SON
NOKTA
Her zararlı
şey,
Birden de
atılmıyor…
Her şey
sebep ister…
Biri vardı,
yakın çevremizde.
Onun için
zararlı demek hafif bir deyimdi.
Bir gün
sohbetine çağırdı.
Gitmek ve
gitmemek arasında bocaladım.
“Kibirli
olma, sohbete gel” dedi.
Kibir mi?
Bende
olmayan şeydi.
Mecburen
gittim…
Onun için
çok kişi demişti.
Çağıran
cahillerin piri idi.
Hiçbir şey
bilmez çok şey dile getirirdi.
Her konuda
uzmanlığı vardı,
Konunun
adını duyar duymaz,
Konuşur ve
kimse susturamazdı.
Konuya
vakıf olmasa da konuşurdu.
Ben, ben,
ben sevdası vardı.
Karşı
tarafa söz hakkı tanımazdı.
O gün epey
konuştu.
Kelime
haznesindeki kelime elli kadarken,
Elli bin
kelimeye eş tekrarı vardı.
Siyaset
desen…
Kişiye göre
kâh iktidara kâh muhalefete sövüyordu,
Bilim-İlim
desen…
Hiçbir şey
üretmedi deyip,
Türkiye’ye
söz ediyordu.
Sanat
desen…
Tenekeden
gelen sese oynayan biriydi.
Din desen…
Dünden
ulema idi.
Hiçbir şey
bilmiyor ama bilir havasındaydı.
Sözüne
karışanı da azarladı.
Kafayı kuma
gömüp dinlemeli diye düşündüm,
Kumun verdiği
soğukla üşüdüm.
Anladım
mekân ve sahibi çok sıkıcı,
Kum bile
ısınmaktan uzak kalmıştı.
Ezan sesi
beni kurtaracaktı,
Beynim
sevinçle,
Dışarıdan
gelecek sese odaklandı.
Hak yolun
çağrısı ile kurtuldum,
Onun
sohbeti sebebiyle,
Yalancı
dostluğa,
Son noktayı
koydum.
Araştırmacı-Şair-Yazar:
Abdullah Yaşar Erdoğan
Yazarın
Önceki Yazısı