Ne mektubun gelir, ne haberin var,
Zamanın çarkında ezildim kaldım.
Gönül bahçesine yağdı donduran kar,
Kendi ateşimde süzüldüm kaldım.

​Hangi mısra çözer bu kördüğümü?
Gözyaşım sakladı her gördüğümü.
Gurbet diye giydim aşkın yününü,
Hasretin ipine dizildim kaldım.

​Sen ki rüyaların en şahı idin,
Gündüzü karartan tek ahı idin.
Gönül sarayımın penahı idin,
Kapında kul diye yazıldım kaldım.

​Adını andıkça sızlar bu yara,
Düşürdün sen beni bitmez firara.
Baktığım aynalar döndü duvara,
Suretsiz bir yolda kazıldım kaldım.

​Zindanlar ferah bu sancı yanında,
Bir zehir dolaşır sanki kanımda.
Ecel nöbet bekler her bir yanımda,
Yaşarken mezara süzüldüm kaldım.

​Hangi söz kâr eder sağıra, köre?
Aşk dediğin sığmaz hiçbir bir yere.
Kader mahkûm etti beni bu şerre,
Hükmün kaleminde bozuldum kaldım.

​Abdullah vefasız, çek elini benden,
Ruhumu kopardın bu yorgun tenden.
Sinsi’ce bir sitem kaldı geriye senden,
Mısra mısra bittim, çözüldüm kaldım...

Abdullah Demirsöz

( Süzüldüm Kaldım.... başlıklı yazı abdullah-demirsoz tarafından 8.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu