İnsanlardan kimisi yalnızlıktan yakınır. Halbuki bilmez ki yalnızlık, samimiyetsiz ve vefå ve güveni bulunmayan kimselerle birliktelikten daha hayırlıdır.
Allah'ın kimi zaman vermediğinde de nice nimetler gizlidir. Ömür boyu râzı olup kabuilenilen gurbet ve yalnızlık, her gün yeniden ve yeniden kardeş dediklerinizin ihanetine şahidlik etmekten çok daha kolay bir yaşamdır.
İnsanlarda ne sâdık sevgi, ne samîmî muhabbet, ne insaf ve vefâ, ne de güvenilirlik kalmıştır.
Gördüğü dostluğu düşmanlığa, adanan kardeşliği terke, ilgi ve ihsânı hiyânete tercih edenler ne de çoktur. İncitmesinin hayâli bile bizi incitenler, bizi en çok yaralayanlar olmuştur. Allah subhanehu ve teâlâ'nın bundaki hikmetini düşündüğümde, kuluna olan sevgi ve rahmeti karşısında utanırım. Bu ancak kalplerin, yalnızca Halik'i ve âlemlerin Rabb'ine bağlanması ve kendi isahıyla meşgul olmasıhikmetini düşündüğümde, kuluna olan sevgi
ve rahmeti karşısında utanırım. Bu ancak
kalplerin, yalnızca Hâlik'i ve âlemlerin Rabb'ine
bağlanması ve kendi ıslahıyla meşgul olması
için semâvî bir lütuftur. Çünkü insanlar çoğu
zaman sizi Allah'tan alıkoyarlar. Velev ki o
insanlar salih kimseler olsunlar. Bundan dolayı
Serî es-Sakati rahimahullah şöyle demiştir:
"Sakın sâlihlerin dostluğu, seni Allah'tan alıkoymasın!"Zira sâlih olsalar bile insanlarla çok bir araya gelmek, seni ve kalbini Allah'a tām ve mutlak bir yönelişten alıkoyar. Sâlihler için bu böyleyse, lehv ehli için durum nasıldır?
Dolayısıyla bundaki hikmeti düşündüğünde, bunun Allah'ın kuluna fâni ile meşguliyetten O'na taat ile meşgul olması için bahşettiği büyük bir ikrâm olduğunu görürsün. Abdullah b. Şevzeb'in seleften naklettiği gibi:
"Allah dünyayı hüzün ve yalnızlık ile damgaladı. Ki O'na itaat edenler, huzur ve saadeti yalnızca O'nunla bulsun."