Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kur'an'ın Işığında Oruç İmsak Vakti Astronomi Ve Bilimin Kesişimi

İslam'ın ibadetlerinden biri olan oruç ibadeti, yüzyıllar boyunca Müslüman toplulukların gündelik ve manevi yaşamının merkezinde yer almıştır. Ancak günümüzde bu ibadetin pratiğe dökülme biçimi, özellikle imsak ve iftar vakitlerinin belirlenmesi meselesi, ciddi tartışmaların odağına girmiştir. Kur'an'ın açık nassına, hadislerin rivayetlerine ve modern astronominin verilerine yakından bakıldığında, bugün yaygın biçimde uygulanan imsak vakitlerinin Kur'an'ın belirlediği ölçütlerden önemli ölçüde saptığı görülmektedir.

Siyamın Dili: Kelimeler Ne Anlatır?

Kur'an'da oruç kavramını ifade etmek için kullanılan Arapça الصِّيَامِ (as-siyâm) kelimesi, صَامَ (sâma) fiilinden türemiştir. Bu fiilin anlamları üç temel eksende kümelenir: yeme içmekten kesilme, genel anlamda bir şeyden kaçınma ve hareketsizlik ya da duraklama. Bu anlam zenginliği, orucun yalnızca bedensel bir perhizden ibaret olmadığını; bilincin, iradenin ve ruhun da bu ibadete dahil olduğunu gösterir.

Kelimenin farklı dillerdeki yolculuğu da son derece aydınlatıcıdır. Farsça "rûze" (روزه) kelimesi İranlılar ve Kürtler tarafından benimsenmiş; Türkler ise "oruç" kelimesini kullanmıştır. "Oruç" sözcüğünün kökeni, Eski Türkçedeki "urmak" (vurmak, darbe indirmek) fiiline dayandırılmakta; zamanla "oruş" biçimini alarak yiyecek ve içecekten uzak durmayı ifade eder hale gelmiştir. Böylece aynı ibadetin üç ayrı dildeki adı, köken itibarıyla farklı imgeler taşısa da aynı özü, yani bilinçli bir vazgeçişi simgelemektedir.

Kimi çevrelerde orucun Kur'an'da açıkça yer almadığı ileri sürülmektedir. Oysa Bakara Suresi 187. ayette "yiyin ve için" buyruğunun ardından "sonra siyamı geceye dek tamamlayın" ifadesinin gelmesi, hem orucun varlığını hem de sınırlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Kur'an'ın Belirlediği Zaman: Beyaz İplik ve Siyah İplik

Bakara Suresi'nin 187. ayeti oruç vaktini şu imgelerle tanımlar:

"Şafağın beyaz ipliği siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar yiyin ve için, sonra siyamı geceye dek tamamlayın."

Bu ifade son derece somut ve gözlemsel bir ölçüt sunmaktadır. "Beyaz iplik" ufukta yatay biçimde yayılmaya başlayan sabah aydınlığını; "siyah iplik" ise henüz egemenliğini sürdüren gece karanlığını simgeler. Ayet, bu iki rengin insan gözüyle birbirinden ayırt edilebildiği anı imsak vakti olarak belirlemektedir. Bu, soyut bir hesaplama değil, bizzat gözlemlenebilir, duyusal bir vakittir. Ayette geçen "geceye dek" ifadesi de iftarın zamanını belirler: Güneşin batışıyla birlikte gece başlar ve oruç sona erer. Dolayısıyla Kur'an'ın oruç vakti, şafağın gözle seçilebildiği andan güneşin ufkun altına çekildiği ana uzanan doğal bir zaman dilimidir.

Fecr-i Kazip ve Fecr-i Sadık: İki Şafak, Bir Hakikat

Arapça "fecr" kelimesi "sabah" anlamına gelir ve klasik İslam astronomi geleneği sabahın iki ayrı evreden oluştuğunu çok erken bir dönemde fark etmiştir.

Fecr-i Kazip, yani "yalancı şafak", gecenin karanlığında ufuktan dikey olarak yükselen sütun biçiminde bir ışık huzmesidir. Yatay yayılım göstermez ve kısa sürede söner. Bu ışık, güneşin ufka yaklaşmasıyla oluşan zodiakal ışığın bir tezahürüdür ve fıkıh geleneğinde imsak için geçerli sayılmaz.

