Totem grubun izole düzenli aidiyet ilişkisi içinde kadınlık, gruba çocuk veren poligam bir ilişkiydi. Poligam izole yaşama göre, izole yaşamı açıklayan düzen ilişkisiydi. Poligami de kişi mirası taşıyan bir eş kavramı bilinemezdi. Kişi mirası ortaya konamazdı. Ve kişi mirası yoktu. Her şeyi kendi koşulları içinde ilişkilendirmelidir.

Bugünkü köleci düzenli mantık ilişkileri olan eş ve evlilik mantığı ile ilahi ittifaklı sürece bakarsak süreci anlamamız olanaksızdır. Hatta bugünkü mantığa göre süreci karalarız. Bu poligami ilişkisi sürü dönem poligamisi gibi olmayıp, izole bir alanda; izole bir nüfusun geçim şartlarında doğan kaynak dağılım ilişki sınırlamasıdır.  

Natidum kadını lığı meşrulaşan sosyal mana anlayışı içinde olan gruplar, natidum kadın aracılığı ile gruplar arası temas ve ilişkiyi düzenliyorlardı. Bu tensel dokunumla birbirinin ilahi kardeşleri oluyorlardı. 

Tapınak doğumlu çocuklar doğuranın veya hiç kimsenin olmuyordu. Tapınak denen güvenli yere yani tapınağa ait çocuklar oluyordular. Çocuk bir gruba verilip o gruptan herhangi bir kadından süt emmiş olmakla o gruba ait oluyordu. Bu totem yasa gibi oluşan ilahi yasaydı.

İzole grup ilişkilerine göre tapınakta doğan çocuklar yeryüzünün ilk melezleriydi. Melez doğumlar iki gruba ait izole totem kültürün ve izole biyolojinin bileşim, meleziydi. İzole totem kültür ve izole totem biyolojisi etnik oluşun temeliydi. Melezlik etnik oluşa vurulan ilk darbeydi.  

İşte tapınak doğumlu olmakla ortaya çıkan melez çocuklara insan denecekti. Melez olan ve her bir grubun gruplar kültürünün ve izole gruplar biyolojisinin görünüşünde olan bu melez çocuklara, ilah hem cinsimiz olan ittifaklar İNSAN ADINI vereceklerdi. 

Artık ön ittifak içinde grup içi ilişkilerle olacak doğumlar giderek yasak doğumlara dönüşecekti. Tapınak doğumları esas ve meşru olacaktı. Köleci dönemin miras kaygısı nedeniyle köleci mantık evlilik sosyal kurumunu ortaya koyunca bu kes de köleci yapı içinde evlilik dışı ilişkiler yasaklanacaktı.

Ama bir zamanlar ittifakın tapınak doğumları kutsiyeti, totem kardeşler ilişkisini ve köleci evlilik dışı ilişkilerin yasaklandığı dönem içinde dahi eski adetler gizli gizli ve atalar yolu kutsal bir gelenek olarak sürmeye devam edecekti.  

Gizli sürdürülen kutsal tapınak doğumlarına “tapınağın ruhu, tapınağın ışığı, tapınaktan doğum vs. deniyordu. Daha sonra kutsal ve güvenli yer algısı olan tapınaklar köleci sistemle semboller, PANTEON SERGİCİLİĞİN, TEŞHİRİNE DÖNÜŞECEKTİ.

Panteon içine yeni mana anlayışı olan kişisi El ‘in yontu veya ikonları konacaktı. EL iman inancı olan simgeler panteon içine yerleştirilecekti. El iman anlayışı içinde mülk sahibi El kamuya ait malı ve mülkü seçilmiş kişilere veren manaydı. Ele iman ve Ele inanç anlayışı mülk sahibi kişi korumacı lığıydı. Ve mülk sahibi kişi kayırmacı lığıydı. 

El köleci dönemi başlatan mana ve köleci döneme ait kişisi mana anlayışıydı. Malı olmayan kişinin koruyucu Eli yoktu. Mülkü olmayanlar, mülk sahibi kişilerin Eli olan meşruiyeti tasdik edip, iman ediyorlardı. 

Mülkü olmayanlar mülkü olan Avram’ın kişi tanrısını tanıyorlardı. İbrahim ‘in kişi tanrısı El Şaddayı tanımak, İbrahim ‘i (Avram ’ı) tanımaktı. Bu bağlılıkla ahdi ile bir inanç hüviyeti olan milletler (kavimler) oluşuyordu. Musa ile birlikte Ele çok sonraları El ohim ve yine kişi El ‘i olan Yehova denecekti. 

Mülkü olmayan kişiler Yahova’ya teslim oluyorlardı. Yehova’ya sığınarak; geriye doğru Avram’ın (İbrahim’in) El ’inde korunma ve mal mülk talebinde bulunuyorlardı. “ Ben Atam Yakup ’un, İshak ‘ın, İbrahim ‘in tanrısı olan El ‘e inandım” diyorlardı. 

İbrahim’in, İshak ‘ın, Yakup ‘un kişisi EL mana anlayışının simgeleri olan El İLAHLAR yani bugünkü deyimle tanrılar ve put denecek, yontu baal taşları panteona konacaktı. 

Musa ‘nın altın inek tapımı, Mısırdan çıkan yoksul halkın eskinin kişilere mülk veren mülk sahibine bağlılığı belirterek mal umma inancını ile bu saiklerle başkasına ait bir mülk sahibine aitlik geleneğini sürdürme anlayışıydı.  

Tapınak kadınlığı köleci sistemden önce ve o günün koşullarında tarihi bir misyonla tarihi bir görev yapmıştı. Tapınak kadınları eskinin yamyam gruplarını ve şimdiki üreten grupları birbirine temas edilir yapmıştı.  

Tapınak kadınları ilahi grupları birbirine yakınlaştırıp kaynaştıran bir mana harekettir.  Grupları temas edilir kardeş kılıcı bir aidiyet kimliği kazandırmanın görevlendirmesiydi.

İlah ve totem ortaklaştıran mana anlayışıydı. Totem, grup içi ortaklaşmayı simge ediyordu. Totem izole dönem ortaklaştırması olmakla grubunu izole alan içine bağlayan mana anlayışı iken İlah; üreten ilişkileri dış dünyaya açmanın mana anlayışıydı. İlah etnik mantığı yıkan anlayıştı. 

İlah yine bir ortaklaştırma ilişkisi olmakla birlikte üreten grubun iradi mana gücüydü. İlah, ittifak eden grup kişileriydi.  

Bir yasa işlevsel ve inşacı bir kaynak ilişkisi ise o yasa grup için yardımlaşıcı paylaşçılığının hayati önemde olması nedeniyle dokunulmazdır (kutsaldır-mübarektir). 

Natidum kadın ilk aşamada doğurduğu halde çocuğu kendi grubuna çocuk vermeyen kadındı. Natidum kadın uyruğu olduğu totem grup ile üreten karşı grubun toplumsal ittifakları pahasına sosyolojik ve kısmen de dolaylı yoldan toplumsal görev üslenmişti.

Natidum kadınlar ne pahasına bu fedakarlığı üslenmişlerdi? Toplumları pahasına bu fedakar lığa katlanmışlardı. Çünkü totem yasa “kardeşin dışındakine dokunmayacaksın” diyordu. Bu kuralı aşmak için totem anlayışçı kişilikle, yenilikçi ittifakla kendi kendine karşınlık tı. 
( Avram 7-b başlıklı yazı birisi-hickimse tarafından 19.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu