçlendirmiştir:
"Onlara 'Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin' dendiği zaman, 'Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter' derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan olsa da mı?" (Mâide Suresi 104)
Düşünmekten Uzaklaştırma
İblis'in en büyük korkusu, düşünen insandır. Kuran, insanları sürekli düşünmeye çağırır:
"Kuran'ı düşünmüyorlar mı. Yoksa kalplerinin üstü kilitli mi?" (Muhammed Suresi 24)
Düşünmek, taklitçiliği ve gelenekçi anlayışı yok eden bir güçtür. Taklitçilik, zihni bir başkasına kiralamak anlamına gelir. Sorgulamadan itaat eden kitleler, İblis'in en büyük hedef kitlesidir.
Kuran: İblis'e Karşı Tek Gerçek Kalkan
Kuran-ı Kerim, insanın İblis'e karşı tek gerçek kalkanıdır. Bu nedenle, onun mesajını anladığımız dilde okumak ve üzerinde düşünmek bir zorunluluktur. Kuran'ı anlamadan okumak, düşmanla mücadelede silahsız kalmak anlamına gelir. İnsan, düşmanını tanımalı, stratejilerini öğrenmeli ve buna karşı hazırlıklı olmalıdır. Bu da ancak Kuran'ı anlama ve yaşamına uygulama çabasıyla mümkün olacaktır.
İblis, ne bir melektir ne de meleklerin hocası. O, cinlerden olup Allah'a isyan ederek lanetlenmiştir. Onun düştüğü hata, kibir ve materyalist düşüncedir. Bu hata, insanlık için ibret dolu bir derstir.
 Temel İlkeler
1. Gerçek Üstünlük Takvadadır: Maddeye, ırka, cinsiyete veya sınıfa dayalı üstünlük iddiaları, İblis'in yanılgısının devamıdır.
2. Kuran'ı Anlamak Zorunludur: İblis'in tuzaklarından korunmanın tek yolu, Kuran'ı anladığımız dilde okumak ve üzerinde düşünmektir.
3. Taklitçilikten Kaçınmak: Ataların yanlış geleneklerini sorgulamadan sürdürmek, İblis'in oyununa gelmektir.
4. Kıyastan Sakınmak: Kendi sınırlı aklımızla Allah'ın hikmetine itiraz etmek, İblis'in ilk hatasını tekrarlamaktır.
5. Şükür ve Tevazu: İblis'in kibir ve şükürsüzlüğüne karşı, insanın Allah'a şükretmesi ve tevazu göstermesi gerekir.
İnsanoğlu, İblis'in düşmanlığını ve tuzaklarını unutmamalı, Allah'a olan bağlılığını sürekli artırmalı, şükretmeli ve doğru yoldan sapmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, en büyük düşman, insanın kendi içindeki zaaflardan kaynaklanan İblis'in vesveseleridir. Üstünlük, yaratılışta değil, Yaratana teslimiyettedir. İnsan, ancak Allah'a yakın olduğu ölçüde değer kazanır. Allah'ın belirlediği bu ölçütleri dikkate almak, bireysel ve toplumsal huzurun temelidir. Gelenekçi anlayışların ve uydurma hadislerin baskısı altındaki toplumlar, Kuran'ı anlamaya yönelirse, İblis'in hileleri etkisiz hale getirilebilir. Bu nedenle, İblis'in yanılgısından ders almalı, Allah'ın belirlediği üstünlük ölçülerine sımsıkı sarılmalıyız.
Allah en doğrusunu bilendir.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

İblis İnsanlığın Ezeli Düşmanı Ve Kıyasın Tehlikesi

muhammed-ridvan-kaya muhammed-ridvan-kaya