Fecr-i Sadık, yani "gerçek şafak" ise ufukta yatay olarak yayılan, belirgin bir beyazlık ve kızıllık bandı oluşturan aydınlıktır. İşte Kur'an'daki "beyaz ipliğin siyah iplikten ayrılması" bu ana karşılık gelir. Bu eşik, güneş ufkun 9 derece altındayken ortaya çıkar ve insan gözüyle açıkça seçilebilir.

Hadis literatürü bu ayrımı son derece net bir biçimde desteklemektedir. Ebu Davud'un aktardığı rivayette şu ifade yer alır: "Yiyin, için; yukarı tırmanarak yayılan aydınlık sizi etkilemesin; enine yayılan kızıllığı görünceye kadar yiyin, için." Müslim'in rivayetinde ise Nebimiz Muhammed'in şöyle buyurduğu nakledilmektedir: "Bilal'in ezanı ve ufuktaki uzunlamasına beyazlık sizi sahur yemenizde aldatmasın. Beyazlık yayılana kadar yiyin, için." Bu hadisler, imsak vaktinin gözlemle teyit edilebilir, net ve belirgin bir ışık kuşağına dayandığını açıkça ortaya koymaktadır.

Modern Hesaplamaların Açmazı: 18°, 21.5° ve 9°

Günümüzde Türkiye'de kullanılan başlıca takvimler imsak vaktini güneşin ufkun altındaki açısal konumuna göre hesaplamaktadır. Ancak bu hesaplamalar birbirinden ve Kur'an'ın ölçütünden önemli ölçüde ayrışmaktadır.

Fazilet Takvimi, güneşin ufka 21.5 derece uzakta olduğu anı esas alır. Bu vakitte henüz gökyüzünde herhangi bir şafak belirtisi yoktur; göz hiçbir aydınlık kuşağı seçemez. Diyanet İşleri Başkanlığı takvimi ise 18 dereceyi esas almaktadır. Bu hesaplama, geleneksel fıkhi literatürün benimsediği bir eşiğe dayanmakla birlikte, yine de fecr-i sadığın gözlemlenebilir hale gelmesinden önce imsak başlatmaktadır. Üstelik modern dönemde bu hesaplamalara çeşitli "ihtiyat payları" eklenmiş; bu da imsak vaktini fiilen daha da erkene çekmiştir.

Süleymaniye Vakfı ise doğru imsak vaktinin güneşin ufkun 9 derece altında olduğu ana karşılık geldiğini savunmaktadır. Bu eşik, fecr-i sadığın insan gözüyle seçilebildiği astronomik gerçeklikle örtüşmektedir. Vakfın bu tutumu yalnızca teorik değildir; pratik gözlemlerle ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün gün doğumu/batımı verileriyle karşılaştırıldığında Diyanet ve Fazilet takvimlerinin önemli sapmalar içerdiği görülmektedir. Bu bağlamda dikkat çekici bir örnek Sultangazi ilçesidir. Birkaç yıl öncesine kadar Arnavutköy'e bağlı olan bu ilçe, idari ayrılmanın ardından takvimde farklı bir imsak vaktiyle gösterilmeye başlanmış ve aralarında yapay bir bir dakikalık fark oluşmuştur. Bu durum, mevcut hesaplamaların coğrafi gerçeklikten kopuk, idari sınırlara göre şekillenebilen bir yapıya büründüğünü gözler önüne sermektedir.

NASA Verisi ile Ay Takvimi: Astronominin İbadete Katkısı

Nebimiz Muhammed döneminde saatin olmadığı bilinmektedir. Namaz vakitleri ve oruç sınırları, gökyüzünün doğrudan gözlemlenmesiyle belirleniyor; güneşin ve ayın ufuk düzlemindeki konumları pratik bir zaman çizelgesi işlevi görüyordu. Bu gözlemsel gelenek, modern astronominin hassas hesaplama araçlarıyla bugün çok daha güvenilir bir zemine taşınabilir. NASA'nın geliştirdiği ve Skyfield kütüphanesi üzerinden erişilebilen DE440 yıllığı, güneş ve ayın ekliptik boylamlarını yüksek hassasiyetle hesaplamaya imkân tanır. Güneş boylamı (Ls) ile Ay boylamı (Lm) arasındaki fark, ay evresini belirler. Bu fark 0 ile 360 derece arasında değişir ve 0 dereceye yakın olduğunda yeniay, 180 dereceye yaklaştığında dolunay gerçekleşir. Bu tür astronomik araçlar, yalnızca ay evresini belirlemekle kalmaz; güneşin ufka olan açısal uzaklığını anlık olarak hesaplayarak fecr-i sadığın gerçek saatini de tespit edebilir. Dolayısıyla "9 derece" eşiğini esas alan bir hesaplama yöntemi, hem Kur'an'ın gözlemsel ölçütüne hem de modern astronominin kesinliğine dayanmaktadır.

# =========================================================

# 📦 GEREKLİ (ilk çalıştırmada)

# =========================================================

# !pip install skyfield

# =========================================================

# 📚 IMPORT

# =========================================================

import math

from datetime import datetime, timezone, timedelta

from skyfield.api import load

from skyfield.framelib import ecliptic_frame

# =========================================================

# 🌍 TÜRKİYE SAATİ

# =========================================================

TR = timezone(timedelta(hours=3))

# =========================================================

# 🌌 SKYFIELD (NASA)

# =========================================================

ts = load.timescale()

eph = load('de440.bsp')

earth = eph['earth']

sun = eph['sun']

moon = eph['moon']

# =========================================================

# 🌞🌙 GERÇEK BOYLAMLAR (NASA)

# =========================================================

def get_longitudes(dt):

    dt_utc = dt.astimezone(timezone.utc)

    t = ts.from_datetime(dt_utc)

    e = earth.at(t)

    sun_pos = e.observe(sun).apparent().frame_latlon(ecliptic_frame)

    Ls = sun_pos[1].degrees % 360

    moon_pos = e.observe(moon).apparent().frame_latlon(ecliptic_frame)

    Lm = moon_pos[1].degrees % 360

    return Ls, Lm

# =========================================================

# 🌗 AY EVRESİ

# =========================================================

def moon_phase(dt):

    Ls, Lm = get_longitudes(dt)

    phase = (Lm - Ls) % 360

    if phase < 22.5 or phase >= 337.5:

        return "🌑 Yeniay"

    elif phase < 67.5:

        return "🌒 Hilal"

    elif phase < 112.5:

        return "🌓 İlkdördün"

    elif phase < 157.5:

        return "🌔 Şişkin Ay"

    elif phase < 202.5:

        return "🌕 Dolunay"

    elif phase < 247.5:

        return "🌖 Küçülen Ay"

    elif phase < 292.5:

        return "🌗 Sondördün"

    else:

        return "🌘 Son Hilal"

# =========================================================

# 🧪 TEST

# =========================================================

if __name__ == "__main__":

    now = datetime.now(TR)

    Ls, Lm = get_longitudes(now)

    phase = moon_phase(now)

    print(f"Güneş boylamı: {Ls:.6f}°")

    print(f"Ay boylamı: {Lm:.6f}°")

    print(f"Ay evresi: {phase}")

Ramadan'ın Adı ve Kökeni

Ramadan kelimesi Arapça "ramida" fiilinden türemiştir. Bu kök, yanmak, kızarmak ve ateşlenmek anlamları taşır; "ramad" ise yakıcı sıcak demektir. Nebimiz Muhammed döneminde Ramadan orucu, hicri takvimin henüz sistematik biçimde kurulmadığı ilk yıllarda yaz mevsimine yakın bir döneme denk geliyordu; bu nedenle ayın adında yakıcı sıcağa yapılan bu gönderme son derece yerindeydi. Hicri takvimin ay yılına dayanması nedeniyle Ramadan, solar yılla kıyaslandığında her yıl yaklaşık 10-11 gün geri kayar. Bu da Ramadan'ın zaman içinde yılın tüm mevsimlerini dolaşmasına yol açar. Uzun yaz günlerinde tutulan oruç ile kısa kış günlerinde tutulan oruç, beden üzerinde çok farklı etkiler bırakır. Bakara Suresi'nin 185. ayetinde yer alan "Allah sizin için kolaylık ister, sizin için güçlük istemez" ifadesi, bu gerçekliği göz önünde bulundurarak oruçla ilgili kolaylaştırıcı hükümlerin (hastalık ve yolculuk muafiyeti gibi) neden konulduğunu da açıklamaktadır.

Fidye: Kur'an'ın Belirlediği Ölçü

Bakara Suresi 184. ayetinde fidye konusunda net bir açıklama vardır:

>“Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta veya seferde idiyse sayısınca başka günlerde tutar. Ve ona dayananların bir yoksulu doyuracak fidye vermesi gerekir. Kim gönülden hayır yaparsa o kendisi için hayırlıdır. Ve savm etmeniz eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.”

Fidye Miktarının Belirlenmesi

Kur'an, fidyenin miktarını sabit bir rakam olarak belirlememiş, bunun yerine "bir yoksulu doyuracak kadar" olması gerektiğini bildirmiştir. Bu, fidyenin:

1. Dönemin ekonomik şartlarına göre değişebileceğini

2. Bölgesel gıda fiyatlarının dikkate alınması gerektiğini

3. Sadece para değil, doğrudan gıda olarak da verilebileceğini göstermektedir.

Günümüzde mezheplerin geçmişteki içtihatlarına dayanan sabit fidye miktarları, modern ekonomik koşullarda yetersiz kalmaktadır. Örneğin, bir yoksulu gerçekten doyurabilecek bir öğünün maliyeti, geleneksel hesaplamalardan çok daha yüksektir.

Doğru Yaklaşım: Fidye miktarı belirlenirken, yaşanılan bölgedeki güncel gıda fiyatları baz alınmalı ve bir insanın bir günlük beslenme ihtiyacını karşılayabilecek miktar hesaplanmalıdır.

Orucun Bilimsel Faydaları

Modern tıp araştırmaları, Kur'an'ın farz kıldığı oruç ibadetinin bedensel ve ruhsal birçok faydasını ortaya koymuştur:

1. Metabolik Düzenlenme

Oruç, vücutta insülin direncini azaltarak kan şekeri dengesini sağlar ve Tip 2 diyabet riskini düşürür.

2. Otofaji (Hücresel Temizlik)

Nobel ödüllü bilim adamı Yoshinori Ohsumi'nin keşfettiği otofaji süreci, oruç sırasında aktive olur. Bu süreçte vücut, eski ve hasar görmüş hücreleri temizleyerek yenilenmeyi sağlar.

3. Kalp-Damar Sağlığı

Düzenli oruç tutmak kolesterol seviyelerini düşürür, kan basıncını dengeler ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltır.

4. Beyin Fonksiyonları

Oruç, nörotrofik faktörlerin üretimini artırarak beyin fonksiyonlarını geliştirir ve Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.

5. Bağışıklık Sistemi

Oruç sürecinde bağışıklık sistemi hücreleri yenilenir, böylece enfeksiyonlara karşı direnç artar.

6. Psikolojik Fayda

Oruç, zihinsel berraklık, stres yönetimi ve sabır geliştirme açısından önemli katkılar sunar.

Batıl İnançlar ve Hurafeler

1. Şeytanın Oruç Tutması İddiası

Toplumda yaygın olan "şeytan bayram günü oruç tutar, bu yüzden bayramda oruç tutulmaz" inancı tamamen batıldır. 

Teolojik Analiz: Şeytan, Kur'an'da Allah'a isyan eden, kendini üstün gören ve kıyamet gününe kadar insanları saptırmakla görevli bir varlık olarak tanımlanmıştır. Böyle bir varlığın Allah'a kulluk anlamına gelen oruç ibadetini yerine getirmesi mantıken mümkün değildir. Çünkü:

- Oruç, günahların affedilmesi için bir ibadettir

- Eğer şeytan oruç tutarsa, bu onun tevbe etmesi demektir

- Tevbe eden şeytan, insanları saptırmaktan vazgeçer

- Bu ise şeytanın doğasıyla çelişir

2. Ramadan'da Şeytanların Zincire Vurulması

"Ramadan ayında şeytanlar zincire vurulur" iddiası da batıl bir inanca dayanmaktadır. Bu konudaki hadisler uydurma niteliktedir ve Kur'an'la çelişmektedir.

