Kitabın Satıştan Sonraki Hayatı Kütüphane Görünürlüğü Üzerine
Bir kitabın yolculuğu çoğu zaman satışla ölçülür.
Kaç adet satıldı?
Hangi kitapçılarda var?
Okur yorumları geldi mi?
Sosyal medyada konuşuldu mu?
Bunlar elbette önemlidir. Fakat bir kitabın hayatı yalnızca satıştan ibaret değildir. Bazı kitaplar, satış raflarının ötesine geçerek kütüphane raflarında, katalog kayıtlarında, üniversite sistemlerinde ve akademik dolaşım alanlarında başka bir hayat kurar.
Bu hayat daha sessizdir. Daha yavaş ilerler. Hemen gelir getirmez. Fakat bir kitabın kalıcılığı açısından büyük anlam taşıyabilir.
Kütüphane süreci satış değildir
Kütüphaneler kitaplara kitapçı gibi bakmaz. Bir kitabı yalnızca ticari ürün olarak değil, koleksiyonlarına uygun olup olmadığı açısından değerlendirir.
Bu nedenle bir kitabın kütüphaneye sunulması, otomatik olarak kabul edileceği veya kataloglanacağı anlamına gelmez. Her kütüphane kendi koleksiyon politikasına, okur kitlesine, akademik yapısına, dil ve konu önceliklerine göre karar verir.
Yurt içinde bazı kurumlara kitap elden teslim edilebilir. Bazılarına kargoyla gönderim yapılır. Ancak kitabın bir kütüphaneye ulaşması, onun kesin olarak kataloglanacağı anlamına gelmez. Kitabı ulaştırmak ilk adımdır; kataloglanması kütüphanenin değerlendirmesine bağlıdır.
Bu yüzden bu süreçte en önemli şey gerçekçi beklentidir.
Kütüphane süreci sabır ister. Yazışma ister. Takip ister. Bazen form doldurmak gerekir. Bazen kargo süreci yürütülür. Bazen aylarca katalog beklenir. Bazen de kurum, kitabı koleksiyon politikasına uygun bulmayabilir.
Fakat olumlu sonuçlandığında ortaya çıkan değer farklıdır: Kitap yalnızca satışta olan bir ürün olmaktan çıkar, bir koleksiyon nesnesine dönüşür.
“Bağış” kelimesinin ötesinde
Kütüphane süreçlerinde teknik olarak “bağış” ifadesi kullanılabilir. Fakat bu kelime bazen yazarlar tarafından yanlış anlaşılır. Sanki kitabın emeği değersizleşiyormuş ya da ticari karşılığı yok sayılıyormuş gibi algılanabilir.
Oysa burada asıl mesele kitabı ücretsiz vermek değildir. Asıl mesele, yayımlanmış bir eserin kütüphane koleksiyon değerlendirmesine sunulmasıdır.
Bir kitap kütüphane sistemine girdiğinde öğrenciler, araştırmacılar, okurlar ve katalog taraması yapan kişiler için erişilebilir hâle gelebilir. Bu, satıştan farklı bir görünürlük türüdür.
Satış bugünü anlatır.
Kütüphane kaydı ise bazen geleceğe bırakılan bir izdir.
Basılı kitap ve dijital kitap farklı yollardır
Bugün yazarlar için iki ayrı yol vardır: basılı kitap süreci ve dijital kitap süreci.
Basılı kitap sürecinde fiziksel nüsha, kargo, adres, teslim, form ve katalog takibi önemlidir. Kütüphane uygun görürse kitap koleksiyon değerlendirmesine alınabilir.
Dijital süreç ise daha teknik bir alandır. EPUB dosyası, metadata bilgileri, dijital platformlar, fiyatlandırma, dağıtım kanalları, vergi ve banka bilgileri gibi birçok konu devreye girer. OverDrive gibi kütüphane odaklı dijital sistemlere ulaşmak ise ayrıca teknik ve karmaşık bir süreçtir.
Bu nedenle her yazarın aynı yolu izlemesi gerekmez. Bazı yazarlar yalnızca basılı kitapla kütüphane sürecine girmek isteyebilir. Bazıları dijital dağıtım tarafını da düşünebilir. Bazıları ise her iki yolu birlikte yürütür.
