EFSANEVİ AŞK
Ben, Torosların zirvesinde açan,
Güneşe hasret kardelen.
Sen kardeleni bekleyen güneş.
Ben,Akdeniz'de yaşayan bir deniz kızı,
Sen ona yakamoz gönderen şimal yıldızı.
Kekik kokulu rüzgarlar tararken saçlarımı,
Denizini arayan martılar gibi çığlık çığlığa,
Beklerken yedi iklim dört mevsim gelişini,
Bilmez misin ki,
Seni en iyi ben bilir, en güzel ben severim.
Tahir'sen Zühre olurum ,Ferhat'san Şirin
Daha nasıl anlatılır bir sevda,
Sen bana Mecnun'sun ben sana Leyla .
Hasretin sarkacında sallanırken yüreğimiz,
Gün geceye koşarken soluk soluğa,
Yalnız seni alırım rüyalarıma.
İşte o anda,
Uçsuz bucaksız bir aşkın göğsünde,
Kafesinden çıkmak için çırpınırken yüreğim,
Hayatın dar ağacında sallanırken sevdamız,
Ölüp gitmeden sessizce,
Gel de kaldır üstümüzdeki enkazı.
Gel de bitir gönlümüzdeki ayazı.
Zamanın susup durduğu o ince çizgide,
Ne kalem yorulur ne de biter bu hece.
Adımız kazınırsa, bir gün kadim bir taşa,
Yazar bütün şiirler bu efsanevi aşkı.
Destan olup okunur, dilden dile gizlice.
MELAHAT ÇETİNKAYA
(
Efsanevi Aşk başlıklı yazı
Şiir Yürekli tarafından
11.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.