Gerçek: Kur'an'a göre şeytan, kıyamet gününe kadar insanları saptırmak için serbest bırakılmıştır. Ramadan ayında da şeytan görevini sürdürür, ancak Müslümanların artan ibadetleri ve Allah'ın rahmeti sayesinde etkisi azalabilir.

Ramadan ayı, Müslümanlar için bir sınav dönemidir. Şeytan bu dönemde:

- Orucun bozulmasını teşvik eder

- Kötü düşüncelere sevk eder

- İbadetlerin ihmal edilmesini ister

Bu nedenle Müslümanlar, Ramadan'da daha dikkatli olmalı ve şeytanın vesveselerine karşı uyanık kalmalıdır.

3. Bayramda Oruç Tutmanın Haram Olduğu İddiası

Bu iddia, dini temelden yoksun bir hurafedir ve şu yanlış varsayımlara dayanır:

a) Zaman Dilimi Çelişkisi: Günümüzde dünya farklı zaman dilimlerine ayrılmıştır. Türkiye'de bayram sabahı saat 9:53 olduğunda:

- Dünyanın batısında hala bir önceki gün yaşanmaktadır

- Doğudaki bazı bölgeler çoktan bayrama girmiştir

- Eğer bayramda oruç haram olsaydı, aynı anda bir yerde helal, başka yerde haram olurdu

- Bu İslam'ın evrensel prensipleriyle çelişir

b) Kur'an'da Yasak Yok: Kur'an-ı Kerim'de bayram günlerinde oruç tutmanın yasaklandığına dair hiçbir ayet bulunmamaktadır. İsteyen bir mümin, farz oruçlarının kazasını yapmak için bayram günlerinde de oruç tutabilir.

c) Hurafenin Kökeni: Bu inanç, coğrafi ve bilimsel bilgilerin sınırlı olduğu dönemlerde ortaya çıkmıştır. O zamanlar farklı zaman dilimlerinin varlığı bilinmiyordu, bu yüzden böyle mantıksız bir inanış yaygınlaşabilmiştir.

Muharrem Orucu: Yahudilikte Kalan Bir Gelenek

Muharrem orucu, Kur'an'da yer almayan ve Yahudilikte kalan bir gelenektir. 

Tarihsel Köken

Yahudilikte, Nebimiz Musa'nın Firavun'u mağlup ettiği gün olan Aşure günü oruç tutulur. Bu gelenek, İslam toplumlarına "Muharrem orucu" adı altında taşınmıştır.

Kur'an'ın Açık Hükmü

Bakara Suresi 183. ayette oruç ibadetinden bahsedilir:

"Ey iman edenler! Siyam sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı. Umulur ki sakınırsınuz."

Bu ayet, Ramadan ayına mahsus farz orucu ifade etmektedir. Bunun dışında herhangi bir özel gün veya ay için oruçtan bahsedilmez.

Hadislerin Durumu

Muharrem orucuna dair hadisler, Nebimiz Muhammed'in vefatından sonra uydurulmuştur. Tarihsel gerçekler:

- Dört halife döneminde hadisler yasaklanmıştır

- Muaviye döneminde siyasi çıkarlar için hadis uydurmak serbest bırakılmıştır

- Nebimiz Muhammed'in "Benden Kur'an dışında bir şey yazmayın" dediği yine hadislerde geçmektedir (Müslim, Zühd, 72)

Sonuç: Allah sadece Ramadan orucunu farz kılmıştır. 

İslam Birliği: Unutulan Farz

Kur'an, Müslümanların birlik içinde olmalarını açıkça emreder:

"Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın." (Âl-i İmran, 3:103)

Birliğin Önemi

İslam birliği:

- Dini bir farzdır: Allah'ın doğrudan emrettiği bir hükümdür

- Siyasi bir zorunluluktur: Müslüman toplumların güçlenmesi için gereklidir

- Ekonomik bir ihtiyaçtır: Küresel sistemde söz sahibi olabilmek için şarttır

- İnsani bir görevdir: Mazlumların kurtuluşu için elzemdir

Batı dünyası, bir arada hareket ederek siyasi ve ekonomik gücünü kazanmıştır. Müslüman ülkeler de birleştiğinde küresel bir güç haline gelebilirler.

