Artvin Fıkralarından Bir Demet
Artvin
Fıkralarından Bir Demet:
97-HATIRLATMA
Olanakları
kısıtlı köylü; dişinden tırnağından artırarak oğlunu İstanbul'a okumaya
gönderir. Bir yıl sonra köyüne dönen genç, burnundan kıl aldırmaz tavırları
içindedir, ailesini beğenmez, küçümser. Bir gün harmandaki tırmığı göstererek:
-Baba, bunun
adı nedir, ne işe yarar? Diye sorar. Oğluna bir ders vermenin tam zamanı
olduğunu düşünen baba:
-Dişlarına
basarsan sana adıni da soylar, na işa yaraduğuni da haturlatur, der.
Delikanlı,
tırmığın dişlerine basınca, sapı hızla alnına çarpar. Bizimki acıyla bağırır:
-Vay anasını
sattığımın tırmığı!...
98-KAZMANIN
SAPI
İki dilenci
arkadaş, köylerden birine dilenmeye, öteberi toplamaya giderler. Bir evin
önünden geçerken yolun kenarında duran bir kazma görürler. Dilencilerden biri,
evin yakınına gidip kimsenin görmediğinden emin olduktan sonra arkadaşına
seslenir. Ancak, doğrudan “Kazmayı al"da diyemez. İşi laf kalabalığına
getirmek isteyerek şöyle der:
Ey hak,
Kazmaya bak,
Sapını çıkar,
Torbaya bırak.
Bu sözleri
duyan ev sahibi kapıya çıkar, dilenciyi, kazmayı Torbaya koyarken yakalar. O da
şöyle karşılık verir:
Allah, Allah
azmayi,
Çoh sevarsız
gezmayi,
Başız, gozuz;
yarana çah(1)
Yerına koyun
kazmayı
1-Başını,gözünü;yarana
kadar..
, eşidiyers
99-“ON” DA
NADUR?
Okullar tatil
olmuş, karneler verilmiş. Bizim hemşerilerimiz oğlunun karnesini görmek
istemiş. Oğlan hoplaya zıplıya karnesini babasına vermiş. Çocuğun annesi
kocasına; ''Herif, sesli oği hala, ben da eşidem”, der.
Baba karneyi
almış on dört numara lambanın altındaki sekiye yerleşmiş.
Karneye epey
bir zaman bakmış. Sonra gördüklerini ağır, ağır karısına okumaya başlamış:
''Türkçe:
Gagoy bilmaz,
Matematik:
Oldum da bir kerat cetvelini ezberlayamadım.
Müzik:
Dersinki kodik bağuriyer,
Resim: Çizuği
bila atamiyer,
Beden eğitimi:
Kopit,
Temuzluğ: Eh,
boyuklarına saygi kuçuklarına sevgi pekey,..
Kadın
kocasının okuduklarını dinledikten sonra büyük bir hayal kırıklığıyla isyanı
basmış: ''Allaınse, beden eğitimi zayıf na demağtur? İki tane topi atamiyer
mi?, der.Hırsını indirememiş devam etmiş; hani diyerdın ki oğratman olacam
Ola!.. Bu kafaynan mi olacan?''
Aradan biraz
zaman geçmiş. Ama karnedeki notlar kadının aklına geldikçe, sinirinden yerinde
duramaz. Bu sefer oğluna beddua etmeye başlamış: Vuy toprağ sanın başşan, sani
doğuranın da toprağ başına? O kadar segirt ki danaların peşina, canan
yetsin”,demiş. Hemşerimiz karısını kandırmanın keyfiyle kıs, kıs gülerken
arkada ki çocuk daha fazla dayanamamış:
- Ana!.. Babay
şakadan soyliyer, derslarımın hepisi on.
Anne biraz
yumuşar, ama böyle bir hayal kırıklığından kurtulmak o kadarda kolay olmaz.
-On da nadur
Oğulcan, der. Sonra sitemli, sitemli devam eder:
- Eyicanan
çaluşup da, naya yigirmi alamiyerim!.. der.
100-EVLİ
MİSİN?
Mahkemede;
hâkim ile Temel arasında şöyle bir konuşma geçer:
-Temel, Sen
evli misin?
-Evet, hâkim
begum.
-Kiminle
evlisin?
-Bizum
kariylan!..
Hâkim
sinirlenmiş:
-E,herhalde,
sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
-Duydum tabi,
nasil duymadum?
-Kimmiş
-Bizum kari.
Artvin
Fıkraları-2010 Fevzi DurmuşFormun Üstü
Formun Altı
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.