Valizle Gelenler Kimlikle Sorgulananlar
1960’larda Anadolu’nun köylerinden bir tren kalktı.
Valizler küçüktü.
Hayaller büyüktü.
İnsanlar Almanya’ya gidiyordu.
Onlara bir isim verildi:
“Misafir işçi.”
Ama o misafirlik hiç bitmedi.
Fabrikalarda gençliklerini bıraktılar.
Soğuk yatakhanelerde yıllar geçirdiler.
Mektuplarla büyüttüler çocuklarını.
Onların dünyası basitti:
Çalışmak.
Para göndermek.
Bir gün geri dönmek.
Ama hayat planları dinlemez.
Birçoğu dönmedi.
Çocukları Almanya’da büyüdü.
1983’te Berlin Kreuzberg’de doğan Ali gibi.
Ali’nin babası Konya’dan gelmiş bir fabrika işçisiydi.
Annesi Almanca bilmeyen bir ev kadını.
Evde Türkiye vardı.
Türkçe konuşulurdu.
TRT kasetleri çalardı.
Bayramlar yaşanırdı.
Annesi sık sık şöyle derdi:
“Oğlum, Türksün.”
Ama kapıyı açıp sokağa çıktığında başka bir gerçek vardı.
Okul Almanca’ydı.
Arkadaşları Alman’dı.
Hayatı Almanya’ydı.
Bir gün öğretmeni Ali’ye sordu:
“Sen nerelisin?”
Ali cevap verdi:
“Ben Almanyalıyım.”
Sınıftan biri güldü.
“Hayır,” dedi.
“Sen Türksün.”
Ali o gün eve gidip babasına sordu:
“Baba, biz neyiz?”
Babası kısa konuştu:
“Oğlum, biz misafir işçiyiz.”
Belki de Almanya’daki Türk göçünün en ağır cümlesi buydu.
Çünkü o “misafirler” yıllarca çalıştı ama çoğu zaman misafir muamelesi gördü.
İkinci kuşak tam bu boşlukta büyüdü.
Türkiye’ye gittiklerinde “Almancı” oldular.
Almanya’da ise çoğu zaman “yabancı”.
Ama hikâye burada bitmedi.
Çünkü o çocuklar büyüdü.
Fabrika işçisinin oğlu doktor oldu.
Göçmenin kızı gazeteci oldu.
Misafir işçinin torunu milletvekili oldu.
Bugün Almanya’nın hastanelerinde, üniversitelerinde, şirketlerinde ve parlamentolarında onların izi var.
1990’larda Almanya’daki Türk gençleri kendi kültürlerini kurdu.
Rap müzik.
Grafiti.
Mahalle dayanışması.
Berlin’de, Köln’de, Frankfurt’ta yeni bir dil doğdu.
Türkçe ile Almanca birbirine karıştı.
Bir cümle bazen şöyle başlıyordu:
“Lan Bruder gel buraya…”
Bugün buna “Kanak Sprak” deniyor.
Ama meselenin özü dil değildi.
Kimlikti.
Almanya’daki Türk göçünün özeti belki de üç cümlede saklıdır:
Birinci kuşak ekmek için yaşadı.
İkinci kuşak kimliğini aradı.
Üçüncü kuşak artık yerini almaya başladı.
Ve yıllar onlara iki şeyi öğretti:
Yaşadıkları ülkede ırkçılığın ne kadar iğrenç olduğunu…
Memleketlerinde ise ayrımcılığın da bir vatanı olmadığını.
Çünkü insan bazen gurbet elde yabancı olur,
bazen de kendi memleketinde.
2.sınıf da iken İlk ezberlediğim necip Fazıl kısakürek " Sakarya Türküsü" Şiiri...
Valizle Gelenler Kimlikle Sorgulananlar başlıklı yazı Rıza Baldede tarafından
09.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.