Gelenekçiliğin Tehlikesi

Gelenekçilik: Farzları terk edip sünnetleri ( bidatları) ihya etmektir.

Günümüzde şu çelişki yaşanmaktadır:

- Farz olan İslam birliği göz ardı edilmektedir

- Kur'an'da yeri olmayan Muharrem orucu gibi uygulamalar ön plana çıkarılmaktadır

- Mezhep ayrılıkları körüklenmektedir

- Bireysel menfaatler toplumsal çıkarların önüne geçmektedir

Kur'an bu konuda uyarıda bulunur:

> “Fitne kalmayıncaya ve din Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer sonlandırırlarsa artık zalimlerden başkasına düşmanlık olmaz. ” (Bakara, 2:193)

Bu ayet, Müslümanların zulmü ortadan kaldırmak ve hakkı hâkim kılmak için birlik olmalarını emreder.

Kur'an: Tek Kaynak, Yeterli Rehber

Nahl Suresi 44. ayette Allah şöyle buyurur:

> “Açık delillerle ve kitaplarla... Ve sana insanlara kendilerine indirileni açıklaman için Zikr'i indirdik. Belki onlar düşünürler.” 

Bu ayet açıkça göstermektedir ki:

- Kur'an, Müslümanlar için yol göstericidir

- Başka kaynakların dine eklenmesine gerek yoktur

- İbadetlerin şekli ve esasları Kur'an'da yeterince açıklanmıştır

Din Sadece İslam'dır

"Şüphesiz Allah katında din teslim olmaktır." (Âl-i İmran, 3:19)

Allah katında kabul edilen tek din İslam'dır ve İslam'ın kaynağı Kur'an'dır. Kültürel gelenekler, mezhep içtihatları veya uydurma hadisler dinin yerine geçemez.

Oruç ibadeti, İslam'ın rükünlerinden biri olarak doğru şekilde anlaşılmalı ve uygulanmalıdır. Bu bağlamda:

Vakit Hesaplamaları Konusunda:

1. Kur'an'ın tarifine uyulmalıdır: Fecr-i sadık, gözle görülebilir beyaz-siyah iplik ayrımının ortaya çıktığı andır

2. Astronomik gerçekler dikkate alınmalıdır: 9° hesaplaması Kur'an'ın tariflediği vakitle uyumludur

3. Süleymaniye Vakfı gibi kurumların çalışmaları değerlendirilmelidir

4. İhtiyat payı adı altında aşırı erken imsak vakitleri belirlenmemelidir

Fidye Konusunda:

1. Güncel ekonomik şartlar göz önünde bulundurulmalıdır

2. Bir yoksulu gerçekten doyurabilecek miktar hesaplanmalıdır

3. Sabit rakamlar yerine esnek bir yaklaşım benimsenmelidir

Batıl İnançlar Konusunda:

1. Şeytanın oruç tutması gibi hurafeler reddedilmelidir

2. Bayramda oruç tutmanın yasak olduğu iddiası terk edilmelidir

3. Ramadan'da şeytanların zincire vurulduğu inancından vazgeçilmelidir

4. Muharrem orucu gibi Kur'an'da yeri olmayan uygulamalar farz gibi sunulmamalıdır. 

Genel Prensipler:

1. Kur'an tek kaynaktır: İbadetlerin şekli ve zamanı Kur'an'da açıklanmıştır

2. Birlik farzdır: İslam birliği unutulmuş bir farz olarak yeniden canlandırılmalıdır

3. Akıl ve bilim dikkate alınmalıdır: Modern astronomi ve tıp, dini gerçekleri desteklemektedir

4. Gelenekçilik terk edilmelidir: Farzlar öncelikli, bidatlar reddedilmelidir

Müslümanlar olarak sorumluluğumuz, Allah'ın Kur'an'da belirlediği esaslara uymak, akıl ve bilimle desteklenen bir din anlayışı geliştirmek ve İslam birliğini sağlamak için çalışmaktır. Oruç ibadetini de bu bilinçle, Kur'an'ın tarif ettiği şekilde yerine getirmeliyiz.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kur'an'ın Işığında Oruç İmsak Vakti Astronomi Ve Bilimin Kesişimi

muhammed-ridvan-kaya muhammed-ridvan-kaya