Zamanın Durduğu Ahşap Sığınak
Şehrin o hiç bitmeyen uğultusunu geride bırakıp çam ağaçlarının arasına, kendi sessizliğime çekildim. Şimdi buradayım; sadece benim ve doğanın olduğu o ahşap kulübenin tam kalbinde.
Gökyüzü griye çalan bir hüzne büründüğünde, kapı önüne çıkıp beklemeye başlıyorum. İlk damla toprağa düştüğü an, burnuma o tarifsiz koku çalınıyor. Yağmurun kuru toprakla buluştuğu o ilk saniyede yükselen kokuyu içime çekiyorum; bu, yeryüzünün bana sunduğu en saf parfüm.
Çam iğnelerinin keskin ama taze kokusu yağmurla ağırlaşırken, ruhumdaki tüm yorgunlukların bu ıslak toprakla birlikte akıp gittiğini hissediyorum.
Üşümeye başladığımı fark edince içeri süzülüyorum. Sobanın kapağını aralayıp içine bir iki meşe odunu daha atıyorum.
Duvarlardaki ahşap damarlar, sobanın aralıklarından sızan o turuncu, titrek ışıkla canlanıyor. Lambayı açma gereği duymuyorum; bu kehribar rengi loşluk, zihnimdeki gürültülü düşünceleri sakinleştirmeye yetiyor.
Sobanın üzerindeki çaydanlık, suyun ısınmasıyla birlikte o bildik, huzurlu şarkısına başlıyor. Buharın çıkardığı o ince ıslık, dışarıdaki yağmurun camlara vuran ritmine eşlik ediyor. Bu, dünyanın en samimi düeti.
Elimde sıcak bir bardak, pencerenin kenarına yerleşiyorum. Dışarıda devasa çam ağaçları rüzgarla birlikte sallanırken, ben bu küçük ahşap sığınakta zamanın durduğunu hissediyorum.
Ne yarının telaşı var burada ne de dünün pişmanlıkları. Sadece çayın buharı, odunun çıtırtısı ve tenime vuran o yumuşak sıcaklık...
Üzerimde bordo bir elbise, kumaşın yumuşaklığı ahşap sandalyenin dokusuna karışıyor. Saçlarım belimden aşağı bir çağlayan gibi süzülmüş; gün ışığının vuruşuna göre bazen koyu bir kahve, bazen derin bir siyah, bazen de içinde kızıl kıvılcımlar barındıran kınalı bir renkte... Rengi, tıpkı bu anın hissi gibi belirsiz ve akışkan.
Gözüm yollarda; gelmeyeceğini bildiğim bir misafiri ya da belki de sadece kendimin o yollardan dönüşünü bekler gibi sessizce dışarıyı izliyorum. Rüzgar çam dallarını her eğdiğinde, o uzak patikada bir karaltı arıyor bakışlarım. Beklemek, burada bir yük değil; aksine bu dinginliğin en kıymetli parçası haline geliyor.
Burada, bu kulübenin içinde, dünyanın geri kalanından kopmuş ama kendime hiç olmadığım kadar yaklaşmış durumdayım.
Zamanın Durduğu Ahşap Sığınak başlıklı yazı Vaveyla tarafından
26.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.