Önemli olan, bu yolların birbirinden farklı olduğunu bilmek ve hangi sürece girildiğini baştan doğru anlamaktır.
Kütüphane görünürlüğü kalite belgesi midir?
Bir kitabın kütüphaneye girmesi doğrudan “bu kitap edebî olarak üstündür” anlamına gelmez. Kütüphaneler edebiyat ödülü jürisi değildir.
Fakat kütüphane görünürlüğü yine de önemli bir eşiği gösterir.
Çünkü kitap bir kurum tarafından değerlendirilmiş, koleksiyon yapısı içinde anlamlı bulunmuş ya da erişim alanına alınmıştır. Bu doğrudan bir kalite belgesi değildir; ama bir güvenilirlik, kalıcılık ve kurumsal görünürlük işareti sayılabilir.
Özellikle bağımsız yazarlar için bu önemlidir. Çünkü bağımsız yazarın en büyük sorunlarından biri yalnızca satmak değil, ciddiye alınmaktır. Kütüphane süreci, kitabı yalnızca kişisel bir yayın olmaktan çıkarıp daha geniş bir okur ve kurum alanına taşıyabilir.
Şans ve Dans örneği
Bu süreci kendi romanım Şans ve Dans üzerinden de deneyimledim.
Türkçe yazılmış bağımsız bir roman olarak başlayan bu yolculuk, zamanla yalnızca dijital dolaşımla sınırlı kalmadı. Basılı kitap olarak da kütüphane, koleksiyon, erişim ve akademik görünürlük süreçlerinin içine girdi.
Yayımlanmasından sonraki ilk 10 ay içinde Şans ve Dans, 4 kıta, 16 ülke ve 82 kurum/kayıt/görünürlük unsuruna ulaşan bir kütüphane haritası oluşturdu.
Bu tablo benim için yalnızca sayılardan ibaret değil. Çünkü burada asıl mesele, kitabın nerede satıldığından çok, nerelerde kalabileceği sorusudur.
Bir kitabın Library of Congress, Princeton University Library, The British Library, Cornell University Library, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, Atılım Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, University of Warsaw gibi kurumların katalog, koleksiyon veya değerlendirme süreçlerine temas etmesi; satıştan farklı bir anlam taşır.
Bu, bağımsız bir Türkçe romanın kendi dilinde, kendi kimliğiyle kütüphane dünyasında yer arama çabasıdır.
Yazarlar için başka bir bakış
Her yazarın amacı aynı değildir. Bazı yazarlar için öncelik satış ve okur geri dönüşüdür. Bu doğal ve değerlidir.
Fakat bazı yazarlar için kitabın uzun vadeli dolaşımı, kataloglarda görünmesi, kütüphane sistemlerine girmesi ve öğrencilerle buluşması da önemlidir.
Kütüphane süreci ticari aklın hemen anlayacağı bir alan olmayabilir. Çünkü kısa vadede gelir vaat etmez. Hatta çoğu zaman kitap ve kargo masrafı yazara ait olur. Bu nedenle sadece satış odaklı bakan biri için cazip görünmeyebilir.
Ama edebiyat yalnızca bugünün satışından ibaret değildir.
Bazen kitabın asıl değeri, bir okurun onu yıllar sonra bir katalogda bulabilmesidir. Bazen bir öğrencinin raflarda karşılaşmasıdır. Bazen bir araştırmacının tarama yaparken esere ulaşmasıdır. Bazen de bir dilin, bir romanın, bir yazarın kurumsal hafızada küçük de olsa yer açmasıdır.
Sonuç
Kütüphane görünürlüğü her yazar için zorunlu bir yol değildir. Ama uzun vadeli düşünen yazar için önemli bir imkândır.
Bu süreç sabır, takip, doğru yazışma, kargo planlaması, teknik hazırlık ve gerçekçi beklenti ister. Kesin kabul ya da katalog garantisi yoktur. Fakat doğru yürütüldüğünde kitabın satıştan sonraki hayatını güçlendirebilir.
Çünkü bir kitabın kaderi yalnızca satıldığı günle sınırlı değildir.
Bazen asıl mesele şudur:
Kitap bugün satıldı mı?
Yoksa yarına kalacak bir iz bırakabildi mi?
Satış bugünü gösterir.
Kütüphane kaydı ise geleceğe bırakılan küçük ama inatçı bir izdir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.