Çanakkale ve Mehmet ve Anzak
ÇANAKKALE ve MEHMET ve ANZAK
Tarihin en büyük savaşlarından birisi..
Kilit savaşlarından birisi.
Düşman o noktayı geçerse artık belki de vatan dedikleri şey tamamen kaybedilecek..
Bıyığı henüz terlememiş, sesi henüz kalınlaşmamış kızanlardan, torun torba sahibi eli silah tutan yaşı geçkincelere kadar topyekun, bir ulusun direnişiydi bu savaş..
Düşman hemen hemen dünya üzerindeki bütün Hristiyan milliyetlerinden ordularla saldırıyordu..
Uzun süre peşinden koşturup da yorgun düşürdüğü, son darbeyle yere yıktığı avını, boğazından yakalayıp da öldürücü dişlerini geçirmeye hazırlanan vahşi bir hayvan gibiydi düşman..
Öylesine şartlarda bir direniş destanı yazıyordu bir ulus işte...
Yüzbinlerce şehit pahasına da olsa, boğazını kaptırmadı vahşetin dişlerine yaralı ceylan..
Tarihin daha önce hiç yazmadığı bir direnişle dur dedi, vatanına musallat olan yabanıl hayat vahşilerine..
Bu topraklarda ben hükümranım dedi bir millet...
Her yaştan yüzbinlerce cana mal olan bu şanlı direniş, zaman içinde unutulmaya yüz tuttu..
Gün geldi o topraklarda dünyaya direnen ulusun evlatları, mezarları yakınlarında mermileri, bombalarıyla can verdikleri
düşmanlarının torunlarının anma törenlerine şahit olmaya başladılar..
Bir başka ülkeyi işgal etmeye gelen düşman askerlerinden, savaşta hayatını kaybedenlerin yakınları,
dedelerinin işgale geldiği topraklarda, yüz binlercesini şehit ettiği ulusun evlatlarından özür dilemeye değil,
kendi kayıplarını anmak için törenler yapmaya geldiler..
Şehit veren ulusun torunları ise, kendi şehitlerinden çok işgalci orduların torunlarına ilgi, sevgi gösterir oldular,
onların törenlerini baş tacı yapar oldular..
Basın kuruluşları işgalci kuvvetleri ve dedelerinin izinden gelen torunlarını bağırlarına basmak için
birbirleriyle yarışır oldular.
İşgalin bir anlamda kültürel boyutta devam etmesi için olabildiğince işbirlikçilik içinde bulundular..
Adına kardeşlik dediler, "Onların kayıpları da insandı " dediler, "Ne var sanki gelip bizim şehit mezarlarımızın
burnu dibinde ayin yapsalar" dediler..
Onlar da askerdi, emir kuluydu, o kadar şehit verdik ama, " Bakalım onların da haklı bir sebepleri vardı belki"
demeye getirdiler yıllarca..
Yüzbinlerin şehit olurken haklı bir sebebi yokmuş gibi sanki..
"Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlar" mıydı gerçekten?
Anadoluyu işgal eden Fransızı İtalyanı ve de elbette Yunan kayıplarını da anmamız mı gerekecekti hakkaniyet
adına? İngiliz Milletler Topluluğu üyesi değiller diye mi onların kayıpları bizim de evlatlarımız olamadılar??
Kendi ulusunun şehidinden çok, işgalci güçlerin kayıplarını yüceltme yarışı sergileniyor yıllardır bir anlamda..
İşte, bir ülkede, milli değerlerinden daha çok, dünyaya egemen olan güçlerin değerlerini parlatma, cilalama,
öne çıkarma girişimlerine, öz değerlerini satır aralarında aşağılamaya , küçük görmeye çalışma girişimlerine
günümüzde kısaca Emperyalizm deniyor..
Unutan , unutturan, küresel güçlerin çıkarları için malzeme üretmeye çalışan, onları hoş göstermeye çalışan
içimizdeki güçlere de kısaca "işbirlikçi" deniyor..
Bu ülke Türkiye...
Bu savaş Çanakkale...
Bu emperyalistler asırlardır aynı zihniyeti güden, hiç bıkmayan, usanmayan Haçlı Zihniyeti
Ve,
Bu işbirlikçiler de basını , medyayı, gündemi elinde tutan hakim güçlerin aymaz kesimi...
Dikkat edin..
Bugünlerde Çanakkale savaşlarının yıldönümü, 25 Nisanda ise mutad olduğu üzere
Anzak ( Australian New Zeland Army corp.) kutlamaları için parlatmalar yine medyadaydı.
Dünya üzerinde başka örneği var mıdır bilemiyorum işgalcilerine bağrını açan ?
Bizim de ülke olarak dünyanın birçok ülkesinde şehitliğimiz var halen. Çoğu zaten bir zamanlar bizim
topraklarımız olan yerlerde. Oralarda bile, yani bir anlamda kendi topraklarımızı yenilip kaybederken
bıraktığımız şehitleri bile bugün gidip anmamız o ülkeler için nasıl mesele olursa, bir de işgal için başka
ülkelerin topraklarını kirletenlerin anmalarına katlanmak?
Yok bu kadarı çok ağır.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.