Servet Ve Huzur
Tabela atölyesinin önünde, merdiven basamaklarına çökmüş, kara kara düşünüyordum. Ev kira, dükkan kira... Vergiler, faturalar, iki çocuk okutmanın telaşı... Yetişmek zordu ama yine de "Sağlık olsun, huzurumuz yerinde ya" diyerek şükrediyordum.
Tam o sırada Salim Bey geldi. Maddi durumu çok iyi, varlıklı bir adamdı; arada dükkana uğrar, tabela yazıları yazdırırdı. Dalmışım, geldiğini geç fark ettim. Şakayla karışık, "Hayırdır, gemilerin mi battı?" diye sordu. Biraz sıkışık olduğumu söyleyince durdu ve gözlerimin içine baktı:
— "Evinde mutlu musun? Çocukların var mı?" dedi. — "Evet, çok mutluyum, iki evladım var," dedim.
Hiç unutamadığım o cümleyi fısıldadı o an: — "Gel, sen bana mutluluğunu ver; ben de sana bütün servetimi vereyim..."
Şaka yada gerçek ne farkeder
Şaşırmıştım, garipsemiştim.
Onun iç dünyasında neler yaşadığını, o servetin arkasında hangi bedelleri ödediğini asla tam olarak bilemezdim.
Yapma Salim Abi," dedim, geçiştirdim.
Seneler acımasızca, bir göz kırpması gibi geçti.
Hiçbir şey anlamadan ihtiyar oldum. Çocuklar büyüdü, yuva kurdu, ömürlerinin yarısını devirdi.
Tüm dostlar, tanıdıklar tasını tarağını toplayıp ya köylerine ya da sakin kasabalara yerleştiler.
Ben ise hala doğduğum o topraklara senede on gün bile gidemeden, bu şehrin köhne sokaklarını arşınlayıp duruyorum.
Artık ben şehirde yaşamıyorum; sanki şehir benim içimde büyümüş, beni resmen kendi içimde boğuyor.
Hala bir gün köyüme temelli gidebilmek için bir araba hayali kuruyorum.
Şimdi bu sokaklarda yürürken, o günü hatırlayıp bazen kendi kendime soruyorum:
Nasip boynumuzu bükmüş, yaşlılık kapıya dayanmışken...
Acaba o gün Salim Bey’e, eğer adı huzursa, o mutluluğu verip servetini alsa mıydım?
Yoksa her şeye rağmen, bir köy hayaliyle de olsa, yaşanmaya değer tek şey o huzur muydu?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.